Yargıtay · 1. Ceza Dairesi
Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2026/1614 E. 2026/3836 K. – Kasten Öldürme
Konu: Kasten Öldürme
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/1614
- Karar No
- 2026/3836
- Karar Tarihi
- Konu
- Kasten Öldürme
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/464 E., 2023/375 K. SUÇ : Kasten öldürme HÜKÜMLER : Düşme İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İTİRAZA KONU KARAR : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 04.11.2025 tarihli ve 2025/5656 Esas, 2025/7726 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.03.2026 tarihli ve 1 - 2025/98591 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308/1. maddesinde belirtilen kanunî süresinde yapılan aleyhe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308/2. maddesi gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusu, sanıkların eyleminin suç tarihi itibarıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 7/2. maddesi gözetilerek, aynı yasanın 82/1-h maddesi kapsamında bulunduğu, anılan yasa maddesindeki cezanın niteliğine göre de dava zamanaşımının gerçekleşmediği gözetilmeden, eylemin suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı Kanun'un 448. maddesinde düzenlenen suçu oluşturacağı kabul edilip, dava zamanaşımı nedeniyle sanıklar hakkındaki kamu davasının 765 sayılı Kanun'un 102/2. maddesi ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi uyarınca düşmesine ilişkin kararın onanmasına karar verilmesi hukuka aykırı olduğundan hükümlerin bozulması gerektiğine ilişkindir.
II. GEREKÇE Sanıkların öldürme eylemini yağma suçunun işlenmesini kolaylaştırmak, bu suçu gizlemek, delilleri ortadan kaldırmak veyahut da yakalanmamak amacıya gerçekleştirdiklerinin tüm dosyada elde edilen somut deliller çerçevesinde duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenemediğinden sanıkların eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 81. maddesinde düzenlenen kasten öldürme suçunu oluşturduğu, suç tarihi 30.06.2001 olan eylemlerin bu tarih itibariyle yürürlükteki 24 yıldan 30 yıla kadar hapis cezasını gerektiren 765 sayılı Kanun'un 448. maddesi ve karar tarihi itibariyle yürürlükteki müebbet hapis cezasını gerektiren 5237 sayılı Kanun'un 81. maddesindeki suçu oluşturduğu, zamanaşımı tarihinin hesaplanması açısından 5237 sayılı Kanun'un 7. maddesi kapsamında lehe-aleyhe kanun değerlendirilmesi yapıldığında 15 yıl zamanaşımı süresi öngören 765 sayılı Kanun'un 102/2. maddesi, 25 yıl dava zamanaşımı süresi öngören 5237 sayılı Kanun'un 66. maddesine göre lehe olduğu, sanıklar hakkında zamanaşımının ilk olarak soruşturma aşamasında 23.12.2020 tarihli yakalama ile kesildiği, dolayısıyla 15 yıllık dava zamanaşımının 30.06.2016 tarihinde dolduğu, mahkeme tarafından zamanaşımı nedeniyle verilen düşme kararlarında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının oy çokluğuyla yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
III. KARAR 1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy çokluğuyla REDDİNE, 2. 5271 sayılı Kanun’un 308/3. maddesi uyarınca Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, , 04.11.2025 tarihli ve 2025/5656 Esas, 2025/7726 Karar sayılı onama kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.05.2026 tarihinde karar verildi.
K A R Ş I O Y İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda sanıklar ... ve ... haklarında müşterek fail olarak maktul ...’ı kasten öldürmek suçundan 765 sayılı Kanun'un 102/2. ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri uyarınca kamu davalarının düşürülmesine karar verilmiştir.
Sanıkların eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 81. maddesinde düzenlenen kasten öldürme suçu kapsamında kabul edilmesine ve zamanaşımı nedeniyle düşme kararının onanmasına dair sayın çoğunluk kararına katılmamaktayım. Maktulün sanık ... ile uzun zamandır arkadaş oldukları, askerlik görevini yapan maktulün izinli olarak ailesinin yaşadığı Kocaeli’ye geldiği, ailesinden izinli olduğu sürede harcamak için para alan maktulün sanık ... ile 30.06.2001 günü buluştuğu, ilerleyen saatlerde yanlarına diğer sanık ...’in geldiği, birlikte suçun işlendiği ıssız yere geldikleri, sanıkların maktulün üzerindeki cep telefonu ve parayı almaya karar verdikleri, sanıkların maktulü öldürmek için başkaca sebebinin bulunmadığı, her iki sanığın birlikte yağma suçunu işlemek için maktulün boğazını sıkıp para ve cep telefonunu almak istedikleri, maktulün direnç göstermesi üzerine daha sert şekilde boğazını sıkıp, kafasına da sert bir cisimle vurarak maktulü öldürdükleri, maktulün kesin ölüm sebebinin boğazının sıkılması nedeniyle boğulma ve kafaya sert cisimle vurulması sonucu beyin kanaması ve beyin harabiyeti sonucu olduğunun otopsi raporu ile belirlendiği, sanıkların maktulün cep telefonunu ve parasını alıp olay yerinden ayrıldıkları, sanık ...’in maktulü öldürmelerinden yaklaşık yirmi beş gün sonra maktule ait cep telefonunu 24-25.07.2001 tarihleri arasında kullandığı, daha sonra bu telefonu sattığı anlaşılmıştır.
Sanıkların fikir ve eylem birliği içinde müşterek fail olarak yağma suçunun işlenmesini kolaylaştırmak, bu suçu gizlemek, delilleri ortadan kaldırmak veyahut yakalanmamak amacıyla gerçekleştirdikleri düşüncesiyle itirazın kabul edilmesi gerekirken, sayın çoğunluğun itirazın reddi kararına katılmamaktayım.