Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/3656 E. 2026/375 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/3656
- Karar No
- 2026/375
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/87 E., 2024/975 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Kadastro sonucu ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 4 85... parsel sayılı 695,65 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz üzerindeki 1 katlı kargir binanın 116,56 metrekaresinin ...’ye ait olduğu şerhi verilerek tarla vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı vekili, satınalma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tapu iptali ve tescil istemiyle dava açmıştır.
Davalı Hazine, davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; TMK'nın 713.maddesinde ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesinde öngörülen şartların davacı yararına gerçekleşmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. Dosya içeriğinden; dava konusu taşınmazın 1973 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında tespit harici bırakıldığı, 2013 yılında Kadastro Kanunu’nun Ek-8. maddesi gereği yapılan çalışmalar sonucunda, 1998 yılında imar-ihya edildiği belirtilerek tarla vasfı ile Hazine adına kayıtlandığı anlaşılmaktadır. Mahkemece dava konusu taşınmaz üzerinde davacı lehine zilyetlikle edinim koşullarının oluşmadığı gerekçesi ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; çekişmeli taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin süre ve niteliği kesin olarak belirlenmemiş, uyuşmazlığın çözümünde komşu parsel tutanak ve dayanakları ile hava fotoğraflarından usulünce yararlanılmamış, davacı ve bayii açısından usulünce senetsiz araştırması yapılmamış, dosya arasında bulunan jeolog bilirkişi raporuna göre taşınmazın dere aktif/pasif sınırları içinde olduğu belirtilmesine rağmen DSİ tarafından taşınmazın Aksaz deresine isabet etmediği bildirilmiş, Mahkemece ortaya çıkan çelişki giderilmeden ve taşınmazın dere etki alanında olup olmadığı kesin olarak belirlenmeden karar verilmiştir.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle dava konusu taşınmaza komşu tüm taşınmazların tespitlerine esas kadastro tespit tutanak ve tescillerine esas dayanakları eksiksiz olarak getirtilmeli, davacı ve bayii adlarına kadastro sırasında aynı çalışma alanı içerisinde belgesiz zilyetlik nedeniyle tespit edilen taşınmaz bulunup bulunmadığı Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğü ile Kadastro ve Tapu Müdürlüklerinden sorularak mevcut ise adı geçen kişiler adına tespit edilen miktarı gösterir senetsiz defterinin onaylı örneği eklenip toplam miktar açıkça bildirilmeli ve bu taşınmazlara ait kadastro tutanak örnekleri (kesinleşip kesinleşmediklerini gösterir ve okunaklı şekilde) getirtilmeli, taşınmaza ait eski ve yeni tarihli ortofoto ve uydu fotoğrafları ile Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek taşınmazın bulunduğu köyü/mahalleyi/mevkiyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafları bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait (bulunmadığı taktirde bulunan tüm hava fotoğrafları getirtilerek) stereoskopik hava fotoğraflarının en az üç tanesi tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirilmeli, bundan sonra Mahkemece mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi, jeolog bilirkişisi, ... bilirkişisi ve fen bilirkişinin katılımı ile yeniden keşif yapılmalıdır.
Keşif sırasında, yerel bilirkişi ve tanıklardan nizalı taşınmazın öncesinin ne olduğu, taşınmazın kime ait olduğu, kimden kime ne suretle intikal ettiği, kim tarafından ne sıfatla ve ne şekilde kullanıldığı, sele maruz kalıp kalmadığı,imar-ihya edilip edilmediği, edilmişse imar-ihya faaliyetinin ne zaman tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, tanık ve bilirkişi beyanları komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmelidir. ... bilirkişisinden taşınmazın toprak yapısını ve niteliğini, eğimini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, bitki örtüsünü, imar-ihyaya konu edilmişse özellikle imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir, komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi ve taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş renkli fotoğraflarını içerir, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalıdır. Jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinden hava fotoğrafları üzerinde stereoskopik inceleme yaptırılmak suretiyle dava konusu taşınmazın sınırını ve niteliğini, taşınmazda imar-ihya tamamlanmış ise tamamlandığı tarihi ve üzerlerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir şekilde rapor alınmalı, dava konusu taşınmazın konumunu hava ve uydu fotoğrafları üzerinde göstermesi istenmelidir.
Jeolog bilirkişiden taşınmazın niteliğinin ne olduğu, dere ya da kuru dere niteliğinde olup dere yatağından kazanılıp kazanılmadığı, halen dere yatağında kalıp kalmadığı ve derenin aktif etki alanında bulunup bulunmadığı hususlarında ayrıntılı rapor alınmalıdır.
Fen bilirkişisine ise keşfi takibe ve denetlemeye elverişli, dava konusu taşınmazı komşularıyla birlikte gösterir krokili rapor düzenlettirilmelidir.
Tanık ve mahalli bilirkişi beyanları bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli ve bundan sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece açıklanan hususlar gözardı edilerek ve eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir. Davacı vekilinin temyiz itirazlarının açıklanan nedenden ötürü kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.