Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2023/17427 E. 2025/4915 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/17427
- Karar No
- 2025/4915
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/790 E., 2021/75 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul 12. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62.maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının, aynı Kanun'un 51. maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 18.02.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 04.09.2023 tarihli ve 2023/14341 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.10.2023 tarihli ve KYB-2023/97413 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.10.2023 tarihli ve KYB-2023/97413 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " Her ne kadar sanık hakkında 19.07.2015 tarihli eylemi nedeniyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 18.12.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararını müteakip, 21.02.2020 tarihinde aynı suçu işlediğinden bahisle kamu davası açılması üzerine, sanığın mahkumiyetine, cezasının ertelenmesine ve İstanbul 67.Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/569 esas, 2014/330 sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresinde işlendiğinden mahkemesine ihbarda bulunulmasına karar verilmiş ise de, İncelemeye konu dosyadan yapılan ihbar üzerine hükmün açıklanarak sanığın mahkumiyetine karar verilmesini takiben, söz konusu kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 30.03.2023 tarihli ve 2021/3627 esas, 2023/808 sayılı kararında yer alan "Sanığın ihbara konu 19.07.2015 tarihli eylemi nedeniyle İstanbul 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.02.2021 tarihli, 2020/790 Esas ve 2021/175 Karar sayılı kararı ile verilen 1 yıl 8 ay erteli hapis cezasının istinaf edilmeden 18.02.2021 tarihinde kesinleştiği, 19.07.2015 tarihli eylemin zorunlu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali olduğu ve düşme kararı verilmesi gerekirken mahkumiyet kararı verildiğinden ve istinaf edilmeden kesinleşmiş olması nedeniyle bu hükmün kanun yararına bozma talebine konu edilmesi için, ilk derece mahkemesi tarafından İstanbul 12. Asliye Ceza Mahkemesine bildirimde bulunulmasına" şeklindeki açıklamalar karşısında; Sanığın 17.09.2015 tarihindeki eyleminin İstanbul 67. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/569 esas, 2014/330 sayılı kararı ile 6545 sayılı Kanunla değişik 5320 sayılı Kanun’un geçici 7/2. maddesi gereğince verilmiş hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresinde işlenmesinden dolayı ilk suçun ihlâli niteliğinde olduğu ve ayrı bir yargılama konusu yapılamayacağı cihetle, kamu davasının düşmesi yerine yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE A. İstanbul 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.02.2021 tarihli ve 2020/790 Esas, 2021/75 Karar sayılı kararının incelenmesinde: 1. Şüpheli hakkında, 19.07.2015 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemi nedeniyle yapılan soruşturma sonunda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 18.12.2015 tarihli ve 2015/91645 Soruşturma, 2015/4880 Karar sayılı kararı ile; 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın şüpheliye 12.01.2016 tarihinde tebliğ edilerek 02.02.2016 tarihinde infazı için İstanbul Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, 2. Şüphelinin 21.02.2020 tarihinde yeniden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurması nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 15.10.2020 tarihli ve 2015/91645 Soruşturma, 2020/31912 Esas, 2020/19847 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, 3. Yapılan yargılama sonucunda, İstanbul 12. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 10.02.2021 tarihli ve 2020/790 Esas, 2021/75 Karar sayılı kararı ile, sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 51/1. maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. B. İstanbul 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.11.2021 tarihli ve 2021/343 Esas, 2021/1301 Karar sayılı kararının incelenmesinde: 1. Şüpheli hakkında 09.02.2014 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 16.04.2014 tarihli ve 2014/19460 esas sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, 2. Yapılan yargılama sonucunda, İstanbul 67. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.12.2014 tarihli ve 2014/569 Esas, 2014/330 Karar sayılı kararı ile, sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. maddesi ve 62. maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 6545 sayılı Kanun'un 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin 30.12.2014 tarihinde kesinleştiği,
3. Sanığın denetim süresi içerisinde 19.07.2015 tarihinde işlediği aynı nev'i suçtan mahkûm edildiğinin kanun yararına bozma konusu konusu İstanbul 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.02.2021 tarihli kararı ile ihbar edilmesi üzerine, dosyanın devredildiği İstanbul 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.11.2021 tarihli ve 2021/343 Esas, 2021/1301 Karar sayılı kararı ile, hükmün açıklanmasına, sanığın 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri ve 5271 sayılı CMK'nın 251/3. maddesi uyarınca 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın istinaf kanun yoluna başvurduğu, 4. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 30.03.2023 tarihli ve 2021/3627 Esas, 2023/808 Karar sayılı kararı ile, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, Anlaşılmıştır. C. Dosyalar kapsamına göre; 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7/2. maddesinde yer alan; "Bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 5237 sayılı Kanun'un 191. maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191. madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." amir hükmü ve 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesinde yer alan, "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz." şeklindeki ve 191/9. maddesinde yer alan "Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, 5271 sayılı Kanun'un kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171. maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231. maddesi hükümleri uygulanır" şeklindeki düzenlemeler birlikte dikkate alındığında; Somut olayda, sanık hakkında daha önceden 09.02.2014 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan İstanbul 67. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.12.2014 tarihli ve 2014/569 Esas, 2014/330 Karar sayılı kararı ile, sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. maddesi ve 62. maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 6545 sayılı Kanun'un 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin 30.12.2014 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakla, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7/2. maddesi uyarınca kanuni zorunluluk üzerine verildiği, kanuni zorunluluk nedeniyle verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının, Cumhuriyet savcılıkları tarafından verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararları ile benzer hukuki sonuçları doğuracağı, bu durumda, incelemeye konu suç tarihinin 19.07.2015 olması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlenmesi nedeniyle, 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesi uyarınca Cumhuriyet savcısı tarafından yeni bir soruşturmaya konu edilmeyip hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını veren mahkemeye ihbarda bulunulması gerektiği, gözetilmeden, sanık hakkında ayrı bir soruşturma konusu yapılarak kamu davası açılması ve yargılama sonucunda mahkûmiyetine karar verilmesi kanuna aykırı olduğundan; Sanığın 19.07.2015 tarihli eylemini, İstanbul 67. Asliye Ceza Mahkemesince kanuni zorunluluk üzerine verilen ve 30.12.2014 tarihinde kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde gerçekleştirmesi nedeniyle, 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesi uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturma yapma yasağı bulunduğu ve bu suçun sadece ilk suçtan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlâli sayılabileceği, Mahkemesince 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca "düşme" kararı verilip İstanbul 67. Asliye Ceza Mahkemesine ihbarda bulunulması, 21.02.2020 tarihli eylem yönünden ise gereği için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına bildirimde bulunulması gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. Mahkemesince "düşme" kararı verilip ihbarda bulunulması gerekmekte ise de; zaten ihbarda bulunulduğu ve hükmün açıklanmasına karar verildiği, kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 30.03.2023 tarihli ve 2021/3627 Esas, 2023/808 Karar sayılı istinaf başvurusunun esastan reddi kararı ile kesinleştiği gözetilerek yeniden ihbarda bulunulmayıp yalnızca düşme kararı verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. D. 5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesinin (d) bendi; "Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.” şeklinde düzenlenmiş olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmekle, 5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesinin (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
B. İstanbul 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.02.2021 tarihli ve 2020/790 Esas, 2021/75 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, C. 5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesinin (d) bendi uyarınca bozma nedeninin cezanın kaldırılmasını gerektirdiği belirlendiğinden; Hüküm fıkrasının; "sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE, 21.02.2020 tarihli eylem yönünden gereği için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına bildirimde bulunulmasına" şeklinde değiştirilmesine, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.04.2025 tarihinde karar verildi.