Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2025/10294 E. 2026/8275 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/10294
- Karar No
- 2026/8275
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/639 E., 2017/519 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Bursa 5. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 62. maddeleri uyarınca hükmedilen 1 yıl 8 ay hapis cezasının, aynı Kanun'un 51. maddesi uyarınca ertelenmesine ve 1 yıl 8 ay denetim süresi belirlenmesine karar verildiği ve hükmün, istinaf edilmeksizin kesinleştirildiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 09.12.2025 tarihli ve 2025/17598 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığının, 24.12.2025 tarihli ve KYB-2025/147699 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.12.2025 tarihli ve KYB-2025/147699 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Asıl kararın kanun yararına bozulması halinde aynen infaza ilişkin 23.07.2019 tarihli ek kararın hukuki sonuç doğurmayacağı gözetilerek yapılan incelemede; Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 28.05.2025 tarihli ve 2023/21339 esas, 2025/6105 karar sayılı ilâmı ile aynı Dairenin 21.04.2025 tarihli ve 2023/21372 esas, 2025/4659 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın itiraz yolu açık olmak üzere, karar tarihinde yürürlükte olan başvuru süresi de belirtilmek suretiyle verilmesi ve şüpheliye usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi gerektiği, hakkında verilen karara karşı şüpheliye itiraz hakkı tanınmadan ve karar kendisine usulüne uygun şekilde tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, dolayısıyla bu durumda usulüne uygun şekilde verilmiş ve kesinleşmiş bir kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararı bulunduğundan söz edilemeyeceği nazara alındığında, İnceleme konusu karara dayanak alınan kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararın, sanığın doğrudan mernis adresinde muhtara bırakılmak suretiyle usulsüz olarak tebliğ edilmesi nedeniyle sanık hakkında usulüne uygun şekilde kesinleşmiş bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının bulunmadığı, dolasıyla tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı ve bu bakımdan kovuşturma şartının gerçekleşmediği cihetle, kamu davasının durmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın mahkûmiyetine dair yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Hukuki Süreç: 1. Şüpheli hakkında, 15.08.2015 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 10.09.2015 tarihli ve 2015/61195 Soruşturma, 2015/764 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, erteleme karar içeriğinde, karara karşı itiraz kanun yolu süresi ve bu sürenin başlangıcı ile merciinin gösterilmediği, tedbirin infazı için kararın Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği ancak, 10.09.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında "itiraz yeri gösterilmemesi" nedeniyle kaldırılmasına 03.05.2016 tarihinde karar verildiği, 2. Şüpheli hakkında, 17.02.2016, 27.03.20 16... .04.2016 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma dosyalarının da birleştirilmesine karar verilerek, bu kez 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca kamu davasının açılmasının ertelemesi kararının bir kez verilebileceği gözetilmeksizin ikinci kez Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 03.05.2016 tarihli ve 2015/61195 Soruşturma, 2016/816 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, erteleme karar içeriğinde, karara karşı itiraz kanun yolu süresi ve bu sürenin başlangıcı ile merciinin usûlüne uygun şekilde gösterildiği ancak; kamu davasının ertelenmesi kararının doğrudan MERNİS adresine MERNİS şerhli olarak tebliğe çıkarılıp, mahalle muhtarına tebliğ edildiği ve kolluk marifeti ile 10.05.2016 tarihinde şüphelinin babasına yapılan tebliğ işleminde ise 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 16., 20. ve 21. maddelerinde aranan şartların belirtilmemiş olması sebebi ile usûlüne uygun olmadığı gözetilmeksizin tedbirin infazı için kararın Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, 3. Şüphelinin, erteleme süresi zarfında 15.05.20 16... .06.2016 tarihlerinde yeniden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediğinden bahisle erteleme kararının kaldırılarak Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 15.07.2016 tarihli ve 2015/61195 Soruşturma, 2016/15689 Esas, 2016/13054 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, 4. Bursa 5. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 23.05.2017 tarihli ve 2016/639 Esas, 2017/519 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 62. maddeleri uyarınca hükmedilen 1 yıl 8 ay hapis cezasının, aynı Kanun'un 51. maddesi uyarınca ertelenmesine ve 1 yıl 8 ay denetim süresi belirlenmesine karar verildiği ve hükmün, istinaf edilmeksizin kesinleştirildiği, Anlaşılmıştır.
B. Dosya kapsamına göre; 15.08.2015 tarihli eylemi nedeniyle Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 10.09.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi karar içeriğinde karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru süresinin "tebliğ"den itibaren başlayacağının açıkça gösterilmediği, Anayasanın Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması başlıklı 40. maddesindeki düzenleme ile 5237 sayılı TCK'nın 191/2. ve 5271 sayılı CMK'nın 171., 172. ve 173. maddeleri uyarınca, başvurulacak kanun yolunun, merciinin, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin başlangıcının açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde gösterilmesi gerekmekte olup; "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararda başvurulacak kanun yolunun, merciinin, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin başlangıcının usûlüne uygun gösterilmemesi nedeniyle erteleme kararının usûlüne uygun şekilde kesinleştiğinden söz edilemeyeceği gibi, 17.02.2026, 27.03.20 16... .04.2016 tarihli aynı nev'i suçtan eylemlere ilişkin soruşturma dosyaları birleştirilerek Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca 03.05.2016 tarihinde yeniden verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi karar tebliğinin 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca doğrudan MERNİS adresine çıkarılarak muhtara teslim edilmesi nedeniyle tebligatın usûlsüz olduğu, kolluk marifeti ile 10.05.2016 tarihinde şüphelinin babasına yapılan tebliğ işleminin de 7201 sayılı Kanunu'nun 16., 20. ve 21. maddelerinde aranan şartların belirtilmemiş olması nedeniyle ile usûlsüz olduğu, dolayısıyla usûlüne uygun tebligat yapılmadığı için erteleme kararı şüpheli tarafından öğrenilmiş olsa bile kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usûlüne uygun şekilde kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, usûlüne uygun kesinleşmeyen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı nedeniyle de tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi, beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, bu nedenle ihlâl kabul edilen eylemin erteleme süresi içinde işlendiğinden ya da yükümlülük ihlâlinden söz edilemeyeceği anlaşıldığından; Mahkemesince, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı, tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usûlüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usûlüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve tedavi ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı ise de; 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hüküm ve kararlar aleyhine gidilebilir.
C. 7201 sayılı Kanun'un 19. maddesinde yer alan "Mevkuf ve mahkûmlara ait tebliğlerin yapılmasını, bunların bulunduğu müessese müdür veya memuru temin eder." hükmü ile Tebligat Kanun'un Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 28. maddesinde yer alan "(1) Tutuklu ve hükümlülere tebligat yapılmasını, bu kişilerin bulunduğu kurum müdürü, müdür yoksa orayı idare eden memur temin eder.(2) Bir yıl veya daha fazla hürriyeti bağlayıcı ceza ile mahkûm olup kendilerine kanuni temsilci atanmış olanlara ait tebligat, 19 uncu maddeye göre yapılır.(3) Tutuklu ve hükümlüye tebligat yapılamazsa tebliğ mazbatasına müdür veya memur tarafından belirtilen sebep şerh verilir.(4) Tutuklu veya hükümlünün hastanede bulunması halinde dahi tebligat, yukarıdaki fıkralar hükümlerine göre yapılır." ve 5271 sayılı CMK'nın 35/3. maddesinde yer alan "İlgili taraf serbest olmayan bir kişi veya tutuklu ise tebliğ edilen karar kendisine okunup anlatılır" şeklindeki ve 5271 sayılı CMK'nın 263. maddesinde yer alan "(1) Tutuklu bulunan şüpheli veya sanık, zabıt kâtibine veya tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek kanun yollarına başvurabilir. (2) Zabıt kâtibine başvuru hâlinde, kanun yollarına başvuru beyanı veya dilekçesi ilgili deftere kaydedildikten sonra bu hususları belirten bir tutanak düzenlenerek tutuklu bulunan şüpheli veya sanığa bir örneği verilir. (3) Kurum müdürüne başvuru hâlinde ikinci fıkra hükmüne göre işlem yapılarak, tutanak ve dilekçe derhâl ilgili mahkemeye gönderilir. Zabıt kâtibi başvuruyu ilgili deftere kaydeder. (4) Zabıt kâtibi veya kurum müdürü tarafından ikinci fıkra hükmüne göre işlem yapıldığı zaman kanun yolları için bu Kanunda belirlenen süreler kesilmiş sayılır." şeklindeki düzenlemeler birlikte dikkate alındığında, Somut olayda; kanun yararına bozma istemine konu Bursa 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.05.2017 tarihli ve 2016/639 Esas, 2017/519 Karar sayılı "mahkûmiyet" kararının, Bursa E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olan sanığın yüzüne karşı verildiği, hükümde, 5271 sayılı CMK'nın 263. maddesi uyarınca hükümlü bulunduğu ceza infaz kurumu müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek kanun yollarına başvurabileceğine ilişkin sanığa bildirimde bulunulmadığı, Başka suçtan hükümlü olarak Ceza İnfaz Kurumunda bulunması nedeniyle, mahkemece hüküm verilirken hüküm fıkrasına 5271 sayılı CMK'nın 263/1. maddesi gereğince cezaevinde bulunan sanığın hükümlü bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta dilekçe vererek kanun yoluna başvurabileceğinin de yazılması ve tefhim edilmesi gerektiği halde, bu hususun hüküm fıkrasına yazılmamış olması nedeniyle yasa yolu bildirimi usûlüne uygun olmadığından, inceleme konusu erteli hapis cezasına ilişkin Bursa 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.05.2017 tarihli hükmünün kesinleşmediği, Bursa 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.05.2017
tarihli kararını takiben, denetim süresi içinde yeni bir suç işlendiğinin ihbar edilmesi üzerine, hükümlü hakkındaki erteli hapis cezasının aynen infazına ilişkin Bursa 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.07.2010 tarihli ve 2016/639 Esas, 2017/519 Karar sayılı ek kararının ve bu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin merci Bursa 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 07.12.2020 tarihli ve 2020/740 Değişik iş sayılı kararının da asıl kararın kesinleşmemiş olması nedeniyle hukuki değerden yoksun olacağı, bu nedenle de aynen infaza ilişkin ek karara yönelik sanığın dosya arasında bulunan dilekçesinin süresinde verilmiş istinaf dilekçesi olarak değerlendirilmesi ve dosyanın istinaf incelemesine gönderilmesi gerektiği anlaşılmakla; D. Henüz kesinleşmediği belirlenen inceleme konusu hükmün, 5271 sayılı CMK'nın 272 vd. maddeleri uyarınca istinaf yoluna tabi olduğu, olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.06.2026 tarihinde karar verildi.