Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/3495 E. 2025/5008 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/3495
- Karar No
- 2025/5008
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/897 E., 2024/814 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 21. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/55 E., 2021/470 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; dava konusu 7 68... parsel sayılı taşınmazın vakfa ait olup 1936 beyannamesinde yer aldığını, davalı adına tahsis suretiyle kayıtlı olduğunu, ... Kanunu geçici 11. madde şartları oluştuğundan bahisle yapılan idari başvurunun reddedildiğini ileri sürerek tapu iptali ve tescile karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP Davalı vekili; davanın 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, tespitin 2613 sayılı Kanun'un 22. maddesine göre yapıldığını, beyanname verilmesi, tescilin yapılmaması halinde dava açması gerekirken süresinden sonra dava açtığını, davanın Hazine ve ... Müdürlüğüne ihbarı gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve esası belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın vakfın 1936 beyannamesinde yer aldığı ve o tarihte yürürlükte olan yasa kapsamında edinilemediği, 5737 sayılı Kanun’a eklenen geçici 11. madde gereğince dava konusu taşınmazın davacı adına tescili gerektiği belirtilip davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı vakfın 1936 beyannamesi verdiği, beyannamenin 8. sırasında gösterilen taşınmazın dava konusu taşınmaz olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 353/(1).b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; eksik araştırma ile karar verildiğini, bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu, vakıf uzmanından rapor alınmadığını, taşınmaza ilişkin bilgi ve belgelerin getirilmediğini, miri arazi araştırması yapılmadığını, husumetin yanlış yöneltildiğini, Hazineden tazminat istenmesi gerektiğini, hak düşürücü sürenin geçtiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, 5737 sayılı Kanun geçici 11. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Dosya içeriğinden; 7 68... parsel sayılı 306, 95... miktarlı kuyulu arsa nitelikli taşınmazın Maliye Hazinesi adına 04.03.1955 tarihli kadastro işlemi ile kayıtlı iken hükmen 09.04.1962 tarihinde davalı adına tescil edildiği, taşınmazın kadastro tutanağı ve dayanak belgelerinin dosyada yer almadığı, kadastro tutanağının aslının Sarıyer Asliye Hukuk Mahkemesinin 1955/305 E. sayılı dosyaya gönderildiği ve bahsi geçen dosyanın arşiv araştırması sonucunda bulunamadığının bildirildiği, belirtilen dosyaya ilişkin 06.10.1959 tarihli tedbir kararında tedbir isteyenin davacı vakıf, karşı tarafın Maliye Hazinesi olduğu, 25.12.1961 tarihli Tapu Müdürlüğüne yazılan yazıda ise taşınmazın 7367 sayılı Kanun gereği İstanbul Belediyesine devredildiğinden tedbirin kaldırılmasının ve Belediye adına tescil edilmesinin istendiği, davacı vakfın 1936 beyannamesinin 8. sırasında “... ... sokağında 18 nolu arsası” ve 24... tarihli vakfın taşınmaz listesinde 3. sırasında “... ... sokak no:18 7 68... ’deki arsa” şeklinde yer aldığı, davacı vakfın 05.04.2012 tarihli başvurusunun ... Meclisinin 25.03.20 13... sayılı kararı ile dava konusu taşınmazın Kanun’un geçici 11. maddesi kapsamında olmadığından bahisle reddedildiği, Devlet Arşivleri Başkanlığı tarafından gönderilen dava konusu taşınmaza ait olduğu belirtilen 148 nolu vergi kaydının okunaksız olduğu, Sarıyer Belediyesinin 25.06.2020 tarihli yazısında taşınmazın “... Mahalle ... Sokak No:10’da yer aldığı, cadde ve sokak adlarının İstanbul Büyükşehir Belediyesinin 14.12.20 16... meclis kararı ile değiştiği, eski sokak adının “... Mahalle ... Sokak” olduğu ancak kapı numarasında değişiklik olmadığı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere; 5737 sayılı ... Kanunu’nun geçici 7. maddesinde “Cemaat vakıflarının; a) 1936 Beyannamelerinde kayıtlı olup halen tasarruflarında bulunan nam-ı müstear veya nam-ı mevhumlar adına tapuda kayıtlı olan taşınmazlar, b) 1936 Beyannamesinden sonra cemaat vakıfları tarafından satın alınmış veya cemaat vakıflarına vasiyet edildiği veya bağışlandığı halde, mal edinememe gerekçesiyle halen; Hazine veya Genel Müdürlük ya da vasiyet edenler veya bağışlayanlar adına tapuda kayıtlı olan taşınmazlar, tapu kayıtlarındaki hak ve mükellefiyetleri ile birlikte bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren on sekiz ay içinde müracaat edilmesi halinde, Meclisin olumlu kararından sonra, ilgili tapu sicil müdürlüklerince cemaat vakıfları adına tescilleri yapılır." Aynı Kanun'un geçici 11. maddesi "Cemaat vakıflarının; a) 1936 Beyannamesinde kayıtlı olup malik hanesi açık olan taşınmazları, b) 1936 Beyannamesinde kayıtlı olup kamulaştırma, satış ve trampa dışındaki nedenlerle Hazine, ... Müdürlüğü, belediye ve il özel idaresi adına kayıtlı taşınmazları, c) 1936 Beyannamesinde kayıtlı olup kamu kurumları adına tescilli olan mezarlıkları ve çeşmeleri, tapu kayıtlarındaki hak ve mükellefiyetleri ile birlikte bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren on iki ay içinde müracaat edilmesi halinde, Meclisin olumlu kararından sonra, ilgili tapu sicil müdürlüklerince cemaat vakıfları adına tescil edilir. Cemaat vakıfları tarafından satın alınmış veya cemaat vakıflarına vasiyet edildiği veya bağışlandığı halde, mal edinememe gerekçesiyle Hazine veya Genel Müdürlük adına tapuda kayıt edilen taşınmazlardan üçüncü şahıslar adına kayıtlı olanların Maliye Bakanlığınca tespit edilen rayiç değeri Hazine veya Genel Müdürlük tarafından ödenir." hükümlerini içermektedir. Somut olayda, Mahkemece değinilen yasal düzenlemeler gözetildiğinde yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmaya elverişli olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur. Hâl böyle olunca; dava konusu taşınmazın ilk tesisinden itibaren tüm tedavülleriyle ve dayanak belgeleriyle (üzerindeki şerhleri de gösterir biçimde, kütük sayfaları, kadastro tespit tutanakları, mahkeme kararı, dayanak tapu kaydı, vergi kaydı vb.) birlikte (birbirini takip edecek, denetlenecek ve tamamının okunaklı olmasına dikkat edilecek şekilde) ilgili mercilerden temini, tescile esas olduğu anlaşılan Sarıyer Asliye Hukuk Mahkemesinin 1955/305 Esas sayılı dosyanın ilgili Mahkeme veya icra dairelerinin kalem ve arşivinde titizlikle aranması, bulunamaması halinde kesinleşmiş karar suretinin dosya arasına alınması, mahallinde, alanında uzman bilirkişilerce (en az bir tane ... konusunda uzman bilirkişi) tekrar keşif yapılıp dava konusu taşınmazın sunulan 1936 Beyannamesinde belirtilen taşınmazla aynı olup olmadığının Belediyeden gelen yazı cevabı ve vakıf evraklarındaki kapı numaraları arasındaki çelişki de giderilmek suretiyle tereddüte mahâl vermeyecek şekilde tespit edilmesi suretiyle toplanan ve toplanacak delillere göre bir karar verilmesi gerekirken, noksan araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin temyiz itirazlarının değinilen yön itibariyle kabulü ile; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 371/1 maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.