Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/602 E. 2026/823 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/602
- Karar No
- 2026/823
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/47 E., 2024/322 K.
Mahkemece, bozmaya uyularak verilen karar davalılar ... ve diğerleri vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, yolsuz tescil (ketmi verese) hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmazsa bedel isteğine ilişkindir.
Davacılar; mirasbırakanları ... ’ün maliki olduğu 764 parsel sayılı taşınmazın hatalı veraset ilamı ile kendileri haricindeki diğer mirasçılara intikal ettiğini, davalılardan ...’in taşınmazdaki payını muvazaalı olarak diğer davalılar ... ve ...’a devrettiğini, bu şekilde ketmedildiklerini ileri sürerek dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının miras payları oranında iptali ile adlarına tesciline, olmadığı takdirde miras paylarına isabet eden bedelin tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı ...; dava konusu taşınmazı doğru olduğunu düşündüğü veraset ilamı ile intikal ettirdiğini ve daha sonra da payını diğer davalılara devrettiğini belirterek davanın reddini savunmuş; diğer davalılar savunma getirmemişlerdir.
Mahkemece; iddianın sabit olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş; karara karşı süresi içinde bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 23.05.2018 tarihli ve 2015/11192 Esas, 2018/10450 Karar sayılı kararı ile; davacılara hasımlı veraset ilamı almaları için olanak tanınması, alınacak hasımlı mirasçılık belgesinde davacıların mirasçı oldukları ve taraf ehliyetlerinin bulunduğu belirlendiği takdirde işin esasının incelenmesi ve sonuca göre karar verilmesi gerektiğine değinilerek karar bozulmuş; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde Mahkemenin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacıların Muris ... 'ün mirasçısı olduklarının hasımlı veraset ilamı ile sabit olduğu, iddianın ispatlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 764 parsel sayılı taşınmaz mirasbırakan ... adına kayıtlıyken 18.06.2013 tarihinde Tatvan Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/74 Esas, 2013/82 Karar sayılı veraset ilamı kullanılarak mirasçılar adına intikal ettirildiği, bir kısım mirasçının 19.06.2013 tarihinde miras paylarını davalı ...’e temlik ettikleri, davalı ...’in taşınmazdaki kendi payı ile diğer mirasçılardan devraldığı payları 20.06.20 13... .07.2013 tarihlerinde davalı ...’e, ...’in 02.01.2014 tarihinde toplam 26/33 payı davalı ...’e devrettiği anlaşılmaktadır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 705. maddesinde; “Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması, tescille olur. Miras, mahkeme kararı, cebrî icra, işgal, kamulaştırma hâlleri ile kanunda öngörülen diğer hâllerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak, bu hâllerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır.”, 1025/1-2. maddesinde; "Bir aynî hak yolsuz olarak tescil edilmiş veya bir tescil yolsuz olarak terkin olunmuş ya da değiştirilmiş ise, bu yüzden aynî hakkı zedelenen kimse tapu sicilinin düzeltilmesini dava edebilir. İyiniyetli üçüncü kişilerin bu tescile dayanarak kazandıkları aynî haklar ve her türlü tazminat istemi saklıdır." düzenlemelerine yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen yasal düzenlemeler uyarınca, ayni haklar tapu siciline tescil ile doğar ve tescilin hukuki netice doğurabilmesi için de geçerli bir hukuki sebebinin bulunması zorunludur. Bu hususun tapunun illilik prensibinden kaynaklandığı açıktır. Oysa, oluşan sicilin hukuken geçerli bir sebebi bulunmadığı takdirde, tescilin yolsuz tescil niteliğini taşıyacağı ve sicilin iptali gerekeceğinde kuşku yoktur.
Hemen belirtilmelidir ki; hükmüne uyulan bozma kararında gösterildiği şekilde işlem yapıldığı, muris ... 'e ait Tatvan 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 29.03.2022 tarihli ve 2021/33 Esas, 2022/216 Karar sayılı hasımlı veraset ilamı ile dava konusu 764 (yeni 1 76... ) parsel sayılı taşınmazda yapılan 18.06.2013 tarihli intikal işlemine dayanak veraset ilamlarının iptaline karar verilerek davacıların da mirasçı olduklarının tespit edildiği, yolsuz tescil (ketmi verese) iddiasının ispatlandığı anlaşılmakla; davanın kabulüne karar verilmesinde kural olarak bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ne var ki; Mahkemece, taşınmazdaki payları mirasçı olan davalı ...'den satış yoluyla temlik alan davalı ara malik ... ile ...'ten devralan son kayıt maliki davalı ...'ın taşınmazları edinimlerinin iyiniyetli olup olmadıkları, başka bir ifade ile TMK'nın 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanıp yararlanamayacakları hususunda yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmaya yeterli olduğu söylenemez.
Bilindiği üzere; hukukumuzda, diğer çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi kişilerin huzur ve güven içerisinde alış verişte bulunmaları, satın aldıkları şeylerin ileride kendilerinden alınabileceği endişelerini taşımamaları, dolayısıyla toplum düzenini sağlamak düşüncesiyle, satın alan kişinin iyiniyetinin korunması ilkesi kabul edilmiştir. Bu kapsamda TMK’nın 3. maddesinin genel hükmü yanında menkul mallarda 9 88... , tapulu taşınmazların el değiştirmesinde ise 1023. maddesinin özel hükümleri getirilmiştir.
Yolsuz tescilin üçüncü kişiler bakımından doğuracağı sonuçlar iyiniyetli olup olmadıkları esas alınarak düzenlenmiş ve "İyiniyetli üçüncü kişilere karşı" başlıklı 1023. maddesinde; "Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur" hükmü öngörülmüştür. Anılan maddeye göre, tapu sicilinde ismi geçen kişinin gerçek hak sahibi olduğuna inanan veya kendisinden beklenen tüm özeni göstermesine rağmen gerçek malik olmadığını, tapu sicilinde yolsuzluk bulunduğunu bilmesi mümkün olmayan kişinin iktisabı korunur. Öte yandan, aynı Kanun’un "İyiniyetli olmayan üçüncü kişilere karşı" başlıklı 1024. maddesi ise; "Bir aynî hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz." hükmünü içerir. Böylece; TMK’nın 1023. maddesi iyiniyetle mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımını korurken, tamamlayıcı madde niteliğinde bulunan 1024. madde ile de iyiniyetli olmayan üçüncü şahısların kazanımı hükümsüz sayılmıştır.
Görüldüğü üzere, tapuda taşınmazla ilgili kayıtlara ilişkin olarak “tapu siciline güven ilkesi” benimsenmiştir. Ancak; tapulu taşınmazların intikallerinde huzur ve güveni koruma, toplum düzenini sağlama uğruna, tapu kaydında ismi geçmeyen ama asıl malik olanın hakkı feda edildiğinden, iktisapta bulunan kişinin iyiniyetli olup olmadığının tam olarak tespiti büyük önem taşımaktadır. Gerçekten bir yanda tapu sicilinin doğruluğuna inanarak iktisapta bulunduğunu ileri süren kimse, diğer yanda ise kendisi için maddi, hatta bazı hâllerde manevi büyük değer taşıyan aynî hakkını yitirme tehlikesi ile karşı karşıya kalan önceki malik bulunmaktadır. Bu nedenle, yüzeysel ve şekilci bir araştırma ve yaklaşımın büyük mağduriyetlere yol açacağı, kişilerin Devlete ve adalete olan güven ve saygısını sarsacağı ve yasa koyucunun amacının ilk bakışta şeklen iyiniyetli gözükeni değil, gerçekten iyiniyetli olan kişiyi korumak olduğu hususlarının daima göz önünde tutulması, bu yönde tüm delillerin toplanıp derinliğine irdelenmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir.
Belirtmek gerekir ki, durumun gereklerine göre kendinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz. Bir kişinin kendinden beklenen özeni gösterip göstermediği ise normal bir insanın hayatın olağan akışı içerisinde sergilediği davranış biçimi dikkate alınarak belirlenir. Gerçekten de kanun koyucunun iyiniyeti koruyarak gerçek hak sahibinin hakkını feda ettiği bu hâlde iyiniyetin objektif olarak mevcut olması gerekir. Buna göre makul bir insanın göstereceği özenle herkesçe bilinebilecek bir gerçeği görmeyen ve tedbirli bir insanın şüphelenebileceği bir durumu dikkate almayarak ihmalkâr davranan kişi iyiniyetli sayılamaz. Yargıtay kararlarında değinilip benimsendiği üzere, taşınmazın çok kısa bir süre içinde ve oldukça düşük bir bedelle el değiştirmesi işlemlerinin kuşkulu hareket olarak değerlendirilmesi ve davalı yönünden şüphe doğuran bir durum olarak ele alınması gerekmektedir. Tapu kütüğündeki kayıtların yolsuz olduğuna dair gerekçesiz soyut bir iddia iyiniyet karinesini ortadan kaldırmaz ise de iyiniyet karinesine dayanan ve durumdan şüphelenen kişinin de kuşkuya yer vermeyecek şekilde ciddi bir araştırma yapmadan özen yükümlülüğünü yerine getirdiği söylenemez. Çünkü, güven ilkesinden sadece iyiniyetli olduğu kesin olan kişiler yararlanabilir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24.05.2022 tarihli ve 2019/1-425 Esas, 2022/729 Karar sayılı kararı).
Hâl böyle olunca; davalılar ... ile ...'ın TMK’nın 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanıp-yararlanamayacağı hususunda inceleme ve değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu yönde bir hukuki değerlendirme yapılmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Kabule göre de; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/2. maddesine uygun şekilde hüküm tesis edilmesi gerekirken taşınmazın kaydı kapatılan eski parsel numarası üzerinden iptal tescile karar verilmesi, iptal tesciline karar verilecek payın ve malikinin açıkça belirtilmemesi doğru olmadığı gibi davacıların miras paylarını aşacak şekilde talepten fazlasına karar verilmesi de doğru değildir.
Davalılar ... ve diğerleri vekilinin temyiz itirazları değinilen yönden yerindedir. Kabulü ile hükmün, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Alınan peşin harcın istek halinde temyiz edenlere geri verilmesine, Dosyanın Tatvan 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09.02.2026 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.