Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/2959 E. 2026/1456 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2959
Karar No
2026/1456
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/304 E., 2025/97 K.

Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tazminat istemine ilişkindir.

Davacı ... vekili; davalı ...'in davacının evlatlığı olduğunu, müvekkilinin Ordu ili, ... Mahallesinde bulunan 987 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, müvekkilinin tapuda kendi adına işlemleri takip etmesi için davalı ...’e satış yetkisini de içeren vekâlet verdiğini, davalı ...'in vekalet görevini kötüye kullanarak maliki olduğu 987 parsel sayılı taşınmazını evlatlığı olan davalı ... 'e satış suretiyle temlik ettiğini, davalıların el ve işbirliği içinde hareket ettiklerini ileri sürerek davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkil adına tesciline, olmadığı takdirde taşınmazda davalıya devri yapılan hissenin gerçek değerinin tespit edilerek davalılar tarafından müştereken ve müteselsilen müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Yargılama aşamasında davacının ölmesi üzerine mirasçılardan ... davaya katılma talebinde bulunmuş ve davayı sürdürmüştür.

Davalı ...; iddiaların doğru olmadığını, davacının vekaletnameyi çekişme konusu taşınmazın davalı ...'e temliki amacı ile verdiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı ... vekili; davacının, mirasçıları tarafından bu davayı açmaya zorlandığını, davacı tarafın bu davayı açarken "serbest iradesi ile hareket edip etmediğinin" meçhul olduğunu, tapuda yapılan tüm işlemler geçerli ve sabit olup davacının anılan taşınmazın müvekkiline satışı için vekalet verdiğini, müvekkilinin davacının evlatlığı olduğunu, "dedem" dediği davacının her türlü bakım ve giderlerin üstlendiğini, öz babasından davacıyı ayırt etmediğini, yine de her türlü yardım ve bakımını temin etme durumunda olup davacı ile bir husumeti bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin 28.03.2013 tarih ve 2011/106 Esas, 2013/157 Karar sayılı kararıyla; yargılama sırasında davacının ölümü ile terekesinin elbirliği mülkiyetine tabi olduğu,verilen kesin süreye rağmen miras şirketine TMK'nın 640. maddesi uyarınca temsilci atanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı mirasçı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 07.06.2017 tarih ve 2017/1917 Esas, 2017/3301 Karar sayılı kararıyla; davacının ölümü ile mirasçılarından eşi ...'nin davaya katıldığı, diğer mirasçı ...'un davalı sıfatıyla davada yer aldığı, taraf olan mirasçıları dışında başkaca mirasçısının bulunmadığı, anılan mirasçıların davada yer aldığı, taraf teşkili sağlandığı gözetilerek işin esası bakımından bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının iddiasını ve davalılarının kötü niyetli olduklarını ispatlayamadığı, davacı murisin davalı ...'e, dilediği bedel ve koşullarla toptan veya parça parça, hisseli veya hissesiz olarak satmaya dair çok geniş kapsamlı yetkiler içeren vekaletname verdiği,vekaletnamede herhangi bir bedel belirlenmediği, murisin evlatlığa yaptığı devirde kazanım veya kazandırma saiklerinden hangisi ile hareket ettiğinin dosya kapsamında sunulan delillerden anlaşılamadığı, bu kapsamda ispat yükünün vekil edende olmasının beklenmeyeceği, davacı murisin bedelin ödemediği iddiasına karşın vekilini azletmediği, devirden üç yıl sonra dava açarak ödememe iddiasında bulunduğu, aynı yıl içinde diğer mirasçısı eşine vasiyet ile kazandırmada bulunduğu ve yine davalı evlatlığını mirasçılıktan çıkarmaya ilişkin vasiyetname düzenlediği, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde TMK'nın 2. maddesi kapsamında murisin satış bedelini almadığına dair iddialarının ispat yükünün kendisinde olduğu, bu bağlamda yine verilen yetki içeriği dikkate alındığında yargılama konusu taşınmaza ilişkin yapılan satış işleminde bedelin düşük olduğu yönündeki iddiasının yeterli olmadığı, davalı ...'un murisin evlatlığı olduğu ve vekil ile kötü niyetli olduklarına dair dosyaya herhangi bir delil ibraz edilmediği, bu hali ile işlemin geçerli olduğu ve tapunun iptali mümkün olmadığı gibi açıklanan nedenlerle davalıların tazminattan sorumlu tutulmalarının da mümkün olmadığı, dosyanın muris tarafından vekalet yetkisinin kötüye kullanılması iddiasına dayalı olarak açıldığı, herhangi bir muvazaa-işlem sakatlığı-hile-bağıştan dönme iddialarının da bulunmadığı gerekçesiyle ispat edilemeyen (asıl dava ve terditli dava) davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı mirasçısı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R -

Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden usul ve kanuna ve bozma kararının gereklerine uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacı mirasçısı ...'dan alınmasına, Dosyanın Ordu 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 25.02.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/2959, K. 2026/1456, T. 25.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-2959-e-2026-1456-k-2412173c2514