Yargıtay · 10. Ceza Dairesi

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2020/6626 E. 2023/9642 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Ceza Dairesi
Esas No
2020/6626
Karar No
2023/9642
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi Aralarındaki bağlantı sebebiyle Dairemizin 2021/3144 Esas sayılı dosyası ile birlikte incelenmiştir. Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin, hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. Bingöl 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.01.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/5 Karar sayılı kararı ile sanıklar ..., Soner ve Birdal'ın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 5 yıl 2 ay 15 gün hapis ve 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına; sanıklar Veysel ve Hamit'in ise uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 4 yıl 2 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. B. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, sanık ... yönünden hükmün bozulması, diğer sanıklar yönünden onanması yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanıklar ... ve Soner müdafiinin temyiz sebepleri özetle; 1. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, 2. Sanıkların atılı suçu işlediklerine dair her türlü şüpheden uzak, kesin, inandırıcı ve somut delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, 3. Delil değerlendirmesinin hatalı yapıldığına ilişkindir. B. Sanık ...'in temyiz sebepleri özetle; 1. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, 2. Her türlü şüpheden uzak ve somut delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, 3. Eylemin yardım etme niteliğinde olduğuna ilişkindir. C. Sanık ...'in temyiz sebepleri özetle; 1. Her türlü şüpheden uzak ve somut delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, 2. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, 3. Etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir. D. Sanık ...'ın temyiz sebepleri özetle; Aleyhine olan kararın bozulması amacıyla temyiz ettiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Sanıkların iletişimin tespiti kayıtlarında geçen konuşmaları, fiziki takip tutanakları, uyuşturucu madde ele geçirilen olaylar, bir kısım olaylarda yapılan teşhisler ve diğer deliller hep birlikte değerlendirilerek subüt bulan eylemler yönünden mahkemece cezalandırma yoluna gidilmiştir, şöyle ki; Sanık ...'in; 27.08.2011 tarihli olayda, sanıklar ... ve Soner ile birlikte Ümit B., Umut K., Ali G. ve Yasin A. isimli şahıslara 2750 gram esrar sattığı; sanık ...'in ise 10.10.2011 tarihli olayda, Adil E. isimli şahsa 14 gram esrar sattığı anlaşıldığından; sanıkların eylemlerine uyan ve daha lehlerine olduğu anlaşılan 6545 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca cezalandırılmalarına karar verilmiştir. Sanık ...'ın, 27.08.2011 tarihli olayda, diğer sanıklar Soner ve Veysel aracılığı ile Ümit, Umut, Ali ve Yasin isimli şahıslara 2.750 gram esrar sattığı, 04.09.2011 tarihli olayda, Gürcan K. isimli şahsa 28.8 gram esrar sattığı, 10.10.2011 tarihli olayda, sanık ... aracılığı ile Adil E. isimli şahsa 14 gram esrar sattığı, 14.10.2011 tarihli olayda ... İ. isimli şahsa 415 gram esrar sattığı; sanık ...'in, 27.08.2011 tarihli olayda, sanıklar ... ve Veysel ile birlikte Ümit, Umut, Ali ve Yasin isimli şahıslara 2.750 gram esrar sattığı, 09.11.2011 tarihli olayda Fathi E. ve ... Ş. isimli şahıslara 1050 gr esrar maddesi sattığı; sanık ...'ın, 23.10.2011 tarihli olayda, Mutalip ve Mesut isimli şahıslara 22 gram esrar sattığı, 01.11.2011 tarihli olayda, ... isimli şahsa 122 gr esrar satmaya giderken yakalandığı, 03.11.2011 tarihli olayda, Gökhan, ... ve Yusuf isimli şahıslara 140 gram esrar sattığı, 12.11.2011 tarihli olayda, Abdullah S. isimli şahsa 3 paket halinde 20 gram esrar sattığı anlaşıldığından; sanıkların eylemlerine uyan ve daha lehlerine olduğu anlaşılan 6545 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca cezalandırılmalarına ve sanıkların söz konusu suçu aynı suç işleme kararı kapsamında birden fazla kez işlemiş oldukları anlaşılmakla cezalarında aynı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince ayrı ayrı 1/4 oranında artırım yapılmak suretiyle mahkûmiyetlerine karar verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A. Sanıklar ... ve Soner Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanması ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı kararı ve aynı maddede 7242 sayılı Kanun'la yapılan değişikliklerin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür. Sanık ...'in 09.11.2011 tarihli olayı yönünden mahkemenin kabul ve gerekçesindeki anlatımında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından Tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, sanıklar hakkında koşulları oluşmadığından etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmamasının yerinde olduğu anlaşıldığından, sanıklar ... ve Soner müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümlerde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir. B. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden Sanığın, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminden (UYAP) temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre hüküm tarihinden sonra 04.06.2019 tarihinde öldüğünün anlaşılması karşısında, bu durumun Mahkemece araştırılarak 5237 sayılı Kanun’un 64 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının düşürülüp düşürülmeyeceğinin karar yerinde değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır. C. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden 5271 sayılı Kanun'un 150 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince "alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır." şeklindeki düzenleme karşısında, suç tarihi itibarıyla sanığın üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun cezasının alt sınırı itibarıyla zorunlu müdafi tayininin gerekmediği, ancak 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'la 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yapılan değişiklikle hapis cezasının alt sınırının on yıl hapis cezası olarak değiştirildiği, hükmün verildiği 08.01.2015 tarihinde 6545 sayılı Kanun'un yürürlükte bulunduğu ve 5271 sayılı Kanun'un 150 nci maddesi uyarınca uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun cezasının alt sınırı itibarıyla zorunlu müdafi tayinini gerektirdiği gözetilmeden, yargılamaya devamla yazılı şekilde karar verilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması hukuka aykırı görülmüştür. D. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden 1. 5271 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince "alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır." şeklindeki düzenleme karşısında, sanığın müdafi huzurunda savunmasının alındığı, ancak 17.06.2014 tarihinde sanık müdafiinin vekillikten çekilme dilekçesi gönderdiği, hükmün verildiği 08.01.2015 tarihinde 6545 sayılı Kanun'un yürürlükte bulunduğu ve 5271 sayılı Kanun'un 150 nci maddesi uyarınca uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun cezasının alt sınırı itibarıyla zorunlu müdafi tayinini gerektirdiği dikkate alındığında; sanığa, müdafiinin istifa ettiği bildirildikten sonra, sanık "vekil tayin etmek istemediğine" ilişkin beyanda bulunduğu takdirde, 5271 sayılı Kanun'un 151 inci maddesinin birinci fıkrasına göre zorunlu müdafi görevlendirilip, duruşmaya katılımı sağlanmadan, 5271 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin üçüncü fıkrası ve 188 inci maddesinin birinci fıkrasına aykırı biçimde hüküm kurularak, sanığın savunma hakkının kısıtlanması hukuka aykırı görülmüştür. 2. Olay tutanağı içeriği, iletişimin tespiti tutanakları, sanığın savunmaları ile tanık Adil'in beyanlarından; tanık Adil'i sanık ...'a yönlendirmekten ibaret olan eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 39 uncu maddesi kapsamında suça yardım niteliğinde olduğu anlaşılmakla, sanık hakkında hükmolunan cezadan 5237 sayılı Kanun’un 39 uncu maddesi uyarınca indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı görülmüştür. V. KARAR A. Sanıklar ... ve Soner Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçe bölümünde (A) numaralı bentte açıklanan nedenlerle Bingöl 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.01.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/5 Karar sayılı kararında sanıklar ... ve Soner müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle, hükümlerin, sanık ... yönünden Tebliğname’ye uygun, sanık ... yönünden aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, B. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünde (B) numaralı bentte açıklanan nedenle ilgili Bingöl 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.01.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/5 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, C. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünde (C) numaralı bentte açıklanan nedenlerle Bingöl 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.01.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/5 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, D. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünde (D) numaralı bentte açıklanan nedenlerle Bingöl 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.01.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/5 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.11.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2020/6626, K. 2023/9642, T. 08.11.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-ceza-dairesi-2020-6626-e-2023-9642-k-efc4917e52fb