Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2024/2318 E. 2025/4198 K. – Kişilerin Huzur
Konu: Kişilerin Huzur Ve Sükununu Bozma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/2318
- Karar No
- 2025/4198
- Karar Tarihi
- Konu
- Kişilerin Huzur Ve Sükununu Bozma
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/2240 E. 2024/569 K. SUÇ : Kişilerin huzur ve sükununu bozma HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret
Dairemizin bozma kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Nazilli 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 18.01.2018 tarih, 2015/605 Esas, 2018/54 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223/2-a maddesi gereğince beraatine karar verilmiştir.
2. Hükmün istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesince duruşma açılmasına karar verilerek, 02.05.2019 tarih, 2018/1075 Esas, 2019/1710 Karar sayılı kararı ile beraat hükmü kaldırılarak sanığın 5237 sayılı Kanun'un 123/1, 53. Maddeleri gereğince 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3. Hükmün temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 21.09.2023 tarih, 2023/1233 Esas, 2023/3218 Karar sayılı kararı ile; " Sanığa isnat edilen eylemin, 5237 sayılı Kanun'un 123 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen ''kişilerin huzur ve sükununu bozma'' suçuna ilişkin olduğu, "kişilerin huzur ve sükununu bozma" suçu için 5237 sayılı Kanun'un 123 üncü maddesinin birinci fıkrasında temel ceza miktarının ''üç aydan bir yıla kadar hapis'' olarak belirlendiği; 5271 sayılı Kanun'un, 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan ''Basit Yargılama Usulü'' başlıklı 251 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan; ''Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.'' şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun'un geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan ''01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.'' şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas-2020/33 Karar sayılı ve 16.03.2021 tarihli 31425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas-2021/4 Karar sayılı iptal kararları ile ''...kovuşturma evresine geçilmiş..., ...hükme bağlanmış...'' ibarelerinin, aynı bentte yer alan ''...basit yargılama usulü...'' yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle;
Kovuşturma evresine geçilmiş veya hükme bağlanmış olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan kesinleşmiş hükümler haricindeki düzenlemelerin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanununda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre; ''mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.'' şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararlarının neticeleri itibariyle maddi ceza hukukuna ilişkin ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle, sanık lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi ve gereği için dosyanın, ''Basit Yargılama Usulü'' yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk görülmüştür." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
4.İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 07.02.2024 tarihli ve 2023/2240 Esas, 2024/569 Karar sayılı kararı ile duruşma açılmak suretiyle, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 123/1, 53. Maddeleri gereğince 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiş olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 29.04.2024 tarih, 2024/34249 nolu ret görüşlü Tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteği; beraatine karar verilmediğinden hükmü temyiz ettiğine, zamanaşımı hususunun göz önüne alınması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR Bölge Adliye Mahkemesince; sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararının katılan tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizce duruşmalı olarak yapılan yargılama sonucunda 02/05/2019 tarih, 2018/1075 esas ve 2019/1710 sayılı karar ile ilk derece mahkemesince verilen beraat kararının kaldırılmasına ve sanığın 5237 sayılı TCK'nın 123/1.maddesi uyarına cezalandırılmasına yönelik ilamının sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine de Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 21/09/2023 tarih, 2023/1233 esas ve 2023/3218 karar sayılı ilamı ile basit yargılama usulünün uygulanıp uygulanmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğundan bahisle hükmün bozulmasına karar verildiği, bozma ilamı sonrasında yapılan yargılamada Dairemizce dosyanın geldiği aşama ve tensip tarihi dikkate alındığında, sanık hakkında 5271 sayılı CMK'nın 251. ve devamı maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulünün uygulanmasına takdiren yer olmadığına karar verilerek duruşma açıldığı, sanığın ve katılanın beyanlarının alındığı, Yargıtay bozma ilamına uyulduğu, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı ile birlikte değerlendirildiğinde; katılanın oğlu adına kayıtlı olup kendisinin kullandığı telefon hattını gizli numaradan bir şahsın sürekli arayarak kendisini rahatsız ettiğinden bahisle şikayeti olduğu, şikayet üzerine yapılan soruşturmada arayan telefon numarasının sanık adına kayıtlı olduğunun tespit edildiği, sanığın soruşturma aşamasındaki beyanında telefon numarasının kendisine ait olduğunu, ancak katılanı kendisinin aramadığını, hattının kopyalanmış olabileceğini savunduğu, mahkeme aşamasında ise hattın eşi tarafından kullanıldığını savunduğu, ancak katılanın aşamalarda değişmeyen beyanları, sanığın hayatın olağan akışına uygun düşmeyen kaçamaklı ve çelişkili savunması ve HTS kayıtları dikkate alındığında sanığa atılı suçun sabit olduğu ve sanığın rahatsız etme kastı ile ısrarla katılanı aramak suretiyle kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunu işlediği tüm dosya kapsamından anlaşıldığı gerekçesiyle sanığın mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE VE KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve Kanun'a uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Nazilli 1. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.04.2025 tarihinde karar verildi.