Yargıtay · 10. Ceza Dairesi

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2024/293 E. 2025/7646 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Ceza Dairesi
Esas No
2024/293
Karar No
2025/7646
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/311 E., 2021/317 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Merzifon 3. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1, 62. ve 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasına karar verildiği ve hükmün, istinaf edilmeksizin 06.10.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 20.11.2023 tarihli ve 2023/10617 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.12.2023 tarihli ve KYB-2023/124743 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.12.2023 tarihli ve KYB-2023/124743 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “6545 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 68. maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesi yeniden düzenlenmiş olup anılan maddenin 5. fıkrasında yer alan, “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.” şeklindeki, 8. fıkrasında, “Bu Kanunun; a)188'inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, b)190'ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.” şeklindeki ve 9. fıkrasında ise "Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, Ceza Muhakemesi Kanununun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171 inci maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231 inci maddesi hükümleri uygulanır" şeklindeki düzenlemeler ile; Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 02/06/2021 tarihli ve 2021/2564 esas, 2021/6714 karar sayılı ilâmında "...kanunî zorunluluk üzerine verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlendiği anlaşılan eylem nedeniyle, mahkemesince açılan kamu davasında 5271 sayılı CMK’nın 223/8.maddesi gereğince “düşme kararı” verilmesi gerektiği gözetilmeden, mahkumiyet kararı verilmesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden; ... kararının CMK'nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA,.." şeklinde açıklamaya yer verildiği, Dosya kapsamına göre, sanığın evvelce 30/11/2018 tarihinde değişen suç vasfı itibariyle kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak eyleminden dolayı yapılan yargılaması sonucunda, Sakarya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 05/09/2019 tarihli ve 2018/578 esas, 2019/349 sayılı kararıyla mahkûmiyetine, kanuni zorunluluk dikkate alınarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 07/10/2019 tarihli ve 2019/1481 değişik iş sayılı kararı ile kesinleştiği, ancak denetim süresi içerisinde adı geçen sanığın incelemeye konu 08/06/2020 tarihinde kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçunu işlediğinden bahisle sanık hakkında Merzifon 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 04/06/2021 tarihli kararıyla hapis cezasına hükmolunduğu, Ancak sanığın inceleme konusu olan 08/06/2020 tarihli ikinci eyleminin, Sakarya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 07/10/2019 tarihinde kesinleşen ve zorunlu olarak verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın 5 yıllık denetim süresi içinde işlenmiş olması nedeniyle bu kararın ihlâli olarak değerlendirileceği ve 6545 sayılı Kanunla değişik 5237 sayılı Kanun'un 191/5. maddesi uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturma yapma yasağı nedeniyle ihlâl olarak nitelilendirilen ikinci suçtan dolayı açılan kamu davasında düşme kararı verilip ihbarda bulunulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Merzifon 3. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 04.06.2021 tarihli ve 2020/311 Esas, 2021/317 Karar sayılı dosyasının incelemesinde: 1. Şüpheli hakkında, 08.06.2020 tarihli eylemi nedeniyle kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Merzifon Cumhuriyet Başsavcılığının 03.11.2020 tarihli ve 2020/3582 Soruşturma, 2020/820 Esas, 2020/717 sayılı iddianamesi ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan kamu davası açıldığı, iddianamede; Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığının 2013/1946 ve 2018/21452 sayılı soruşturma dosyalarında iddianame düzenlenerek kamu davası açıldığından bahisle, yeniden erteleme kararı verilemeyeceği hususunun belirtildiği, 2. Yapılan yargılama sonucunda; Merzifon 3. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 04.06.2021 tarihli ve 2020/311 Esas, 2021/317 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 191/1, 62. ve 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasına karar verildiği ve hükmün istinaf edilmeksizin kesinleştiği, B. Sakarya 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.11.2020 tarihli ve 2020/70 Esas, 2020/219 Karar sayılı dosyasının UYAP üzerinden yapılan incelenmesinde: 1. Şüpheli hakkında, 03.08.2018 tarihli eylemi nedeniyle kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığının 25.12.2018 tarihli ve 2018/21452 Soruşturma, 2018/9090 Esas, 2018/6876 sayılı iddianamesi ile doğrudan kamu davası açıldığı, iddianamede; Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığının 2010/3946 sayılı soruşturma dosyalarında iddianame düzenlenerek Sakarya 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/1 Esas sayılı dosyası üzerinden kamu davası açıldığından bahisle, yeniden erteleme kararı verilemeyeceği hususunun belirtildiği, 2. Yapılan yargılamada, Sakarya 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.11.2020 tarihli ve 2020/70 Esas, 2020/219 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesi kapsamında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmediğinden bahisle kamu davasının durmasına ve gereği için Cumhuriyet Başsavcılığına bildirimde bulunulmasına karar verildiği, durma kararının 19.04.2021 tarihinde kesinleştiği, C. Sakarya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.09.2019 tarihli ve 2018/578 Esas, 2019/349 Karar sayılı dosyasının UYAP üzerinden yapılan incelemesinde; 1. Şüpheli hakkında, 30.11.2018 tarihli eylemi nedeniyle uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığının 05.12.2018 tarihli ve 2018/32818 Soruşturma, 2018/8142 Esas, 2018/1388 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, 2. Yapılan yargılama sonucunda, Sakarya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.09.2019 tarihli ve 2018/578 Esas, 2019/349 Karar sayılı kararı ile sanığın değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi dikkate alınarak 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca beş yıl süre ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte herhangi bir tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmediği, kararın, itirazın reddi üzerine 07.10.2019 tarihinde kesinleştiği, ihbar üzerine Sakarya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.02.2022 tarihli ve 2021/401 Esas, 2022/72 Karar sayılı kararı ile verilen mahkumiyet hükmünün, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 18.01.2023 tarihli ve 2022/1869 Esas, 2023/110 Karar sayılı kararı ile bozulması üzerine, Sakarya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2023/ 109 Esas sayılı dosyası üzerinden derdest olduğu, Anlaşılmıştır. D. 5237 sayılı TCK'nın 191. madddesinde yer alan Kanun hükümlerinin uygulanması ile ilgili olarak, Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre; 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları "(1)Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2)Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır. (Ek cümle:28/3/2023-7445/18 md.) Erteleme kararı kolluk birimlerine de bildirilir. (3)(Değişik:28/3/2023-7445/18 md.) Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre denetimli serbestlik müdürlüğünün teklifi üzerine veya resen Cumhuriyet savcısının kararı ile altışar aylık sürelerle en fazla iki yıl daha uzatılabilir. Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir. Cumhuriyet savcısı, erteleme süresi zarfında uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıp kullanmadığını tespit etmek için yılda en az iki defa şüphelinin ilgili kuruma sevkine karar verir." şeklinde düzenlenmiştir. 5237 sayılı TCK'nın 6545 sayılı Kanun ile değişik 191/2. maddesi doğrultusunda verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında, 5271 sayılı CMK'nın 171. maddesinde öngörülen şartlar aranmadığından, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği, bu kapsamda Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilmesinin zorunlu olduğu, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbir uygulanmasının da zorunlu olduğu, gerek görülmesi halinde şüphelinin tedaviye de tabi tutulabileceği, bu hususun kovuşturma şartı olarak öngörüldüğü, yargılamanın her aşamasında usûlüne uygun olarak verilip verilmediğinin ve kesinleşip kesinleşmediğinin dikkate alınması gerektiği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının içeriği itibariyle de usûl ve yasaya uygun düzenlenmesi gerektiği, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlâl ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarıyı içermesinin zorunlu olduğu ve bu yasal uyarıyı içermeden düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının hukuken geçersiz sayılacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde (5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde) ilgili sulh ceza hâkimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarının da bulunması gerektiği ve bu yasal ihtarı içermeden düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının şüpheli tarafından öğrenilmiş olsa dahi kesinleşmemiş sayılacağı, erteleme süresinin kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usûlüne uygun kesinleşmesi ile başlayacağı, bu kapsamda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğinin usûle uygun yapılması gerektiği, diğer bir anlatımla, usûle uygun tebliğ edilmeyen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmediğinden 5 yıllık erteleme süresinin de başlamayacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi beklenilmeden erteleme kararı ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosyanın ilgili Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmesi durumunda, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından düzenlenen ihtarlı çağrı kağıdının yükümlüye tebliğ edilerek tedbirin infazına başlanmasının hukukî sonuç doğurmayacağı ve kovuşturma şartının gerçekleşmemiş sayılacağı kabul edilmektedir. 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesinde yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bu suçtan yürütülen soruşturmalarda sadece bir kez verilebilecektir. Buna göre, usûlüne uygun verilip kesinleşen herhangi bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulunmamasına rağmen aynı sanık hakkında birden fazla soruşturma bulunması halinde, soruşturmaların birleştirilmesi sonrası kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerekmektedir. Yine Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi tarihine kadar aynı şüpheli tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak kabul edilmekte ve 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmektedir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden sonra işlenen ilk kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ise, 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesinde yer alan "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz." hükmü kapsamında ihlâl sebebi sayılmakta ve ancak bu ihlâlden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği ve iddianame düzenlenmeden aynı nev'i suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken bir husus da; 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesinin (a) bendinde belirtilen "kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi" şartının gerçekleşmesinden yani dava açma şartının gerçekleşmesinden sonra işlenen 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesinin (b) ve (c) bentlerinde belirtilen aynı nitelikteki eylemin de artık 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiğidir. İddianame düzenlendikten sonra aynı nev'i suçtan işlenen eylemler ise ayrı suçtur ve 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi kapsamında doğrudan dava konusu edilebilir. Yine, 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesinde yer alan "Bu Kanunun; a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." hükmü gereği verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği, bu kapsamda 5237 sayılı TCK'nın 6545 sayılı Kanun ile değişik 191. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları doğrultusunda verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile aynı nitelikte olduğu ve aynı hukuki sonuçları doğuracağı dolayısıyla, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilebilmesi için aranan tüm koşulların hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesi için de geçerli olduğu, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasının da zorunlu olduğu, gerek görülmesi halinde sanığın tedaviye de tabi tutulabileceği kabul edilmektedir. Ancak, usûlüne uygun olarak verilip kesinleşen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı var ise 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi doğrultusunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemeyeceği, aynı şekilde 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi kapsamında usûlüne uygun şekilde verilip kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı var ise şüphelinin bu suçtan işlediği başka eylemi yönünden ayrı bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemeyeceği kabul edilmektedir. Ayrıca, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan yürütülen soruşturmalarda, yukarıda yer verilen 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sadece bir kez verilebileceği, aynı şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu nedeniyle farklı tarihlerde işlediği eylemlerden dolayı birden fazla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmiş ise, bunlardan usûlüne uygun olarak verilip kesinleşen ilk kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının esas alınması gerektiği Dairemizce kabul edilmektedir. Bu kapsamda yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda, 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi kapsamında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının da (6545 sayılı Kanun'un 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesi kapsamında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin geçiş hükümleri saklı kalmak kaydıyla) sadece bir kez verilebileceği gözetilerek, aynı şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu nedeniyle farklı tarihlerde işlediği eylemlerden dolayı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ya da 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi kapsamında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı var ise, bunlardan hangisinin usûlüne uygun olarak verilip kesinleştiğinin tespitinin gerekeceği ve tespit edilen kesinleşme tarihine kadar işlenen sübut bulan tüm eylemlerin tek suç olarak, cezanın bireyselleştirilmesi yönünden 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi kapsamında alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olacağı kabul edilmektedir. Tüm bu açıklamalar ışığında; E. Dosyalar kapsamına göre; Somut olayda, 08.06.2020 tarihli eylemi nedeniyle kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan kamu davası açılmış ise de; sanık hakkında Sakarya 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.11.2020 tarihli ve 2020/70 Esas, 2020/219 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesi kapsamında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmediğinden bahisle kamu davasının durmasına karar verildiği, inceleme tarihi itibariyle UYAP üzerinden ve adli sicilde yapılan incelemede aynı nev'i suçtan herhangi bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı görülmediği gibi, sanık hakkında 30.11.2018 tarihli eylem nedeniyle Sakarya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.09.2019 tarihli ve 2018/578 Esas, 2019/349 Karar sayılı kararı ile değişen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte herhangi bir tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmediği, zorunlu olmasına rağmen 5237 sayılı Kanun'un 191/1. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları kapsamında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte verilmiş herhangi bir tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri bulunmadığı için 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi kapsamında usûlüne uygun şekilde verilip kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı bulunmadığı anlaşıldığından; Sanık hakkında usûlüne uygun olarak verilip kesinleşen "kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı" ya da 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi kapsamında verilen "hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri kararı" bulunmadığı için, Sakarya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.09.2019 tarihli ve 2018/578 Esas, 2019/349 Karar sayılı dosyasının ve Sakarya 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.11.2020 tarihli ve 2020/70 Esas, 2020/219 Karar sayılı akıbeti araştırılıp, UYAP ve adli sicilde sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan başkaca açık ve kapalı kaydın bulunup bulunmadığı da araştırılıp, Cumhuriyet başsavcılığı ve mahkemelerden ilgili dosyaların getirtilip dosya arasına alınıp, dosyaların derdest ise incelemeye konu dava dosyası ile birleştirilmesi; hüküm verilmiş ve kesinleşmiş ise, gerektiğinde olağanüstü kanun yollarına başvurulabileceği, sonucuna göre, tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle, sanık hakkında yeniden 5237 sayılı TCK'nın 191/8. maddesi kapsamında zorunlu olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri kararı verilmesi gerekip gerekmediği veya incelemeye konu eylem nedeniyle yeniden kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilip verilmeyeceği ya da incelemeye konu eylemin ihlâl niteliğinde eylem olup olmadığı veya eylemlerin tek suç, ayrı suç veya zincirleme suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra hukukî durumun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Merzifon 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.06.2021 tarihli ve 2020/311 Esas, 2021/317 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.07.2025 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2024/293, K. 2025/7646, T. 08.07.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-ceza-dairesi-2024-293-e-2025-7646-k-e3d2a5431a0e