İlk Derece Mahkemesi · İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/498 E. 2024/677 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/498
Karar No
2024/677
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/498 KARAR NO : 2024/677 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 13/06/2024 KARAR TARİHİ : 07/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı tarafın 02.04.2021 tarihinde...Model Kurutma Kabini teklifi üzerinde anlaşma sağladıklarını, EFC 7 Model kurutma kabini satış bedeli 170.000,00.-TL + KDV olduğunu, satış bedelinin % 75'inin müvekkili tarafından peşin ödeneceğini, geri kalan %25'lik kısmının ise ürünün teslimini müteakip kurulumu yapıldıktan sonra ödeneceğini, ürün teslimat süresinin 60 gün olarak belirlendiğini, müvekkilinin 13.07.2021 tarihinde davalıya 100.600,00-TL ve 02.11.2021 tarihinde 50.000,00.-TL olmak üzere toplamda 150.600,00.-TL ödeme yaptığını, yapılan anlaşmadaki gibi ürün bedelinin %75'ini ödediğini, davacı müvekkilin tüm edimlerini yerine getirmesine rağmen davalının aradan 3 yılı aşkın süre geçmesine rağmen cihazı teslim etmediğini, bunun üzerine davalıya İzmir ... Noterliğinin 13/03/2024 tarihli... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edilmiş ve EFC 7 Model Kururtma ve Boyama Kabininin teslimi, aksi halde ödenen bedelin faizi gönderildiğini ancak yine de ürününü teslim edilmediğini, bedelin iade edilmediğni, ihtarnameye cevap verilmediğini, Kemalpaşa İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyası ile takip açıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, davalının sadece zaman kazanmak amacıyla takibe itiraz ettiğini biyen etmekle, davanın kabulüne, haksız ve dayanaksız itirazın iptaline, Kemalpaşa İcra Dairesinin ... Esas sayılı takibin devamına, temerrüt tarilinden itibaren avans faiz işletilmesine, davalının dava değerinin %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın sebepsiz zenginleşme hukuksal sebebine dayanılarak açılmış olduğunu, davacı tarafın sözleşme konusu malı 19.06.2021 tarihinde teslim aldığını ve 100.600,00-TL 13.07.2021 tarihinde, 50.000,00-TL' 2.11.2021 tarihinde yaptığına göre 2 yıllık zaman aşımı süresi geçmiş olmakla öncelikle zaman aşımı itirazında bulunduklarını, taraflar arasındaki 06.05.2021 tarihli sözleşmeye istinaden davalı şirket tarafından davacı şirkete 19.06.2021 tarihinde fatura metninde görülen ... irsaliye numaralı KDV dahil toplam 200.600,00-TL bedelli fatura ile sevk irsaliyesi gönderilerek sözleşme konusu Su Perdeli Yaş Boya Uygulama Kabini ile Kurutma Fırını şirket müdürü ...'e aynı tarihte teslim edildiğini, davacının malu teslim aldığı ve faturatının kesildiği 19.06.2021 tarihinden itibaren kalan bakiye borcu ödemediği gibi, teslim edilen mallara ilişkin eksik, ayıp vs. konusunda hiçbir bildirimde bulunmadığını, davacının malı 19.06.2021 tarihinde teslim almasına ve ödemeyi kısmen yapmasına rağmen 3 yıl sonra kendisine malın teslim edilmediğinden bahisle İzmir... Noterliği'nin... yevmiye numaralı 13.03.2024 tarihli ihtarnameyi çektiğini, ihtarnameye 21.03.2024 tarihli ihtarname ile cevap verilerek ''İhtara konu EFC 7 Model Boyama ve Kurutma Kabini, ... Tekne İmalat Turizm Sanayi Ve Ticaret Limited Şirket Müdürü ... ' 19.06.2021 tarihinde kusursuz bir şekilde teslimi sağlanmıştır. Malın teslimi sağlanmış olup 19.06.2021 tarihinde fatura kesilmiş ve taraflarca da fatura defter kayıtlarına işlenmiştir. Yasal ihbar süresi içinde ihtara konu malın ayıplı olduğuna ve tesliminin sağlanmadığına ilişkin tarafımıza hiçbir ihtar çekilmemiştir. 19.06.2021 tarihinde malın teslimi sağlanmış olmasına rağmen 13.03.2024 tarihli söz konusu ihtar hukuki mesnetten yoksun olup, iyi niyet kurallarına aykırıdır. Söz konusu malın kusursuz bir şekilde teslimi sağlanmış olması sebebiyle ihtarı kabul etmediğimizi, her türlü yasal hakkımız saklı kalmak kaydıyla ihbaren bildiririz'' şeklinde cevap veildiğini, davacının tamamen haksız ve kötü niyetle ödenen bedellerin toplam 150.600,00-TL faizi ile birlikte Kemalpaşa İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını beyan etmekle davanın reddine, kötü niyetli olarak dava açtığından %20 kötü niyet tazminatının davacıya yükletilmesine,yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : 1-Kemalpaşa Arabuluculuk Bürosunun... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, 2-Tarafların iddia ve savunmaları, 3-İzmir Kemalpaşa İcra Müdürlüğünün...ılı dosyası, 4-Davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları ile şirketleri imzaya ve temsile yetkili şahısları gösterir evrak ve kayıtlar, 5-Davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları ile şirketleri imzaya ve temsile yetkili şahısları gösterir evrak ve kayıtlar, 6-Davacı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2021-2024 yıllarına ilişkin BA/BS formları, 7-Davalı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2021-2024 yıllarına ilişkin BA/BS formları, 8-Sair deliller. DAVA KONUSU : Açılan dava, taraflar arasındaki EFC 7 Model Kurutma Kabini ürününün davacı şirkete satışı ve teslimine ilişkin olarak yapılan 06/05/2021 tarihli Sözleşme çerçevesinde, davacı şirket tarafından anlaşma gereğince ürün bedelinin %75'inin ödenmesine rağmen, ürünün kararlaştırılan 60 gün içinde ve hali hazırda teslim edilmemesi kapsamında, ödenen bedellerin ödeme tarihlerinden itibaren işlemiş faizleri ile birlikte davalı şirketten tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi taleplerine ilişkindir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesinde İcra Takibine İtirazın İptali; ''Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.'' şeklinde düzenlenmiştir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İcra ve İflas Kanunu'nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçladığı bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süresinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması hâlinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına da hükmedilebilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukuku, 2006, s. 219, 223). İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden; davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi, davanın kabulü halinde borçlu da, alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır. Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK. m.67/1). Alacaklı, alacağının varlığını Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre caiz olan her türlü delil ile ispat edebilir. Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olup olmamasına bakılmaksızın, bütün itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden; mahkemenin, borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi halinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır. Hemen belirtilmelidir ki, alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkar tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır. Yargıtay Daireleri ile Hukuk Genel Kurulunun kararlılık kazanmış uygulamasına göre; itirazın iptali davalarında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak icra inkâr tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlarının bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Nitekim aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.02.2020 tarihli ve 2017/3-957 E., 2020/99 K. sayılı kararında da vurgulanmıştır. Kemalpaşa İcra Dairesinin...Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklının... Tekne İmalat Turizm Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi, borçlunun... Makina Otomasyon Endüstriyel Tasarım Mühendislik Danışmanlık Elektrik Elektronik Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi olduğu, davacı alacaklı vekili tarafından borçlu aleyhine 100.600,00-TL asıl alacak, 50.000,00-TL asıl alacak, 24.557,42-TL işlemiş faiz ve 10.824,66-TL işlemiş faiz olmak üzere 185.982,08-TL toplam alacak bedeli üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği görülmektedir. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde zamanaşımı defini ileri sürdüğü dikkate alınarak, zamanaşımına ilişkin olarak düzenlenen yasal mevzuat hükümlerine değinmekte fayda görülmüştür. Zamanaşımı, bir maddi hukuk kurumu değildir. Diğer bir anlatımla zamanaşımı, bir borcu doğuran, değiştiren ortadan kaldıran bir olgu olmayıp, salt doğmuş ve var olan bir hakkın istenmesini ortadan kaldıran bir savunma aracıdır. Bu bakımdan zamanaşımı alacağın varlığını değil, istenebilirliğini ortadan kaldırır. Bunun sonucu olarak da, yargılamayı yapan yargıç tarafından yürüttüğü görevinin bir gereği olarak kendiliğinden göz önünde tutulamaz. Borçlunun böyle bir olgunun var olduğunu, yasada öngörülen süre ve usul içinde ileri sürmesi zorunludur. Demek oluyor ki zamanaşımı, borcun doğumu ile ilgili olmayıp, istenmesini önleyen bir savunma olgusudur. Şu durumda zamanaşımı, savunması ileri sürülmedikçe, istemin konusu olan hakkın var olduğu ve kabulüne karar verilmesinde hukuksal ve yasal bir engel bulunmamaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 72. maddesinde de haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan maddi ve manevi zararın tazmini istemi ile açacağı davaların bağlı olduğu zamanaşımı süreleri özel olarak düzenlenmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesinde üç türlü zamanaşımı süresi öngörülmüş olup bunlar, zararın ve failin öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıllık sübjektif ve nispi nitelikteki kısa zamanaşımı süresi, herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık objektif ve mutlak nitelikte uzun zamanışımı süresi ile olağan üstü nitelikteki ceza zamanaşımı süresidir (EREN Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, B. 9, İstanbul 2006, s. 794). Buna karşılık, özel bir kanun hükmünün, özel olarak zamanaşımı süresi öngördüğü tehlike sorumluluklarında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesi uygulanmaz. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 109/I. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar" hükmüne, yine aynı kanunun 109/II. maddesinde ise, "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir" hükmüne yer verilmiştir. Aynı fiil bazen, hem sorumluluğu gerektiren hem de ceza kanunlarına göre cezayı gerektiren bir fiil olabilir. Bu fiile göre Ceza Kanununun daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörüldüğü hallerde, tazminat davasının daha önce zamanaşımına uğraması tutarlı bir çözüm oluşturmaz. Zira cezalandırma, müeyyide olarak tazminattan daha ağırdır. Bu sebeple, kanun koyucu uyum sağlamak amacıyla ceza davası için öngörülen zamanaşımı süresince tazminat davasının da devamını temin bakımından genel olarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72/I. maddesinde, özel olarak da 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 109/II. maddesinde düzenleme yapmıştır. Öte yandan, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 154. maddesi "Aşağıdaki durumlarda zamanaşımı kesilir: 1. Borçlu borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş veya kısmen ifada bulunmuşsa ya da rehin vermiş veya kefil göstermişse. 2. Alacaklı, dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa." hükmünü, 158. maddesi ise "Dava veya def’i; mahkemenin yetkili veya görevli olmaması ya da düzeltilebilecek bir yanlışlık yapılması yahut vaktinden önce açılmış olması nedeniyle reddedilmiş olup da o arada zamanaşımı veya hak düşürücü süre dolmuşsa, alacaklı altmış günlük ek süre içinde haklarını kullanabilir." hükmünü amirdir. Türk Borçlar Kanununda zamanaşımını kesen sebepler sayılmış olup bunlardan birisi de dava açılmasıdır. Davanın açılmasıyla birlikte zamanaşımı kesilir ve yeniden işlemeye başlar. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 82. Maddesinde; ''Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Zenginleşme, zenginleşenin bir alacak hakkı kazanması suretiyle gerçekleşmişse diğer taraf, istem hakkı zamanaşımına uğramış olsa bile, her zaman bu borcunu ifadan kaçınabilir.'' hükmü düzenlenmiştir. Dava konusu uyuşmazlığın, taraflar arasındaki sözleşme gereğince davacı şirket tarafından ödenen ancak karşılığında teslim edilmediği iddia edilen ürün açısından ödenen bedellerin sebepsiz zenginleşme hukuki sebebi çerçevesinde davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete iadesi amacıyla başlatılan icra takibi çerçevesinde düzenlenen ödeme emrine yöneltilen itirazın iptali talebine ilişkin olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 82. maddesinde; ''Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.'' hükmünün düzenlediği, taraflar arasındaki sözleşmenin 06/05/2021 tarihinde imzalandığı, ödemelerin 13/07/2021 tarihi ile 02/11/2021 tarihinde olacak şekilde farklı tarihlerde gerçekleştiği, sözleşmede kararlaştırıldığı üzere ürünün ödenmesi gereken toplam bedelin ödenmesi akabinde 30 gün içerisinde teslim edileceğinin kararlaştırıldığı, bu kapsamda teslim tarihinin 02/12/2021 tarihi olduğu, icra takibinin 29/03/2024 tarihinde, davanın ise 13/06/2024 tarihinde ikame edildiği, zorunlu arabuluculuk dava şartı açısından başvurunun 18/04/2024 tarihinde yapıldığı, son anlaşamama tutanağının ise 30/04/2024 tarihinde düzenlendiği, arabulucuk görüşmeleri sırasında geçen sürede zamanaşımı süresinin durduğu, belirtilen hususlar çerçevesinde icra takibinin başlatıldığı tarih zamanaşımı süresini keser mahiyette bulunsa da takibin zamanaşımı süresi sona erdikten sonra başlatıldığı, davanın zamanaşımı süresi sona erdikten sonra ikame edildiği kanaatine varılarak bu doğrultuda hüküm kurma yoluna gidilmiştir. Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, Kemalpaşa Arabuluculuk Bürosunun... Dosya, ... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, İzmir Kemalpaşa İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası, davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları ile şirketleri imzaya ve temsile yetkili şahısları gösterir evrak ve kayıtlar, davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları ile şirketleri imzaya ve temsile yetkili şahısları gösterir evrak ve kayıtlar, davacı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2021-2024 yıllarına ilişkin BA/BS formları, davalı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2021-2024 yıllarına ilişkin BA/BS formları ile sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın, taraflar arasındaki EFC 7 Model Kurutma Kabini ürününün davacı şirkete satışı ve teslimine ilişkin olarak yapılan 06/05/2021 tarihli Sözleşme çerçevesinde, davacı şirket tarafından anlaşma gereğince ürün bedelinin %75'inin ödenmesine rağmen, ürünün kararlaştırılan 60 gün içinde ve hali hazırda teslim edilmemesi kapsamında, ödenen bedellerin ödeme tarihlerinden itibaren işlemiş faizleri ile birlikte davalı şirketten tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, Kemalpaşa İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında davacı alacaklı vekili tarafından borçlu aleyhine 100.600,00-TL asıl alacak, 50.000,00-TL asıl alacak, 24.557,42-TL işlemiş faiz ve 10.824,66-TL işlemiş faiz olmak üzere 185.982,08-TL toplam alacak bedeli üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, davalı vekilinin cevap dilekçesinde zamanaşımı itirazında bulunduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 82. maddesinde; ''Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.'' hükmünün düzenlediği, taraflar arasındaki sözleşmenin 06/05/2021 tarihinde imzalandığı, ödemelerin 13/07/2021 tarihi ile 02/11/2021 tarihinde olacak şekilde farklı tarihlerde gerçekleştiği, sözleşmede kararlaştırıldığı üzere ürünün ödenmesi gereken toplam bedelin ödenmesi akabinde 30 gün içerisinde teslim edileceğinin kararlaştırıldığı, bu kapsamda teslim tarihinin 02/12/2021 tarihi olduğu, icra takibinin 29/03/2024 tarihinde, davanın ise 13/06/2024 tarihinde ikame edildiği, zorunlu arabuluculuk dava şartı açısından başvurunun 18/04/2024 tarihinde yapıldığı, son anlaşamama tutanağının ise 30/04/2024 tarihinde düzenlendiği, arabulucuk görüşmeleri sırasında geçen sürede zamanaşımı süresinin durduğu, belirtilen hususlar çerçevesinde icra takibinin başlatıldığı tarih zamanaşımı süresini keser mahiyette bulunsa da takibin zamanaşımı süresi sona erdikten sonra başlatıldığı, davanın zamanaşımı süresi sona erdikten sonra ikame edildiği, bu kapsamda davacının talebi yönünden yasalarda öngörülen zamanaşımı süresinin sona erdiği gözetilerek, zamanaşımı itirazının yerinde olduğu anlaşılmakla, açılan davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Açılan davanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 82. maddesi gereğince zamanaşımı sebebiyle REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibariyle alınması gereken 427,60-TL karar ve ilam harcın, davanın açılışı sırasında peşin olarak yatırılan 2.246,20-TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 1.818,60‬-T Lharcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına, 4-Davalının kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A (14) maddesi gereğince ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00-TL zorunlu arabuluculuk yargılama giderinin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 6-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 07/11/2024 Katip ... e-imzalıdır Hakim... e-imzalıdır

Atıf: İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/498, K. 2024/677, T. 07.11.2024, www.arakarar.com/karar/izmir-7-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-498-e-2024-677-k-6112afdb31ca