Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/867 E. 2026/47 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/867
Karar No
2026/47
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2095 E., 2024/2658 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İscehisar 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/30 E., 2024/88 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Dava, hile ve korkutma hukuki nedenlerine dayalı tapu iptali-tescil ve trafik tescil kaydının iptali isteğine ilişkindir.

Davacı; 74 yaşında olduğunu, aynı evde birlikte yaşadığı davalı oğlunun “...sen ölürsen kardeşlerimin borçlarından dolayı tüm varlığımıza el koyarlar, bana mallarını devretmezsen seni döverim, gebertirim...” şeklindeki baskı ve telkinleri sonucunda dava konusu 1 44... , 1 88... , 1 86... , 1 87... , 1 88... ve 2 08... parsel sayılı taşınmazlarının çıplak mülkiyetini davalıya satış suretiyle devrettiğini, ayrıca 03... plaka sayılı traktörünü de davalıya devrettiğini, 2021 yılının Kasım ayında davalının taşınmazların intifa hakkının da adına devrini istediğini, ancak devretmemesi üzerine davalının kendisini darp ve tehdit ettiğini, bu olay üzerine kandırıldığını anladığını, davalının hilesi ve korkutması sonucunda taşınmazların ve traktörün adına devrini sağladığını ileri sürerek dava konusu taşınmazların tapu kaydının iptali ile adına tescilini, devrettiği traktörün de satış işleminin iptali ile adına tescilini istemiştir.

Davalı; iddiaların doğru olmadığını, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, davacının dava konusu taşınmazları iradesi ile hiçbir baskı olmadan devrettiğini, satış bedelini davacıya elden ödediğini, ayrıca davacının diğer çocuklarının şehir dışında yaşaması sebebiyle davacıya kendisinin baktığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; hile ve korkutma iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; temlikin hile ve korkutma etkisi altında yapıldığının ispat edilemediği, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; 1948 doğumlu davacının maliki olduğu dava konusu 1 86... , 1 87... , 1 88... , 2 08... , 1 44... ve 1 88... parsel sayılı taşınmazlarının intifa hakkını uhdesinde tutup çıplak mülkiyetlerini 14.08.2020 tarihli aynı akitle davalı oğluna satış suretiyle devrettiği, davacının dava konusu ettiği 03... plaka sayılı traktöre ilişkin ise devir belgelerinin ve trafik tescil kaydının dosya arasında bulunmadığı görülmektedir.

Bilindiği üzere; hile (aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hatada yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 36/1. maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.

Öte yandan, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiçbir şekle bağlı değildir. Aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, def'i yahut dava yoluyla da kullanılabilir.

Somut olayda; davacının, davalının hilesini 2021 yılının Kasım ayında öğrendiğini ileri sürerek eldeki davayı açtığı, bunun aksinin ise davalı tarafça kanıtlanamadığı gözetildiğinde davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığının kabulünün gerektiği, dinlenen tanık beyanları ve tüm dosya kapsamından, yaşlı olan davacının, dava dışı oğlunun icra borçlarının bulunduğu yönündeki davalının hileli telkinleri ve baskısıyla oturduğu ev de dahil olmak üzere tüm taşınmazlarını davalıya bedelsiz olarak devrettiği, davalının dava konusu taşınmazların devri hususunda davacı babasına şiddet uyguladığı, taşınmazların devrinden sonra da davalının davacı babasına karşı şiddet ve darp olaylarına devam ettiği, açıklanan bu olgular yukarıda açıklanan ilkelerle birlikte değerlendirildiğinde davacının iradesi yanıltılarak hile ile temliklerin yapılmasının sağlandığı anlaşılmaktadır.

Hâl böyle olunca; davacının dava konusu ettiği traktör yönünden trafik tescil kaydının ve devre ilişkin tüm belgelerin dosyaya getirtilerek sonucuna göre bir karar verilmesi, dava konusu taşınmazlar yönünden ise hile iddiasının ispatlandığı gözetilerek davanın kabul edilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.

Davacı vekilinin temyiz itirazlarının açıklanan nedenden ötürü kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/867, K. 2026/47, T. 12.01.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-867-e-2026-47-k-04e21591f30a