Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2023/3404 E. 2023/7726 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/3404
- Karar No
- 2023/7726
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/798 E., 2021/146 K. HÜKÜM : Kısmen kabul - kısmen ret Taraflar arasında görülen tapu iptali tescil ve bedel davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı ve davalılar ... ve ... vekilleri tarafından duruşma istekli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 24.01.2023 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde, temyiz eden davalılar ... ve ..., davalı ... ve vekilleri Avukat ... ile temyiz eden davacı ... ve vekili Avukat ... geldiler, temyiz edilen diğer davalılar gelmedi. Gelen vekillerin ve asilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçelerinin kabulü ile önceki günlü geri çevirme kararıyla getirtilen evraklarla birlikte ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı; 220 ada 1 ve 2, 221 ada 14, 216 ada 2, 3, 4, 162 ada 451 parsel sayılı taşınmazların maliki iken 2005 yılında düştüğü mali kriz nedeniyle davalılar ... ve 'ten faizle para aldığını, borçlarını ödemesine rağmen davalıların borcunu bitirmediğini ve üzerinde kurdukları manevi baskı ve tehditler sonucunda dava konusu taşınmazların satışı ile ilgili olarak davalılardan ...'u İstanbul Zeytinburnu 2. Noterliğinin 23.10.2007 tarihli vekaletnamesi ile vekil tayin ettiğini, davalı vekilin taşınmazların bir kısmını davalı kardeşi 'e devrettiğini, sonrasında ise taşınmazlar üzerinde muvazaalı devirler yapıldığını ileri sürerek davalılar adına olan tapu kayıtlarının iptali ile adına tesciline, olmazsa taşınmazların piyasa rayiç bedelleri üzerinden tazminat bedelinin tahsiline karar verilmesini istemiş, aşamada HMK’nın 125 inci maddesi uyarınca ... davaya dahil edilmiştir. II. CEVAP Davalı ...; dava konusu 220 ada 1 ve 2 sayılı parselleri 2007 yılında davacıdan satış bedelini peşin ödeyerek satın aldığını, teminat olarak da 300.000 TL bedelli kambiyo senedi aldığını, davacının devirden imtina edip üçüncü kişilere taşınmazları devretmesi üzerine davacı aleyhine Midyat İcra Müdürlüğünde 2007/354 Esas sayılı dosya üzerinden icra takibi başlattığını, bunun üzerine davacının, taşınmazları devrettiği davalı ... 'ten aldığı vekaletle kendisine temlik ettiğini; davalı ... ve ..., davacının ve davalı ... 'in emlak alım-satımı ile uğraştıklarını, davacının 2007 yılında ... 'e bazı taşınmaz satışı yaptığını, ancak tapuda satış işlemi yapmadan İstanbul'a gittiğini, bilahare davacıya olan 40.000 Euro borcun ödenerek taşınmazların satışı konusunda davalı ... adına satış yetkisi içeren vekalet alındığını, aralarında faizli borç alışverişi olmadığını; davalı ... ve ..., davacıyı tanımadıklarını ve davacıyla taşınmaz alışverişleri olmadığını, Midyat'ta traktör bayisi olan davalı ... 'ten taşınmaz satın aldıklarını; davalı ..., davacıdan değil dava dışı ...'dan taşınmaz satın aldığını, davacıyı tanımadığını; davalı ..., davacıyı tanımadığını, taşınmazları bedelini elden ve peşin ödeyerek satın aldığını, iyiniyetli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 12.03.2015 tarihli ve 2012/88 Esas, 2015/104 Karar sayılı kararı ile; dava konusu 162 ada 451 parsel sayılı taşınmaz maliki ...'in dava tarihinden evvel öldüğü, 216 ada 4 sayılı parselin ise davacı ile ilgisinin olmadığı gerekçesiyle bu taşınmazlar bakımından davanın pasif husumet ehliyeti yokluğundan reddine, diğer parseller bakımından ise davacının inanç sözleşmesine dayalı iddiasını yazılı delil ya da yazılı delil başlangıcı niteliğinde belge ile kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairenin 30.04.2019 tarihli ve 2016/1011 Esas, 2019/2892 Karar sayılı kararı ile “… Davada vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayanıldığı anlaşılmaktadır. Somut olaya gelince; hukuki ilişki inanç sözleşmesi olarak nitelendirilip yazılı delil olmadığından dava reddedilmiştir. Hal böyle olunca, iddia ve savunmanın yukarıdaki ilke uyarınca araştırılması, tarafların tüm delillerinin toplanması, yerinde keşif yapılarak temlik tarihleri itibariyle taşınmazların gerçek değerlerinin saptanması, çekişme konusu taşınmazları temellük edenlerin vekile ne kadar ödeme yaptığının belirlenmesi, Midyat 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/326 E – 2019/168 K sayılı dosyası getirtilerek değerlendirilmesi ve varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken hukuki nitelemede hata yapılarak yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.” gerekçesi ile karar bozulmuştur. B. Mahkemesince Bozma Kararına Uyularak Verilen Karar Mahkemece yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen karar ile; -Çekişme konusu 162 ada 451 parsel sayılı taşınmaz yönünden; davalı vekili ...'ın 24.10.2007 tarihinde davalı ...'dan aldığı satış bedelini davacıya ödediğini ispat edemediği, taşınmazın daha sonra devredildiği kişilerin edinimlerinde kötüniyetli oldukları hususunun da davacı tarafça ispatlanamadığı, kamulaştırma işlemi sonucu ise taşınmazın Karayolları Genel Müdürlüğü adına kayıtlı hale geldiğinin sabit olduğu gerekçesiyle bu taşınmaz yönünden tapu iptali ve tescil talebinin reddine, terditli tazminat talebinin kabulü ile taşınmazın temlik tarihindeki değeri olan 65.842,50 TL'nin davalı ...'dan alınarak davacıya ödenmesine, -Çekişme konusu 220 ada 1 ve 2 parsel sayılı taşınmazlar yönünden; davalı vekil ...'ın 25.10.2007 tarihinde davalı ...'dan tahsil edilen satış bedelinin tamamını davacıya ödediğini ispat edemediği, daha sonra taşınmazı edinen 3 üncü kişilerin kötüniyetlerinin ise davacı tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle tapu iptali ve tescil talebinin reddine, terditli tazminat talebinin kabulü ile 220 ada 1 parselin temlik tarihindeki değeri olan 150.040,31 TL ile 220 ada 2 parselin temlik tarihindeki değeri olan 146237,81 TL'nin davalı ...'dan alınarak davacıya ödenmesine, -Çekişme konusu 216 ada 3 parsel sayılı taşınmazdaki 1 ve 2 nolu bağımsız bölümler yönünden; davacının bozma sonrası bu taşınmazlara ilişkin bir taleplerinin bulunmadığını belirtmesi nedeni ile bu bağımsız bölümler yönünden inceleme yapılmadığı, -Çekişme konusu 216 ada 3 parsel sayılı taşınmazdaki 3 ve 4 nolu bağımsız bölümler yönünden; davalı vekil ...'ın 25.10.2007 tarihinde davalı ...'dan tahsil edilen satış bedelinin tamamını davacıya ödediğini ispat edemediği, daha sonra taşınmazı edinen 3 üncü kişilerin kötüniyetlerinin ise davacı tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle tapu iptali ve tescil talebinin reddine, terditli tazminat talebinin kabulü ile 3 nolu bağımsız bölümün temlik tarihindeki değeri olan 45.237,84 TL ile 4 nolu bağımsız bölümün temlik tarihindeki değeri olan 48.683,86 TL'nin davalı ...'dan alınarak davacıya ödenmesine, -Çekişme konusu 216 ada 2 parsel sayılı taşınmaz yönünden; davacının Midyat Noterliğinin 20.10.2008 tarihli vekaletnamesi ile vekil tayin ettiği dava dışı ... eliyle 23.10.2008 tarihinde davalı ...'a devrettiği, ...'ın söz konusu taşınmazı 19.04.2010 tarihinde dava dışı Aldulbari Akalan'a, adı geçenin de 01.12.2010 tarihinde davalı ... Yürekçi'ye 16.000TL'ye devrettiğinin görüldüğü, dava dilekçesinde ...'in vekalet görevini kötüye kullandığına dair bir iddianın bulunmadığı gerekçesiyle bu taşınmaz yönünden davanın reddine, -Çekişme konusu 221 ada 14 (yeni 220 ad 55) parsel sayılı taşınmaz yönünden; davacının Midyat Noterliğinin 20.10.2008 tarihli vekaletnamesi ile vekil tayin ettiği dava dışı ... eliyle 23.10.2008 tarihinde davalı ...'a satış suretiyle devrettiği, ...'ın 19.09.2010 tarihinde davalı ...'a, adı geçenin de 12.02.2012 tarihinde dava dışı Sinan Akkurt'a 9.000TL'ye devrettiği, dava dilekçesinde ...'in vekalet görevini kötüye kullandığına dair bir iddianın bulunmadığı gerekçesiyle bu taşınmaz yönünden davanın reddine, karar verilmiştir. -09.04.2021 tarihli ek karar ile de; HMK'nın 305/A maddesi gereğince Mahkeme kararının 17 nci maddesinden sonra gelmek üzere; "Davalı ... yönünden davanın esastan reddine, terditli tazminat talebinin reddine, davalı ... yönünden davanın esastan reddine, terditli tazminat talebinin reddine" hükümlerinin eklenmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalılardan ... ve ... vekilleri duruşma istemli temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçelerinde özetle; Mahkemenin sadece harcın tamamlanması üzerine ara karar tesis ettiğini, ıslah talebi ile ilgili olarak süre vermediğini ve dava dilekçesinde sehven talep edilmeyen faiz talepleri yönünden savunma haklarının kısıtlandığını, eksik alınan bilirkişi raporu doğrultusunda bedeller arasındaki fahiş fark tespit edilmeden hüküm kurulmasının doğru olmadığını, bir kısım davalıların davacı ile aralarındaki ilişkinin tamamen alım-satım ilişkisi olduğunu, satın almış oldukları taşınmazların bedellerini müvekkiline verdiklerini beyan etmelerine rağmen para transferinin ne şekilde gerçekleştiğine dair dosyada herhangi bir delil bulunmadığını, davalılarının banka hesapları ve taşınmazları edinebilecek ekonomik güçlerinin olup olmadığı konusunda detaylı inceleme yapılması gerektiğini, tüm dosya kapsamı itibariyle tüm davalıların taşınmazları edinimlerinde iyiniyetli olmadıkları hususunu ispatlamalarına rağmen davalı ... dışındaki davalılar yönünden davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, bir kısım davalılar yönünden tefecilik suçlaması ile açılan dava neticesinde mahkumiyet kararı verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki para alışverişinin yargılama sırasında ispatlanmışken Yerel Mahkemece durumun ispatlanamadığına karar verildiğini, yargılama sırasında müvekkillerinin davacıya verdikleri paranın tespiti için karşı tarafa yemin teklif etmek üzere süre verildiğini, ancak yeminin son çare olduğunu, davacının yargılamanın başından sonuna kadar müvekkillerinden para aldığını kabul ettiğini, dolayısıyla para alışverişinin çekişme konusu olmadığını, davacının ceza dosyasında verdiği ifadesinden de davalılardan ...'dan para aldığını, karşılığında taşınmazları devrettiğini beyan ettiğini, çekişme konusu bir kısım taşınmazların davacının verdiği vekaletle devrinden sonra tekrar davacıya satış için vekalet verildiğini ve taşınmazların davacı eliyle devredildiğini, yine dava konusu taşınmazlardan 451 parselin ise davacıya verilen vekalet ile davacı tarafından oğluna devredildiğini, taşınmazların netice olarak davacı ve oğluna döndüğünü, bu nedenle vekalet görevinin kötüye kullanılmasından bahsedilemeyeceğini, tazminata esas olarak belirlenen değerlerin fahiş olduğunu, dava kısmen kabul ve kısmen ret kararı ile sonuçlanmasına rağmen müvekkileri lehine vekalet ücretine hükmedilmediğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki sebebine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6098 sayılı TBK'nın 504/1 inci ve 506 ıncı maddeleri; 4721 sayılı TMK'nın 2 nci, 3 üncü ve 1023 ile 1024 üncü maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; -Dava konusu 162 ada 451 parsel sayılı taşınmaz davacı adına kayıtlı iken Zeytinburnu 2 nci Noterliğinin 23.10.2007 tarih ve 22534 yevmiye sayılı vekaletnamesi ile vekil tayin edilen davalı ... eliyle 24.10.2007 tarihinde davalı ... 'e satış suretiyle temlik edildiği, anılan taşınmazın 05.12.2007 tarihinde davalı ... vekili olarak davacı ... tarafından dava dışı oğlu (davacının oğlu) ...'a devredildiği, adı geçenin taşınmazı 19.01.2009 tarihinde dava dışı ... 'e, onun da 24.03.2009 tarihinde dava dışı ...'e, ...'nin ise 17.09.2009 tarihinde davalı ...'a, anılan davalı tarafından da 23.06.2010 tarihinde davalı ...'e aktarıldığı, -Davacının maliki olduğu çekişme konusu 220 ada 1 ve 2 parsel sayılı taşınmazların da yine davalı vekil ... tarafından 25.10.2007 tarihinde davalı ... 'e satış yolu ile devredildiği, ... vekili olarak davacı ...'in anılan taşınmazları 11.12.2007 tarihinde davalı ...'a aktardığı, Hasan'ın da 16.08.2012 tarihinde dava dışı ...'na, adı geçenin de 23.01.2015 tarihinde 6100 sayılı HMK'nın 125 inci maddesi gereğince davaya dahil edilen davalı ...'a devrettiği, -216 ada 3 parsel sayılı taşınmazdaki davacının maliki olduğu çekişme konusu 1, 2, 3 ve 4 nolu bağımsız bölümleri davalı vekil ...'un 24.10.2007 tarihinde davalı ... 'e temlik ettiği, adı geçenin de 1 ve 2 nolu bağımsız bölümleri 08.03.2010 tarihinde Gevriye Saylık'a, 3 ve 4 nolu bağımsız bölümleri ise 14.04.2010 tarihinde davalı ...'e devrettiği, bozma ilamı sonrası davacı tarafından sunulan 01.12.2020 tarihli beyan dilekçesinde 1 ve 2 nolu bağımsız bölümlere ilişkin bir taleplerinin bulunmadığının bildirildiği, -Dava konusu 216 ada 2 ve 221 ada 14 (yenileme ile 220 ada 55) sayılı parseller davacı adına kayıtlı iken Midyat Noterliğinin 20.10.2008 tarih ve 7268 yevmiye sayılı vekaletnamesi ile vekil tayin ettiği dava dışı ... eliyle 23.10.2008 tarihinde davalı ... 'e satış suretiyle devredildiği, adı geçen davalının 221 ada 14 parseli 19.08.2010 tarihinde davalı ...'e temlik ettiği, 216 ada 2 sayılı parseli ise 19.04.2010 tarihinde dava dışı Abdulbari'ye, adı geçenin de 01.12.2010 tarihinde davalı ...'e devrettiği, davacının yargılama sırasında 22.09.2020 tarihinde ...'i davaya dahil etme talebinde bulunduğu, ancak bu talebin dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı ve açılmış bir davaya zorunlu dava arkadaşlığı söz konusu olmadığı sürece üçüncü bir kişinin taraf sıfatıyla davalı olarak dahil edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle reddedildiği anlaşılmaktadır. 2. Bilindiği üzere; Borçlar Kanunu'nun temsil ve vekalet aktini düzenleyen hükümlerine göre, vekalet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan, onun vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranış yükümlülüğünden doğar. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda (TBK) sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506 ncı maddesinde (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 390 ıncı maddesinde) aynen; "Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir.Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır." hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. 3. Vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse görülecek işin niteliğine göre belirlenir (TBK madde 504/1). Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur. Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi, ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu göz ardı etmek suretiyle makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin son fıkrası uyarınca sorumlu olur. Bu sorumluluk BK'da daha hafif olan işçinin sorumluluğuna kıyasen belirlenirken, TBK'da benzer alanda iş ve hizmetleri üslenen basiretli bir vekilin sorumluluğu esas alınarak daha da ağırlaştırılmıştır. 4. Vekil ile sözleşme yapan kişi 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 3 üncü maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz. 5. Ne var ki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması TMK'nın 2 nci maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu Yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hâkim tarafından kendiliğinden (re'sen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek, en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış, daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır. 6. Midyat 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/326 E.-2019/168 K. sayılı dosyasında; eldeki temyize konu dosyada davacı ...'in katılan sıfatıyla yer aldığı, davalı olarak yer alan ..., ..., ... ve ...'in ise tefecilik suçundan sanık olarak yargılandıkları ve mahkumiyetlerine karar verildiği, söz konusu kararın 23.12.2019 tarihinde kesinleştiği kayden sabittir. 7. Hemen belirtmek gerekir ki; dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmüne uyulan bozma kararında gösterilen şekilde işlem yapılmasına göre davacının dava dışı ...'e verdiği vekalet ile devredilen dava konusu 216 ada 2 ve 221 ada 14 (yeni 220 ada 55) parsel sayılı taşınmazlar yönünden yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. 8. Dava konusu 220 ada 1 ve 2 ve 162 ada 451 parsel sayılı taşınmazlar yönünden yapılan değerlendirmede; bu taşınmazların davalı vekil ... eliyle davalı ... 'e devrinden sonra ... 'in vekili olarak davacı ... tarafından temliki işlemlere konu edildiği, böylece davacının kendisi vekil tayin edilerek taşınmazların devredilmiş olması nedeniyle vekalet görevinin kötüye kullanılmasından bahsedilemeyeceği gözetilerek çekişme konusu bu taşınmazlar yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. 9. Yine dava konusu 216 parsel sayılı taşınmazdaki 3 ve 4 nolu bağımsız bölümler yönünden yapılan değerlendirmede ise; bu taşınmazların davalı vekil ... eliyle davalı ... 'e ondan da davalı ...'e temlik edildiği, adı geçen davalılar hakkında Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama neticesinde tefecilik suçundan mahkumiyetlerine karar verildiği, öte yandan tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller itibariyle adı geçen davalıların vekalet görevini kötüye kullanmak suretiyle davacıyı zararlandırdıkları, davalı ...'in çekişme konusu taşınmazları ediniminde iyiniyetli olmadığı iddiasının sübut bulduğu, bedelin ödendiği hususunun davalı tarafça ispat edilemediği gözetilerek çekişme konusu bu taşınmazlar için davanın tapu iptali ve tescil talebi yönünden kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir. 10. Kabule göre de; davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş olmasına rağmen davalılar ... ve ...'ın kendilerini vekille temsil ettirdikleri gözetildiğinde lehlerine hükmedilmesi gereken vekalet ücreti hususunda olumlu olumsuz bir karar verilmemesi de doğru değildir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekilinin, 216 ada 2 ve 221 ada 14 (yeni 220 ada 55) parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanun ve bozma ilamına uygun olan kararın, HMK'nın geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla HUMK'un 438 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 2. Davacı ve davalılar vekilinin 220 ada 1 ve 2 ve 162 ada 451 parsel sayılı taşınmazlar ile 216 parsel sayılı taşınmazdaki 3 ve 4 nolu bağımsız bölümlere yönelik temyiz itirazlarının açıklanan sebeplerle kabulü ile 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA, İstek halinde yatırılan peşin temyiz harçlarının yatıranlara iadesine, 03.09.2022 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden taraf vekilleri için 8.400,00’er TL duruşma vekâlet ücretinin karşılıklı alınıp verilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.