Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/4944 E. 2026/4785 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4944
Karar No
2026/4785
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1499 E., 2024/2166 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/587 E., 2024/116 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istekli ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 16.06.2026 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde, temyiz eden davacı vekili Avukat ... ve temyiz eden davalı vekili Avukat ... geldiler, gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: - K A R A R -

Dava, 5737 sayılı ... Kanunu'nun geçici 11. maddesine dayalı mülkiyetin tespiti ve bedel ile 4721 sayılı TMK'nın 1007. maddesi uyarınca tazminat taleplerine ilişkindir.

Davacı vekili; dava konusu kök 17 66... parsel sayılı "Üç adet barakası olan arsa" vasıflı taşınmazın davacı ... adına tespit ve tescil edilmesi gerekirken kadastro sırasında malik hanesinin açık bırakıldığını ve Kadastro Komisyonunun 17.9.1984 tarihli ek kararı ile taşınmazın davalı Hazine adına tescil edildiğini, 1988 yılında yapılan imar çalışmaları sırasında kök 17 66... parselden 8.057, 00... 'lik kısım düzenleme ortaklık payı (DOP) olarak ayrıldıktan sonra kalan 32.237,00 m²lik kısmın ise muhtelif 123 adet parsele ifraz edildiğini, bu şekilde ifrazen oluşan parsellerden olan dava konusu 32 29... parselin 6/24 payı davalı Hazine adına kayıtlı iken Hazine tarafından payın dava dışı 3. kişiye satış yoluyla devredildiğini, davalı adına tescilin yolsuz olduğunu, Hasköy'de Yahudi Mezarlığına yirmi dönüm arazi ilavesine dair fermanda ve 1936 beyannamesinde dava konusu taşınmazın yer aldığını, davacı ... mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, davalının TMK'nın 1007. maddesi gereğince de sorumluluğunun bulunduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazın davacı ... ait olduğunun tespiti ile davalı Hazine tarafından dava dışı 3. kişiye devredilen 6/24 payın ve DOP olarak ayrılan 8.057,00 m²'lik kısmın dava tarihi itibarıyla değerlerinin tespiti ile şimdilik 50.000,00 TL tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.

Davalı Hazine vekili; iddiaların doğru olmadığını, dava konusu taşınmazın 1936 beyannamesinde kayıtlı taşınmazlardan olup olmadığının araştırılması gerektiğini, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinde malik hanesi boş bırakılıp daha sonra Hazine adına tescil edildiğini, ... Kanunu'nun geçici 11. madde şartlarının oluştuğunun ispatı gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın davacı ... tarafından verilen 1936 tarihli beyannamenin 4. sırasında “... 8 nolu arsa” olarak kayıtlı taşınmaz olduğunun alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiği, taşınmazın davacı ... ait olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 81.289.700,00 TL tazminatın davalı Hazineden tahsiline karar verilmiş, davalı Hazine vekilinin istinafı üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayılı belirtilen kararı ile, dava konusu 32 29... parselin 6/24 hissesi yönünden taşınmazın davacı ... tarafından verilen 1936 tarihli beyannamenin 4. sırasında “... 8 ...Nolu arsa” olarak kayıtlı taşınmaz olduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiği gözetilerek anılan pay yönünden davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ancak davacı tarafından Düzenleme Ortaklık Payı (DOP) olarak ayrılan 8.057, 00... 'lik kısma ilişkin talebinin, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesi ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca imar mevzuatı gereğince düzenlemeye tabi tutulan parsellerden düzenleme ortaklık payı karşılığı olarak bir defaya mahsus alınan yol, yeşil saha ve bunun gibi kamu hizmet ve tesislerine ayrılan yerlerle, özel parselasyon sonunda malikinin muvafakatı ile kamu hizmet ve tesisleri için ayrılmış bulunan yerler için eski malikleri tarafından mülkiyet iddiasında bulunulamayacağı ve karşılığı istenemeyeceği gözetildiğinde DOP olarak ayrılan 8.057, 00... 'lik kısım yönünden davanın reddi gerektiği gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hüküm ortadan kaldırılarak davanın kısmen kabulüne, dava konusu 32 29... parsel sayılı taşınmazın 6/24 payı yönünden hesaplanan 719.725,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline, DOP olarak ayrılan 8.057,00 m² kısma yönelik davanın ise reddine karar verilmiştir.

Hemen belirtilmelidir ki, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, Bölge Adliye Mahkemesince, imar uygulaması sonucunda kök 17 66... parselden düzenleme ortaklık payı (DOP) olarak ayrılan 8.057,00 m²'lik kısma yönelik davanın yazılı şekilde reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının REDDİNE.

Davalı Hazine vekilinin dava konusu 32 29... (imar öncesi kök 17 66... ) parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazlarına gelince;

5737 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesinde; “ Cemaat vakıflarının; a) 1936 Beyannamelerinde kayıtlı olup, halen tasarruflarında bulunan nam-ı müstear veya nam-ı mevhumlar adına tapuda kayıtlı olan taşınmazlar,

b) 1936 Beyannamesinden sonra cemaat ... tarafından satın alınmış veya ... vasiyet edildiği veya bağışlandığı halde, mal edinememe gerekçesiyle halen; Hazine veya Genel Müdürlük ya da vasiyet edenler veya bağışlayanlar adına tapuda kayıtlı olan taşınmazlar tapu kayıtlarındaki hak ve mükellefiyetleri ile birlikte bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren on sekiz ay içinde müracaat edilmesi halinde Meclisin olumlu kararından sonra, ilgili tapu sicil müdürlüklerince cemaat ... adına tescilleri yapılır.” hükmü ile yeni düzenlemeler getirilmiştir.

Kanun’un 22.08.20 11... sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 17. maddesi ile eklenen geçici 11. maddesinde ise; “ ...

a) 1936 Beyannamesinde kayıtlı olup malik hanesi açık olan taşınmazları, b) 1936 Beyannamesinde kayıtlı olup kamulaştırma, satış ve trampa dışındaki nedenlerle Hazine, ... Genel Müdürlüğü, belediye ve il özel idaresi adına kayıtlı taşınmazları,

c) 1936 Beyannamesinde kayıtlı olup kamu kurumları adına tescilli olan mezarlıkları ve çeşmeleri, tapu kayıtlarındaki hak ve mükellefiyetleri ile birlikte bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren oniki ay içinde müracaat edilmesi halinde, Meclisin olumlu kararından sonra, ilgili tapu sicil müdürlüklerince cemaat ... adına tescil edilir.

... tarafından satın alınmış veya ... vasiyet edildiği veya bağışlandığı halde, mal edinememe gerekçesiyle Hazine veya Genel Müdürlük adına tapuda kayıt edilen taşınmazlardan üçüncü şahıslar adına kayıtlı olanların ... Bakanlığınca tespit edilen rayiç değeri Hazine veya Genel Müdürlük tarafından ödenir. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.” hükmü düzenlenmiştir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden; İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi kök 17 66... parsel sayılı 40.2 94... miktarlı "3 adet kargir barakası olan arsa" vasıflı taşınmazın 23.11.1953 tarihli kadastro tespit tutanağında "...4 parsele bağlanan temessükle 382,5 dönüm maşatlığa veyahut 5 parsele bağlı fermanla bu sahanın Yahudi milletine ait olduğu iddia edilmekte ise de esasen o parsellerin kayden olan miktar sahasından çok fazla olduğu ve maşatlığın 19 23... ve 1771 ada içindeki kısımlarının da miktara dahil olduğu ve böylelikle muazzam fazlalık husule geldiğinden bu yerin o parsellerle ilgisinin olamayacağı..." neticesine varılarak taşınmazın Hazine adına tescili için Komisyona sunulduğu, Komisyonun 14.09.1954 tarihli ek kararıyla "...17 66... parselin zemin durumuna göre ...Maşatlığı halinde bulunan ve malik hanesi açık olarak tespit edilen gayrimenkullerin hudut ve tasarrufu dışında bulunduğu ve zemin üzerinde mezarlık olmadığı anlaşılan parsel Hazine adına tespit edilmiş ise de parsel hakkında dava açılmış olduğundan, açılan dava neticesinde alınacak karara göre gereğinin yapılması üzere..." malik hanesinin boş bırakılmasına karar verildiği, İstanbul 15. Asliye Hukuk Hakimliğinin 17.01.1972 tarihli ve 1965/22 Esas, 1972/2 Karar sayılı kararı ile ... Merkez Mütevelli Heyeti azaları tarafından açılan davanın reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, bunun üzerine Komisyonun 17.09.1984 tarihli ek kararıyla taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesi üzerine taşınmazın 17.09.1984 tarihinde davalı Hazine adına tapuya tescil edildiği, anılan ek komisyon kararına karşı bu kez ... tarafından Beyoğlu 2. Asliye Hukuk (Kadastro) Mahkemesinin 1984/663 Esas, 1987/563 Karar sayılı dosyasıyla açılan davanın reddine karar verildiği, 1988 yılında yapılan imar uygulaması sonucunda kök 17 66... parselden oluşan dava konusu 32 29... parsel sayılı taşınmazın 6/24 payı Hazine adına kayıtlı iken Hazine'nin taşınmazdaki payını 08.11.2006 tarihinde dava dışı kişiye satış yoluyla devrettiği, diğer yandan davacı ..., dava konusu taşınmazın da içinde bulunduğu 9 adet taşınmaz hakkında ... Kanunu'nun geçici 11. maddesi kapsamında yaptığı başvurunun ... Meclisinin 27.05.2013 tarihli kararı ile dava dışı 28 92... , 28 91... ve 19 23... parsel yönünden kabul edildiği, dava konusu taşınmaz yönünden ise reddedildiği, ... Meclisinin 11.05.2015 tarihli 203 karar nolu kararı ile ... isminin ... 3 adet olarak verilen 1936 beyannamelerinin imza kısmının “..., T.C. ..., Türkiye Cumhuriyeti ...” şeklinde olduğu dikkate alınarak ... olarak tashih edildiği, dosya arasındaki 1936 beyannamesinde ... tarafından idare edildiği belirtilen taşınmazlar arasında davacının dava konusu taşınmaz olduğunu ileri sürdüğü taşınmazın “... 8 nolu arsa” şeklinde bildirildiği anlaşılmaktadır.

Somut olayda, Mahkemece dava konusu 32 29... (imar öncesi kök 17 66... ) parsel sayılı taşınmazın 6/24 payı yönünden açılan davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmaya yeterli olduğunu söyleyebilmek mümkün değildir. Şöyle ki; dava konusu kök 17 66... parsele ilişkin kadastro tespit tutanağında ve komisyonun ek kararında, 17 66... parselin 4 parsele bağlanan temessük kaydındaki 382,5 dönüm maşatlığa veyahut 5 parsele bağlanan fermanla ilgisinin olamayacağı, kayden miktar sahasından çok fazla olduğu ve muazzam bir fazlalılığın ortaya çıktığı, 17 66... parselin bu parsellerle ilgisinin olamayacağı, yine parselin zemin durumuna göre de ... Maşatlığı olarak tespit edilen taşınmazların hudutları ve tasarrufu dışında bulunduğu ve zeminde mezarlık da olmadığı şeklinde tespit yapıldığı halde, bilirkişi raporunda bu hususların hiç değerlendirilmediği, dava konusu taşınmaz ile beyannamede belirtilen taşınmazın aynı yer olup olmadığı yeterince araştırılmadığı gibi aynı taşınmaz olduğunun nasıl tespit edildiğinin de denetime elverişli bir şekilde açıklanmadığı, raporda sadece "...'de ... Mezarlığına yirmi dönüm arazi ilavesine dair ... incelendiğinde dava konusu taşınmazın 1936 beyannamesindeki ... 8 nolu arsa olduğu..." şeklinde denetime elverişsiz tespit yapıldığı, diğer yandan 1936 beyannamesinde taşınmazın ... tarafından idare edildiğinden bahsedildiği, davacı ... isminin ... iken değiştirildiği de gözetilerek taşınmazın davacı ... ait olduğuna ilişkin de yeterince araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır.

Hal böyle olunca; önceki bilirkişilerden farklı, özellikle eski eser ve ... konusunda uzman bilirkişilerin de yer aldığı heyet ile mahallinde yeniden keşif yapılarak 1980 öncesi hava fotoğrafları da dosyaya getirtilip kadastro işlemlerinde bahsi geçen temessük kaydı ve ... da uygulanmak suretiyle dava konusu taşınmazın 1936 Beyannamesinde belirtilen taşınmazla aynı olup olmadığının, hangi vasıfta olduğunun, mezarlık vasfı bulunup bulunmadığının kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.

Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının açıklanan nedenlerden ötürü kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf olduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davacıya iadesine, 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz eden davalı Hazine vekili için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz edilen davacıdan alınmasına, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/4944, K. 2026/4785, T. 16.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2024-4944-e-2026-4785-k-0d278a886b41