Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/5628 E. 2025/5301 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/5628
- Karar No
- 2025/5301
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/107 E., 2022/156 K. DAHİLİ DAVALI : Hazine
Mahkemece verilen karar, dahili davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmekle kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı; ... ilçesi, ... köyünde bulunan 1 35... parsel sayılı taşınmazın bir kısmının yola dahil edildiğini, yolda kalan kısmın 50 - 60 yılı aşın bir zamandan beri nizasız ve fasılasız malik sıfatı ile zilyetliği ve tasarrufu altında olduğunu, kendisine ait üzerinde evinin ve samanlığının bulunduğunu ileri sürerek bu kısmın adına tesciline karar verilmesini talep etmiş, 05.02.2015 tarihli dilekçesi ile ... Mal Müdürlüğünü davaya dahil etmiştir.
II. CEVAP Dahili davalı Hazine temsilcisi; taşınmazın toplam alanının ne kadar olduğu ifade edilmediğinden talebin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, yolların herkesin ortak kullanımına bırakıldığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı Köy Tüzel Kişiliği adına köy muhtarı; davacının talep ettiği kısmın köylerinin ve mahallerinin sokak yolu olduğunu, mevcut yolun devamı olduğunu, köy sakinlerinin sokak yolu olarak kullandığını, parselin bir kısmının yol olarak yazıldığı tarihten itibaren iki yıl içerisinde davacının ilgili mahkemeye davayı açmadığını belirterek davanın reddini istemiş, 05.02.20 15... .09.2015 tarihli duruşmalarda davayı kabul ettiğini beyan etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 10.09.2015 tarihli ve 2017/117 Esas, 2015/158 Karar sayılı kararı ile; davanın Köy Tüzel Kişiliği tarafından kabul edildiği, dava konusu yerin üzerinde davacının eskiden evinin olduğu, evin hemen önünden geçen patika bir yol bulunduğu, ev yıkıldıktan sonra yapılan yeni evin dava konusu yerin batısında olduğu, kadastro çalışmaları sırasında yolun genişletildiği gerekçesi ile davanın kabulüne, 27.08.2015 tarihli fen bilirkişisi raporunda (A) harfi ile gösterilen 47, 05... alan ve (B) harfi ile gösterilen 7, 85... alandan ibaret toplam 54, 90... 'lik yol vasfı ile sınırlandırılmış alanın yeni parsel numarası verilmek suretiyle davacı adına tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Kararın dahili davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 27.03.2019 tarihli ve 2016/6150 Esas, 2019/2220 Karar sayılı kararıyla; eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiği, kadastro sırasında tescil harici bırakılan dava konusu yer hakkında 4721 sayılı TMK'nın 713/4-5. maddeleri gereğince gerekli yerel ve gazete ilanlarının yapılmadığı, mahallinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanları soyut nitelikte olup dava konusu taşınmazda zilyetliğin başlangıç tarihi, sürdürülüş şekli yeterince açıklatılmadığı, bilirkişiden taşınmazın ne şekilde zilyet edildiğini ve vasfının ne olduğunu belirtir rapor alınmadığı, taşınmazın kullanım süresi ile niteliğini belirleyebilmek amacıyla uydu fotoğraflarından yararlanılmadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Mahkemenin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen kısmın davacı taşınmazının devamı olduğu konusunda bir çelişki bulunmadığı ortadadır. (B) harfi ile gösterilen kısım için her ne kadar bilirkişi raporunda davacıya ait 133 a da 5 parselin devamı niteliğinde olmadığı belirtilmiş ise de mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarında dava konusu yerin bu kısmında daha öncesi bu kadar geniş bir yol bulunmadığı, patika şeklinde insan geçebilecek şekilde yol bulunduğuna dair beyanları ve davacı tarafça dosyaya sunulan eski tarihli fotoğraftaki davacı sınırlarının da davacı beyanları ve mahalli bilirkişi beyanları ile örtüştüğü, bu hali ile davacının davasında haklı olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, 41, 11... ve 13, 78... ’lik alanın davacı adına tesciline kararı verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Dahili davalı Hazine temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; zilyetlik koşullarının oluşmadığını, (B) harfi ile gösterilen kısmın 1 35... parsel sayılı taşınmazın devamı niteliğinde olmadığının belirtildiğini, imar-ihya olgusunun irdelenmediğini, hava fotoğraflarında da zilyetlik bulunmadığının anlaşıldığını, taşınmazın zilyetlikle iktisap edilemeyeceğini, Hazine adına tescil edilmesi gerektiğini, Hazine aleyhine yargılama giderine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava; kadastro çalışmaları sırasında tespit harici bırakılan taşınmaz bölümünün 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14, 17... sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddeleri uyarınca tescili istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden; Çankırı ili, ... ilçesi, ... köyünde bulunan dava konusu alanın 2007 yılında yapılan kadastro çalışmalarında paftasında yol olarak tespit harici bırakıldığı, bitişikte yer alan ve davacının maliki olduğu 1 35... parsel sayılı, 337, 70... yüz ölçümü, “kargir ev ve bahçe” vasıflı taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle senetsizden davacı adına tespit edildiği, tespitin 29.05.2007 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki, temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; dahili davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dahili davalı temsilcisinin yargılama giderine yönelik temyiz itirazına gelince;
Bilindiği üzere, kadastro çalışmalarında tespit harici bırakılan taşınmazın tescili davalarında TMK’nın 713. maddesinin üçüncü fıkrası hükmüne göre Hazine ve ilgisi bakımından diğer kamu tüzel kişileri yasal hasım durumunda bulunduklarından yargılama gideri ve harçtan sorumlu tutulamayacakları açık olup davalı Köy Tüzel Kişiliği ve dahili davalı Hazine eldeki davada yasal hasım konumunda bulunduğundan davalılar aleyhine harç ve yargılama giderine hükmedilmiş olması doğru değildir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438. maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Dahili davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazlarının değinilen yönden kabulü ile hükmün 3. fıkrasında geçen “(davalı Köy Tüzel kişiliği açısından)” ibaresinin hükümden çıkarılmasına, hükmün 5. fıkrası hükümden tamamen çıkarılarak yerine 4. fıkra olarak “Davanın niteliği gereği yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına” cümlesinin yazılmasına, sonraki numaranın buna göre teselsül ettirilmesine, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (HUMK) 438/7. maddesi gereğince hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Temyiz eden dahili davalı Hazine harçtan muaf olduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın ... Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 1086 sayılı HUMK'un 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 24.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.