Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2022/14931 E. 2024/45 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/14931
- Karar No
- 2024/45
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/334 E., 2018/551 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması Çorlu 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.11.2018 tarihli ve 2017/334 Esas, 2018/551 Karar sayılı kararı ile, hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 51 inci maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 01.02.2019 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 29.09.2022 tarihli ve 2021/26090 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.11.2022 tarihli ve KYB-2022/127832 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.11.2022 tarihli ve KYB-2022/127832 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " Sanık hakkında daha evvel 12.06.2014 tarihinde işlemiş olduğu aynı suç nedeniyle Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığının 22.10.2014 tarihli 2014/6587 soruşturma, 2014/35 sayılı kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği ve denetim süresi içinde yükümlülüklere uymamakta ısrar etmesi nedeniyle açılan kamu davası sonucunda Çorlu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.10.2015 tarihli ve 2015/477 Esas, 2015/1523 Karar sayılı kararı ile sanığın 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl süreyle denetim süresine tabi tutulmasına dair karar verildiği, anılan kararın 20.11.2015 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde 29.06.2016 tarihinde aynı neviden kasıtlı bir suç işlediğinin ihbarı üzerine yapılan yargılama neticesinde hükmün açıklanması ile sanığın 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin anılan Mahkemenin 06.02.2020 tarihli kararının istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesinin 09.09.2021 tarihli ve 2020/2606 Esas, 2021/2191 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında verilen hükmün bozulduğu ve bozma kararında "... 29.06.2016 tarihli eyleme ilişkin açılan kamu davasında, 12.06.2014 tarihli eylemden dolayı verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğ edilmemesi nedeniyle temadi eden suç hükümleri gereğince ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacak olması nedeniyle düşme kararı verilmesi gerekirken mahkûmiyet kararı verilmesi..'' şeklindeki açıklamaları nazara alındığında, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesinin 09.09.2021 tarihli bozma kararında inceleme konusu Çorlu 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.11.2018 tarihli kararına ilişkin sehven düşme kararı verilmesi gerektiğinin yazıldığı gözetilerek yapılan incelemede; Sanığın 12.06.2014 tarihinde işlemiş olduğu suçtan Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığının 22.10.2014 tarihli 2014/6587 soruşturma, 2014/35 sayılı kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğ edilmemesi nedeniyle, ikinci suçtan dolayı açılan kamu davasında durma kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 29.06.2016 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığının 26.04.2017 tarihli ve 2016/9331 Soruşturma, 2017/900 Esas, 2017/769 sayılı iddianamesi ile Çorlu 4. Asliye Ceza Mahkemesine, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca doğrudan kamu davası açılmıştır. B. Çorlu 4. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 22.11.2018 tarihli ve 2017/334 Esas, 2018/551 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 51 inci maddesi uyarınca ertelenmesine karar verilmiş, hüküm, istinaf edilmeksizin 01.02.2019 tarihinde kesinleşmiştir. C. Çorlu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/232 Esas ve 2020/35 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde; 1. Şüpheli hakkında, 12.06.2014 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığının 22.10.2014 tarihli ve 2014/6587 Soruşturma, 2014/35 Karar sayılı kararı ile; 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararın şüpheliye tebliğ edilemediği, 30.01.2015 tarihinde tedbirin infazı için Batman Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, 2. Batman Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 04.02.2015 tarihli ve 2015/198 DS sayılı çağrı yazısının 03.03.2015 tarihinde şüpheliye tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurmaması nedeniyle, uyarı tebligatı yapılmadan İnfaz İşlemleri Değerlendirme Komisyonunun 17.03.2015 tarihli kararıyla dosyanın kapatılmasına karar verilerek 18.03.2015 tarihinde Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, 3. Erteleme kararının kaldırılarak Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığının 06.04.2015 tarihli ve 2015/3661 Soruşturma, 2015/1693 Esas, 2015/1527 sayılı iddianamesi ile Çorlu 1. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, 4. Çorlu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.10.2015 tarihli ve 2015/477 Esas, 2015/1523 Karar sayılı kararı ile sanığın, 5237 sayılı Kanun'un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 20.11.2015 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği, 5. Kanun yararına bozma istemine konu Çorlu 4. Asliye Ceza Mahkemesinin kararı ile ihbarda bulunulması üzerine, Çorlu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.02.2020 tarihli ve 2019/232 Esas, 2020/35 Karar sayılı kararı ile, hükmün açıklanmasına, sanığın, 5237 sayılı Kanun'un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın istinaf kanun yoluna başvurduğu, 6. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesinin 09.09.2021 tarihli ve 2020/2606 Esas, 2021/2191 Karar sayılı kararı ile, erteleme kararının şüpheliye tebliğ edilmediği, uyarı yazısı da çıkarılmadığı gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verildiği, 7. Bozmadan sonra, Çorlu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.11.2021 tarihli ve 2021/948 Esas, 2021/1016 Karar sayılı kararı ile, hükmün açıklanmasına yer olmadığına karar verildiği, kararın, 17.12.2021 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır. D. 5237 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları "(1)Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2)Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 04.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır. (3) Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre Cumhuriyet savcısının kararı ile üçer aylık sürelerle en fazla bir yıl daha uzatılabilir. Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir." şeklinde yeniden düzenlenmiştir. Yukarıda yer verilen Kanun hükümlerinin uygulanması ile ilgili olarak, Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre; 5237 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları doğrultusunda verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında, 5271 sayılı Kanun'un 171 inci maddesinde öngörülen şartlar aranmadığından, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği, bu kapsamda Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilmesinin zorunlu olduğu, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbir uygulanmasının da zorunlu olduğu, gerek görülmesi halinde şüpheli/sanığın tedaviye de tabi tutulabileceği, bu hususun kovuşturma şartı olarak öngörüldüğü, yargılamanın her aşamasında usulüne uygun olarak verilip verilmediğinin ve kesinleşip kesinleşmediğinin dikkate alınması gerektiği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının içeriği itibariyle de usul ve yasaya uygun düzenlenmesi gerektiği, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarıyı içermesi zorunlu olduğu ve bu yasal uyarıyı içermeden düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının hukuken geçersiz sayılacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı 15 gün içinde Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarının da bulunması gerektiği ve bu yasal ihtarı içermeden düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının şüpheli/sanık tarafından öğrenilmiş olsa dahi kesinleşmemiş sayılacağı, erteleme süresinin kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulüne uygun kesinleşmesi ile başlayacağı, bu kapsamda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğinin usule uygun yapılması gerektiği, diğer bir anlatımla, usule uygun tebliğ edilmeyen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmediğinden 5 yıllık erteleme süresinin de başlamayacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi beklenilmeden erteleme kararı ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosyanın ilgili Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmesi durumunda, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından düzenlenen ihtarlı çağrı kağıdının yükümlüye tebliğ edilerek tedbirin infazına başlanmasının hukukî sonuç doğurmayacağı ve kovuşturma şartının gerçekleşmemiş sayılacağı kabul edilmektedir. 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrasında yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bu suçtan yürütülen soruşturmalarda sadece bir kez verilebilecektir. Buna göre, usulüne uygun verilip kesinleşen herhangi bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulunmamasına rağmen aynı sanık hakkında birden fazla soruşturma bulunması halinde, soruşturmaların birleştirilmesi sonrası kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerekmektedir. Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi tarihine kadar aynı şüpheli/sanık tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak kabul edilmekte ve 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmektedir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ise, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası kapsamında ihlâl sebebi sayılmakta, bu ihlalden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği, ancak iddianame düzenlenmeden aynı suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. İddianame düzenlendikten sonra aynı suçtan işlenen eylemler ise ayrı suçtur ve 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası kapsamında doğrudan dava konusu edilebilir. Tüm bu açıklamalar doğrultusunda somut olayda; Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığının 22.10.2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararının şüpheliye tebliğ edilmemesi nedeniyle kesinleşmediği, bu nedenle Çorlu 1. Asliye Ceza Mahkemesince "durma" kararı verilerek tebligat eksikliğinin tamamlanması ile kararın kesinleşmesinden sonra tedbirin infazının beklenilmesi gerektiği, bu husus İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesinin 09.09.2021 tarihli ve 2020/2606 Esas, 2021/2191 Karar sayılı ilamında da açıkça belirtilmesine rağmen Çorlu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.11.2021 tarihli ve 2021/948 Esas, 2021/1016 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanmasına yer olmadığına karar verildiği, anlaşılmıştır. Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi tarihine kadar kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak ve 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edildiğinden, inceleme konusu 29.06.2016 tarihli suç, erteleme kararının kesinleşmesinden önce işlenmiş hale geleceğinden inceleme konusu davada 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca doğrudan kamu davası açılması koşulları gerçekleşmeyeceğinden ve kovuşturma şartının gerçekleşmesi mümkün olmadığından Çorlu 4. Asliye Ceza Mahkemesince, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca "kamu davasının düşmesine" karar verilerek durma kararı vermesi gereken Çorlu 1. Asliye Ceza Mahkemesine ihbarda bulunulması gerekmektedir. Ancak; Çorlu 1. Asliye Ceza Mahkemesince "durma" kararı verilmesi yerine 22.11.2021 tarihli karar ile, "hükmün açıklanmasına yer olmadığına" kararı verildiği, kararın, 17.12.2021 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmakla öncelikle, Çorlu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.11.2021 tarihli ve 2021/948 Esas, 2021/1016 Karar sayılı kararına karşı kanun yararına bozma yoluna gidilmesi için ihbarda bulunulması, sonucunun beklenilmesi ve Çorlu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin kararının kanun yararına bozulması halinde her iki davanın birleştirilmesinden sonra, erteleme kararının kesinleşmesi ve infazının sonucu beklenilmek üzere Çorlu 1. Asliye Ceza Mahkemesince kamu davasının durmasına karar verilmesi gerektiği anlaşıldığından; mahkûmiyet kararı Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi kısmen değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Çorlu 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.11.2018 tarihli ve 2017/334 Esas, 2018/551 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.01.2024 tarihinde karar verildi.