Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/4632 E. 2026/3930 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/4632
- Karar No
- 2026/3930
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1920 E., 2024/1228 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : .... Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/588 E., 2022/155 K.
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir. Davacı vekili; müvekkilinin dava konusu 36... parsel sayılı taşınmazları 25.03.1998 tarihinde; 582 parsel sayılı taşınmazı ise 29.08.2002 tarihinde satın aldığını, Amerika Birleşik Devletleri'nde ikamet ediyor olması sebebi ile buradaki taşınmazların idaresi ve bir kısım resmi işlemlerin gerçekleştirilmesi amacıyla davalılardan yeğeni olan ...'ı .... Noterliğinin 20/01/2003 tarihli vekaletnamesi ile intikal, satış, kira ve sair yetkiler için vekil tayin ettiğini, davalı ...'ın vekalet görevini kötüye kullanarak müvekkilinin sahibi olduğu bir kısım taşınmazları müvekkilinin bilgisi ve rızası dışında, bedelleri de kendisine ödenmeksizin mal kaçırmak kastıyla devir ve temlik ederek çeşitli muvazaalı işlemler gerçekleştirdiğini, davalılardan ... ve ... aleyhine Adana 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/957 Esas sayılı dosyası ile, ... adlı şahıs aleyhine ise Adana 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/165 Esas, sayılı dosyası ile vekalet görevini kötüye kullanma hukuksal nedenine dayalı olarak tapu iptali ve tescil davası açtığını, açılan dava dosyalarının Adana 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/957 Esas sayılı dosyası ile birleştirildiğini ve Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; öncesinde davacı adına kayıtlı iken davacının verdiği vekalete istinaden kötü niyetli olarak satışı yapılan hisselerin tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tapuya tescillerine karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, ne var ki Adana 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/957 Esas, 2015/395 Esas sayılı dosyasında, davalılardan ...'ın annesi ve davacı ile davalılardan ...'nun ise kız kardeşleri olan ...'ın taraf olarak yer almaması sebebiyle; anılan Mahkeme ilamının muvazaalı olarak ve mal kaçırmak kastıyla hareket ederek ... tarafından kız kardeşi ...'a devir ve temlik edilen hisseleri yönünden infaz kabiliyeti olmadığını, Adana 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.04.2015 tarihli ve 2011/9 57... /395 Esas sayılı dosyası ile davalıların kötüniyetli olduğunun sabit olduğunu, dava konusu taşınmazların 1/2 hissesini devralan ... davalılardan ...'ın “annesi” ve davacının ve davalılardan ... ... “kız kardeşi” olması ve Yargıtay'dan geçen dosyalarda davalıların el ve işbirliği içerisinde iyi niyetli olmadıkları da dikkate alındığında TMK'nın 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanamayacağı açık olduğundan ispat şartının yerine geldiğini belirterek toplulaştırma işlemleri neticesinde oluşan dava konusu yeni parsellerde davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tapuya kayıt ve tesciline, olmazsa bedele karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili; davalı müvekkili ...'nun her iki tarafça imzalanan sözleşmeler gereğince üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdiğini, sözleşme gereği yükümlülüğünü yerine getiren müvekkiline izafe edilecek herhangi bir kusurun olmadığını, dava konusu taşınmazlara ait hisselerin devirlerinin, davacı ... ......'nun kendi el yazısı ile hazırladığı ve altında davacının imzası bulunan 26.02.2007 tarihli belgeye istinaden bu tarihinden daha ileri bir tarih olan 10.07.2008 tarihinde gerçekleştiğini, devirlerin davacının bilgisi dahilinde yapıldığını, davacının aksini iddia etmesinin iyiniyetli olmadığını, söz konusu sözleşmeler gereği müvekkili ... ile diğer davalı ...'a yapılan devirler haricinde davacıya ve ...... mirasçılarına birçok taşınmazın devrinin gerçekleştirildiğini, yapılan sözleşmeler gereği kazanımların tek taraflı değil, karşılıklı olarak yapıldığını, davacının ise kendisine yapılan devirlerden hiç söz etmediğini, müvekkili ...'a husumet yöneltilmesinin hukuka uygun olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili; diğer davalı ...'nun dava konusu taşınmazları 10.07.2008 tarihinde müvekkili ...’a taraflar arasındaki sözleşme gereği devrettiğini, davacı ...'nun, diğer davalılar ... ve ... aleyhine Adana 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/957 Esas ve 2015/395 Karar sayılı davası ile tapu iptal davası ikame ettiğini, söz konusu dava derdest iken davacının, dava konusu taşınmazların ...’a devredildiğini bilmekte olduğunu, bu devirlerin mal paylaşımı kapsamında yapılan haklı ve doğru devirler olduğunu, davacının 8 yıl önce açtığı davada müvekkiline yapılan devirleri bilip kabul ederek dava açmamasına rağmen tapuda devir işleminden 11 yıl sonra, dava tarihinden 8 yıl sonra müvekkiline karşı dava ikame etmesinin TMK’daki dürüstlük ilkesine aykırı olduğunu, aile işletmesinin tasfiyesine yönelik 26.02.2007, 30.04.20 07... .11.2007 tarihli sözleşmeler düzenlendiğini, sözleşmeler gereği davacı ... ve ...’na karşı edimini ifa eden ...’ın talebi üzerine kendisine verilmesi gereken taşınmazların devrinin 2008 yılı içerisinde gerçekleştirdiğini, tarafların müşterek imzalarına sadır sözleşme gereği müvekkili ...'ın sözleşmeden doğan hakları gereği yükümlülüğünü yerine getirdiğini, dava konusu taşınmazları edindiğini belirterek davanın reddini savunmuş, aşamada davalı ...'ün 04.11.2021 tarihinde ölümü üzerine mirasçıları davaya dahil edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla ; yapılan keşif ve keşif sonucu düzenlenen 10.01.2021 tarihli fen bilirkişi raporuna göre dava konusu taşınmazların toplulaştırma işlemi sonucu yeni ada parsel numaralarının aldığı, 36 parsel ve 371 parsellerin toplulaştırma sonucu 122 44... parsel olarak tescil gördüğü ve bu parselde davalı ...'ın 36 parselden ve dava konusunu oluşturan hisse miktarının 18055/40710 hisse ve bu hisseye karşılık 18.055, 02... alanın olduğu, davalı ...'ın 371 parselden gelen ve dava konusunu oluşturan 21767/40710 hisse ve bu hisseye karşılık 21.767, 02... alanın olduğu, dava konusunu oluşturan 582 parselin ise iki parçaya ifraz edildiği ve 12 53... sayılı parsellerin oluştuğu ve davalı adına 582 parselden gelen hissesine karşılık gelmek üzere 1254 parselin tamamına malik olduğu, davalılar tarafından dosya arasına sunulan 14.11.2007 tarihli protokolün incelenmesinde dava konusunu oluşturan taşınmazların protokol hükümlerinde yer almadığı bu nedenle bu belgeye göre paylaşım yapıldığının kabul edilmediği, 30.04.2007 tarihli belgede davacının imzasının bulunmadığı, yine dava konusu taşınmazlar yönünden alınmış herhangi bir kararın bulunmadığı bu nedenle bu belgenin huzurdaki dava ile doğrudan ilgili olmadığı, 26... tarihli belgeye göre ise dava konusunu oluşturan 582 parselin ... ve ...'a, 36... parsellerin ise ... ve ...'a şeklinde paylaşım yapıldığı, ancak tedavüllü tapu kayıtlarına göre 36, 371, ve 582 parsellerin muristen kalmadığı davacı yanca dava dışı üçüncü kişilerden satın alındığı, bu nedenle miras taksimi kapsamında kalmadığı anlaşılmakla 26.02.2007 tarihli sözleşmeye itibar edilmediği, ayrıca davalılar tarafından dava konusu taşınmazların yapılan taksim sözleşmeleri uyarınca paylaşıldığı iddialarının aynı şekilde Adana 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/957 Es. sayılı dosyasında da ileri sürüldüğü ancak itibar edilmediği ve kararın temyiz incelemesi neticesinde kesinleşmiş olması nedeniyle bu iddiaların Yargıtay denetiminden de geçtiği anlaşılmasına göre davalılar tarafından taksime ilişkin sözleşmeler uyarınca dava konusu devirlerin gerçekleştiği yönündeki beyanlara itibar edilmediği, buna göre, Adana 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/957 Esas sayılı dosyasının Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşmiş olduğu ve davanın konusunun huzurdaki davaya ilişkin taşınmazlara ilişkin olduğu ve davalıların yine huzurdaki ... dışındaki davalılar olduğu, davacısının ise yine huzurdaki davacı olduğu ve yapılan yargılama sonucunda davalı ...'ın vekalet görevini kötüye kullandığının kesin hükümle tespit edildiği ve diğer davalı ...'nun bu kötüye kullama olgusundan haberdar olduğu tespit edilmiş olması ve bu tespitlere göre davanın kabulüne karar verilmiş olması dikkate alınarak Adana 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/957 Esas sayılı dosyası kuvvetli delil mahiyetinde olduğu ve bu kapsamda davalı ...'ın vekalet görevini kötüye kullanarak dava konusu taşınmazları diğer davalı ...'na devrettiği, ... ...'in ise vekalet görevini kötüye kullanma olgusunu bildiğinin kabul edildiği, ... yönünden ise dinlenen tanıkların beyanlarına göre, davalı ... ve ...'ün kardeş oldukları ve aralarının iyi olduğu, davalının ev hanımı olduğu ve bahçe gelirleri dışında başkaca gelirinin olmadığı, yine davalı ...'ün vekalet ile satış yapan diğer davalı ...'in annesi olduğu, davanın devamı sırasında vefat eden ... vekilinin cevap dilekçesinde dava konusu taşınmazların devrinin mal paylaşımı amacıyla yapıldığını beyan etmiş olması karşısında davalı ... ile ... arasında gerçekleşen satış işleminin bedelsiz olduğu ve Adana 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/957 Es. sayılı dosyasından haberdar olunduğunun beyan edilmiş olması ve davalının Adana 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/957 Es. sayılı dosyası ile birleştirilen Adana 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/165 Es. sayılı dosyasında tanık olarak dinlenmiş olması ve tanık olarak alınan beyanında oğlu olan davalı ...'e davacı tarafından verilen vekaletten haberdar olduğunu beyan ettiği hususları dikkate alındığında davalı ... adına ... tarafından devredilen dava konusu taşınmazların bedelsiz olduğu ve oğlu olan ...'in vekaletname ile davacının taşınmazlarını ...'a devredildiğinin bilindiği bu nedenle davalının vekalet görevinin kötüye kullanılması olgusunu bildiği ve bu kapsamda iyi niyetli olmadığı gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesine ait kararda usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK.nın 353/1-b-1 bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 12.05.2026 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde, temyiz eden davalılar vekili Avukat ... ile temyiz edilen davacı vekili Avukat ... geldi. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Süresinde verilen ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R - Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 362.971,14 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, gelen temyiz edilen davacı vekili için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz eden davalılardan alınmasına; Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.