Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/1138 E. 2026/3926 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1138
- Karar No
- 2026/3926
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1965 E., 2025/2934 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Küçükçekmece 12. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/4 E., 2022/5 K.
Dava, hile hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel isteğine ilişkindir. Davacı; nakit ihtiyacı içinde olduğu dönemde önceden tanıdığı davalı ...'den borç para istediğini, davalı ...'nın da vereceği borca karşılık teminat olarak maliki olduğu dava konusu 5 54... parseldeki 40 nolu bağımsız bölüm üzerine ortak çalıştığı dava dışı ... ... adına ipotek tesis edilmesini istemesi üzerine 05.09.2012 tarihinde dava konusu taşınmaz üzerine dava dışı ... ... lehine 300.000,00 TL bedelli ipotek tesis edildiğini, ancak ipotek tesisinden sonra davalı ...'nın çeşitli bahanelerle ipotek işlerinin uzun sürdüğünü belirtilerek kendisine herhangi bir para vermediğini, ekonomik olarak iyice dara düştüğünü, bir kaç ay sonra davalı ...'nın taşınmazın adına devrinin gerektiği telkini üzerine bu kez kendisine borç para vereceği inancıyla taşınmazını davalı ...'ya bedelsiz devrettiğini, kendisine herhangi bir bedel ödenmediği gibi davalı ...'nın taşınmazı daha sonra diğer davalı ...'a devrettiğini, tüm davalıların birlikte hareket ettiğini, davalıların işbirliği içerisinde hareket ederek teminat olarak taşınmazı devretmesi karşılığında kendisine borç vereceklerine inandırarak hiçbir bedel ödemeksizin taşınmazın hile ile adlarına tescilini sağladıklarını, davalılar tarafından kandırıldığını, dava konusu taşınmazın hala kendisi tarafından kullanıldığını, taşınmazda teyzesinin ikamet ettiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tescilini, olmadığı takdirde bedelinin davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalı ...; emlakçılık yaptığını, davacının işletmekte olduğu restoranını devretmek istediğini ve müşteri bulmasını rica ettiğini, kendisinin de müşteri olarak bulduğu dava dışı ... ... ve ......'ı davacı ile bir araya getirdiğini, dava dışı ... ... ve davacının 410.000,00 TL bedelle işyerinin devri konusunda anlaştıklarını, dava dışı ... ...'ın devir bedeli olarak 410.000,00 TL'yi davacıya peşin olarak verdiğini, verilen bu paraya teminat olarak ... ... lehine dava konusu taşınmaz üzerine 300.000,00 TL bedelli ipotek tesis edildiğini, kalan 110.000,00 TL için ise davacı tarafından senet düzenlendiğini, aradan geçen zaman içinde işyeri devri gerçekleştirilemediğinden dava dışı ... ...'ın işyerini devralmaktan vazgeçtiğini ve verdikleri paraların iadesini istediğini, davacının ise kısa vadede bu parayı bulamayacağını söyleyerek taşınmazı kendisine satmayı teklif ettiğini, yapılan pazarlık sonucunda taşınmazı 375.000,00 TL bedelle ipotekli ve hacizli şekilde satın aldığını, taşınmazın üzerindeki 300.000,00 TL ipotek bedeli, 27.000,00 TL haciz bedeli ve 11.000,00 TL tapu devir harçları düşüldükten sonra kalan 37.000,00 TL'yi davacıya elden ödediğini, bir süre sonra taşınmazı diğer davalıya satış yoluyla devrettiğini, kardeşinin yakın arkadaşı olan davacıya yardım etmek amacıyla taşınmazı satın alıp davacının ipotek alacaklısına olan borcunu ödediğini, ayrıca davacının inançlı işlem iddiasını yazılı delille kanıtlaması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ...; iddiaların doğru olmadığını, dava konusu taşınmazı yatırım amaçlı satın aldığını, davalı ...'i öncesinde tanımadığını, yapılan pazarlık sonucu taşınmazı 390.000,00 TL bedelle satın aldığını, 90.000,00 TL'yi nakit verdiğini, kalan 300.000,00 TL'sini ise konut kredisi kullanarak davalı ...'ya ödediğini, iyi niyetli olduğunu, taşınmazı satın alırken davalı ...'in taşınmazda davacının kiracı olarak devam etmesi şartını ve ricasını kırmayarak davacı ile kira sözleşmesi yaptıklarını, ancak davacının kiralarını ödemediğini, davacının biriken kira borçlarını ödememek için kötüniyetli olarak eldeki davayı açtığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin 13.01.2022 tarihli ve 2021/4 Esas, 2022/5 Karar sayılı kararı ile; davacı tarafından dava dışı ... ... aleyhine açılan menfi tespit davası sonucunda davacının dava konusu taşınmaz üzerine konan 300.000,00 TL ipotek nedeniyle dava dışı ... ...'a borçlu olmadığının tespitine karar verildiği ve kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, hile iddiasına dayalı eldeki davada tüm dosya kapsamıyla, davalı ...'nın ve dava dışı ... ...'ın birlikte hareket ederek hileli hareketlerle davacının iradesi fesada uğratarak dava konusu taşınmazın davalı ... adına tescilini sağladığı, tanık beyanlarından taşınmazın daha sonra Kaya tarafından aralarında tanışıklık bulunan diğer davalı ...'a devredildiğinin anlaşıldığı, davacı tanıklarının beyanlarına göre davalı ...'ın "...bu işler ile ... uğraşmaktadır, ben emanetçiyim..." dediği, dava konusu taşınmazda davacı değil dava dışı başka kişiler kiracı olarak oturduğu halde davalı ...'ın davacı ile yaptığı kira sözleşmesini sunduğu, davalı ...'ın hileyi bildiği ve iyi niyetli kabul edilemeyeceği, davalıların el ve işbirliği içerisinde olduğu, davacının iddiasını ispatladığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davalılar tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; dosya kapsamında dinlenen tanık beyanlarından davacının ekonomik nedenlerden dolayı işyerini devretmek istediği, dava dışı ...... ile işyerinin devri konusunda görüştükleri, neticede taşınmazın davacı tarafından davalı ...'ya satış suretiyle devredildiği, davacı, devrin hileli olduğunu ileri sürmüş ise de hile iddiasını ispatlayamadığı, taşınmazın davalı ...'ya inançlı işlem ile devredildiği iddiasının da yazılı delille kanıtlanamadığı, yine davalıların el ve işbirliği içerisinde hareket ettikleri iddiasının da kanıtlanamadığı gerekçesiyle davalıların istinaf başvurusunun kabulü ile hüküm ortadan kaldırılarak davanın reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 16.06.2025 tarihli ve 2024/3008 Esas, 2025/3077 Karar sayılı kararı ile; davalı ... dava konusu taşınmazın satış bedelinin 390.000,00 TL olduğu, bu bedelin 300.000,00 TL'lik kısmını davacının borcu nedeniyle taşınmaz üzerine konan 300.000,00 TL ipotek borcunu ipotek alacaklısı dava dışı ... ...'a ödeyerek karşıladığını savunmuşsa da Yargıtay tarafından onanarak kesinleşen Küçükçekmece 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/469 Esas, 2015/434 Karar sayılı dosyasıyla davacının dava konusu taşınmaz üzerine konan 300.000,00 TL bedelli ipotekten dolayı ... ...'a borçlu olmadığının tespit edildiği, dinlenen tanıklar ve tüm dosya kapsamından davalı ... ile dava dışı ... ...'ın öncesinde birbirlerini tanıdıkları, davalı ...'nın davacının ekonomik olarak zor durumda olmasından faydalanarak dava konusu taşınmazın teminat olarak devredilmesi halinde borç para vereceği yönünde davacıyı inandırıp bu yönde davacının iradesini ifsad ederek hile ile önce taşınmaz üzerine dava dışı ... ... lehine ipotek koydurup daha sonra taşınmazın adına devrini sağladığı, devirden sonra davacıya herhangi bir bedel ödendiğinin kanıtlanamadığı, ikinci el konumundaki diğer davalı ...'ın ise taşınmazı gezip görmeden aldığı, dava konusu taşınmazda halen davacının teyzesi ve eniştesinin oturmaya devam ettiği, davacı tanığı olarak dinlenen davacının teyzesi ve eniştesinin beyanlarında "...evin satıldığını öğrendikleri yeni malik ...'ın yanına gittiklerinde, ...'ın kendilerine dava konusu evle ilgisinin olmadığını, kredi çekmek için evin üzerine yapıldığını, evle ilgilenen kişinin ... olduğunu, kendisinin emanetçi olduğunu söylediğini..." beyan ettikleri, yine davalı tanığı olarak dinlenen dava dışı ... ...'ın abisi olan ......'ın beyanında davalı ... ile ... ...'ın üniversiteden arkadaş olduklarını ifade ettiği, tüm bu somut olgular birlikte değerlendirildiğinde hile iddiasının ispatlandığı, son kayıt maliki davalı ...'ın da ediniminde iyi niyetli olmadığı, Türk Medeni Kanunu'nun 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanmayacağı sonucuna varıldığı, bu nedenlerle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddi yönünde hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçeleri ile karar bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; uyulmasına karar verilen Yargıtay bozma ilamı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde benimsenen bozma ilamı kapsamındaki gerekçelerle davacı tarafça hile hususu ispatlanmış olmakla ve dava konusu taşınmazda son kayıt maliki davalı ...'ın ediniminin de iyi niyetli olmadığı ve TMK'nın 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanamayacağı sonucuna varılmakla davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 12.05.2026 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde, taraf vekillerine tebligat yapıldığı halde gelen olmadığı anlaşıldı. İncelemenin dosya üzerinden yapılmasına, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R- Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un/HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 24.591,60'ar TL bakiye onama harçlarının temyiz eden davalılardan ayrı ayrı alınmasına, Temyiz edilen davacı vekili duruşmaya katılmadığından lehine duruşma vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.