Yargıtay · 10. Ceza Dairesi

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2025/8227 E. 2026/10174 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Ceza Dairesi
Esas No
2025/8227
Karar No
2026/10174
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/354 E., 2017/361 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

Gaziantep 19.Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62.maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezasının aynı Kanun'un 51.maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 12.06.2017 tarihinde kesinleştirildiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 23.10.2025 tarihli ve 2024/38455 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.11.2025 tarihli ve KYB - 2025/124155 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 04.11.2025 tarihli ve KYB - 2025/124155 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 28.05.2025 tarihli ve 2023/21339 esas, 2025/6105 karar sayılı ilâmı ile aynı Dairenin 21.04.2025 tarihli ve 2023/21372 esas, 2025/4659 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın itiraz yolu açık olmak üzere, karar tarihinde yürürlükte olan başvuru süresi de belirtilmek suretiyle verilmesi ve şüpheliye usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi gerektiği, hakkında verilen karara karşı şüpheliye itiraz hakkı tanınmadan ve karar kendisine usulüne uygun şekilde tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, dolayısıyla bu durumda usulüne uygun şekilde verilmiş ve kesinleşmiş bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulunduğundan söz edilemeyeceği nazara alındığında, Her ne kadar kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının, sanığın en son bildirdiği adresine iki kez 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine tebliğ edilmek suretiyle tebliğ işlemi tamamlanmış ise de, öncelikle sanığın bilinen en son adresine tebligatın çıkartılması, önceki adresine tebliğ yapılamaz ise bu defa sanığın adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi olup olmadığının araştırılması, mernis adresinin tespiti halinde 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesine göre tebliğ yapılması, mernis adresinin olmadığının tespiti hâlinde ise bu duruma ilişkin kayıt dosya içerisine alındıktan sonra, kendisine daha önce kanunî usullere göre tebligat yapılmış olması şartı ile aynı adrese anılan Kanun'un 35. maddesine göre tebligat yapılması, daha önce kendisine tebligat yapılan adresin de olmaması halinde ise, adres araştırması ile yeni adres tespitine çalışılıp, bulunamaması halinde bu kez ilanen tebligat yapılması gerektiği anlaşılmakla, İnceleme konusu karara dayanak alınan kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararın, yapılan tebliğ işleminin usule aykırı olması sebebiyle usulünce kesinleşmediği ve kovuşturma şartının da gerçekleşmediği cihetle, kamu davasının durması yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE A. 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hüküm ve kararlar aleyhine gidilebilir.

B. 5271 sayılı CMK'nın 263/1. maddesi "Tutuklu bulunan şüpheli veya sanık, zabıt kâtibine veya tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek kanun yollarına başvurabilir." şeklinde hüküm içermektedir.

C. Somut olayda; sanığın, hükmün kurulduğu 08.05.2017 tarihli oturumunda, başka suçtan hükümlü olarak Gaziantep E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunması nedeniyle, mahkemece hüküm tefhim edilirken hüküm fıkrasına 5271 sayılı CMK'nın 263/1. maddesi gereğince cezaevinde bulunan sanığın bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta dilekçe vererek kanun yoluna başvurabileceğinin de yazılması ve tefhim edilmesi gerektiği halde, bu hususun hüküm fıkrasına yazılmamış olması nedeniyle yasa yolu bildirimi usulüne uygun olmadığından, inceleme konusu hükmün kesinleşmediği anlaşılmıştır.

D. Henüz kesinleşmediği belirlenen inceleme konusu hükmün, 5271 sayılı CMK'nın 272. vd. maddeleri uyarınca istinaf yoluna tabi olduğu, olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma istemine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

III. KARAR

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,30.06.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2025/8227, K. 2026/10174, T. 30.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-ceza-dairesi-2025-8227-e-2026-10174-k-8320807326ef