Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/1256 E. 2026/3467 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1256
- Karar No
- 2026/3467
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2627 E., 2025/2298 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: ...1. Asliye Hukuk Mahkemesi EK KARAR TARİHİ : 27.02.2024 SAYISI : 2022/179 E., 2023/1497 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı ve ek kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Davacı vekili; davacının...ili, ...ilçesi, ...köyünde bulunan 1 14... parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, taşınmazın bir kısmının ise kadastro sırasında hatalı şekilde yol olarak tespit dışı bırakıldığını, taşınmazın yol ile bir ilgisinin olmadığını, müvekkili adına tespit gören 1 14... parsel sayılı taşınmazla zemin itibariyle bir bütün olduğunu, tespit dışı bırakılan taşınmazın sınırlarının belli ve muayyen olduğunu, kadastro tespitinden önce ve sonra eklemeli olarak en az 50 yıldır özel mülkiyete konu olduğunu ileri sürerek yol olarak bırakılan kısmın son parsel numarası verilmek suretiyle davacı adına tescilini talep etmiştir.
Davalı Hazine vekili; davanın reddini savunmuştur.
Dava dilekçesi davalı Köy Tüzel Kişiliğine usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu edilen taşınmaz yönünden kanunun aradığı şartların oluşmadığı ve imar-ihyaya yönelik şartların sağlanmadığı, taşınmazın dere olduğu ve dere vasfını kaybetmediği gerekçesiyle değer yönünden kesin olmak üzere davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine İlk Derece Mahkemesinin 27.02.2024 tarihli ek kararıyla kararın kesin olarak karar verildiği gerekçesiyle istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin asıl kararına ve ek kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; somut olayda, dava dilekçesinde dava değerinin 2.000,00 TL olarak gösterildiği, Mahkemece davanın reddine karar verildiği, fen bilirkişi raporunun krokisinde (A) harfi ile gösterilen 401,71 m²'lik bölümün keşif tarihi itibariyle değerinin 16.871,82 TL olduğunun bilirkişi raporu ile belirlendiği, bu şekilde dava konusu taşınmaza ilişkin gerçek değer tespitinin de yapıldığı, bu değerin hüküm tarihi itibariyle 6100 sayılı HMK'nın 341/2. maddesinde yazılı kesinlik sınırı 17.830,00 TL'nin altında olduğu, İlk Derece Mahkemesi tarafından davacının istinaf kanun yolu başvurusunun kesin karara karşı yapılması sebebiyle 6100 sayılı HMK'nın 346. maddesine göre reddine karar verilmiş olmasının isabetli olduğu, bu durumda Mahkemenin verdiği 09.11.2023 tarihli kararı kesin olduğuna göre istinaf isteğinin 6100 sayılı HMK'nın 346/(1). maddesine göre reddini içeren 27.02.2024 tarihli ek karar da usul ve yasaya uygun olup ek karar kaldırılmadan asıl karar incelenemeyeceğinden, ek karara yönelen davacının istinaf kanun yolu başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 24.11.2025 tarihli ek kararıyla; somut olayda başvurunun, 6100 sayılı HMK'nun 362/1-b maddesi kapsamında bulunan, kesin kararın temyizine yönelik olduğundan, 6100 sayılı HMK'nun 366. maddesi delaletiyle aynı Yasa'nın 346. maddesi gereğince temyiz başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Bilindiği üzere; miktar veya değeri istinaf kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. maddesi uyarınca istinaf edilemez. İstinafa konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun'un 352/1-b hükmü uyarınca istinaf dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Usule ilişkin olan bu karara ilişkin ise yukarıda açıklanan ilgili kanun hükümlerine göre temyiz kanun yoluna başvurulabilir.
Bununla birlikte, 04.06.2025 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile; 12.01.2011 tarihli 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ek 1. maddesinin 2. fıkrası "(2) 2 00... . maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341, 3 62... . maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır." şeklinde değiştirilmiştir.
Somut olayda; fen bilirkişi raporunun krokisinde (A) harfi ile gösterilen 401,71 m²'lik bölümün dava tarihi itibariyle değerinin 16.871,82 TL olduğu, anılan değerin dava tarihi (2022) itibariyle 8.000,00 TL olan istinaf kesinlik sınırının üzerinde olduğu anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince verilen karar kesin olmadığından; Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi ek kararının kaldırılması ile davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, ek karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru olmadığı gibi davacı vekilinin temyiz başvurusunun reddine dair Bölge Adliye Mahkemesinin 24.11.2025 tarihli ek kararı da isabetsizdir.
Davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesinin 24.11.2025 tarihli ek kararına yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesinin temyiz isteminin reddine ilişkin 24.11.2025 tarihli ek kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,
Bölge Adliye Mahkemesinin İlk Derece Mahkemesinin ek kararına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararına yönelik davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, Dosyanın kararı veren Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.