Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/3761 E. 2026/3559 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3761
- Karar No
- 2026/3559
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2935 E., 2025/765 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 24. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/233 E., 2024/107 K.
Dava, ehliyetsizlik ve muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tenkis istemine ilişkindir.
Davacılar; muris ...'in maliki olduğu 4 ve 8 nolu bağımsız bölümleri davalı ...'a satış suretiyle devrettiğini, murisin memur emeklisi, aşırı muhafazakar ve obsesif kompulsif bozukluk olarak tanımlanan aşırı titiz bir yapıya sahip olduğunu, dava konusu taşınmazlardan birinde oturduğunu, diğerinin kira geliri ile geçindiğini, devrin muvazaalı olduğunu, murisin dolandırıldığına ilişkin şikayette bulunduklarını, murisin davalı ... ile kurduğu yakınlık sebebiyle taşınmazları alım gücü olmayan davalı ...’a devrettiğini, taşınmazın vergi vs masraflarının davalı ... tarafından karşılandığını, murisin düzenlediği vasiyetnameden ailesine güvenmediği, davalı ...’e güvendiği ve evladı gibi gördüğünü ileri sürerek tapu kaydının miras payları oranında iptali ile adlarına tesciline, olmadığı takdirde tenkise karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı ...; müftü yardımcısı olduğu dönemde vatandaşların dini sorularını cevaplandırmak amacıyla danışma ve fetva hizmeti sunulduğunu, murisi de bu hizmetten yararlanmak için bizzat müftülüğe geldiğinde tanıdığını, murisle maddi bir ilişkisi bulunmadığını, taşınmazların satışı ile ilgili hiçbir bilgisinin olmadığını, diğer davalı ... ile murisin vasıtasıyla tanıştığını, evinin su tesisatının tamiri için murisin ...'ı tavsiye ettiğini, bu şekilde başlayan tanışıklıklarının çeşitli nedenlerle devam ettiğini, işlerinin yoğunluğu nedeniyle eşi adına kayıtlı taşınmazın emlak vergisinin ... tarafından ödendiğini, bu taşınmazların çekişmeye konu taşınmazlarla hiçbir ilgisi olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ...; hakkında yapılan şikayetin takipsizlikle sonuçlandığını, murisinin istek ve iradesi ile davaya konu taşınmazları satın aldığını, devriden sonra murise elden 20.000,00 TL peşin ödeme yapıldığını, murisin imzasını taşıyan 05.01.2020 tarihli ibranamede tüm ödemelerin açıkça kayıt altına alındığını, murisin banka hesabına 320.131,00 TL para gönderildiğini, taşınmazların 01.01.2010 tarihinden itibaren murise kiralandığını, emlak vergilerinin eksiksiz bir şekilde ödendiğini, davacıların ihtara rağmen taşınmazları tahliye etmemeleri üzerine tahliye davası açıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin davanın muris muvazaasına ilişkin olup satışın gerçek olduğu, devirde davalı ...’in etkisinin tespit edilmediği gerekçesiyle davanın reddine ilişkin olarak verilen kararının davacılar vekili tarafından istinafı üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince; keşif yapılarak dava değerinin tespit edilmesi, talebin açıklattırılması, davada ehliyetsizlik hukuki nedenine de dayanıldığının tespiti halinde araştırma yapılması gerekçesiyle karar kaldırılmış, Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; murisin temlik tarihinde işlem yapma ehliyetine sahip olduğunun ATK rapor ile tespit edildiği, davalı ...’ın banka hesap hareketlerine göre taşınmazların bedelini murisin hesabına yatırdığı, yapılan işlemin mirasçılardan mal kaçırma amacı ile gizli bağış şeklinde yapıldığına dair bir delil bulunmadığı, savcılık soruşturması sonucunda da bu yönde bir kanaate varıldığı, davalı ...’in satış işlemi ile her hangi bir etkisi, ilgisi ve bağlantısı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; murisin taşınmaz satmasını gerektirir ekonomik ihtiyacının olmadığı, akitte gösterilen değer ile temlik tarihindeki gerçek değer arasında fahiş fark bulunduğu, davalı kayıt malikinin alım gücü bulunmadığı, bedel ödendiği iddiasının ispat edilmediği, banka hesap hareketlerinde 9 ayrı gün için yaklaşık 50.000,00 TL para yatırıldığı ve aynı gün yatırılan paranın çekildiği, hesabın en son 06.01.2010 tarihinde işlem gördüğü, daha sonra hesapta hiçbir hareket görülmediği, murisin bu tarihler itibariyle mal varlığında bir artış olmadığı gibi terekesinden de para çıkmadığı, davalı ...’ın asgari ücretle çalıştığı, alım gücü bulunmadığı, murisin diğer davalı ... ile yakın ilişkisinin bulunduğu, murisin temlikte kız çocuklarından ve eşinden mal kaçırma kastı ile muvazaalı olarak hareket ettiği gerekçesiyle istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/(1).b.2. maddesi gereğince kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın davalı ... yönünden kabulüne, diğer davalı ... yönünden pasif husumetten reddine, miktar itibariyle kesin olarak karar verilmiş, kararın davalı ... vekili tarafından temyizi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince 16.06.2025 tarihli ek karar ile temyiz talebinin, kararın kesin olması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi ek kararı, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
04.06.2025 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile; 12.01.2011 tarihli 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ek 1. maddesinin 2. fıkrası "(2) 2 00... . maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341, 3 62... . maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır." şeklinde değiştirilmiştir.
Öte yandan, pay oranında açılan muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı davalarda davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmayıp ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğundan, dava değerinin davayı açan mirasçı veya mirasçıların her birinin davalıdan talep edebileceği payına isabet eden değer olacağı kuşkusuzdur.
O halde, eldeki davada dava konusu taşınmazların dava tarihi itibariyle keşfen saptanan değeri 650.000,00 TL’den davacıların 2/8 miras payına 162.500,00 TL ve 3/8’er miras payına 243.750,00'şer TL isabet ettiği, 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile yapılan yasal düzenleme gereğince eldeki davada dava tarihi (24.03.2016) itibariyle 25.000,00 TL temyiz kesinlik sınırı nazara alındığında Bölge Adliye Mahkemesi kararı kesin nitelikte olmadığından, Bölge Adliye Mahkemesinin temyiz dilekçesinin miktar yönünden reddine ilişkin 16.06.2025 tarihli ek kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 33.301,13 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalı ...’dan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.