Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/4475 E. 2026/2942 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4475
Karar No
2026/2942
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/78 E., 2025/1324 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/42 E., 2023/350 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

-KARAR-

Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali-tescil ve ecrimisil, olmazsa tenkis istemlerine ilişkindir.

Davacı, mirasbırakan babası ...’un 101 98... parsel sayılı taşınmazdaki 6 ve 9 numaralı bağımsız bölümlerini davalı oğlu...e, aynı yerdeki 3 numaralı bağımsız bölümünü de gelini olan davalı ...’ye devrettiğini, temliklerin muvazaalı olduğunu, annesi ile babasının 1969 yılında boşandıklarını, murisin davalı ...’in annesi ile evlendiğini ve bu evlilikten ...ve ... isimli iki çocuğu olduğunu, murisin kendisine ve annesine hiç yardımcı olmadığını, taşınmaz satmasını gerektirir ihtiyacı olmadığını, bedeller arasında aşırı fark olduğunu, devirlerin bağış amacıyla yapıldığını, temlik tarihinde ehliyetsiz olma durumunun da bulunduğunu, yıllardır taşınmazlardan faydalanamadığını, ecrimisil de ödenmesi gerektiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile miras payı oranında adına tesciline, ecrimisilin tahsiline, tapu iptali ve tescil isteminin kabul edilmemesi halinde tenkise karar verilmesini istemiştir.

Davalılar; dava konusu taşınmazların bütün inşaat işleri ve buna ait gider ve hukuki işlemlerinin kendileri tarafından yapıldığını, o dönemde bunun için kredi de çektiklerini belirterek davanın reddini savunmuşlardır.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; dava dışı firma ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmeye göre yapılacak 9 dairenin 3, 6, 7 ve 9 numaralı bağımsız bölümlerinin ...'a, 1 ve 4 numaralı bağımsız bölümlerin...'a, 2, 5 ve 8 numaralı bağımsız bölümlerin ise müteahhit firmaya ait olacağı hususunun kararlaştırıldığını, 3 numaralı bağımsız bölümün muris tarafından ...'ye, 6 ve 9 numaralı bağımsız bölümlerin ise...e temlik edildiği, kat karşılığı inşaat sözleşmesinde taşınmazın aynı payına sahip olan muris ile dava dışı...'ın aynı şekilde bağımsız bölüm almaları gerektiği,...'ın iki bağımsız bölüm almasına rağmen, murisin 4 tane bağımsız bölüm aldığı, bu durumun davalı ...'in savunmasını kanıtlar nitelikte olduğu, dinlenen tanık anlatımlarına göre davalı ...'in 6 ve 9 numaralı bağımsız bölümleri daha inşaat aşamasında iken sözleşme yapılması sırasında bedelini ödemek suretiyle müteahhit firmadan satın aldığı ve bu fiili durumda tapunun babası adına irtifak kurulmak suretiyle tescilinin yapıldığı, muris tarafından davalı ...'e tapudan intikalinin gerçekleştiği, 6 ve 9 numaralı bağımsız bölümlerin murisin terekesinde olmaması gerektiği, 3 numaralı bağımsız bölümün davalı ...'ye devrini gerekli kılacak herhangi bir hukuki sebebin olmadığı, davalı ...’nin tek başına murise bakmasının esasen söz konusu devri yasal hale getirir bir durum olmadığı, bunun ahlaki bir edimden ibaret olduğu, muris ile davacının annesinin zina nedeniyle boşandıkları, murisin davacı ile hiçbir beşeri ilişkisi olmadığı, davacıdan mal kaçırıldığı gerekçesiyle davanın davalı ... yönünden reddine, davalı ... yönünden kabulüne karar verilmiş, kararın davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 6 ve 9 numaralı bağımsız bölümlerin davalı ...'e devrinin muvazaalı ve mirasçılardan mal kaçırma amacıyla yapıldığı yönünde dosyada bir delilin bulunmadığı, aksine dinlenen tanıkların da özellikle yüklenici inşaat şirketi yetkilisi ve ortağı olan tanığın beyanından da kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca arsa sahiplerine ayrı ayrı ikişer daire yüklenici şirkete 5 adet bağımsız bölüm düşeceğinin kararlaştırıldığı, arsa sahibine düşecek 6 ve 9 numaralı bağımsız bölümlerin davalı ... tarafından satın aldığı yönündeki beyanı değerlendirildiğinde davalı ... yönünden iddiaların ispatlanamadığı, davalı ... yönünden ise davalı ...'ye taşınmaz devrini gerektirir bir durumun bulunmadığı, davalı ... tarafından murise bakıldığı yönündeki savunmanın dosya kapsamında dinlenen tanık ...'ın beyanı değerlendirildiğinde, murisin eşine davalı ... ile murisin dava dışı kızı ...'in baktığı, davalı ...'nin murise ya da eşine baktığı yönünde cevap dilekçesi sunmadığı, davacının murisin ilk eşinden olan kızı olması, muris ile arasının iyi olmaması nedeniyle davalı ...'ye yapılan devrin gerekçesinin murisin davacıdan mal kaçırma amacı olduğu belirtilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriğinden, muris ...’un kayden maliki olduğu 101 98... parsel sayılı taşınmazdaki 3 numaralı bağımsız bölümünü davalı gelini ...’ye, aynı yer 6 ve 9 numaralı bağımsız bölümlerini ise davalı oğluna 28.09.2010 tarihinde aynı resmi senet ile satış suretiyle temlik ettiği, murisin 30.10.2018 tarihinde öldüğü geriye mirasçı olarak ilk eşinden olma kızı ... ikinci eşi ... ile müşterek çocukları ...ve ...’in kaldığı görülmektedir.

Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.

Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve 0l.04.1974 tarihli 1/2 sayılı içtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun 706., Borçlar Kanunu'nun 213. ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.

Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün, diğer bir söyleyişle murisin asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.

Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;

Hemen belirtmek gerekir ki; miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Bunun yanında HMK'nın Ek madde 1/2 hükmünde "200. ve 201. maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341., 362. ve 369. maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır." düzenlemesine yer verilmiştir.

Öte yandan, pay oranında açılan muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı davalarda davacılar ve davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmayıp ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğundan, dava değerinin davayı açan mirasçı veya mirasçıların her birinin her bir davalıdan talep edebileceği payına isabet eden değer olacağı kuşkusuzdur.

Somut olayda, dava konusu 3 numaralı bağımsız bölümün keşfen saptanan dava tarihindeki değeri 135.000,00 TL, kabulüne karar verilen ecrimisil ise 532,44 TL olup, tapu iptali ve tescil yönünden davacının davalı ...’den talep edebileceği (...’nin temyiz konu ettiği değer) miras payına (1/4) isabet eden değerin 33.750,00 TL, ecrimisilin ise 532,44 TL olduğu anılan değerlerin Bölge Adliye Mahkemesi kararının dava tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 58.800,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmaktadır.

Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;

Ecrimisil istemi yönünden; 6 ve 9 numaralı bağımsız bölümler için davacının miras payına isabet eden ecrimisil miktarı dava tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 58.800,00 TL'nin altında kalmaktadır.

Tapu iptali ve tescil istemi yönünden, dava konusu taşınmazda kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapılmadan önce muris ...’un 373/616 payı, dava dışı diğer paydaşın 243/616 payı olduğu, ... ile...in paylarının eşit olmadığı, dosya arasında yer alan 29.03.2010 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile 101 98... parsel sayılı taşınmazdaki 3, 6, 7 ve 9 numaralı bağımsız bölümlerin murise verilmesinin kararlaştırıldığı, davacının murisin ilk eşinden olma kızı olduğu, davalıların murisin ikinci eşinden olma oğlu ve onun eşi olan gelini olduğu, İlk Derece Mahkemesinin de kabulünde olduğu üzere murisin davacı ile beşeri bir ilişkisi olmadığı ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile murisin iradesinin bölünmezliği hususları hep birlikte gözetildiğinde dinlenilen tanık beyanlarından davalı ...’in savunmasının ispatlandığını söyleme imkanı bulunmadığı, tüm dosya kapsamından murisin mal kaçırma amacıyla terekesinin büyük bir kısmını oluşturan dava konusu taşınmazları ikinci eşinden olma oğlu ve onun eşine mal kaçırma amacıyla devrettiği anlaşılmıştır.

Hal böyle olunca, davalı ... yönünden de tapu iptal ve tescil talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinin değerden REDDİNE,

Davacı vekilinin ecrimisil istemi yönünden temyiz dilekçesinin değerden REDDİNE,

Davacı vekilinin tapu iptali-tescil isteğine yönelik temyiz itirazlarının değinilen yön itibariyle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz edenlere iadesine, Dosyanın Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/4475, K. 2026/2942, T. 13.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-4475-e-2026-2942-k-e8247a016a2f