Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2024/300 E. 2025/7651 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/300
- Karar No
- 2025/7651
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/210 E., 2022/326 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
İnegöl 2. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1, 62. ve 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasına karar verildiği ve hükmün, istinaf edilmeksizin 18.05.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 07.12.2023 tarihli ve 2023/27786 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.12.2023 tarihli ve KYB-2023/131875 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.12.2023 tarihli ve KYB-2023/131875 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesinde "Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında ... beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir." şeklindeki, 191/3. maddesinde "Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır." ve 191/4. maddesinde “Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması, c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması hâlinde, hakkında kamu davası açılır.” şeklindeki, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8. maddesinde "Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir." şeklindeki düzenlemelerin yer aldığı, Dosya kapsamına göre, sanığın inceleme konusu 01/12/2019 tarihli uyuşturucu madde kullanmak suçundan İnegöl Cumhuriyet Başsavcılığının 01/06/2020 tarihli ve 2020/4052 soruşturma, 2020/927 esas, 2020/763 sayılı iddianamesiyle 5237 sayılı Kanun'un 191/6. maddesi uyarınca sanık hakkında doğrudan açılan kamu davasında yapılan yargılama sonunda, sanığın mahkumiyetine hükmedilmiş ise de, Somut olayda, adı geçen şüphelinin evvelce 02/08/2018 tarihinde işlemiş olduğu aynı neviden bir başka suç sebebiyle İnegöl Cumhuriyet Başsavcılığının 19/04/2019 tarihli ve 2018/6756 soruşturma, 2019/131 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararın verildiği, erteleme kararına karşı şüpheli tarafından 28/09/2019 tarihinde yapılan itirazın İnegöl Sulh Ceza Hakimliğinin 15/10/2019 tarihli ve 2019/1620 değişik iş sayılı kararı ile reddedilerek kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının 15/10/2019 tarihinde kesinleştiği ve denetim süresinin bu tarihten itibaren başladığı nazara alındığında, İnegöl Cumhuriyet Başsavcılığının 19/04/2019 tarihli ve 2018/6756 soruşturma, 2019/131 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlali mahiyetinde olan ve denetim süresi içerisinde işlenen incelemeye konu 01/12/2019 tarihli eylemin ayrı bir suç oluşturmadığı, ilk suçun ihlali niteliğinde olduğu ve ayrı bir yargılama konusu yapılamayacağı cihetle, ikinci suçtan dolayı açılan kamu davasında düşme kararı verilip ihbarda bulunulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 01.12.2019 tarihli eylemi nedeniyle kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, İnegöl Cumhuriyet Başsavcılığının 01.06.2020 tarihli ve 2020/4052 Soruşturma, 2020/927 Esas, 2020/763 sayılı iddianamesi ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan kamu davası açıldığı, iddianamede; daha önce aynı suçtan dolayı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği ve ihlal üzerine kamu davası açıldığından bahisle, yeniden erteleme kararı verilemeyeceği hususunun belirtildiği, B. İnegöl 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.09.2020 tarihli ve 2020/353 Esas, 2020/670 Karar sayılı kararı ile sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 62. maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın, itiraz edilmeksizin 31.05.2016 tarihinde kesinleştirildiği, C. İhbar üzerine, İnegöl 2. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 10.05.2022 tarihli ve 2022/210 Esas, 2022/326 kararı ile hüküm açıklanarak, sanığın 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 62/1. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın, istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. D. Dayanak İnegöl 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/228 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; Şüpheli hakkında, 02.08.2018 tarihli önceki kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan dolayı İnegöl Cumhuriyet Başsavcılığının 19.04.209 tarihli ve 2018/6756 soruşturma, 2019/131 tarihli kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği, erteleme kararının itirazın reddi üzerine 15.10.2019 tarihinde kesinleştiği, ancak 24.01.2019 tarihinde yeniden aynı nev'i suçu işlediğinden bahisle erteleme kararının kaldırılarak 24.02.2020 tarihli iddianame ile kamu davası açıldığı, İnegöl 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.03.2020 tarihli ve 2020/228 Esas, 2020/387 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında verilen mahkûmiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, söz konusu kararın Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 15.12.2021 tarihli ve 2021/13935 Esas, 2021/13709 Karar sayılı ilamı ile 24.01.2019 tarihli eylemin kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleştiği 15.10.2019 tarihinden önce işlenmesi nedeniyle ihlâl olarak kabul edilemeyeceği ve durma kararı verilmesi gerektiğinden bahisle anılan kararın kanun yararına bozulmasına karar verildiği, bozma kararı üzerine İnegöl 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.04.2022 tarihli ve 2022/237 Esas, 2022/356 Karar sayılı kararı ile kamu davasının durmasına karar verildiği ve kararın 06.05.2022 tarihinde kesinleştiği, Anlaşılmıştır. E. 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları "(1)Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2)Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır. (3) Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre Cumhuriyet savcısının kararı ile üçer aylık sürelerle en fazla bir yıl daha uzatılabilir. Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir." şeklinde yeniden düzenlenmiştir. Yukarıda yer verilen Kanun hükümlerinin uygulanması ile ilgili olarak, Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre; 5237 sayılı TCK'nın 6545 sayılı Kanun ile değişik 191/2. maddesi doğrultusunda verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında, 5271 sayılı CMK'nın 171. maddesinde öngörülen şartlar aranmadığından, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği, bu kapsamda Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilmesinin zorunlu olduğu, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbir uygulanmasının da zorunlu olduğu, gerek görülmesi halinde şüpheli/sanığın tedaviye de tabi tutulabileceği, bu hususun kovuşturma şartı olarak öngörüldüğü, yargılamanın her aşamasında usulüne uygun olarak verilip verilmediğinin ve kesinleşip kesinleşmediğinin dikkate alınması gerektiği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının içeriği itibariyle de usul ve yasaya uygun düzenlenmesi gerektiği, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarıyı içermesi zorunlu olduğu ve bu yasal uyarıyı içermeden düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının hukuken geçersiz sayılacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı 15 gün içinde Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarının da bulunması gerektiği ve bu yasal ihtarı içermeden düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının şüpheli/sanık tarafından öğrenilmiş olsa dahi kesinleşmemiş sayılacağı, erteleme süresinin kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulüne uygun kesinleşmesi ile başlayacağı, bu kapsamda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğinin usule uygun yapılması gerektiği, diğer bir anlatımla, usule uygun tebliğ edilmeyen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmediğinden 5 yıllık erteleme süresinin de başlamayacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi beklenilmeden erteleme kararı ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosyanın ilgili Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmesi durumunda, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından düzenlenen ihtarlı çağrı kağıdının yükümlüye tebliğ edilerek tedbirin infazına başlanmasının hukukî sonuç doğurmayacağı ve kovuşturma şartının gerçekleşmemiş sayılacağı kabul edilmektedir. 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesinde yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bu suçtan yürütülen soruşturmalarda sadece bir kez verilebilecektir. Buna göre, usulüne uygun verilip kesinleşen herhangi bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulunmamasına rağmen aynı sanık hakkında birden fazla soruşturma bulunması halinde, soruşturmaların birleştirilmesi sonrası kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerekmektedir. Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi tarihine kadar aynı şüpheli/sanık tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak kabul edilmekte ve 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmektedir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden sonra işlenen ilk kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ise, 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesi kapsamında ihlâl sebebi sayılmakta, bu ihlâlden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği, ancak iddianame düzenlenmeden aynı suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir.
Burada dikkat edilmesi gereken bir husus da; 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesinin (a) bendinde belirtilen "kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi" şartının gerçekleşmesinden yani dava açma şartının gerçekleşmesinden sonra işlenen 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesinin (b) ve (c) bentlerinde belirtilen aynı nitelikteki eylemin de artık 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiğidir. İddianame düzenlendikten sonra aynı suçtan işlenen eylemler ise ayrı suçtur ve 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi kapsamında doğrudan dava konusu edilebilir. Tüm bu açıklamalar ışığında; Dosyalar kapsamına göre; sanık hakkında önceden işlemiş olduğu aynı nev'iden suç nedeniyle İnegöl 2. Asliye Ceza Mahkemesinde açılmış bir kamu davası olduğundan, bu kez inceleme konusu 01.12.2019 tarihli suçtan dolayı 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi gereğince kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmeden doğrudan kamu davası açılması üzerine, yapılan yargılama sonucunda İnegöl 2. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda anılan 10.05.2022 tarihli kararı ile sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmiş ise de; Yargıtay bozma ilâmı üzerine İnegöl 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.04.2022 tarihli ve 2022/237 Esas, 2022/356 Karar sayılı kararı ile kamu davasının durmasına karar verildiği, dolayısıyla inceleme konusu davada 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan kamu davası açılması koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenebilmesi için, dayanak İnegöl 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/237 Esas sayılı sayılı dosyasının akıbetinin araştırılıp, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan birden fazla açık ve kapalı kaydın bulunduğu da gözetilerek, Cumhuriyet Başsavcılığı ve/veya mahkemelerden ilgili dosyaların getirtilip dosya arasına alınıp, usûlüne uygun şekilde verilip kesinleşen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının bulunup bulunmadığı belirlenip, dosyaların derdest ise birleştirilmesi; hüküm verilmiş ve kesinleşmiş ise, gerektiğinde olağanüstü kanun yollarına başvurulabileceği, sonucuna göre, tüm deliller birlikte gözetilmek suretiyle, incelemeye konu eylem nedeniyle yeniden kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilip verilmeyeceği ya da incelemeye konu eylemin ihlâl niteliğinde eylem olup olmadığı veya eylemlerin tek suç, ayrı suç veya zincirleme suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra hukukî durumun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı olup kanun yararına bozma talebi kısmen değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
B. İnegöl 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.05.2022 tarihli ve 2022/210 Esas, 2022/326 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliği ile KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.07.2025 tarihinde karar verildi.