Yargıtay · 10. Ceza Dairesi

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2022/964 E. 2024/49 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Ceza Dairesi
Esas No
2022/964
Karar No
2024/49
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/2798 E., 2021/2358 K. SUÇ : Uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal etme HÜKÜM : Esastan ret TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddiyle hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İstanbul 38. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.09.2021 tarihli ve 2021/142 Esas, 2021/310 Karar sayılı kararı ile sanığın uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal etme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 16 yıl 8 ay hapis ve 33.320,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunlukları uygulanmasına karar verilmiştir. B. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 27.10.2021 tarihli ve 2021/2798 Esas, 2021/2358 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan ve re'sen de istinafa tabi olan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; 1. Suçun unsurlarının oluşmadığına, 2. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, 3. Teşebbüs hükümlerinin uygulanması gerektiğine, 4. 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkra hükmünün uygulanması gerektiğine, 5. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Beyrut'tan İstanbul'a gelen uçaktan inen sanığın valizinde yapılan kontrolde şüpheli yoğunluk görülmesi üzerine görevliler ile birlikte açıldığında taban kısmına gizlenmiş halde presslenmiş paketlerde toz esrar ve hap ele geçtiği olayda; kriminal rapor, olay yakalama muhafaza altına alma tutanağı, sanığa ait 13.02.2021 tarihli uçuş kalkış noktası Beyrut varış noktası İstanbul ve 18.02.2021 tarihli uçuş kalkış noktası İstanbul varış noktası Beyrut olan uçak biletleri, sanığın tevil yollu ikrarı, tanık beyanlarıyla ele geçen uyuşturucu maddenin miktarı ve çeşidi, ülkeye sokma şekli itibariyle sanığın ticari amaçlı olarak ülkeye getirdiği uyuşturucu maddelerle havalimanında yakalandığı ve böylece uyuşturucu madde ithal etme suçunu işlediği gerekçesiyle mahkûmiyetine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular konusunda, Bölge Adliye Mahkemesince, hükümde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin, suçun vasfına ve sübutuna, teşebbüs hükümlerinin uygulanmamasına ilişkin takdirlerinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş; hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 27.10.2021 tarihli ve 2021/2798 Esas, 2021/2358 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden; 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Hükmolunan ceza miktarı ile tutuklu kalınan süre dikkate alınarak sanık hakkındaki salıverilme talebinin REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 38. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.01.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY GEREKÇESİ 13.02.2021 tarihli Olay Tutanağına göre, aynı gün saat 12:15'de Middle East Havayollarına ait ME265 sefer sayılı uçak ile Beyrut-Lübnan'dan İstanbul Havalimanına gelen sanık ...'un, "Gümrüğe tabi eşyam yok" anlamına gelen yeşil hattı geçip gümrük kontrol noktasını geçtikten sonra Ülkemize giriş yapmak üzere iken İstanbul Havalimanı Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü görevlilerince usulüne uygun şekilde durdurularak beraberinde getirdiği ve personel tarafından yolcu bagajları şut altı tabir edilen bölümünde tespit edilip takibi yapılan valiz x-ray cihazına sevk edilmiş, sanığın valizinin taban kısmında yoğunluk görülmesi üzerine görevli memurlarca arama noktasına alınıp, sanık huzurunda açılarak yapılan detaylı inceleme neticesinde 2898 gram esrar ve 415 adet sarı renkli hap (72 gram maddenin net 0,152 gram amfetamin içerdiği) ele geçirilmiş; yapılan yargılama sonucunda İstanbul 38. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.09.2021 günlü, 2021/142 Esas ve 2021/310 Karar sayılı kararıyla, sanığın uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal etme suçundan dolayı 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddeleri uyarınca cezalandırılmasına hükmolunmuş; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 27.10.2021 günlü, 2021/2798 Esas ve 2021/2358 Karar sayılı kararıyla da istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Olay tutanağı ile dosyadaki diğer belgeler incelendiğinde; gümrük muhafaza memurları tarafından yapılan tespit ve takibi müteakiben, yurt dışından uçakla getirilen uyuşturucu maddenin ele geçirildiği, böylece görevlilerin müdahalesiyle sanığın uyuşturucu maddeleri ülkeye sokmasına engel olunduğu, dolayısıyla sanığın işlediği uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal etme suçunun tamamlanmadığı ve teşebbüs aşamasında kaldığı anlaşılmaktadır. İthal “uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin maddeten, Türkiye’nin siyasi sınırlarının her hangi bir yerinden sokulması” (Erman/Özek’ten aktaran: Birsen Elmas, Uyuşturucu ve Uyarıcı Madde Suçları, Adalet Yayınevi, Ankara 2020, s. 63) olarak tanımlanmakla birlikte, gümrük (sınır) kapılarının bulunduğu yerlerde uyuşturucu maddenin Türkiye’ye sokulmuş sayılması için gümrük kontrol noktasından herhangi bir şekilde geçirilmiş olması gereklidir. Gümrük kontrolünün amaçlarından biri kaçak veya yasak eşyanın ülkeye girişinin önlenmesi olup, gümrük işlemleri sırasında uyuşturucu veya uyarıcı maddenin polis ya da gümrük görevlisi gibi yetkililer tarafından yakalanması halinde, maddenin ülkeye sokulmasına engel olunduğundan, ithal suçunun tamamlandığından söz edilemez. Zira uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal etme, esas itibariyle ülkeye sokulan maddenin satılması, satışa arz edilmesi ya da başkalarına verilmesi gibi kullanmak amacı dışındaki eylemlerin icrasına yönelik olarak işlenen bir suç olup, uyuşturucu veya uyarıcı maddenin gümrük işlemleri sırasında yakalanması halinde, elverişli hareketlerle doğrudan doğruya ithal suçunun icrasına başlayan failin elinde olmayan nedenlerle, uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ülkeye sokulmasına engel olunarak ithal suçunun tamamlanması ve aynı zamanda maddenin ülke içinde satışı, satışa arz edilmesi ve başkalarına verilmesi gibi tasarruflarda bulunulması önlenmektedir. Doktrinde de yukarıda açıklanan görüşü destekleyen çok sayıda yazar bulunmaktadır. Örneğin İltaş, “Gümrük kapısı olan yerler bakımından suça konu olan ve saklanan/bildirilmeyen maddenin gümrük işlemleri sırasında yetkililer tarafından yakalanması halinde failin tamamlanmış ithal suçundan dolayı değil de ithal suçuna teşebbüsten dolayı cezalandırılması gerektiği” görüşündedir (Yiğit İltaş, Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti Suçu, Adalet Yayınevi, Ankara, 2020, s. 192). Savaş/Mollamahmutoğlu’na göre de, “İthal suçu: maddenin ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak yabancı ülkeden yurda gümrükte saklanarak veya beyan edilmiyerek sokulması ile tamamlanır. Fail gümrükte işlemler sırasında yakalanmış ise suç tamamlanmamıştır. Eylem … teşebbüs derecesinde kalmıştır.” (Vural Savaş-Sadık Mollamahmutoğlu, Türk Ceza Kanununun Yorumu, 3. Cilt, Seçkin Yayınevi, Ankara 1999, s. 3609-3610). Somut olayda, Türkiye’ye giriş havalimanından gerçekleştirilmiş olmakla birlikte; uyuşturucu maddenin, ülkeye giriş işlemlerinden önce yapılan aramada ele geçirilmiş olması nedeniyle, sanığın işlediği suç, teşebbüs hükümlerinin uygulanması bakımından gümrük kapılarında işlenen suçlarla benzerlik arz etmektedir. Zira sanığın Lübnan/Beyrut'tan valizini uçağa teslim etmesinden sonra uçak altı bagaj bölümüne konulan valiziyle irtibatı kesilmiş ve valizi üzerinde tasarruf imkânı kalmamıştır. Uçak Türkiye’ye iner inmez sanığın uçağın şut altında bulunan bagajında şüpheli yoğunluk tespit edilmiş ve sonrasında sanık görevlilerce refakate alınarak eşya kontrolüne başlanmış, sanığın valizinde yapılan aramada uyuşturucu madde bulunmuştur. Dolayısıyla valiz uçakla Türkiye’ye getirilmiş ise de, uyuşturucu madde kolluk görevlileri tarafından ülkeye giriş ânında tespit edilip ele geçirildiğinden, sanığın valizi üzerinde hâkimiyet sağlaması ve içinde taşıdığı uyuşturucu maddeyi Türkiye sınırları içinde satış, satışa arz etme ve başkalarına verme gibi tasarruflarda bulunması önlenmiştir. Bu suretle sanığın fiili olarak uyuşturucu maddeyi ülkeye sokmasına engel olunduğundan, sanığın elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icrasına başladığı uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi ithal etme suçu, elinde olmayan nedenlerle tamamlanamamış ve teşebbüs aşamasında kalmıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle; sanığın işlediği uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal etme suçu teşebbüs aşamasında kaldığından, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca tayin edilen cezadan aynı Kanun'un 35 inci maddesi uyarınca indirim yapılması gerekirken, sanığın eylemi tamamlanmış suç olarak kabul edilmek suretiyle fazla ceza tayin edilmesinin hukuka aykırı olduğu kanaatini taşıdığımdan, sanık hakkında ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin kararının bozulması yerine, temyiz isteminin esastan reddi yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum. 08.01.2024

Atıf: Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2022/964, K. 2024/49, T. 08.01.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-ceza-dairesi-2022-964-e-2024-49-k-c3ab2f5c5372