Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/6499 E. 2026/191 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6499
Karar No
2026/191
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1376 E., 2025/1350 K.

Dava, tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel isteğine ilişkindir. 1991 yılında yapılan kadastro sonucu ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 3 12... , 23... parsel sayılı ve sırasıyla 2.197.45, 313. 48... .212,91 metrekare yüz ölçümlü, susuz tarla vasıflı taşınmazların davalılar adına tespit edildiği, söz konusu tespitlerin 11.06.1992 tarihinde kesinleştiği, 3 12... parsel sayılı 7.821,92 metrekare yüz ölçümlü, bağ ve bademlik vasıflı taşınmazın ise kadastro çalışmaları sonucunda dava dışı ... ... adına tespit ve tescil edildiği, daha sonra taşınmazın 20.10.2011 tarihli satış işlemi ile dava dışı ... adına kayıtlı hale geldiği ve 13.11.2013 tarihli satış işlemi ile de davacıya devredildiği anlaşılmaktadır.

Davacı vekili; davacının halen ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 3 12... parselde kayıtlı taşınmazın sahibi olduğunu, davacının taşınmazı 13.11.2013 tarihinde ...Bankasından satın aldığını, taşınmazın davalılara ait 3 12... , 23, 24 parsel sayılı taşınmazlarla komşu olduğunu, davacının 7 yılı aşkın bir süredir taşınmazda tarım ve çiftçilik yaptığını, davalılar tarafından ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/220 Esas sayılı dosyasında haksız el atmanın önlenmesi ve ecrimisil talepli dava açılması üzerine gerçek sınırlar ile tapu kayıtlarındaki sınırların uyuşmadığını davacının gördüğünü ileri sürerek davalılar adına kayıtlı olan dava konusu alanın tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline, mümkün olmaması halinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10 TL'nin davalılardan alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini istemiştir.

Davalılar vekili; davacının davasının ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/220 Esas sayılı dosyasında açtıkları men'i müdahale ve ecrimisil davasını sürüncemede bırakmak amacıyla açılan haksız bir dava olduğunu, davacı hakkında hakkı olmayan yere tecavüz suçundan ... Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/317 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, yargılamanın devam ettiğini, davacının arsasını Halk Bankasından satın aldığında ada parsel m2 ilanlarını görerek ve bilerek satın aldığını, davacının müdahalesinin bitmesi açısından sürekli uyarıldığını, ancak haksız müdahalesine devam ettiğini, müvekkillerinin kadastroculara ölçüm yaptırdığını, Likap tarafından sınır ihlalinde bulunduğunun davacıya bildirildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalılara ait parsellerden davacıya ait parsele doğru taşınmazların kullanımına yönelik doğal sınırın bulunmadığı, ... Kadastro Müdürlüğünün dava konusu taşınmazlara yönelik talebe bağlı işlemler neticesinde yüz ölçümü değişikliği ile ilgili herhangi bir işlem yapılmadığına dair yazı cevabı uyarınca bir zemin kayması olmadığının görüldüğü, her ne kadar davacı 3 12... parselde 870, 41... , 3 12... parselde 93, 17... , 3 12... parselde 1.487, 91... yeri zeminde fiilen kullanıyor olsa dahi tapulu taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi ne olursa olsun değer ifade etmeyeceği de göz önünde bulundurulduğunda sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla ; davacının tapuya kayıtlı taşınmazı icra yolu ile 2013 yılında satın aldığı, davacının talebinin kadastro sonrasında tapu kaydı oluşan taşınmazlarda zilyetliğe dayalı tapu iptali - tescil davası olduğu, tapulu taşınmazların zilyetlikle kazanılamayacağı, davacı taşınmazı icra yoluyla satın aldığından önceki maliklerin zilyetliğine dayanamayacağı, dayanacağının kabulü halinde de davanın kadastro öncesi nedenlere dayalı olarak açılmış sayılacağı, bu durumda da 08.12.2022 tarihinde açılan davanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı, sonuç olarak istinaf gerekçelerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun, HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R -

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.01.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/6499, K. 2026/191, T. 14.01.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-6499-e-2026-191-k-ee142c083d40