Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2020/19331 E. 2026/10981 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2020/19331
- Karar No
- 2026/10981
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/144 E., 2015/570 K.
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: A. Sanıklar Saim, ..., Hüseyin ve Sami hakkında "suç işlemek amacıyla örgüt kurma" suçundan kurulan beraat hükümlerinin incelenmesinde: Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, Mahkemenin, sanıkların atılı suçları işlediklerine dair yeterli delil bulunmadığına ilişkin takdirinde bir isabetsizlik görülmediğinden, Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin reddiyle, Tebliğname’ye uygun olarak, hükümlerin ONANMASINA, B. Sanıklar Hacı (07.06.2009 tarihli eylemi yönünden), ..., ..., ... ve ... hakkında "uyuşturucu madde ticareti yapma" suçundan kurulan beraat hükümlerinin incelenmesi: Suç tarihi itibarıyla sanık ...'nın üzerine atılı "uyuşturucu madde ticareti yapma" suçunun cezasının alt sınırı itibarıyla zorunlu müdafi tayininin gerekmediği, ancak 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile 5237 sayılı TCK'nın 188/3. maddesinde yapılan değişiklikle hapis cezasının alt sınırının on yıl hapis cezası olarak değiştirildiği, karar tarihi olan 23.12.2015 tarihinde, 6545 sayılı Kanun'un yürürlükte bulunduğu ve 5271 sayılı CMK'nın 150. maddesi uyarınca uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun cezasının alt sınırı itibarıyla zorunlu müdafi tayinini gerektirdiği anlaşılmış ise de; sanığın 07.06.2009 tarihli eylemi yönünden verilen beraat kararının doğru olduğu anlaşılmakla, söz konusu usuli eksiklik bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, Mahkemenin, sanıkların atılı suçları işlediklerine dair yeterli delil bulunmadığına ilişkin takdirinde bir isabetsizlik görülmediğinden, Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin reddiyle, Tebliğname’ye uygun olarak, hükümlerin ONANMASINA, C. Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında "uyuşturucu madde ticareti yapma" suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesi: Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eylemlere uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; Cumhuriyet savcısı ve sanıklar Sami, ... ve ... müdafileri ile sanıklar .... ve ...'nin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, Tebliğname’ye uygun olarak, hükümlerin ONANMASINA,
D. Sanık ... hakkında "uyuşturucu madde ticareti yapma" suçundan kurulan mahkûmiyet ve "suç işlemek amacıyla örgüt kurma" suçundan kurulan beraat hükümlerinin incelenmesi: Sanığın, UYAP Bilişim Sisteminden temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre hüküm tarihinden sonra 21.02.2021 tarihinde öldüğünün anlaşılması karşısında, Cumhuriyet savcısı ve sanığın temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesi kararının 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA; bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereği sanığın ölümü nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak DÜŞMESİNE, E. Sanıklar ... ve ... hakkında "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte yardım etme" suçundan kurulan beraat hükümlerinin incelenmesi: Sanıkların, UYAP Bilişim Sisteminden temin olunan güncel nüfus kayıt örneklerine göre; ...'ın hüküm tarihinden sonra 20.03.2018 tarihinde, ...'ın ise hüküm tarihinden önce 13.11.2014 tarihinde öldüğünün anlaşılması karşısında, Cumhuriyet savcısının temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesi kararının 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereği, Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA; bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereği sanığın ölümü nedeniyle, Tebliğname’ye uygun olarak DÜŞMESİNE, F. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ..., ...., ... ve Bilal hakkında "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" ve sanıklar ...., S... ve ... hakkında "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte yardım etme" suçlarından kurulan beraat hükümlerinin incelenmesi:
Sanıkların mahkemece beyanlarının alındığı tarihten temyiz incelemesinin yapıldığı tarihe kadar; TCK’nın 66/1-e maddesinde öngörülen 8 yıllık dava zamanaşımı süresinin ve suç tarihi itibarıyla TCK'nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşıldığından; diğer yönleri incelenmeksizin hükümlerin 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereği BOZULMASINA; bozma sebebine göre, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. ve 1412 sayılı CMUK’un 322/1. maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak, CMK’nın 223/8. maddesi gereğince sanıklar hakkındaki kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
G. Sanıklar ... (01.02.2009 tarihli eylemi yönünden) ve Bilal hakkında "uyuşturucu madde ticareti yapma" suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesi: CMK'nın 150/3. maddesi gereğince "alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır." şeklindeki düzenleme karşısında, suç tarihi itibarıyla sanıkların üzerlerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun cezasının alt sınırı itibarıyla zorunlu müdafi tayininin gerekmediği, ancak 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile 5237 sayılı TCK'nın 188/3. maddesinde yapılan değişiklikle hapis cezasının alt sınırının on yıl hapis cezası olarak değiştirildiği, karar tarihi olan 23.12.2015 tarihinde, 6545 sayılı Kanun'un yürürlükte bulunduğu ve CMK'nın 150. maddesi uyarınca uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun cezasının alt sınırı itibarıyla zorunlu müdafi tayinini gerektirdiği gözetilmeden, yargılamaya devamla yazılı şekilde karar verilerek sanıkların savunma haklarının kısıtlanması,
Kanuna aykırı, Cumhuriyet savcısı ile sanıklar .... ve ...müdafileri ile sanıklar .... ve ...'in temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeksizin, Tebliğname'ye aykırı olarak, hükümlerin BOZULMASINA,
H. Sanık ... hakkında "uyuşturucu madde ticareti yapma" suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesi: Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların aşağıda belirtilen dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak; Sanık ...'in suç konusu esrarı ... ismiyle bildiği diğer sanık ...'den aldığını ve kendisine başka bir araçla öncülük yaptığını söyleyerek, aleyhinde yeterli delil bulunmadığı aşamada beyanı ile diğer sanık ...'in yakalanmasını sağlamak suretiyle suçunun ortaya çıkmasına hizmet ve yardım ettiği anlaşıldığından, sanık ... hakkında 5237 sayılı TCK'nın 192/3. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı, Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, Tebliğname'ye aykırı olarak hükmün BOZULMASINA,
I. Sanık ... hakkında "uyuşturucu madde ticareti yapma" suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesi: Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların aşağıda belirtilen dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
UYAP sistemi üzerinden yapılan incelemede; sanık hakkında, Bakırköy 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.12.2009 tarih ve 2009/85 Esas, 2009/367 Karar sayılı dosyasında, suç tarihi 24.02.2009 ve iddianame tarihi 12.03.2009 olan uyuşturucu madde ticareti yapma suçu nedeniyle yargılama yapıldığı ve hakkında verilen mahkûmiyet kararının 18.04.2011 tarihinde kesinleştiği; temyize konu bu dosyada ise sanığın 01.02.2009 tarihli eylemi nedeniyle 03.02.2010 tarihli iddianame ile kamu davası açıldığı, suç tarihleri ve iddianame tarihlerine göre aralarında hukuki kesinti oluşmadığı anlaşılmakla; bahsi geçen dosyanın bu dosya içine konulması, daha sonra her iki dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek, eylemlerinin tek suç, iki ayrı suç ya da zincirleme suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra, zincirleme suç oluşturduğunun kabul edilmesi durumunda; ağır sonuç doğuran suç esas alınarak belirlenecek cezanın, zincirleme suç nedeniyle TCK'nın 43. maddesi gereğince artırılarak karar verilmesi ve böylece bulunacak sonuç cezanın, kesinleşen hükümdeki sonuç cezadan “fazla olması halinde” kesinleşen hükümdeki cezanın sonuç cezadan mahsubuna hükmolunması, aksi halde “ek ceza verilmesine yer olmadığına" karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde eksik araştırma ile hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, Cumhuriyet savcısı ve sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, Tebliğname'ye aykırı olarak, hükmün BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,09.09.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.