Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2024/400 E. 2024/21825 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/400
- Karar No
- 2024/21825
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.10.2023 tarihli ve 2022/366 Esas, 2023/338 Karar sayılı kararı ile; A. Sanık ...'in uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi ve 58 inci maddesi uyarınca 12 yıl 6 ay hapis ve 25.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve sanık hakkında ikinci kez tekerrür hükümlerinin uygulanmasına, B. Sanık ...'in uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) ve (b) bentleri, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 18 yıl 9 ay hapis ve 37.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına,Karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık ... ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle; 1. Suçun unsurlarının oluşmadığına,2. Sanığın cezalandırılması için yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. B. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; 1. Sanığın cezalandırılması için yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, 2. Delil değerlendirmesinin hatalı yapıldığına,3. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. III. GEREKÇE A. Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden; İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin suçun vasfına ve sübutuna, delillerin değerlendirilmesine ilişkin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş; hükümde açıklanan gerekçeler tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir. B. Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden; İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin suçun vasfına ve sübutuna, delillerin değerlendirilmesine ilişkin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş; hükümde açıklanan gerekçeler tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesi, kararında sanıklar müdafileri ve sanık ... tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden; 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, sanık ... yönünden oy birliğiyle sanık ... yönünden oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Hükmolunan ceza miktarı ile tutuklu kalınan süre dikkate alınarak sanıklar hakkındaki salıverilme taleplerinin REDDİNE, Dava dosyasının, Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,04.07.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Sayın çoğunluk ile sanık ... yönünden kurulan hüküm yönünden bir uyuşmazlık bulunmamakla birlikte sanık ... hakkında kurulan hükmün bozulması gerektiğini düşündüğünden uyuşmazlık bulunmaktadır. İletişimin dinlenmesi kararı ile dinlemeye alınan, uyuşturucu madde kullanıcısı E. ile görüşmeleri tespit edilen, uyuşturucu madde ticareti yapacağına dair bilgi alınan ve bunun üzerine fiziki takip yapılan sanık ... ile haklarında kullanmak için uyuşturucu bulundurma suçundan ayrı soruşturma yürütülen A.M. ve E.’nin buluştuklarının kolluk tarafından görüldüğü, yakalama sonrası A.M.'nin üzerinde 1 paket, E.’nin üzerinde ise 1 paket suça konu eroinlerin ele geçirildiği, soruşturma aşamasında müdafi huzurunda alınan beyanlarında üzerlerinde ele geçen uyuşturucu maddeleri sanıktan aldıklarını söyledikleri ve atılı suçun sübut bulduğu olayda; sanığın, A.M. ve E.’ye aynı anda uyuşturucu madde satma eyleminin bir bütün halinde tek uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu mu yoksa zincirleme biçimde işlenmiş suç mu oluşturduğu sayın çoğunluk ile uyuşmazlık teşkil etmiştir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 43 üncü maddesinin birinci fıkrasında yazılı “değişik zamandan” anlaşılması gereken eylemin gerçekleştiği sırada az ya da çok bir zaman aralığı olması gerektiğidir. Olayın bütünlüğü içerisinde “aynı an” sayılabilecek durumlarda “değişik zamandan” bahsetmek mümkün olmayacaktır. Uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun “Topluma Karşı Suçlar” başlıklı üçüncü kısmının, “Kamunun Sağlığına Karşı Suçlar” başlıklı üçüncü bölümünde düzenlenmiştir. Bu suçlarda korunan hukuki yarar tüm toplumunun sağlığı olduğu gibi suçun mağduru da tüm toplumdur. Mağduru tüm toplum olan suçlarda 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasında yazılı zincirleme suç hükümlerinin uygulanması mümkün olsa da, dava konusu olaydaki mahkemenin kabulü gibi aynı anda birden fazla kişiye uyuşturucu madde satma eylemlerinde uyuşturucu madde satılan ve kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunun sanıkları olan kişileri uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun mağduru kabulü ile şartları bulunmadığı halde fikri içtima hükümleri uygulanarak 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca cezanın artırım yoluna gidilmesi hukuka uygun değildir. Bu açıklamalar gözetilerek somut olay değerlendirildiğinde; 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinde yazılı biçimlerde seçimlik hareketler içeren ve doğal anlamda birden fazla hareket olmasına rağmen hukuki anlamda tek tipik hareketin varlığı kabul edilen uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işleme iradesi ile hareket eden sanığın olay yerinde buluştuğu uyuşturucu madde kullanıcısı olan ve suçun mağduru olmayan iki kişiye uyuşturucu madde verme eyleminin; tek bir iradi karar ile yani tek uyuşturucu madde ticareti yapma kararı altında aynı yerde birbirini takip eden hareketlerle “değişik zaman” olarak kabul edilemeyecek aynı zaman dilimi içerisinde gerçekleştiği, atılı suçun niteliği gereği birbiri ile bağlantılı birden fazla hareketin kendi içerisinde bir bütün oluşturduğu, dış dünyaya yansıyan birden fazla bedensel hareket olsa da hukuki anlamda tek fiille gerçekleştiği, birden fazla suçun oluşmadığı dolayısıyla zincirleme suçun tipikliğine uygun biçimde birden fazla suçun olmadığı bir bütün halinde tek suç oluştuğu, bu itibarla sanık ... hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının yerinde olmadığı görüşünde olduğumuzdan kararın bu gerekçelerle bozulması düşüncesiyle aksi yöndeki sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir. 04.07.2024