Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2023/17512 E. 2025/6086 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/17512
- Karar No
- 2025/6086
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/508 E., 2020/610 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Turhal 2. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 05.02.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 11.09.2023 tarihli ve 2023/16014 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.10.2023 tarihli ve KYB - 2023/98823 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.10.2023 tarihli ve KYB - 2023/98823 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"5237 sayılı Kanun'un 191. maddesinin 2. fıkrasında yer alan, "Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır." şeklindeki ve aynı maddenin 6. fıkrasında yer alan, "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez." şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında,
Dosya kapsamına göre, incelemeye konu 16.07.2018 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçunu işlediği iddiasıyla sanık hakkında yapılan soruşturma sonucunda, 5237 sayılı Kanun'un 191/6. maddesi uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmeden 21.10.2019 tarihli iddianameyle doğrudan kamu davası açılmasını müteakip, yapılan yargılama sonucunda Turhal 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.12.2020 tarihli kararıyla sanığın 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş ise de;
Sanık hakkında inceleme dışı 17.11.2017 tarihli eylemi nedeniyle Tokat 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.04.2019 tarihli ve 2019/59 esas, 2019/208 sayılı kararı ile sanığın mahkumiyetine karar verildiği ve anılan kararın Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 20.10.2020 tarihli ve 2019/3930 esas, 2020/1827 sayılı kararında yer alan "...sanık hakkında 17.11.2017 tarihli eylem nedeniyle, 6545 sayılı Kanunun 68. maddesi ile değişik TCK'nın 191. maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verildiği, bu 22.05.2018 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sanığa 03.08.2018 tarihinde tebliğ edildiği, sanığın 23.07.2018 tarihli kullanmak için uyuştururucu madde bulundurma eyleminin sözü edilen 22.05.2018 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmeden gerçekleştiği anlaşılmakla, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmediği için, henüz erteleme süresi başlamadığından, sanık hakkında 6545 sayılı Yasa ile değişik TCK'nın 191/4. maddesindeki kamu davasının açılması şartlarının gerçekleşmemesi nedeniyle kamu davasının durmasına karar verilmesi..." şeklindeki gerekçe ile bozulmasına karar verildiği dikkate alındığında,
Somut olayda, 5237 sayılı Kanun'un 191/6. maddesine göre sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair karar verilmeden doğrudan kamu davası açılamayacağı cihetle, Mahkemesince "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı" verilmeden açılmış olan kamu davasında kovuşturma şartı bulunmadığından, bu şartın gerçekleşmesini beklemek üzere durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE A. Turhal 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.12.2020 tarihli ve 2019/508 Esas, 2020/610 Karar sayılı kararının incelenmesinde:
1. Şüpheli hakkında,16.07.2018 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Turhal Cumhuriyet Başsavcılığının 21.10.2019 tarihli ve 2019/2702 Soruşturma, 2019/906 Esas, 2019/894 sayılı iddianamesi ile, Turhal 2. Asliye Ceza Mahkemesine, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan kamu davası açıldığı, iddianamede; daha önce 2017/11344 sayılı soruşturmada kamu davası açıldığı, yeniden erteleme kararı verilemeyeceği hususunun belirtildiği,
2. Yapılan yargılama sonucunda; Turhal 2. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 10.12.2020 tarihli ve 2019/508 Esas, 2020/610 Karar sayılı kararı ile, sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır.
B. Dayanak Tokat 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 12.04.2019 tarihli ve 2019/59 Esas, 2019/208 Karar sayılı kararının incelenmesinde: Sanık hakkında, 17.11.2017 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Tokat Cumhuriyet Başsavcılığının 22.05.2018 tarihli ve 2017/11344 Soruşturma, 2018/23 Karar sayılı kararı ile kamu davasının açılmasının beş yıl süre ile ertelenmesine, bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, sanığın 23.07.2018 tarihinde yeniden aynı nev'i suçu işlemesi nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak Tokat Cumhuriyet Başsavcılığının 15.01.2019 tarih ve 2019/166 Esas sayılı iddianamesi ile Tokat 1.Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, Tokat 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.04.2019 tarihli ve 2019/59 Esas, 2019/208 Karar sayılı kararı ile, sanığın, TCK'nın 191/1 ve 62/1.maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın istinaf kanun yoluna başvurduğu, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7.Ceza Dairesinin 20.10.2020 tarihli ve 2019/3930 Esas, 2020/1827 Karar sayılı kararı ile hükmün bozulmasına karar verildiği, anlaşılmıştır.
C. 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları "(1) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2)Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 04.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171. maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır. (3) Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre Cumhuriyet savcısının kararı ile üçer aylık sürelerle en fazla bir yıl daha uzatılabilir. Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir." şeklinde yeniden düzenlenmiştir.
Yukarıda yer verilen Kanun hükümlerinin uygulanması ile ilgili olarak, Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre; 5237 sayılı TCK'nın 6545 sayılı Kanun ile değişik 191/2. maddesi doğrultusunda verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında, 5271 sayılı CMK'nın 171. maddesinde öngörülen şartlar aranmadığından, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği, bu kapsamda Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilmesinin zorunlu olduğu, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbir uygulanmasının da zorunlu olduğu, gerek görülmesi halinde şüpheli/sanığın tedaviye de tabi tutulabileceği, bu hususun kovuşturma şartı olarak öngörüldüğü, yargılamanın her aşamasında usulüne uygun olarak verilip verilmediğinin ve kesinleşip kesinleşmediğinin dikkate alınması gerektiği,kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının içeriği itibariyle de usul ve yasaya uygun düzenlenmesi gerektiği, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarıyı içermesi zorunlu olduğu ve bu yasal uyarıyı içermeden düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının hukuken geçersiz sayılacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı 5271 sayılı CMK'nın 173/1.maddesinin karar tarihinde yürürlükte olan haline göre 15 gün içinde Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarının da bulunması gerektiği ve bu yasal ihtarı içermeden düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının şüpheli/sanık tarafından öğrenilmiş olsa dahi kesinleşmemiş sayılacağı, erteleme süresinin kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulüne uygun kesinleşmesi ile başlayacağı, bu kapsamda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğinin usule uygun yapılması gerektiği, diğer bir anlatımla, usule uygun tebliğ edilmeyen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmediğinden 5 yıllık erteleme süresinin de başlamayacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi beklenilmeden erteleme kararı ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosyanın ilgili Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmesi durumunda, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından düzenlenen ihtarlı çağrı kağıdının yükümlüye tebliğ edilerek tedbirin infazına başlanmasının hukukî sonuç doğurmayacağı ve kovuşturma şartının gerçekleşmemiş sayılacağı kabul edilmektedir.
5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesinde yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bu suçtan yürütülen soruşturmalarda sadece bir kez verilebilecektir. Buna göre, usulüne uygun verilip kesinleşen herhangi bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulunmamasına rağmen aynı sanık hakkında birden fazla soruşturma bulunması halinde, soruşturmaların birleştirilmesi sonrası kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerekmektedir. Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi tarihine kadar aynı şüpheli/sanık tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak kabul edilmekte ve 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmektedir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden sonra işlenen ilk kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ise, 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesi kapsamında ihlâl sebebi sayılmakta, bu ihlâlden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği, ancak iddianame düzenlenmeden aynı suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken bir husus da; 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendinde belirtilen "kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi" şartının gerçekleşmesinden yani dava açma şartının gerçekleşmesinden sonra işlenen 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinin dördüncü fıkrasının (b) ve (c) bentlerinde belirtilen aynı nitelikteki eylemin de artık 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiğidir. İddianame düzenlendikten sonra aynı suçtan işlenen eylemler ise ayrı suçtur ve 5237 sayılı TCK'nın 191.maddesinin altıncı fıkrası kapsamında doğrudan dava konusu edilebilir.
Tüm bu açıklamalar ışığında; Dosya kapsamına göre; sanık hakkında önceden işlemiş olduğu aynı nev'iden suç nedeniyle Tokat 1. Asliye Ceza Mahkemesinde açılmış bir kamu davası olduğundan, bu kez inceleme konusu 16.07.2018 tarihli suçtan dolayı 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi gereğince kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmeden doğrudan kamu davası açılması üzerine, Turhal 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.12.2020 tarihli kararı ile sanığın mahkûmiyetine karar verilmiş ise de, soruşturma ya da kovuşturma dosyalarına ilişkin belge ve bilgilere hızlıca ve kolayca ulaşılabilmesine olanak sağlayan UYAP sistemi üzerinden sanık hakkındaki soruşturma ve kovuşturma bilgisine rahatlıkla ulaşılabileceği, sanığın diğer eylemlerine konu davaların mahkeme ya da hâkim tarafından bilinmediğinin ileri sürülemeyeceği de dikkate alındığında, sanığın önceki 17.11.2017 tarihli eylemine konu Tokat 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 12.04.2019 tarihli ve 2019/59 Esas, 2019/208 Karar sayılı mahkûmiyet kararının, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7.Ceza Dairesinin 20.10.2020 tarihli ve 2019/3930 Esas, 2020/1827 Karar sayılı kararı ile, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden durma kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği, dolayısıyla inceleme konusu davada 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan kamu davası açılması koşullarının oluşmadığı gözetilerek,
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7.Ceza Dairesinin 20.10.2020 tarihli ve 2019/3930 Esas, 2020/1827 Karar sayılı bozma kararından sonraki hukuki sürecin araştırılması, gerektiğinde ve hukuken mümkün olduğunda her iki davanın birleştirilmesi, yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda, sanığın eyleminin, erteleme kararının usulüne uygun şekilde kesinleşmesinden önce mi işlendiği, erteleme kararının ihlâli mi olduğu, zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı veya eylemin bağımsız suç mu oluşturacağı hususlarının irdelenmesi ve sanığın hukuki durumunun tüm deliller birlikte değerlendirilerek belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
B. Turhal 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.12.2020 tarihli ve 2019/508 Esas, 2020/610 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı CMK'nın 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.05.2025 tarihinde karar verildi.