Yargıtay · 10. Ceza Dairesi

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2023/21343 E. 2025/6106 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Ceza Dairesi
Esas No
2023/21343
Karar No
2025/6106
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi 2. İzmir 29. Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 1. 2018/1079 E., 2019/649 K. 2. 2019/41 E., 2019/379 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARARLAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararların kanun yararına bozulması

İzmir 12. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1, 192/3, 62/1, 50/1-a ve 52/2. maddeleri uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 10.09.2019 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.

İzmir 29. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 51/1. maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 06.05.2019 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 09.10.2023 tarihli ve 2023/11732 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.11.2023 tarihli ve KYB - 2023/108573 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.11.2023 tarihli ve KYB - 2023/108573 sayılı kanun yararına bozma isteminin;

" 1) İzmir 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.07.2019 tarihli ve 2018/1079 esas, 2019/649 sayılı kararı yönünden yapılan incelemede; Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 23.12.2019 tarihli ve 2019/5427 esas, 2019/8638 karar sayılı ilâmında "...somut olayda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğ edildiği, ancak erteleme kararında ve tebliğ evrakında erteleme kararına itiraz hakkı bulunduğunun gösterilmediği,... kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına şüphelinin itiraz hakkının bulunduğu, bu nedenle erteleme kararında itiraz mercii ve süresiyle birlikte itiraz hakkının gösterilmesi gerektiği, somut olayda ise kararda itiraz hakkı belirtilmediği gibi ne soruşturma ve denetimli serbestlik sürecinde ne de kovuşturma sırasında hiçbir aşamada itiraz hakkı bildirilmeden yargılamanın sonuçlandırıldığı anlaşılmış olup,... Bu durumda usulüne uygun bir tedavi ve denetimli serbestlik infaz süreci de bulunmadığından, TCK’nın 191. maddesinin 4. fıkrası uyarınca kamu davası açılma koşulunun gerçekleşmediğinin kabulü gerekir..." şeklinde belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun'un 191/2. maddesi uyarınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı şüphelinin itiraz hakkının bulunduğu, bu nedenle erteleme kararında itiraz hakkının gösterilmesi gerektiği, Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce, itiraz hakkı tanınmadan verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı,

Somut olayda, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 22.05.2018 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararın şüpheliye itiraz hakkı tanınmadan verildiği gibi denetimli serbestlik sürecinde ya da kovuşturma sırasında hiçbir aşamada sanığa bu hakkının bildirilmediği cihetle, şüpheliye itiraz hakkı tanınmadan verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmediği gözetilmeden, kovuşturma şartının gerçekleşmemesi sebebiyle durma kararı verilmesi yerine yazılı şekilde sanığın mahkûmiyetine hükmedilmesinde,

2) İzmir 29. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.04.2019 tarihli ve 2019/41 esas, 2019/379 sayılı kararı yönünden yapılan incelemede;

Erteli hapis cezasının aynen infazına ilişkin İzmir 2. İnfaz Hâkimliğinin 31.01.2022 tarihli ve 2022/827 esas, 2022/1321 sayılı kararının, asıl kararın kanun yararına bozulması halinde hukuki değerden yoksun olacağı değerlendirilerek yapılan incelemede;

Adı geçen sanığın 24.11.2018 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediği iddiasıyla yapılan soruşturma sonunda, 5237 sayılı Kanun'un 191/6. maddesi uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmeden İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 05.01.2019 tarihli iddianamesiyle kamu davası açılması üzerine yapılan yargılama sonucunda, İzmir 29. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.04.2019 tarihli ve 2019/41 esas, 2019/379 sayılı kararıyla, 5237 sayılı Kanun'un 191/1 ve 62/1. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve hükmün kanun yolu incelemesinden geçmeksizin 06/05/2019 tarihinde kesinleştiği anlaşılmış ise de,

Somut olayda, önceki 31.08.2016 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmiş olup sanığın yeniden aynı tür suçu işlediğinden bahisle yapılan bildirim üzerine hakkında kamu davası açılması üzerine yapılan yargılama sonucunda İzmir 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.07.2019 tarihli kararı ile sanık hakkında adli para cezasına hükmedildiği ve yukarıda belirtildiği üzere, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 22.05.2018 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararının usulüne uygun kesinleşmemesi nedeniyle mahkemesince verilen kararın da hatalı olduğu,

Bu durumda artık sanık hakkında önceki suçu nedeniyle verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının geçerliliği kalmadığından, 5237 sayılı Kanun'un 191/6. maddesindeki kovuşturma şartının gerçekleşmediği, bu halde sanığın 31.08.2016 ve 24.11.2018 tarihli eylemlerine ilişkin ortak bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi ile usulüne uygun tebliğ ve devamı işlemlerin icrası için kamu davasının durmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE A. İzmir 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/1079 Esas ve 2019/649 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde:

1. Şüpheli hakkında, 31.08.2016 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 22.05.2018 tarihli ve 2018/65392 Soruşturma, 2018/3255 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3.maddesi uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararda itiraz kanun yolunun gösterilmediği, kararın 31.05.2018 tarihinde şüpheliye tebliğ edildiği,

2. Şüphelinin 27.06.2018 ve 25.07.2018 tarihlerinde yeniden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurması nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 26.10.2018 tarihli ve 2018/65392 Soruşturma, 2018/43441 Esas, 2018/33443 sayılı iddianamesi ile İzmir 12. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,

3. Yapılan yargılama sonucunda İzmir 12. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 03.07.2019 tarihli ve 2018/1079 Esas, 2019/649 Karar sayılı kararı ile, sanığın TCK'nın 191/1, 192/3, 62/1, 50/1-a ve 52/2.maddeleri uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır.

B. İzmir 29. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/41 Esas ve 2019/379 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde: 1. Şüpheli hakkında, 24.11.2018 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 05.01.2019 tarihli ve 2018/151438 Soruşturma, 2019/764 Esas, 2019/599 sayılı iddianamesi ile TCK’nın 191/6. maddesi İzmir 29.Asliye Ceza Mahkemesine doğrudan kamu davası açıldığı,

2. İzmir 29. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 10.04.2019 tarihli ve 2019/41 Esas, 2019/379 Karar sayılı kararı ile, sanığın TCK'nın 191/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 51/1.maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin kesinleştiği,

3. Sanığın denetim süresi içerisinde 02.12.2020 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan mahkûm edildiğinin ihbar edilmesi üzerine, İzmir 2. İnfaz Hakimliğinin 31.01.2022 tarihli ve 2022/827 İnfaz Hakimliği dosyası, 2022/1321 Karar sayılı kararı ile erteli hapis cezasının aynen infazına karar verildiği, Anlaşılmıştır.

C. İzmir 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.07.2019 tarihli ve 2018/1079 Esas, 2019/649 Karar sayılı kararı yönünden yapılan incelemede;

Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik TCK'nın 191.maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, bu durumda sanığa, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır." şeklindeki düzenleme gereği, "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, şüpheli hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararda itiraz kanun yolunun gösterilmediği, bu nedenle kararın usûlüne uygun şekilde kesinleştiğinden sözedilemeyeceği, usûlsüz olarak verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi, beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, bu durumda ihlâl kabul edilen eylemin erteleme süresi içerisinde işlendiğinden sözedilemeyeceği, dolayısıyla TCK'nın 191/4. maddesinde belirtilen dava açma şartlarının oluşmadığı anlaşıldığından,

Mahkemesince, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı CMK'nın 173.maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usûlüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usûlüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.

D.İzmir 29. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.04.2019 tarihli ve 2019/41 Esas, 2019/379 Karar sayılı kararı yönünden yapılan incelemede;

Erteli hapis cezasının aynen infazına ilişkin İzmir 2. İnfaz Hâkimliğinin 31.01.2022 tarihli ve 2022/827 İnfaz Hakimliği Dosyası, 2022/1321 Karar sayılı kararının, asıl kararın kanun yararına bozulması halinde hukuki değerden yoksun olacağı değerlendirilerek yapılan incelemede;

Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma sonucunda, şüpheli hakkında 5237 sayılı TCK’nın 191/2. maddesi uyarınca "kamu davasının açılmasının ertelenmesi", TCK’nın 191/3. maddesi uyarınca "erteleme süresi içerisinde asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanması, denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulması" kararı verilmesini takiben, TCK’nın 191/4. maddesinde yazılan durumlardan birinin gerçekleşmesi nedeniyle, erteleme kararının kaldırılarak kamu davası açılmasından sonra, şüphelinin yeniden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlemesi halinde TCK’nın 191/6. maddesi uyarınca yeniden kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemeyeceğinden ikinci suç nedeniyle doğrudan kamu davası açılacağı tartışmasızdır.

Ancak; Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan yürütülen soruşturmalarda, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesinde yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" amir hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sadece bir kez verilebileceği, aynı şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu nedeniyle farklı tarihlerde işlediği eylemlerden dolayı birden fazla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmiş ise, bunlardan usûlüne uygun olarak verilip kesinleşen ilk kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının esas alınması gerektiği, bu durumda, erteleme kararının kesinleşmesine kadar işlenen tüm eylemlerin tek suç olarak ve TCK'nın 61. maddesi kapsamında alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olabileceği kabul edilmektedir.

Somut olayda; sanık hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlâl edilmesi nedeniyle açılan kamu davasında İzmir 12. Asliye Ceza Mahkemesince verilen mahkûmiyet kararının, erteleme kararında itiraz kanun yolunun gösterilmemesi nedeniyle kanuna aykırı olduğundan hükmün kanun yararına bozulması ve bozma kararından sonra İzmir 12. Asliye Ceza Mahkemesince "durma" kararı verilecek olması nedeniyle, 5237 sayılı TCK’nın 191/6. maddesi gereğince doğrudan kamu davası açılmasının dayanağının kalmaması karşısında, doğrudan açılan kamu davasında kovuşturma şartının gerçekleşmediği anlaşıldığından; doğrudan açılan davanın dayanak İzmir 12. Asliye Ceza Mahkemesinin davası ile birleştirilmesine karar verilmesi, sanığın 24.11.2018 tarihli eylemi erteleme kararının kesinleşmesinden önce işlenmiş hale geldiğinden İzmir 12. Asliye Ceza Mahkemesince değerlendirilmesi gerektiğinden, mahkûmiyet kararı Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.

III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

B. İzmir 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.07.2019 tarihli ve 2018/1079 Esas, 2019/649 Karar sayılı kararı ile İzmir 29. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.04.2019 tarihli ve 2019/41 Esas, 2019/379 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı CMK'nın 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için dava dosyalarının, Mahkemelerine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

28.05.2025 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2023/21343, K. 2025/6106, T. 28.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-ceza-dairesi-2023-21343-e-2025-6106-k-4b042ea6fef9