Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/6185 E. 2026/278 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6185
Karar No
2026/278
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/245 E., 2025/779 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R -

Dava, yolsuz tescil hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davacılar vekili; dava konusu 4 93... ve 10 30... (eski 398) parsel sayılı taşınmazın murisi evveleri olan ... oğlu ... ..., kızı ..., kızı ..., oğlu ... ... ile ... ... kızı ..., ... ..., ... oğlu ... ... adına olan toplam 483/1365 payının ... Vakfı ve ... Vakfı adına yolsuz olarak tescil edildiğini, tescile dayanak mahlul kararının idare mahkemesince iptal edildiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile müvekkilleri adına miras payları oranında tesciline karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili; hasımlı veraset ilamı alınması ve kayıt maliki ile murislerinin aynı kişi olduğunun tespit edilmesi gerektiğini, alınacak hasımlı veraset ilamı neticesinde davacı taraf dışında başka varislerin de bulunduğunun tespiti halinde ise el birliği ile mülkiyette zorunlu dava arkadaşlığı olduğundan dava açılmasının hukuka aykırı olacağını, dava konusu taşınmazların ... Vakfından ve ... Vakfından icareli olarak vakfedildiğini, icareli ve mukataalı vakıflarda asıl malikin mutasarrıf değil, vakıf tüzel kişiliği olduğunu, tapuda mutasarrıf adına yapılan kaydın mülkiyete değil, vakıf tüzel kişiliğine ait bulunduğunu, mahluliyet durumunda taşınmazın tekrar vakfına döndüğünü, bir kısım davacıların Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmadığından murisin ölüm tarihi itibariyle mütekabiliyet araştırması yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve esası belirtilen kararı ile; dava dışı mirasçılar olduğundan miras payı oranın talepte bulunulamayacağı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kararda isabetsizlik bulunmadığından HMK’nın 353/(1).b.1. maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriğinden; 4 93... parsel sayılı 658, 69... miktarlı arsa nitelikli taşınmaz ve 10 30... parsel sayılı 4.3 30... miktarlı arsa nitelikli taşınmazın Sarıyer 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.09.1993 tarihli 1993/345 Esas, 1993/385 Karar sayılı kararına göre davalı tarafından hasımsız açılan dava ile 9 Temmuz 1992 tarihli mahlul kararı alınmak suretiyle taşınmazların 623/1365 payının vakıfları adına tescilinin talep edildiği, davanın kabulü ile ... ... oğlu... (105/1365), ... oğlu ... ... (21/1365), ... (21/1365), ... ... (21/1365), ... (105/1365), ... (105/1365), ... ... (105/1365), ... ... (105/1365) ve ... (105/1365) adına kayıtlı payların iptali ile iptal edilen payların 1 parselde ... Vakfı adına, 35 parselde ... Vakfı adına tesciline karar verildiği, kararın temyiz edilmediğinden kesinleştiği; 35 parselin tespit tutanağı ve kütük sayfasının dosya arasında bulunmadığı, güncel tapu kaydında 112/195 payın ... Vakfı adına 22.11.2021 tarihli tüzel kişilerin unvan değişikliği ve birleştirme işlemi ile kayıtlı olduğu, 1 parsel sayılı taşınmazın tamamının ... Vakfı adına 11.06.2003 tarihli hükmen tescil işlemi ile kayıtlı olduğu, dosya arasına alınan diğer kayıtlardan 4 93... parselin kadastro çalışmalarında nevi hanesinde ... Vakfı şerhi ile 324 T. evvel I nolu tapu kaydı ve 31.03.19 42... nolu tapu kaydına istinaden tamamı ... ...'nın uhdesinde iken vefatı ile 13 evladından ..., ... ..., ... ..., ..., ... ..., ... ..., ... ..., ... ..., ..., ..., ..., ... ve ...'yi terk eylediği, ... ...'in vefatı ile oğlu ...'yi, ... ...'ın vefatı ile 5 nefer evladından 4 neferi olan ..., ..., ..., ... ki bunlara ait hisselerin 1.10.3 24... sırada tescil gördüğü, ... ... kızı ...'nın ise 1317 senesinde bila velet ölümü ile 21/1365 payının mahlulen vakfına intikal ettiği, ... ... kızı ...'nin vefatı ile evlatları ..., ... ve ...'nın kaldığı, ...'nın da 1314 senesinde bila velet ölümü ile 35/1365 payının mahlulen vakfına intikal ettiği, ... ... oğlu ... ...'in 1310 senesinde bila velet vefatı ile 105/1365 payının mahlulen vakfına intikal ettiği, toplam 161/1365 payın mahlulen 31.03.19 42... nolu tapu kaydı ile vakfı adına tescil edildiği anlaşılmakla tapu kayıtlarına istinaden adlarına payları oranında tespit ve tescil edildiği; davacılar ... ve ... tarafından davalı aleyhine açılan davada ... 2. İdare Mahkemesinin 31.05.2022 tarihli 2021/1795 Esas, 2022/966 Karar sayılı kararı ile 1 ve 35 parsele ilişkin olarak alınan 09.07.19 92... (10 30... parsele ilişkin 57) sayılı mahlul kararının iptalinin talep edildiği, kararın ilmuhabere dayandığı, mahkeme kararı bulunmadığı, mirasçı bulunmadığına ilişkin kanıtlayıcı belge olmadığı gerekçesiyle işlemin iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır.

Bilindiği üzere; mirasbırakanın ölüm tarihi itibariyle terekesi el birliği mülkiyetine tâbi olduğu, terekeye karşı yapılan mülkiyetten kaynaklanan haksız fiil niteliğindeki muris muvazaası ve elatmanın önlenmesi gibi davalar dışında ehliyetsizlik, yolsuz tescil, vekâlet görevinin kötüye kullanılması gibi davalarda terekeyi temsil eden tüm mirasçıların bir arada hareket etmek suretiyle davayı birlikte açmaları, ayrıca, mirasçılardan birisinin terekeye iade şeklinde dava açması halinde de tüm mirasçıların muvafakatlarının sağlanması, aksi takdirde terekenin atanacak temsilci marifetiyle davada temsil edilmesi ve yürütülmesi gerekeceği (T.M.K. 640 md.) tartışmasızdır.

Hemen belirtilmelidir ki; dava dilekçesine ekli olan hasımsız veraset ilamlarına göre ... ... 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/655 Esas, 2019/504 Karar sayılı veraset ilamı ile ... ... oğlu ... ... ... (... ... ...)'nın mirasçıları ve ... ... kızı ... ... mirasçıları ... ... 19. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/231 Esas, 2019/446 Karar sayılı veraset ilamına göre tespit edilmiş olup davacılar dışında mirasçılar bulunduğu anlaşılmakla, murisleri olduğu iddia edilen 105/1365'er pay sahibi ... ... çocukları ... ve ... ... payı yönünden yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı olarak mirasçı olmayan kişilere karşı miras payı oranında açılan tescil istemli davanın dinlenme olanağı bulunmadığından davanın usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.

Öte yandan; kayıt malikleri oldukları iddia edilen kişilere ilişkin alınmış olan dava dilekçesine ekli hasımsız veraset ilamlarına göre ... ... oğlu Prens ... ...'ın ... 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/1015 Esas, 2019/877 Karar sayılı veraset ilamına göre üç mirasçısının bulunduğu ve bunların davada davacı olarak yer aldıkları, ... ... kızı ... ... (Prenses ... ...)'nin ... 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/1315 Esas, 2018/1617 Karar sayılı veraset ilamına göre beş mirasçısının bulunduğu ve bunların davada davacı olarak yer aldıkları, ... ... kızı ...'in ... ... 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/661 Esas, 2019/4 Karar sayılı veraset ilamına göre yedi mirasçısı bulunduğu ve bunların davada davacı olarak yer aldığı, ... ... (...) oğlu .... ...'in ... ... 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/288 Esas, 2019/491 Karar sayılı veraset ilamında bir mirasçısının bulunduğu ve onun da davacı olarak davada yer aldığı, ... kızı ...'ın ... 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/28 Esas, 2019/355 Karar sayılı veraset ilamına göre iki mirasçısının bulunduğu ve onların da davacı olarak dava dilekçesinde gösterildiği, 4 93... parsel sayılı taşınmazın kütük sayfasından 21/1365'er payın ... oğlu ... ..., ... ... kızları ... ve ... ... ile 105/1365 'er payın ... ... kızı ..., ... ... oğlu ... adına müşterek payla kayıtlı olduğu, iştirak halinde tescilin söz konusu olmadığı anlaşılmaktadır. Ancak, davacı olarak dava dilekçesinde yer alan ... mirasçısı ... tarafından davacılar vekiline verilmiş vekaletnamesi bulunmadığı, Dairenin 02.10.2025 tarihli geri çevirme kararı ile vekaletnamenin temini yoksa Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacıya tebliğinin talep edildiği, davacılar vekilinin 14.11.2025 tarihli beyan dilekçesinde ... tarafından verilmiş vekaletnamenin bulunmadığının bildirildiği, asıla yapılan tebliğ üzerine beyan sunulmadığı gözetildiğinde, mirasçı ... yönünden davada davacı olup olmadığının tespit edilemediği açıktır.

Hâl böyle olunca; öncelikle mirasçı ...'ın eldeki davada davacı olup olmadığının beyanı alınmak suretiyle tespiti, davacı olmadığının belirlenmesi halinde ... kızı ...'ın veraset ilamına göre mirasçılarının ... ve ... olduğu, davacı ... yönünden pay oranında yolsuz tescil iddiası ile 3. kişiye karşı dava açılmayacağından onun yönünde de davanın usulden reddine karar verilmesi, ...'ın davacı olduğunun belirlenmesi halinde ise kayıt malikleri ... oğlu ... ..., ... ... kızları ... ve ... ..., ... ... kızı ..., ... ... oğlu ... payları yönünden dava konusu 10 30... parsel sayılı taşınmazın ilk tesisinden itibaren tüm tedavülleriyle ve dayanak belgeleriyle (üzerindeki şerhleri de gösterir biçimde, kütük sayfaları, kadastro tespit tutanakları, mahkeme kararı, dayanak tapu kaydı, vergi kaydı vb.) birlikte (birbirini takip edecek, denetlenecek ve tamamının okunaklı olmasına dikkat edilecek şekilde) ilgili Tapu Müdürlüğünden temin edilerek dosya arasına alınması ve mülkiyet uyuşmazlığına ilişkin davalarda çekişme konusu edilen taşınmaz ya da taşınmazların gerçek maliklerinin saptanabilmesi açısından hükme esas alınacak mirasçılık durumunun, uyuşmazlığın diğer tarafının da hasım gösterilmesi suretiyle açılacak veraset davaları sonucunda belirlenmesi gerektiği gözetilerek hasımlı veraset ilamı alınmak suretiyle işin esası yönünden inceleme yapılması gerekirken belirtilen paylar yönünden davanın usulden reddine karar verilmesi isabetli değildir. Davacılar vekilinin değinilen yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davacılara iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/6185, K. 2026/278, T. 15.01.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-6185-e-2026-278-k-536d91986a07