Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2020/20342 E. 2023/6115 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2020/20342
- Karar No
- 2023/6115
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/540 E., 2020/1924 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜMLER :1. İlk Derece Mahkemesi hükmünün duruşma açılmadan kaldırılması ile mahkûmiyet; (Sanık ... hakkında) 2. Hükmün düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi; (Sanık ... hakkında) TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ :1. Temyiz istemlerinin esastan reddiyle hükmün onanması; (Sanık ... hakkında) 2.Bozma; (Sanık ... hakkında)
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık ... müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İzmir 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.06.2018 tarihli ve 2018/187 Esas, 2018/167 Karar sayılı kararı ile İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/255 Esas sayılı dosyası ile aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunması sebebiyle her iki dosyanın birleştirilmesine, yargılamaya İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/255 Esas sayılı dosyası üzerinden devam olunmasına karar verilmiştir. B. İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.12.2019 tarihli ve 2018/255 Esas, 2019/465 Karar sayılı kararı ile uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 1. Sanık ...'ün 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesi, beşinci fıkrasının birinci cümlesi, 43 üncü maddesi, 192 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca 5 yıl 2 ay 15 gün hapis ve 10.400,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına; 2. Sanık ...'in 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrasının ikinci cümlesi, beşinci fıkrasının birinci cümlesi, 43 üncü maddesi, 52 nci , 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 30 yıl hapis ve 45.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir. C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 08.07.2020 tarihli ve 2020/540 Esas, 2020/1924 Karar sayılı kararı ile, 1. Sanık ... hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusuna ilişkin olarak 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrasının ikinci cümlesi, beşinci fıkrasının birinci cümlesi, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrasının birinci ve ikinci cümleleri, 192 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca 5 yıl hapis ve 8.320,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına; 2.Sanık ... hakkında İlk Derece Mahkemesince
kurulan ve re'sen de istinafa tabi olan hükümdeki hukuka aykırılık düzeltilerek, hükme yönelik sanık ve müdafilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. D. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özetle; sanık ... hakkındaki usul ve yasaya uygun olan hükme yönelik temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması; sanık ... hakkındaki hükmün, 5237 sayılı Kanunun 188 inci maddesinin üçüncü fıkrasının ikinci cümlesinin uygulanma koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle bozulması yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık ... müdafilerinin temyiz sebepleri özetle; Eylemin sabit olmadığına, suç unsurlarının bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, B. Sanık ... ve müdafilerinin temyiz sebepleri özetle; 1. Eylemin sabit olmadığına, suç unsurlarının bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, 2. Hükmün yeterli gerekçe içermediğine, 3. 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrasının ikinci cümlesinin ve beşinci fıkrasının birinci cümlesinin uygulanma koşullarının bulunmadığına, 4. 5237 sayılı Kanunun 62 nci maddesinin ve 192 nci maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanma koşullarının bulunduğuna, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Dosya kapsamından, sanık ...'ün, Cumhuriyet savcılığında müdafii huzurunda alınan beyanında, sanık ... ve hakkındaki mahkûmiyet hükmü istinaf edilmeksizin kesinleşen sanık ...'nın kendisine esrar vererek sattırdıklarını, tapelerin esrar alışverişine ilişkin olduğunu belirttiği; sanık ...'nın da aşamalarda değişmeyen savunmasında, suça konu esrarı sanık ...'den aldıklarını, ...'in telefonla kendilerine müşteri yönlendirdiğini, bazı müşterilerin fiyatı yüksek bulup kendisini ...'e şikayet ettiklerini, tapelerin esrar satışına ilişkin olduğunu, ...'den aldığı uyuşturucu maddeleri satması için ...'e verdiğini belirttiği, bu çerçevede sanıkların iştirak iradesi ile esrar
maddesi sattıkları, yapılan fiziki takiplerde alıcı kişilerde esrar yakalandığı, ayrıca tanık olarak dinlenen alıcı şahısların bir kısmının bu alışverişi doğruladıkları anlaşılmakla, eylemlerin sabit olduğu, sanık ...'in, yaşı küçük sanık ...'e uyuşturucu madde vermesi nedeni ile hakkında 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrasının ikinci cümlesine göre temel hapis cezasının tespit edildiği, olayın oluş biçimi ve suça eğilimi dikkate alınarak, temel ceza belirlenirken alt sınırdan uzaklaşıldığı, suçun üç kişi ile birlikte işlenmesi nedeni ile aynı maddenin beşinci fıkrasının ilk cümlesi uyarınca cezada 1/2 oranında arttırım uygulandığı, atılı suç zincirleme şekilde işlendiğinden 1/4 oranında arttırım yapıldığı, adli sicil kaydı ve dosyaya yansıyan olumsuz kişilik özellikleri dikkate alınarak takdiri indirim uygulanmadığı ve tekerrüre esas adli sicil kaydı kaydı nedeniyle hakkında mükerrirlere özgü infaz rejimine hükmedildiği; sanık ... hakkında aynı maddenin üçüncü fıkrasının birinci cümlesi uyarınca alt sınırdan temel cezanın belirlendiği, suçun üç kişi ile birlikte işlenmesi nedeni ile aynı maddenin beşinci fıkrasının ilk cümlesi uyarınca, cezada 1/2 oranında arttırım uygulandığı, atılı suç zincirleme şekilde işlendiğinden 1/4 oranında arttırım yapıldığı, sanığın uyuşturucu satın aldığı kişiyi belirtmesi ve samimi beyanı nazara alınarak hakkında 1/2 oranında etkin pişmanlık indirimi uygulandığı, suç tarihinde 15-18 yaş aralığında olması nedeni ile aynı Kanunun 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca 1/3 oranında indirim yapıldığı ve samimi beyanı ile cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak takdiri indirim uygulandığı gerekçesiyle sanıkların mahkûmiyetlerine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü 1. Sanık ... yönünden, Bölge Adliye Mahkemesince, "Gerekçeli kararın başlık kısmında, suç tarihlerinin 08.11.2017 ve 17.11.2017 olarak gösterilmemesi; sanığın on sekiz yaşını doldurmadığı celselerde zorunlu kapalılık kuralının uygulanmaması" hususları eleştiri nedeni yapılmış, dosya kapsamında yer alan iletişimin tespit tutanaklarının, fiziki takip tutanaklarının içerikleri, sanık ... ve hakkındaki mahkûmiyet kararı istinaf edilmeksizin kesinleşen sanık ...'nın aşamalardaki savunmaları dikkate alındığında, sanık ...'in kendilerine verdiği uyuşturucu maddeleri sanık ... adına sattıkları, ...'nın ...'den aldığı uyuşturucu maddeleri ... adına hem kendisinin sattığı hem de ... adına satması için ...'e verdiği anlaşılmakla, sanıkların iştirak iradesi ile 5237 sayılı Kanunun 188 inci maddesinin beşinci fıkrası kapsamında uyuşturucu sattıklarının sabit olduğu; sanık ...'ün 08.11.2017 tarihli sabit olan eyleminde, yaşı küçük tanık...'e uyuşturucu satması nedeni ile hakkında 5237 sayılı Kanunun 188 inci maddesinin üçüncü fıkrasının ikinci cümlesine göre temel cezasının belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi; yine sanık ...'ün 17.11.2017 tarihinde, tanık...'e uyuşturucu madde sattığının sabit olmadığı gözetilmeden hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması hukuka aykırı görülerek, duruşma açılmadan, İlk Derece Mahkemesinin hükmünün kaldırılmasına, sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrasının ikinci cümlesi, beşinci fıkrasının birinci cümlesi, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrasının birinci ve ikinci cümleleri, 192 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca 5 yıl hapis ve 8.320,00 TL adli para cezası ile mahkûmiyetine; 2. Sanık ... yönünden; İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular konusunda, Bölge Adliye Mahkemesince, sanık hakkındaki hüküm, "Gerekçeli kararın başlık kısmında suç tarihlerinin 07.11.2017, 15.11.2017(iki kez) olarak gösterilmemesi, mahallinde düzeltilebilir madde hata olarak kabul edilmiş, 07.11.2017 tarihli eylemin sabit olmadığı gözetilmeden, zincirleme suç hükümleri kapsamında değerlendirilmiş ise de, zincirleme suç hükümlerine göre asgari oranda arttırım uygulandığından bu husus sonuca etkili görülmemiş, sanığın tekerrüre esas alınan ilamı nedeni ile ikinci kez mükerrir olduğunun gözetilmemesi aleyhe istinaf istemi olmadığından eleştiri konusu yapılmıştır." denerek eleştirilip, "Sanık ...'in, 5237 sayılı Kanun'un 37 nci ve 188 inci maddesinin beşinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca diğer sanıklarla birlikte atılı suçu işlediği kabul edildiği halde, sanık ... hakkında suçun asli faillerinden olan yaşı küçük sanık ...'e uyuşturucu madde verdiği gerekçesiyle aynı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca arttırım yapılmış ise de, sanık ...'in, 08.11.2017 tarihinde yaşı küçük tanık...'e uyuşturucu madde satış eylemi sabit olduğundan , bu husus sonuca etkili görülmemiş, hüküm fıkrasının 2 nolu bendinde yazılı ...'un" ibaresinin çıkarılarak yerine, "...'in" ibaresi eklenmek suretiyle " hukuka aykırılık düzeltilerek İlk Derece Mahkemesi hükmüne yönelik istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE 1. Kabul edilebilir temyiz başvuruları üzerine yapılan inceleme neticesinde;
Yargıtayın denetim işlevini yerine getirebilmesi için temyiz incelemesine konu hükmün gerekçe bölümünde, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 5271 sayılı Kanun'un 34 üncü ve 230 uncu maddeleri uyarınca mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması, hükmün gerekçesinde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut kanıtların tartışılarak değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi ile mahkemece ulaşılan kanaatin, sanıkların suç oluşturduğu sabit görülen fiillerinin belirtilmesi ve bunun nitelendirmesinin yapılması, delillerle sonuç arasında bağ kurulması ve bu şekilde cezanın şahsileştirilmesi gerekirken, açıklanan ilkelere uyulmadan sabit görülen eylemler delilleri ile birlikte gösterilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
2. Kabule ve uygulamaya göre de; 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesinin "İlk Derece Mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine" karar verebileceği düzenlenmiş olup; sanık ... hakkında İlk Derece Mahkemesince 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi uygulanmasına esas alınan 17.11.2017 tarihli olayda, Bölge Adliye Mahkemesince "Tape görüşmelerinin buluşma ve yer teminine ilişkin olduğu, SSÇ ile yanında bulunan kişilerin üzerinde ve olay yerinde ele geçirilmiş herhangi bir uyuşturucu maddenin bulunmadığı, tüm delil durumuna göre SSÇ'nin atılı suçu işlediğine ilişkin yeterli delil bulunmadığı" belirtilmek suretiyle delil değerlendirilmesi yapılarak 17.11.2017 tarihli eylemin sabit görülmediği; ayrıca "sanık ...'ün 08.11.2017 tarihli sabit olan eyleminde, yaşı küçük tanık...'e uyuşturucu satması nedeni ile hakkında 5237 sayılı Kanunun 188 inci maddesinin üçüncü fıkrasının ikinci cümlesine göre temel cezasının belirlenmesi gerektiği" tespit edilerek, İlk Derece Mahkemesi hükmünün duruşma açılmaksızın kaldırılmasına ve yeniden mahkûmiyet hükmü kurulmasına karar verilmişse de; 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine göre Bölge Adliye Mahkemelerince ancak "Başka bir araştırmaya ihtiyaç duyulmadan cezayı kaldıran veya cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsî sebeplere ya da şahsî cezasızlık sebeplerine bağlı olarak daha az ceza verilmesini veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesini gerektiren hallerde, hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine" duruşma açılmaksızın karar verilebileceğinden, "sanık hakkında şahsi nedenlere bağlı indirim sebebi veya şahsi cezasızlık sebebi olmayan 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması" hususunda karar verilebilmesi için, 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açılarak, delil değerlendirilmesi yapıldıktan sonra takdir hakkı kullanılmak suretiyle hüküm kurulması gerektiği gözetilmeyerek, duruşma açılmadan İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılıp, yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesi, 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi kapsamında hukuka kesin aykırılık hâli olup; sanık ... hakkında duruşma açılarak yapılacak yargılamanın sonucuna göre, sanığın hukukî durumunun belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Nedenleri ile hükümler hukuka aykırı bulunarak, diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir.
V. KARAR Başkaca yönleri incelenmeyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 08.07.2020 tarihli ve 2020/540 Esas, 2020/1924 Karar sayılı kararının, gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Bozma nedeni ile tutukluluk süresi ve tutuklama koşullarında değişiklik bulunmaması karşısında sanık ... hakkındaki salıverilme talebinin REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.07.2023 tarihinde karar verildi.