Yargıtay · 1. Ceza Dairesi
Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2025/5190 E. 2026/5240 K. – Kasten Öldürme
Konu: Kasten Öldürme
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/5190
- Karar No
- 2026/5240
- Karar Tarihi
- Konu
- Kasten Öldürme
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/393 E., 2025/1242 K. SUÇ : Kasten öldürme HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurularının esastan reddi ile hükümlerin onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.12.2024 tarihli ve 2023/849 Esas, 2024/488 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 37/1 maddesi delaletiyle 81/1, 62, 53. maddeleri uyarınca 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 10.04.2025 tarihli ve 2025/393 Esas, 2025/1242 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılanlar vekili ile sanıklar müdafiilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Katılan vekilinin temyiz sebepleri özetle; takdiri indirim nedeninin uygulanmaması gerektiğine ilişkindir.
2. Sanık ... ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle; savunma hakkının kısıtlandığından bahisle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine, eksik incelemeye ilişkindir.
3. Sanık ... ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle; delillerin takdirinde hataya düşüldüğüne, eksik incelemeye, kastın yokluğu, vasfa, haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir.
III. GEREKÇE Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eksik inceleme bulunmadığı, eylemlerin sanıklar tarafından kasten gerçekleştirildiğinin saptandığı, suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, maktulden kaynaklanan haksız söz ya da davranış bulunmadığından haksız tahrik hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunmadığı, takdiri indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle sanıklar açısından uygulanmasına karar verildiği, sonuç ceza miktarına göre diğer lehe hükümlerin uygulanma imkanı bulunmadığı, sanıkların adil yargılanma haklarının ihlal edilmediği anlaşıldığından, katılanlar vekili ile sanıklar ve müdafiilerinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 10.04.2025 tarihli ve 2025/393 Esas, 2025/1242 Karar sayılı kararında katılanlar vekili ile sanıklar ve müdafiilerince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302/1. maddesi gereği,
Tebliğname’ye uygun olarak, sanık ... yönünden oy çokluğuyla, sanık ... yönünden oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçirilen süre dikkate alınarak sanıklar ve müdafiilerinin tahliye taleplerinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.09.2026 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY Sanıklar ... ve ...'ın kardeş oldukları, tarafların olay günü beraber maktulün yaşadığı evin bulunduğu sokağa gittikleri ve maktulün de sanıkların yanına gelmesinin ardından yaşanan tartışma neticesinde sanıkların maktulü ağır şekilde yaraladıkları ve olay yerinden uzaklaştıkları, hastaneye kaldırılan maktul'ün olay tarihi olan 13.11.2023 tarihinden 3 gün sonra 16.11.2023 tarihinde vefat ettiği olayda yaralama kastıyla hareket eden sanık ...’in sanık ...’in maktulün kafasına sopa vermek suretiyle işlediği kasten öldürme suçuna müşterek fail olarak katılmadığı kanaatiyle bu karşı oy yazısı yazılmıştır. Müşterek faillik TCK’nın 37. maddesinin 1. fıkrasında “suçun kanuni tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri, fail olarak sorumlu olur” şeklinde düzenlenmiştir. Müşterek faillik, suçun icrai hareketlerinin birlikte gerçekleştirilmesini ifade etmektedir. Müşterek faillikte birlikte suç işleme kararının yanı sıra, fiil üzerinde müşterek hakimiyet kurulduğu için her bir suç ortağı fail statüsündedir. Buna göre, suçun kanuni tanımında öngörülen fiili gerçekleştirilen kişi fail olup; suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi durumunda, bu kişilerin her biri müşterek fail olarak sorumlu tutulacaklardır. Müşterek faillik bakımından failler arasında birlikte suç işleme kararının varlığı zorunlu bir koşuldur. Bu karar belli bir hareketin icrasını ve neticenin meydana gelmesine ilişkin olmalıdır. Öyle ki müşterek failler arasında fiili müştereken işlemekte olduklarına dair, müşterek hareket ettiklerine dair bilginin ve iradenin hakim olması gerekir. Müşterek suç işleme kararı, kast içinde mütalaa edilmelidir. Suç failleri arasında müşterek bir karar mevcut değilse, bunların müşterek fail olarak sorumlu tutulması söz konusu değildir. Bu durumda birbirinden habersiz hareket eden kişilerin sorumluluğunu bizzat kendi davranışları göz önünde bulundurulmak suretiyle tayin etmek mümkün olacaktır. Somut olayda, taraflar arasında başlayan kavgaya sanık ...’in de dahil olduğu yumruk atmak suretiyle maktule vurduğu sabit olsa da, maktulün ölmesine neden olan yaralamaların sanık ...’in maktulün kafa bölgesine birden fazla vurmasından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar mahkeme “sanık ... her ne kadar sadece yumruk vurmuş ise de; sanığın maktulün direncini kırmaya yönelik eyleminin bulunduğu, sanığın maktulün kafasını koruduğu elini kaldırarak diğer sanığın ölümü gerçekleştirecek şiddette darbe vurmasına neden olarak olaya asli fail olarak katıldığı, bu sanığın eylemi olmadan diğer sanığın öldürme eylemini bu kadar kolay gerçekleştiremeyeceği dikkate alındığında sanıkların fikir ve eylem birliği içeresinde hareket ettikleri için haklarında TCK'nun 37/1. maddesinin uygulanması gerektiği,” şeklindeki gerekçe ile sanık ...’in de müşterek fail olduğuna karar vermişse de, sanık ...’in kavga sırasına eline geçen sopayı ani bir kastla kullanmış olması karşısında, kavganın öncesinde ve kavganın hiçbir aşamasında sanıklar Adem ile Ahmet’in katılanı birlikte öldürme konusunda bir anlaşma içinde hareket ettiklerinin kabulü mümkün değildir. Bu bağlamda, sanık ...’in olay yerinde bulunduğu ve kavgaya maktule yumruk atmak şeklinde dahil olduğu sabit olsa da, sanık ...’ın kavga sırasında eline geçirdiği sopayı ani gelişen bir kastla kullanarak öldürme fiilini gerçekleşmesi karşısında, sanıklar arasında birlikte suç işleme kararının varlığını gösteren bir delil bulunmadığı ve sanık ...’in öldürme kastıyla hareket etmediği kanaatiyle, sanığın sadece yaralama suçundan sorumlu tutulması gerekirken öldürme suçundan müşterek fail olarak sorumlu olduğuna karar veren sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir.