Yargıtay · 10. Ceza Dairesi

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2025/4060 E. 2026/10123 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Ceza Dairesi
Esas No
2025/4060
Karar No
2026/10123
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/797 E., 2018/1004 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Ankara 35. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezasının, aynı Kanun'un 51. maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin tarihinde 11.09.2018 usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 20.05.2025 tarihli ve 2024/22879 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.06.2025 tarihli ve KYB - 2025/66161 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.06.2025 tarihli ve KYB - 2025/66161 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 23/12/2019 tarihli ve 2019/5427 esas, 2019/8638 karar sayılı ve aynı Dairenin 05/10/2020 tarihli ve 2020/3684 esas, 2020/4900 karar sayılı ilâmlarında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun celse esnasında veya kalemde tebligat başlıklı 36. maddesi; “Celse esnasında veya kalemde, soruşturmaya, davaya ya da takibe ait evrakın, taraflara, ilgili üçüncü kişilere, katılana veya vekillerine tutanağa geçirilmek suretiyle veya imza karşılığında, tebliğ konusu belirtilerek tevdii, tebliğ hükmündedir. Bu durumda ayrıca tebliğ mazbatası düzenlenmesi gerekmez ve masraf da alınmaz.” şeklindeki düzenleme ile anılan Kanunu'nun 10. maddesine göre "tebligatın, öncelikle muhatabın beyan ettiği, en son adrese yapılması, bu adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilip, bu adrese tebligatın yapılması gerektiği,.."şeklindeki düzenlemeler birlikte nazara alındığında, Somut olayda sanık hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 26/10/2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 1 yıl süre denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararın tebliğinin, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı üzerine "Kararı elden tebliğ aldım. Karara itiraz etmeyeceğim. 07-12-2015-İmza" şeklindeki yazı ile tebliğ edildiği, 7201 sayılı Kanun'un 36. maddesi uyarınca, kalemde tebliğ edilen evrak üzerine imza karşılığı ve tebliğ konusu da belirtilerek tevdii edilmesi gerekirken, tebliğ hususunda herhangi bir açıklama belirtilmeden ve denetime de elverişli olacak şekilde herhangi bir yazı yazılmadan ad soyad imza tarih şeklindeki yazı içeriğinin tebliğ olarak kabul edilmesi halinde yapılan tebliğin usulsüz olduğu, sanığa usulüne uygun olarak tebliğ edilmemiş olması nedeniyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın kesinleşmediği cihetle, kovuşturma şartı bulunmadığından kamu davasının durmasına karar verilmesi yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 27.08.2015 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 26.10.2015 tarihli ve 2015/148326 Soruşturma, 2015/4191 Karar sayılı kararı ile; 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun’un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik ve tedavi tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın şüpheliye 07.12.2015 tarihinde savcılıkta "kararı elden tebliğ aldım, karara itiraz etmeyeceğim" şeklinde elyazısı ile tarih ve isim yazmak suretiyle elden tebliğ edildiği, tedbirin infazı için 07.12.2015 tarihinde Ankara Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, B. Şüphelinin, yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 01.02.2017 tarihli ve 2015/148326 Soruşturma, 2017/3261 Esas, 2017/2766 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, C. Yapılan yargılama sonucunda, Ankara 35. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 08.05.2018 tarihli ve 2017/797 Esas, 2018/1004 Karar sayılı kararı ile sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezasının aynı Kanun'un 51. maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. D. 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun celse esnasında veya kalemde tebligat başlıklı 36. maddesi; "Celse esnasında veya kalemde, soruşturmaya, davaya ya da takibe ait evrakın, taraflara, ilgili üçüncü kişilere, katılana veya vekillerine tutanağa geçirilmek suretiyle veya imza karşılığında, tebliğ konusu belirtilerek tevdii, tebliğ hükmündedir. Bu durumda ayrıca tebliğ mazbatası düzenlenmesi gerekmez ve masraf da alınmaz." şeklindeki düzenleme dikkate alındığında,

Somut olayda sanık hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 26.10.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararın tebliğinin, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı üzerine "Kararı elden tebliğ aldım. Karara itiraz etmeyeceğim. 07-12-2015- İsim- İmza" şeklindeki yazı ile tebliğ edildiği, 7201 sayılı Kanun'un 36. maddesi uyarınca, kalemde tebliğ edilen evrak üzerine imza karşılığı tevdii edildiği, sanığın karara karşı itiraz etmeyeceği yönündeki iradesini açıkça belirttiği, yapılan tebliğ işleminin usule uygun olduğu anlaşıldığından; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,30.06.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2025/4060, K. 2026/10123, T. 30.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-ceza-dairesi-2025-4060-e-2026-10123-k-c66c383bb0f5