Yargıtay · 10. Ceza Dairesi

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2023/23260 E. 2025/7340 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Ceza Dairesi
Esas No
2023/23260
Karar No
2025/7340
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi 2. Ankara 48. Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararların kanun yararına bozulması

Ankara Batı 6. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. maddesi ve 62. maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 18.07.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Ankara 48. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 43/1. maddeleri uyarınca 2 yıl 11 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 30.11.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 01.11.2023 tarihli ve 2022/29003 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.12.2023 tarihli ve KYB - 2023/122587 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.12.2023 tarihli ve KYB - 2023/122587 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " 6545 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 68. maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesi yeniden düzenlenmiş olup anılan maddenin 5. fıkrasında yer alan, “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.” şeklindeki, 8. fıkrasında, “Bu Kanunun; a)188'inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, b)190'ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.” şeklindeki ve 9. fıkrasında ise "Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, Ceza Muhakemesi Kanununun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171 inci maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231 inci maddesi hükümleri uygulanır" şeklindeki düzenlemeler ile; Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 18.05.2022 tarihli ve 2021/19869 esas, 2022/6438 karar sayılı ilâmında "...kanunî zorunluluk üzerine verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlendiği anlaşılan eylem nedeniyle, mahkemesince açılan kamu davasında 5271 sayılı CMK’nın 223/8.maddesi gereğince "düşme kararı" verilmesi gerektiği gözetilmeden, mahkumiyet kararı verilmesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden; ...

Kabule göre de; sanığın birleşen dava dosyalarındaki 13.01.20 17... .01.2017 tarihli eylemlerini 18.01.2017 tarihli iddianame tarihinden önce işlediği, ancak 06.10.2016 tarihli erteleme kararının ihlali sayılan eylem ile TCK'nın 191/4-b maddesinde düzenlenen dava açma koşulu gerçekleştikten sonra 13.01.20 17... .01.2017 tarihlerinde aynı neviden suçları işlediği anlaşıldığından, sanık hakkında zincirleme suç hükümlerini düzenleyen TCK'nın 43. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi... kararının CMK'nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA,.." şeklinde açıklamaya yer verildiği, Dosya kapsamına göre, sanığın 18.12.2012 tarihinde kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak eyleminden dolayı yapılan yargılaması sonucunda, Ankara Batı 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.12.2014 tarihli ve 2014/787 esas, 2014/517 sayılı kararıyla mahkûmiyetine, 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 85. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a eklenen geçici 7. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 26.12.2014 tarihinde kesinleştiği, ancak denetim süresi içerisinde adı geçen sanığın 27.11.20 19... /11/2019 tarihlerinde kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan mahkum edildiğinin ihbar edilmesi üzerine, hükmün açıklanması ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/1 ve 62. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Bu itibarla, sanığın 19.11.2019 tarihli ikinci eyleminin, Ankara Batı 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.12.2014 tarihinde kesinleşen ve zorunlu olarak verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararının 5 yıllık denetim süresi içinde işlenmiş olması nedeniyle bu kararın ihlâli olarak değerlendirileceği ve 6545 sayılı Kanunla değişik 5237 sayılı Kanun'un 191/5. maddesi uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturma yapma yasağı nedeniyle ihlâl olarak nitelilendirilen ikinci suçtan dolayı açılan kamu davasında düşme kararı verilip ihbarda bulunulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, Kabule göre de, sanığın birleşen dava dosyasındaki 27.11.2019 tarihli eylemi Ankara 48. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 28.09.2021 tarihli ve 2020/44 esas sayılı davaya konu 19.11.2019 tarihli suça ilişkin düzenlenen 13.01.2020 tarihli iddianame tarihinden önce işlediği, ancak 18.12.2014 tarihli 6545 sayılı Kanun ile değişik 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddeleri uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali sayılan eylem ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/4-b maddesinde düzenlenen dava açma koşulu gerçekleştikten sonra 27.11.2019 tarihinde aynı neviden suçu işlediği anlaşıldığından, sanık hakkında zincirleme suç

hükümlerini düzenleyen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 43. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesinde, isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Ankara Batı 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.07.2022 tarihli ve 2021/856 Esas, 2022/595 Karar sayılı kararının incelenmesinde: 1. Şüpheli hakkında, 18.12.2012 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Sincan Cumhuriyet Başsavcılığının 22.04.2013 tarihli ve 2013/2427 Soruşturma, 2013/3402 Esas, 2013/1820 sayılı iddianamesi ile Sincan 1. Sulh Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, 2. Sincan 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 28.11.2013 tarihli ve 2013/613 Esas, 2013/1337 Karar sayılı kararı ile 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın 17.02.2014 tarihinde kesinleştiği, 3. Yükümlülüklerine uymaması üzerine dosyanın ele alınarak Ankara Batı 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.12.2014 tarihli ve 2014/787 Esas, 2014/517 Karar sayılı kararı ile, sanığın TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. maddesi ve 62. maddesi uyarıncca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2 ve 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, beş yıl denetime tabi tutulmasına, TCK'nın 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın 26.12.2014 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği, 4. Sanığın denetim süresi içerisinde 19.11.20 19... .11.2019 tarihlerinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Ankara 48. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.09.2021 tarihli ve 2020/44 Esas, 2021/745 Karar sayılı kararı ile mahkûm edildiğinin ihbar edilmesi üzerine; Ankara Batı 6. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 05.07.2022 tarihli ve 2021/856 Esas, 2022/595 Karar sayılı kararı ile, hükmün açıklanmasına, sanığın 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. B. Ankara 48. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.09.2021 tarihli ve 2020/44 Esas, 2021/745 Karar sayılı kararının incelenmesinde: 1. Sanık hakkında, 19.11.2019 tarihli aynı nev'i suçtan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 13.01.2020 tarihli ve 2019/184286 Soruşturma, 2020/2200 Esas, 2020/1501 sayılı iddianamesi ile Ankara 48.Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, 2. Yine sanık hakkında, 27.11.2019 tarihli aynı nev'i suçtan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 12.02.2020 tarihli ve 2020/34339 Soruşturma, 2020/8171 Esas, 2020/5673 sayılı iddianamesi ile Ankara 22. Asliye Ceza Mahkemesine açılan kamu davasının, Ankara 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.11.2020 tarihli ve 2020/177 Esas, 2020/656 Karar sayılı birleştirme kararı ile Ankara 48. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/44 Esas sayılı davası ile birleştirilmesine karar verildiği, 3. Ankara 48. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 28.09.2021 tarihli ve 2020/44 Esas, 2021/745 Karar sayılı kararı ile, sanığın, TCK'nın 191/1 ve 43/1. maddeleri uyarınca 2 yıl 11 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. C. Dosyalar kapsamına göre; 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7/2. maddesinde yer alan; "Bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 5237 sayılı Kanun'un 191. maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191. madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." amir hükmü ve 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesinde yer alan, "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, 4. fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz." şeklindeki ve 191/9. maddesinde yer alan "Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, 5271 sayılı TCK'nın kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171. maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231. maddesi hükümleri uygulanır" şeklindeki düzenlemeler birlikte dikkate alındığında; Somut olayda, sanık hakkında Sincan 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 28.11.2013 tarihli ve 2013/613 Esas, 2013/1337 Karar sayılı kararı ile 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın 17.02.2014 tarihinde kesinleştiği, yükümlülüklerine uymaması üzerine dosyanın ele alındığı gözetilerek 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/3. maddesinde yer alan "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi kararı verilmiş olup da bu yükümlülükleri ihlal eden kişilerin yargılanmasına devam olunur." şeklindeki düzenlemeye göre bir karar verilmesi gerekmekte olup, 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesinin uygulanma imkanı bulunmasa da; Anayasanın belirlilik ve hukuki güvenlik ilkeleri çerçevesinde sanık lehine kanuna aykırı şekilde verilmiş hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının hukuki değer taşıyacağı kabul edilmekle birlikte; Sanığın adli sicil kaydı ve UYAP kayıtlarının incelenmesinde, sanık hakkında 14.10.2016, 27.02.20 18... .04.2018 tarihlerinde işlediği aynı nev'i suçlar nedeniyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 04.05.2018 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği, erteleme kararının kaldırılarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 25.05.2018 tarihli ve 2016/144246 Soruşturma, 2018/27606 Esas, 2018/17457 sayılı iddianamesi ile Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.04.2022 tarihli ve 2022/151 Esas, 2022/309 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında daha önceden Ankara Batı 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.12.2014 tarih ve 2014/7 87... /517 Karar sayılı ilamı ile verilen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması kararında belirtilen 5 yıllık erteleme süresi içerisinde mahkememizdeki suçlara konu 14.10.2016, 27.02.20 18... .04.2018 tarihli eylemlerin gerçekleşmiş olması sebebiyle bu eylemlerin TCK'nun 191/5. maddesi gereğince ihlal niteliğinde bulunduğu gerekçesiyle CMK'nın 223/8. maddesi gereğince davanın DÜŞMESİNE, Ankara Batı 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/7 87... /517 Karar sayılı dosyasına ihbarda bulunulmasına karar verildiği, düşme kararının, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 16.09.2022 tarihli ve 2022/907 Esas, 2022/1058 Karar sayılı istinaf başvurusunun esastan reddi kararı ile kesinleştiği, bu durumda artık, Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesinin düşme kararına konu 14.10.2016, 27.02.20 18... .04.2018 tarihli eylemlerin, zorunlu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlâli niteliğinde olduğunun kabulü gerektiği, dolayısıyla incelemeye konu 19.11.20 19... .11.2019 tarihli eylemlerin ise ayrı suç oluşturduğu ve 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesindeki geçiş hükümleri uygulansa bile, sanığın kamu davasının açılmasının ertelenmesi kurumundan bir kez yararlandırılması gerektiği Dairemizce kabul edildiğinden ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 04.05.2018 tarihinde verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının, Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.04.2022 tarihli ve 2022/151 Esas, 2022/309 Karar sayılı düşme kararı ile hukuki geçerliliğini yitirdiği gözetilerek 19.11.20 19... .11.2019 tarihli eylemler yönünden kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

Tüm bu açıklamalar ışığında, 1. Ankara Batı 6. Asliye Ceza Mahkemesince, Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.04.2022 tarihli ve 2022/151 Esas, 2022/309 Karar sayılı düşme kararı ile ihbarda bulunulması nedeniyle hükmün açıklanmasına karar verilebileceği anlaşıldığından, Ankara 48. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.09.2021 tarihli ve 2020/44 Esas, 2021/745 Karar sayılı mahkûmiyet kararı ile hükmün açıklanmasına karar verilmesi Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma istemi değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür. 2. Ankara 48. Asliye Ceza Mahkemesince de, TCK'nın 191/6. maddesinde yer alan doğrudan dava açılması koşulları oluşmadığından, CMK'nın 223/8. maddesinin 2. cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek 19.11.20 19... .11.2019 tarihli eylemler yönünden kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi için Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunulması gerektiği anlaşıldığından, sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma istemi değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Ankara Batı 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.07.2022 tarihli ve 2021/856 Esas, 2022/595 Karar sayılı kararı ile Ankara 48. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.09.2021 tarihli ve 2020/44 Esas, 2021/745 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliği ile KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.06.2025 tarihinde karar verildi

Atıf: Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2023/23260, K. 2025/7340, T. 30.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-ceza-dairesi-2023-23260-e-2025-7340-k-014fa8c81749