Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2023/5401 E. 2025/3004 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/5401
Karar No
2025/3004
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar asıl davada davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Asıl davada davacı ... Şirketini temsilen ... vekili dava dilekçesinde; ...'in davacı ... Şirketinin sahibi ve ortağı olduğunu, ekonomik olarak kötü durumda olan Şirkete ait inşaatların maliyet yükünü azaltabilmek amacıyla ihtiyaç duydukları krediyi temin için kendisini ... adlı ... finans kuruluşunun Türkiye temsilcisi olarak tanıtmak, "..., adım ... ... öz dayımdır, diğer dayım...'dir, 270 gayrimenkulum var, ... mezunuyum, İbranice bilirim, iplik işine girdim, ... kurdum, faktoringim var devrettim, aynı zamanda masonum, Maslak'ta ... yeni yerimize taşınacağız." şeklinde sözler söylemek suretiyle aldatan davalı ...'in dava konusu 14582 parseldeki A-2 ve A-66 nolu bağımsız bölümleri değerinin çok altında bir bedelle kendisine satış suretiyle devrini sağladığı hâlde, vaad ettiği krediyi davacı Şirkete temin etmediğini ileri sürerek dava konusu İstanbul ili, Ümraniye ilçesi, ... Mahallesinde kain A blok 2 ve 66 nolu bağımsız bölümlerin davalı ... adına tapu kayıtlarının iptali ile davacı ... Şirketi adına tescilini talep etmiş, 08.11.2020 tarihli dilekçesiyle A-2 nolu bağımsız bölümü dava sırasında satın alan ...'ı davaya dahil etmiş; 17.02.2011 tarihli dilekçesiyle A-2 nolu bağımsız bölüm hakkında dahili davalı ... hakkında davayı takip etmeyeceklerini bildirmiştir. 2. Birleştirilen davada davacı ... Şirketini temsilen ... vekili dava dilekçesinde; asıl dava dilekçesindeki sebeplerle, asıl davada harçlandırmayıp takip etmedikleri ve üzerinde davalıdır şerhi olan dava konusu A-2 nolu bağımsız bölümün asıl davada dahili davalı ... tarafından davalı ...'a muvazaalı olarak satıldığını ileri sürerek A-2 nolu bağımsız bölümde davalı ... Karakaş adına tapu kaydının iptali ile davacı ... Şirketi adına tescilini, olmazsa bedelini talep etmiştir. 3. Asıl ve birleştirilen davada temlik alan asli müdahil Yenibir İnşaat vekili bozma sonrası sunduğu müdahale dilekçesinde; davacı ... Şirketinin dava konusu ettiği hak ve alacakları temlik aldığını, buna ilişkin temlik sözleşmesini ve noterde düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesini sunduklarını ileri sürerek dava konusu A-66 nolu bağımsız bölümün davalı ... adına tapu kaydının iptali ile temlik alan asli müdahil Yenibir Şirketi adına tescilini talep etmiş, duruşmadaki beyanında A-2 nolu bölüm hakkında davayı takip etmediklerini bildirmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili asıl ve birleştirilen davaya cevap dilekçelerinde; davalı ...'in ... Mali ve ... Danışmanlık Hizmetleri Ltd. Şti.'nin ortağı olduğunu, Şirketin ekonomik durumu iyi olmayan kişilere yurt dışı finansman sağlamak için aracılık ettiğini, kredi istihbaratı yapıp uygun bulduklarının dosyasını yurt dışındaki kredi şirketlerine gönderdiklerini, davacı Şirketin de davalının Şirketinden kredi talep ettiğini, ancak ticari itibarları nedeniyle kredi alamayacaklarının anlaşıldığını, bu arada ekonomik sıkıntıda olan davacı Şirketin rahatlamak amacıyla dava konusu taşınmazları davalı ...'e sattığını, piyasaya ve Devlete olan borçları nedeniyle davacının isteği üzerine bedelin elden ödendiğini; 23.05.2023 tarihli celse beyanında; temik sözleşmesini imzalayan kişilerden birinin yetkisinin sona ermesi sebebiyle temlikin geçersiz olduğunu, aynı dava konusu taşınmaz hakkında İstanbul Anadolu 29. Asliye Hukuk Mahkemesi 2018/220 Esas sayılı dosyada davacı ... ve davalı ... arasındaki tasarrufun iptaline yönelik dava açıldığını, eldeki davada hukuki yarar bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. 2. Birleştirilen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı Şirket yetkilisi ... ve davalı ...'i Ataşehir'de yapılacak inşaatın ortağı olarak tanıdığını, müteahhitliğini de Doğan'ın yapacağının söylendiğini, davalı ... tarafından işin Amerika'dan gelecek krediyle yapılacağı, kredinin ilk diliminin çıktığı ancak komisyon yatırılması gerektiğinin söylendiğini, bunun için ...'in dava konusu A-2 nolu evi 350.000,00 TL karşılığında davalı ...'a sattığını, Doğan'ın ...'e 250.000,00 TL borç verdiğini, 250.000,00 TL de kredi komisyonuna mahsuben verdiğini, karşılığında çek ve senet aldığını, çek ve senetlere istinaden ... hakkında icra takibi başlattığını, ...'in davacıya yaptığı gibi davalı ...'ı da kendisine iş verileceği vaadiyle dolandırdığını, hayal tacirliği yaptığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 06.12.2011 tarihli kararıyla; A-2 nolu bağımsız bölüm hakkında dahili davalı ... aleyhine açılan dava takipsiz bırakıldığından açılmamış sayılmasına, davalı ... aleyhine A-66 nolu bağımsız bölüm hakkında ise, ...'in kendisini Amerika'daki bir kredi kuruluşunun Türkiye yetkilisi olarak tanıttığı, davacının yapacağı inşaat işinin kredilendirme işleminin onaylandığı hususunda davacıyı ikna ettiği, karşılığında dava konusu taşınmazları satış suretiyle bedelsiz devraldığı, tanık beyanlarına göre davalı ...'in devri sağlayacak hileyi gerçekleştirdiği, kredi temini için gerekli projelerin onaylandığına dair klasörler ibraz ederek davacıyı ikna ettiği, BK'nın 28/1. maddesi uyarınca hile ile gerçekleştirilen satışın geçersiz olduğu gerekçesiyle davacı ...'in davasının sıfat yokluğundan reddine, A-2 nolu bağımsız bölüm hakkında dahili davalı ... aleyhine dava takip edilmediğinden HMK'nın 150. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına, A-66 nolu bağımsız bölüm hakkında davalı ... aleyhine davanın kabulü ile davalı adına tapu kaydının iptali ve davacı ... Şirketi adına tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkemenin 06.12.2011 tarihli kararının süresi içinde asıl davada davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 05.12.2012 tarihli ve 2012/15837 Esas, 2012/14452 Karar sayılı kararıyla; eldeki davayla ilgili olarak davacının müştekileri arasında yer aldığı, davalının da aralarında bulunduğu sanıklar hakkında "zincirleme nitelikli dolandırıcılık, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak" suçlarından İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açıldığı, ceza davası sonucunun eldeki davanın sonucunu etkileyeceği, ceza davasının sonucunun beklenmesi ve ceza davası içeriğinin toplanan delillerle birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Mahkemenin 06.12.2011 tarihli kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı Şirket yetkilisi ... ve diğer müştekilerin şikâyeti üzerine davalı ...'in aralarında bulunduğu sanıklar hakkında açılan kamu davası sonucunda İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.03.2014 tarihli ve 2012/234 Esas, 2014/45 Karar sayılı kararıyla davalı sanık ... ve dava dışı sanık ortağı ...'in sahibi olduğu şirketi kullanarak kredi temin edeceğinden bahisle davacı Şirket yetkilisi ...'a karşı işledikleri dolandırıcılık suçundan 2 yıl 1 ay hapis ve 25.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesince onanarak kesinleştiği, kararda davacı Şirket yetkilisi ...'dan kredi masraflarına karşılık olmak üzere gayrimenkul talep edildiği, dava konusu A-66 nolu bağımsız bölümün devrinin sağlandığı, para ödenmediği hâlde ödenmiş gibi muvazaalı olarak tapuda satış gösterildiği, yurtdışından uygun faizle kredi temini hususunda gerekli projelerin onaylandığına ilişkin klasörler ibraz ederek davacının iradesini etkilediği, hile ile yapılan işlemin BK'nın 28/1. maddesi uyarınca geçersiz olduğu, temlik alan Şirket ile temlik eden Şirketin temlik sözleşmelerinde herhangi bir usule aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı ... yönünden sıfat yokluğundan davanın reddine, birleştirilen davada A-2 nolu bağımsız bölüm hakkında açılan davanın HMK'nın 150. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına, A-66 nolu bağımsız bölüm hakkında davanın kabulüne, davalı ... adına tapu kaydının iptali ile temlik alan Yenibir İnşaat adına tesciline, davacı kendini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca 101.995,34 TL vekâlet ücretinin davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, birleştirilen dosyada davalılar lehine 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Asıl davada davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; A-66 nolu bağımsız bölümü bedelini ödeyerek satın aldığını, şirketin Devlete ve piyasaya borçları nedeniyle davacının isteği üzerine bedeli elden ödediğini, vekâlet ücretinin hatalı hesaplandığını belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Asıl dava, hile (aldatma) hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil; birleştirilen dava ise hile hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tazminat istemine ilişkin olup temyize konu edilen husus, asıl davada A-2 nolu bağımsız bölümün davalı ... adına tapu kaydının iptali ve temlik alan asli müdahil Şirket adına tesciline dair hükme ilişkindir. 1. Dosya kapsamından; temyiz konusu İstanbul ili, Ümraniye ilçesi, ... Mahallesinde kain 14582 parsel sayılı taşınmazdaki A blok 2 ve 66 nolu bağımsız bölümün davacı ... Şirketini temsilen ... ve ... tarafından 19.000,00 TL bedelle, vekili davadışı ... İşkur aracılığıyla davalı ...'e satış suretiyle devredildiği, 2 nolu bağımsız bölümün de sırasıyla birleştirilen davada davalı ...'a, asıl davada dahili davalı ...'a, tekrar birleştirilen davada davalı ...'a, ardından dava dışı ...'e, ...'den de dava dışı Yalçın'a satış suretiyle temlik edildiği, temyize konu A-66 nolu bağımsız bölümün tapu malikinin halen asıl davada davalı ... olduğu, davacı ... Şirketinin eski ortağı ... ve diğer katılanların eldeki davaya konu taşınmaz temliklerine ilişkin olarak davalı ..., dava dışı ortağı ... ve ... İşkur haklarında şikâyeti üzerine açılan kamu davası sonunda sanıkların davacı ... Şirketi eski ortağı ...'u kredi temin edeceği vaadiyle dolandırmak suretiyle A-2 ve A-66 nolu bağımsız bölümlerin bedelsiz olarak davalı ...'e satılmasını sağladıklarından dolayı İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.03.2014 tarihli ve 2012/234 Esas, 2014/45 Karar sayılı kararıyla dolandırıcılık suçundan 2 yıl 1 ay hapis ve 25,000,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmalarına karar verildiği, kararın Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 13.11.2018 tarihli ve 2018/5827 Esas, 2018/7927 Karar sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği anlaşılmakla, Mahkemenin bozmaya uymak suretiyle temyize konu A-66 parsel sayılı taşınmaz hakkında hile iddiasının ispatlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar vermesinde kural olarak isabetsizlik bulunmamaktadır. 2. Ancak, bozma sonrası yapılan yargılama sırasında davacı ... İnşaat ve asli müdahil ... Şirketlerinin ortak vekili olan Avukat ... tarafından asli müdahil ... vekili sıfatıyla sunulan 24.05.2021 tarihli müdahale dilekçesiyle dava konusu hak, alacak ve talep haklarının asli müdahil ... Şirketi tarafından temlik alındığını, .... Noterliğinde düzenlenen 15.02.2017 tarih ve 9257 yevmiye sayılı "Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesi" başlıklı olup içerisine ekli olan 15.02.2017 tarihli "Gayrimenkul Satış Vaadi" sözleşmesi başlıklı adi yazılı belgeye göre dava konusu A-66 nolu bağımsız bölümün temlik alan asli müdahil ... Şirketine satmayı taahhüt ettiğinin bildirildiği, Avukat ...'ın davacı ... vekili sıfatıyla sunduğu 09.06.2021 tarihli dilekçesiyle de dava konusu haklarını temlik alan ... Şirketine temlik ettiklerini belirterek adi yazılı 09.06.2021 tarihli "Temlik Sözleşmesi"ni ibraz ettiği, Mahkemece, sunulan temlikname uyarınca asıl davada temyize konu A-66 nolu bağımsız bölüm hakkında kurulan tescil hükmünün de temlik alan ... Şirketi adına kurulduğu anlaşılmaktadır. 3. Uyuşmazlık; dava sırasında davacı ... Şirketinin, davadan kaynaklanan tüm haklarını 09.06.2021 tarihli adi yazılı alacağın devri sözleşmesi ile, A-66 nolu bağımsız bölümün de ... Noterliğinin 15.02.2017 tarih ve 9257 yevmiye sayılı "Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesi" başlıklı olup içerisine ekli olan 15.02.2017 tarihli tarafların adi yazılı şekilde hazırladığı gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile asli müdahil ... Şirketine temlik ettiği gözetildiğinde, asıl davaya ve temyize konu A-66 nolu bağımsız bölüm üzerindeki ayni haktan kaynaklı tapu iptali ve tescil isteminin alacağın temliki yoluyla devrinin mümkün olup olmadığı ve asıl dava konusu A-66 nolu bölüm hakkında temlik alan ... Şirketi lehine tapu iptali ve tescil hükmü kurulup kurulamayacağı noktasında toplanmaktadır. 4. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.11.2022 tarihli ve 2022/1-851 Esas, 2022/1557 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, usul hukukumuzda ayrık durumlar dışında dava konusu mal veya hakkın davanın devamı sırasında devredilebileceği kabul edilmiş ve HMK’nın 125. maddesinde (HUMK m.186) dava konusunun taraflarca üçüncü kişiye devir ve temliki hâlinde yapılacak usulü işlemler düzenlenmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 125. maddesinde; “(1) Davanın açılmasından sonra, davalı taraf, dava konusunu üçüncü bir kişiye devrederse, davacı aşağıdaki yetkilerden birini kullanabilir: a) İsterse, devreden tarafla olan davasından vazgeçerek, dava konusunu devralmış olan kişiye karşı davaya devam eder. Bu takdirde dava davacı lehine sonuçlanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur. b) İsterse, davasını devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürür. (2) Davanın açılmasından sonra, dava konusu davacı tarafından devredilecek olursa, devralmış olan kişi, görülmekte olan davada davacı yerine geçer ve dava kaldığı yerden itibaren devam eder. Bu takdirde dava davacı aleyhine sonuçlanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur” hükmüne yer verilmiştir. Maddenin ikinci fıkrası gereğince, davanın açılmasından sonra, dava konusu davacı tarafından devredilirse, devralmış olan kişi, görülmekte olan davada davacı yerine geçer ve davaya kaldığı yerden itibaren devam eder. Başka bir anlatımla HMK’nın 125/2. maddesinde, davacı tarafından dava konusunun üçüncü kişiye devredilmesi hâlinde, devralan üçüncü kişinin, hukuk gereği (ipso iure) davacı sıfatı ve buna bağlı olarak davayı takip yetkisi kazanacağı ve davanın yeni davacı ile süreceği kabul edilmiştir. 5. Davacının dava konusunu devretmesi durumunda, davalının tercihi aranmadan, devralan, davacının yerine kendiliğinden geçerek yargılama aşamasında her zaman davada taraf sıfatını kazanacaktır. Eş deyişle HMK’nın 125/2. maddesinde, davalıya birinci fıkradakine benzer seçimlik haklar tanınmamış; devir alan kişinin davacının yerine geçmek suretiyle davaya kaldığı yerden devam edeceği ilkesi getirilmiştir. Dava konusu hangi aşamada devredildiyse, o andan itibaren devralan kişi davanın tarafı hâline gelecektir. 6. Kural olarak, bütün alacaklar temlik edilebilir. Görülmekte olan (derdest) bir dava sırasında mahkeme kararının kesinleşmesine kadar dava konusu taşınmazın tapuda bir başkasına devredilmesi mümkün olup bu durumda HMK’nın 125. madde hükmünün uygulanacağında kuşku bulunmamakta ise de dava konusu taşınmazın veya taşınmaz üzerinde davacı tarafından talep edilen aynî hakkın TBK’nın 183/1. madde hükmüne göre devri hukuken mümkün değildir. 7. Zira, TMK’nın ilgili hükümleri uyarınca, taşınmazlar Devletin denetim ve sorumluluğu altında tutulan tapu sicillerine kaydedilmekte ve taşınmazlara ait haklar tapu kütüğüne tescil edilmektedir. Kanun’da taşınmazlar üzerinde aynî hakların tesis edilmesi, devri, muhtevalarının değiştirilmesi ve ortadan kalkması kural olarak tapu siciline tescil şartına bağlanmış olup tescil kurucu bir nitelik taşımaktadır. Nitekim TMK’nın 1021. maddesinde, kurulması kanunen tescile tâbi aynî hakların, tescil edilmedikçe varlık kazanamayacağı, 1022/1. maddesinde de aynî hakların kütüğe tescil ile doğacağı; sıraları ve tarihlerini tescile göre alacakları öngörülmüştür. 8. Somut olaya gelince; asıl davaya ve temyize konu A-66 nolu bağımsız bölüm tapu sicilinde davalı ... adına kayıtlı olduğundan söz konusu taşınmazın davacı ... Şirketi tarafından tapuda bir başkasına devredilmesi olanağı bulunmamaktadır. Ancak, adı geçen davacı ... Şirketi ve asli müdahil ... Şirketinin ortak vekili tarafından davadan kaynaklanan tüm hak ve alacakların tamamının asli müdahil ... Şirketine devredildiğine dair 09.06.2021 tarihli adi yazılı alacağın devri sözleşmesi ve .... Noterliğinde düzenlenen 15.02.2017 tarih ve 9257 yevmiye sayılı "Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesi" başlıklı olsa dahi, Noterlik Kanunu'nun 89. maddesi ile Türk Medeni Kanunu’nun 706/1. maddelerine aykırı şekilde şeklen taraflar arasındaki adi yazılı taşınmaz satış vaadi sözleşmesindeki taraf imzalarının noterlikçe onaylanması şeklinde düzenlenen 15.02.2017 tarihli "Gayrimenkul Satış Vaadi" sözleşmesini dosyaya sunmuş olup, A-66 nolu taşınmaz bakımından tapu sicilinde tasarruf yetkisi bulunmayan davacı ... Şirketinin yaptığı bu sözleşmeler ile mülkiyet veya aynî hakkını temlik alana kazandırdığı kabul edilemeyeceğinden, eldeki davada HMK’nın 125/2. maddesinin uygulaması doğru değildir. Bu nedenle, mülkiyetin devri sonucunu doğuracak tapu iptali ve tescil istemi bakımından temlik alan asli müdahil ... Şirketinin davacı ... Şirketi yerine geçtiği kabul edilerek davalı ... adına kayıtlı A-66 nolu bağımsız bölümün temlik alan ... Şirketi adına tesciline dair kısmının yukarıda belirtilen gerekçeler ile bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Asıl davada davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda belirtilen yönden kabulü ile hükmün, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine göre vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden asıl davada davalı ...'ye geri verilmesine, Dosyanın İstanbul Anadolu 13. Asliye Mahkemesine gönderilmesine, 1086 sayılı HUMK'nın 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12.06.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2023/5401, K. 2025/3004, T. 12.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2023-5401-e-2025-3004-k-fe3a2f68e170