İlk Derece Mahkemesi · Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi

Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/522 E. 2025/695 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/522
Karar No
2025/695
Karar Tarihi

T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/522 Esas - 2025/695 T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/522 Esas KARAR NO : 2025/695 HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLLERİ : DAVALI : VEKİLLERİ : DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 15/08/2024 KARAR TARİHİ : 23/10/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/10/2025 Mahkememizde görülmekte bulunan İtirazın İptali Davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 297/1(c)'ye uygun şekilde, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, konuyla ilgili mevzuat hükümleri ve yargısal içtihatlar, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri içerir şekilde hüküm verilerek, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: I-) Tarafların İddia ve Savunmalarının Özeti Davacı vekili Av. ....tarafından UYAP üzerinden mahkememize ibraz edilen 15/08/2024 tarihli dava dilekçesi ile özetle; davalı şirket, müşterisi tarafından beklenen SEDEX denetim raporu için müvekkili şirket ile e-posta üzerinden iletişime geçtiğini, denetim için denetim talep formunu, denetim ön bilgi formunu, KVKK protokolünü ve müvekkil şirketin sözleşme metnini doldurduğunu; davalı şirkete 19.02.2024-01.03.2024 aralığındaki herhangi bir tarihte yaklaşık 2,5 gün sürecek şekilde denetime gelineceği bilgisi aktarıldığını; davacı şirket çalışanı denetmen 21.02.2024 tarihinde denetim yapmak üzere davalının bildirdiği denetim yapılacak adrese vardığını, gün boyu şirket içinde denetime yönelik görüşmeler, incelemeler ve nihayetinde günün kapanış toplantısı yapıldığı, ertesi gün de yapılacak denetim süreci ile ilgili bilgilendirmeler yapılarak gün tamamlandığı, 22.02.2024 tarihinde davalı şirket adresine giden denetmen yine davalının talep ettiği denetim standartlarına uygun olarak gerekli incelemeleri ve görüşmeleri yapmaya başladığı, denetim esnasında olumsuz netice vermesinden endişe edildiği anlaşılan bir kaç verinin çalışanlarca denetmene iletilmesi üzerine şirket yetkilileri bir anda tutum değiştirerek denetmene asılsız söylemlerde bulunmaya ve işini yapmasını engellemeye başladıklarını, nihayetinde de müvekkili şirket denetmeni adresten uzaklaştırılarak denetimin yarıda kesilmesine yol açtıklarını; taraflar arasındaki sözleşmede bu tip olası durumlara karşı ücretlendirmenin nasıl yapılacağı hususuna yer verildiğini ve davalı tarafından da imzalandığını; Sözleşme maddeleri doğrultusunda, müvekkili şirket tarafından takibe ve davaya konu fatura düzenlendiğini; davalı tarafça sözleşme ile belirlenen hizmet bedelinin ödenmediğini, bunun üzerine Sakarya 2. İcra Müdürlüğü 2024/3168 Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından takibe itiraz edildiğini belirterek davalının takibe yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, davalının %50' den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili Av. .... tarafından UYAP üzerinden mahkememize ibraz edilen 09/09/2024 tarihli cevap dilekçesi ile özetle; davalı şirketin davacı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını; davacının dilekçe ekinde yer alan sözleşme, teklif formu, fatura ve sair hiçbir belge hukuken müvekkili şirketi bağlamadığını; sözleşmenin gereği gibi hizmet vermekten uzak davacı şirketin kötü niyetlice ve kendi kendilerine müvekkili şirketi borçlandırdığını, davacı tarafın, davalı şirkete hizmet sunduğunu ispat yükümlülüğü altında olduğunu, yaptıklarını iddia ettikleri denetlemenin hukuka aykırı olduğunu, hizmet olarak adlandırılamayacağını ve kestikleri tek bir faturanın da başlı başına herhangi bir hizmeti ispatlamayacağını; davacının çalıştırdığı denetçinin hukuka aykırı olduğu kadar suç sayılan eylemlerde bulunduğunu, davacının alacaklı olduğunu yazılı delille ispat yükü altında olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesi ve haksız ve kötü niyetli hareket eden davacının takip konusu alacağın % 20 sinden aşağıya olmamak üzere kötü niyet tazminatı na mahkum edilmesini talep etmiştir. II-) Dava Türü ve Tarafların Anlaştıkları - Anlaşamadıkları Hususlar Dava; Hizmet sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali davasıdır. Uyuşmazlık; taraflar arasında akdi ilişki olup olmadığı, sözleşmenin geçersiz olup olmadığı, yapılan bir hizmet olup olmadığı, var ise ayıplı olup olmadığı ve neticeten takip tarihi itibariyle davacının davalıdan bakiye alacağı olup olmadığı hususlarına ilişkindir. III-) Çekişmeli Vakıalar Hakkında Toplanan Deliller Sakarya 2. İcra Müdürlüğünün 2024/3168 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklısının dosyamız davacısı, borçlusunun dosyamız davalısı olduğu, fatura alacağından kaynaklanan 64.668,72.-TL alacak üzerinden takip başlatıldığı, davalı tarafında yasal süresi içerisinde borca itiraz edildiği ve takibin durdurulduğu anlaşıldı. İcra Takibine yapılan itiraz dilekçesi alacaklıya tebliğ edilmediğinden ve hak düşürücü sürenin başlaması da tebliğe bağlı olduğundan davalının hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşıldı. Davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapıp rapor sunan Mali Müşavir bilirkişi Leyla Yılmaz tarafından hazırlanan 28/03/2025 tarihli raporda sonuç olarak; "... Davacının 2024 yılına ait ticari defterlerinin e-defter olduğu, beratlarının yasal süresi içinde parçalı bir şekilde gönderildiği, “Yukarıda detaylı şekilde açıklandığı üzere, Davacı tarafın ticari defterleri incelenmiş olup ticari defterlerinin TTK ve VUK. Hükümleri, tek düzen hesap planı, genel kabul görmüş muhasebe ilkeleri çerçevesinde usulüne uygun tutulduğu, dönemler itibariyle satış(hizmet) faturasının düzenlendiği ve kaydedildiği, defterlerinin bu yönüyle davacının lehine delil teşkil edecek nitelikte olduğu, kayıtların 600 YURTİÇİ SATIŞLAR hesabına ALACAK 120-ALICILAR hesabına BORÇ kaydedildiği tespit edilmiştir. Cari hesap tablosuna göre davalı tarafından ödeme kaydı tespit edilmediği, bu nedenle davacının incelenen 2024 yılı e-ticari defter dökümlerine göre 26.02.2024 tarihli CBE2024 000000253 numaralı faturadan kaynaklı davalı tarafından 64.668,72 TL'sı defterlerde alacak kaydının olduğu..." sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Davalının ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapıp rapor sunan Mali Müşavir bilirkişi Nureddin Subaşı tarafından hazırlanan 07/04/2025 tarihli raporda sonuç olarak; "...Davalı tarafın 2024 Yılı Yevmiye Defterlerinin TTK” nın 64.cü maddesine göre yasal süresi içerisinde noter açılış onayının yapıldığı, Davalı tarafın ticari defterlerinde takip konusuna dayanak faturaların kayıtlı olmadığı, Davacı 'nin davalı 'nin kesmiş olduğu 26.02.2024 tarihli CEB20240000000253 numaralı KDV dahil toplam tutarı 64.668,72TL olan Temel e-faturaya 05.03.2024 tarihinde Kartal 23. Noterliği üzerinden faturanın tüm içeriğine ticari ilişkinin 8 günlük süre içerisinde, kağıt faturalarda olduğu gibi TTK m.18/3'te belirtilen) harici yöntemlerle (noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imzayla) itiraz etmiş olduğu, Davalı ..Şirketi'nin 2024 yılı ticari defterlerinde davacı tarafın kesmiş olduğu 26.02.2024 tarihli CEB20240000000253 numaralı KDV dahil toplam tutarı 64.668,72TL olan Temel e faturanın kayıtlı olmadığı..." sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. IV-) Konuyla İlgili Mevzuat Hükümleri Ve Yargısal İçtihatlar Sonucu Sabit Görülen İİK’nın 67. Maddesi, "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir...." şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur. İrade açıklaması, açık veya örtülü olabilir. (6098 sayılı yasanın 1.maddesi) Nitekim TBK’nın 2. maddesine göre de taraflar sözleşmenin esaslı noktalarında uyuşmuşlarsa, ikinci derecedeki noktalar üzerinde durulmamış olsa bile, sözleşme kurulmuş sayılır ve ikinci derecedeki noktalarda uyuşulamazsa hâkim, uyuşmazlığı işin özelliğine bakarak karara bağlar. İrade beyanının karşılıklı olması her iki tarafın beyanlarının aynı neticeyi doğurmak maksadıyla birbirine yöneltilmesi demektir ve bir sözleşmenin kurulması için gerekli karşılıklı irade beyanlarından zaman itibariyle önce yapılana “icap” (BK, m.3) ya da Türk Borçlar Kanunu kullanımıyla “öneri” denir. Ancak her sözleşme yapma çağrısı icap sayılmaz; bir irade beyanının icap sayılabilmesi için bu yöne ilişkin irade beyanının karşı tarafa yöneltilmiş olması, sözleşmenin bütün esaslı unsurlarını kapsaması gerektiği gibi beyanda bulunanın da icabıyla bağlı kalmak niyetinde olması şarttır (Uygur, Turgut: Açıklamalı ve İçtihatlı Borçlar Kanunu Genel Hükümler, I. Cilt, Ankara 1990, s.2). Sözleşmenin kurulması için gerekli unsurları içermeyen veya bu unsurları içermekle birlikte teklifte bulunanın kendisini önerisi ile bağlamadığı durumlarda karşımıza çıkan teklif ise “icaba davet”tir. İki taraf karşılıklı ve birbirine uygun surette iradelerini beyan ettiği ve sözleşmenin esaslı unsurları üzerinde anlaştıkları takdirde sözleşme tamamlanır ve taraflar kararlaştırdıkları şekilde edimlerini gereği gibi ifa borcu altına girerler. Anılan yasal düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere; kural olarak, sözleşme ilişkisinin kurulması herhangi bir şekil şartına tâbi olmayıp, tarafların "icap" ve "kabul" iradelerinin birleşmesiyle sözleşme ilişkisi kurulur. Şekil şartı, sözleşmenin geçerlilik şartı olmayıp, ispat şartıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18/04/2018 Tarih, 2017/13-619 Esas 2018/919 Karar sayılı kararında "...Hukukun amacının maddi gerçeğe ulaşmak olduğu şüphesizdir. Ne var ki bu amacın sağlanmasında hâkimin izleyeceği yol kanun koyucu tarafından sübjektiflikten olabildiğince uzaklaşmış usul hükümleri ile çizilmiş olup, aksi düşünce ile verilecek kararlar uygulayıcı elinde değişkenlik göstererek hukuk güvenliğini ortadan kaldıracaktır..." denilmiştir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 24.09.2024 tarih, 2024/2366 Esas, 2024/2884 Karar Sayılı ilamında, "...Karşılıklı edimleri içeren eser sözleşmelerinde yüklenicinin görevi eseri, sözleşmeye, amacına ve tekniğine uygun olarak tamamlayarak teslim etmek; iş sahibinin görevi ise, sözleşmede kararlaştırılan yükümlülükler varsa bunların yerine getirilmesiyle eserin bedelini ödemekten ibarettir. Kural olarak, eser sözleşmesi ilişkisinin kurulması herhangi bir şekil şartına tâbi olmayıp, tarafların "icap" ve "kabul" iradelerinin birleşmesiyle sözleşme ilişkisi kurulur. Şekil şartı, sözleşmenin geçerlilik şartı olmayıp, ispat şartıdır. 4721 sayılı TMK’nın “İspat yükü” başlıklı 6. maddesi “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” hükmüne amir olup, davalı taraf akdî ilişkiyi inkâr ettiğinden, akdî ilişkinin kurulduğunu ispat külfeti davacı iş sahibi üzerinde kalmaktadır..." belirtilmiştir. Uyuşmazlığın çözümünde ispat ve ispat yükü kavramlarının kısaca açıklanması yerinde olacaktır. İspat; dava konusu yapılan hakkın gerçekten var olup olmadığının anlaşılması, maddi hukukun o hakkın doğumunu veya sona ermesini kendisine bağladığı vakıaların doğru olup olmadığının tespit edilmesi sonucunda mümkün olur. İşte dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemidir. (Kuru, B:Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001,6.2.c.,s.1966) Hakim, davada hangi çekişmeli vakıanın ispat edilmesi gerektiğini tespit ettikten sonra bu vakıaların kimin tarafından ispat edilmesi sorusu ile karşılaşır; buna da ispat yükü denir. İspat yükü, hayatın olağan akışına aykırı iddia ve savunmada bulunana düşer ve yeri gelmişken belirtmek gerekir ki; kendisine ispat yükü düşen taraf için bu bir yükümlülük (mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür (külfettir). Zira taraf kendisi tarafından ispatı gereken bir vakıayı ispat edemezse, karşı taraf (ve mahkeme) onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (yükümlülük). Bilakis, kendisine ispat yükü düşen taraf, o vakıayı ispat edememiş sayılır; mesela, kendisine ispat yükü düşen ve fakat bunu yerine getiremeyen taraf davacı ise, davasını ispat edememiş sayılır ve dava bu nedenle reddedilir. Konu ile ilgili genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu' nun 6. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olup olup, davalı taraf akdî ilişkiyi inkâr ettiğinden, akdî ilişkinin kurulduğunu ispat külfeti davacı üzerinde kalmaktadır. İspat aracı olan ve kendi içinde kesin-takdiri olmak üzere ikiye ayrılan deliller, kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulanamayacağı davalarda kural olarak taraflarca ileri sürülmedikleri müddetçe hakim tarafından resen dikkate alınamaz. Vakıalar, Bunlardan Çıkarılan Sonuç ve Hukuki Sebepler: Somut olayda; davacı taraf davalı ile sözleşme ilişkisi kurulduğunu ve sözleşme gereği denetleme işinin davalı tarafça engellendiğini iddia etmiş, davalı ise bu hususları kabul etmemiştir. Az yukarıda açıklandığı üzere; 4721 sayılı TMK’nın “İspat yükü” başlıklı 6. maddesi “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” hükmüne amir olup, davalı taraf akdî ilişkiyi inkâr ettiğinden, akdî ilişkinin kurulduğunu ispat külfeti davacı üzerinde kalmaktadır. Yukarıda alıntılanan 6098 sayılı yasanın 1. maddesine göre sözleşme öneri ve kabul ile kurulur. Dosyaya davacı tarafından sunulan “Sözleşme Teklif formu” isimli yazılı teklifte davacının davalıya teklifinde bulunduğu, teklifte verilecek hizmetlerin neler olduğunun açıklandığı, her iki tarafın da imzasını almasından itibaren yürürlüğe girileceğinin belirtildiği ve denetimin tamamen engellenmesi durumunda ücretin %100'ü denetim ücretleri ve seyahat masrafların fatura edileceğinin yazıldığı görülmektedir. Tarafların teklifi imzalaması halinde taraflar arasında sözleşme ilişkisinin kurulmuş sayılacağı açıktır. Taraflar arasındaki akdi ilişki uyuşmazlık konusu ise de, davalı taraf, teklif formunun altındaki imzayı inkar etmediğinden, taraflar arasında sözleşmenin kurulduğu dosya kapsamı ile sabittir. Dolayısıyla da taraflar arasındaki akdi ilişkinin kurulduğu, denetimin tamamen engellenmesi durumunda ücretin %100'ü denetim ücretleri ve seyahat masrafların fatura edileceğinin yazıldığı ve davalı tarafından da bu hususun kabul edildiği anlaşıldığından, davanın kabulüne, likit olan alacağın %20’si oranında tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ İLE, Davalının Sakarya 2. İcra Müdürlüğünün 2024/3168 Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile ile takibin aynen devamına, 64.668,72.-TL asıl alacağın %20'sine tekabül eden icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 4.417,52-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 781,05-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 3.636,47-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 İkinci Kısım İkinci Bülüm) göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan; 427,60-TL Başvuru Harcı, 781,05-TL Peşin/nisbi Harcı, 12.170,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 13.378,65TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, , 6-Arabuluculuk sarf ücreti olan 3.600,00-TL'nin davalıdan alınarak Hazineye İrat kaydına, 7-Gerekçeli kararın HMK 321/2 maddesi gereğince taraf vekillerine tebliğine, 8-Artan gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana İADESİNE Dair, davacı vekilinin (e-duruşma) yüzünde, davalı vekilinin yokluğunda verilen kararın, taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 23/10/2025 Katip e-imza Hakim e-imza

Atıf: Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/522, K. 2025/695, T. 23.10.2025, www.arakarar.com/karar/sakarya-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-522-e-2025-695-k-7e3e49e6751d