İlk Derece Mahkemesi · İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/100 E. 2023/821 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2019/100
Karar No
2023/821
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/100 KARAR NO : 2023/821 DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 09/09/2019 KARAR TARİHİ : 02/11/2023 Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların birbirlerini tanıdıklarını ve arkadaşlıkları bulunduğunu, müvekkili şirket yetkilisi... tarafından İzmir'e yapılan ziyaretlerde davalı ...'nın diğer davalı şirketin merkezinde rutin olarak uğradığı biri olduğunu, müvekkilinin yine İzmir'e geldiği bir zaman davalıyı ziyarette bulunduğunu, görüşme esnasında yanında bulunan çok miktardaki ticari çek ile bir kısım sözleşmelerin fotokopisinin çekilmesine ihtiyaç duyduğunu, çekleri gören davalı ... tarafından birlikte iş imkanlarının değerlendirilmesi, bu manada çeklerin yapılacak ticarette kullanılıp kullanılmayacağı hususlarında da görülmeler yapıldığını, davalı tarafça çeklerin fotokopileri kendisine olacak şekilde alınmak istendiğini, bu durumu ticari teamüllere uygun bulan ve davalı ...'e itimat eden müvekkilinin, kendisinin de bulunduğu ortamda tüm çekleri fotokopileri alınmak üzere davalıya teslim ettiğini, sonrasında davalı tarafça çekilen fotokopiler ve çek asılları müvekkiline teslim edildiğini, müvekkilinin fotokopi ve çekleri kontrol etmeden aldığını, sohbet sonrasında da, davalının yanından ayrıldığını, bir süre sonra davalının fotokopisini çektiği çeklerden müvekkilinin kendisine ait bulunan...Koz. Turizm Sanayi Ticaret Limited Şirketinin keşidecisi, ... Mimarlık İnşaat Sanayi Ticaret Anonim Şirketinin lehdarı bulunduğu, 16/05/2016 tarih ve 45.400,00-TL bedelli çek ile 19/05/2016 tarih ve 58.750,00-TL bedelli çeklerin kendisinde olmadığını tespit ettiğini, bu durumun ortaya çıkması üzerine, müvekkili tarafından derhal davalı ile görüşme yapılarak çeklerin kendisine teslim edilmesi talep edildiğini, davalı tarafça bu durum kabul edilerek çeklerin yanlışlıkla, unutulduğu için kendisinde kaldığını, derhal gönderileceğini ifade ettiğini, bu hususta taraflar arasında çok sayıda telefon görüşmesi yapıldığını, whatsapp yoluyla mesaj gönderildiğini, SMS mesajı atıldığını, söz konusu mesajların örnekleri dilekçe ekinde sunulduğunu, mesajların çok açık ve sabit olduğunu, başkaca bir delil ihtiyacı olmaksızın davalının itirazının haksızlığını ispatladığını, bu mesajlarda, davalı çok açık olarak çeklerin elinde bulunduğunu kabul etmekte olup, herhangi bir hukuki gerekçe de sunmadığını, davalının çekleri haksız ve hukuki bir dayanağı bulunmaksızın elinde tuttuğu anlaşılmakta olduğunu, ancak tüm bunlara rağmen, çeklerin müvekkiline teslim edilmediği gibi bedelleri de davalı tarafından sahte ciro üretilmek suretiyle tahsil edildiğini belirterek haksız ve hukuk dışı bir şeklide herhangi bir hukuki ilişkiye bağlı olmaksızın davalılar uhdesinde bulunan...Koz. Turizm Sanayi Ticaret Limited Şirketinin keşidecisi, ... Mimarlık İnşaat Sanayi Ticaret Anonim Şirketinin lehdarı bulunduğu, 16/05/2016 tarih ve 45.400,00-TL bedelli çek ile 19/05/2016 tarih ve 58.750,00-TL bedelli çek bedelleri toplamı 104.150,00-TL alacağın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının herhangi bir alacak hakkı olmamakla birlikte davanın zamanaşımı süresinde açılmadığını, davacının müvekkillerine olan borcuna karşılık çek ibraz ederek teslim ettiğini, müvekkilinin davacıdan alacaklarına karşılık olarak dava konusu çekleri tahsil ettiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : 1-İzmir Arabuluculuk Bürosunun... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, 2-Keşidecisi ...Kozmetik Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, lehtarı ... olan, 16/05/2016 tarih ve 45.400,00-TL bedelli çek ile keşidecisi ...Kozmetik Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, lehtarı ... olan, 19/05/2016 tarih ve 58.750,00-TL bedelli çek asılları, 3-Davacı... ile davalı ...'ya ait ıslak imza ve yazı örneklerinin yer aldığı tutanaklar, 4-İlgili kurumlara müzekkere yazılarak temin edilen davacı... ile davalı ...'ya ait ıslak imza ve yazı örneklerinin bulunduğu belge asılları, 5-İzmir ... İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyası, 6-İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının ... Soruşturma sayılı dosyası, 7-İzmir... Sulh Ceza Mahkemesinin... D. İş Esas sayılı dosyası, 8-Talimat aracılığıyla tanzim edilen bilişim uzmanı bilirkişinin 27/05/2021 havale tarihli raporu, 9-Bilişim uzmanı bilirkişinin 25/08/2021 havale tarihli raporu, 10-Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin 02/08/2023 havale tarihli raporu, 11-.. Bankası Anonim Şirketinin 13/10/2023 havale tarihli yazı cevabı, 12-... Bankası Anonim Şirketinin 19/10/2023 havale tarihli yazı cevabı, 13-...Bankası Anonim Şirketinin 30/10/2023 havale tarihli yazı cevabı, 13-Sair deliller. DAVA KONUSU : Açılan dava, davacı şirket yetkilisi tarafından fotokopileri çekilmek üzere davalı ...'na teslim edildiği iddia edilen çeklerden dava konusu edilen keşidecisi ...Kozmetik Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, lehtarı ... olan, 16/05/2016 tarih ve 45.400,00-TL bedelli çek ile keşidecisi ...Kozmetik Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, lehtarı ... olan, 19/05/2016 tarih ve 58.750,00-TL bedelli çekin hiçbir hukuki dayanağı olmaksızın davacı şirket yetkilisinin rızası hilafına davalı ... tarafından ele geçirilerek yine çekler üzerine davacı şirket yetkilisinin bilgisi ve rızası dışında davacı şirketin kaşesi vurularak ve kaşe altına sahte imza atılarak ciro edilmeleri suretiyle tahsil edilmeleri iddiası üzerine tahsil edilen çek bedellerinin davalılardan tahsili taleplerine ilişkindir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır. Menfi tespit ve istirdat davalarına ilişkin hususlar 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72. maddesinde; ''Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988 - 3494/6 md.) Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./15.md.) yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez. (Değişik fıkra: 09/11/1988 - 3494/6 md.) Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./15.md.) yüzde yirmisinden aşağı olamaz. Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir. Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir. Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazım gelmediğini ispata mecburdur.'' şeklinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir. Başka bir deyişle hukuki yararın bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır. Dayanılan hukuki ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce ileri sürülebileceği gibi, icra takibinden sonra da ileri sürülebilir. Borçlunun icra takibinden önce veya sonra menfi tespit davası açabilmesi için borçlu olmadığının tespitinde hukuki yararının bulunması şarttır. Buna rağmen, borçlunun, alacaklının harekete geçmesini beklemeden borçlu olmadığının tespitinde korunmaya değer bir yararı bulunabilir. Bu tür bir yararının bulunması hâlinde borçlu, borçlu olmadığının tespiti için dava açabilir. Bunun dışında, icra takibi taraflar arasındaki maddi ilişkiyi tespit edecek nitelikte olmadığından, alacaklının takibe girişmesinden sonra, hatta takip kesinleştikten sonra da borçlunun, borçlu olmadığının tespitini mahkemeden istemesi mümkündür. Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar; bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur. Ancak, borçlu borcunu icra dairesine ödedikten sonra, artık menfi tespit davası açamaz. Bu hâlde, borçlunun sırf borçlu olmadığının tespitinde, hukuki bir yararı yoktur. Bundan sonra, ödediği paranın geri alınması için bir dava açması söz konusu olur ki, bu da istirdat davasıdır (Pekcanıtez, H./ Atalay, O./ Sungurtekin Özkan, M./ Özekes, M.: İcra ve İflas Hukuku, s.156- 164). Menfi tespit davası, normal bir hukuk davası gibi açılır. Borçlu, itirazın kaldırılması sırasında icra mahkemesinde (m. 68-68a) ileri sürüp ispat edemediği itiraz ve def’ilerini menfi tespit davasında yeniden ileri sürebilir; çünkü itirazın kaldırılması kararı, menfi tespit davasında kesin hüküm teşkil etmez. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 17.03.2010 tarihli ve 2010/19-123 E. 2010/154 K; 07.12.2011 tarihli ve 2011/13-576 E., 2011/747 K. sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bursa Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılarak dosyanın cep telefonu ve elektronik makinelerdeki kayıtların incelenmesi ve dökümünün yapılması alanında uzman bilişim uzmanı bilirkişiye tevdi ile davacı şirket yetkilisi...'e ait olan ve taraflar arasındaki whatsapp yazışmalarını içerir cep telefonu üzerinde inceleme yapılarak davacı vekili tarafından sunulan ekran görüntüsü içerir çıktılara konu konuşma ve yazışmaların davacı şirket yetkilisi...'e ait cep telefonunda yer alıp almadığı, bu kapsamda davacı vekili tarafından sunulan ekran görüntüsü çıktılarının içeriklerinin doğru olup olmadığı, eksik olarak sunulup sunulmadıkları, varsa sunulmayan görüntülerin hangi kayıtlardan ibaret olduğu hususlarının belirlenerek ayrıntılı, gerekçeli, taraflar, mahkememiz ve Bölge Adliye Mahkemesi ile Yargıtay denetimine uygun ve elverişli olarak rapor tanzim edilmiştir. Bursa Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine yazılan talimat cevabı geldiği ve cep telefonu ve elektronik makinelerdeki kayıtların incelenmesi ve dökümünün yapılması alanında uzman bilişim uzmanı bilirkişi raporuna karşı itiraz süresi dolduğu takdirde duruşma günü beklenilmeksizin dosyanın cep telefonu ve elektronik makinelerdeki kayıtların incelenmesi ve dökümünün yapılması alanında uzman bilişim uzmanı bilirkişiye tevdi ile davalı ...'ye ait olan ve taraflar arasındaki whatsapp yazışmalarını içerir cep telefonu üzerinde inceleme yapılarak davacı vekili tarafından sunulan ekran görüntüsü içerir çıktılara konu konuşma ve yazışmaların davalı ...'ya ait cep telefonunda yer alıp almadığı, bu kapsamda davacı vekili tarafından sunulan ekran görüntüsü çıktılarının içeriklerinin doğru olup olmadığı, eksik olarak sunulup sunulmadıkları, varsa sunulmayan görüntülerin hangi kayıtlardan ibaret olduğu hususlarının belirlenerek talimat Mahkemesine sunulan bilirkişi raporu da göz önünde bulundurularak ayrıntılı, gerekçeli, taraflar, mahkememiz ve Bölge Adliye Mahkemesi ile Yargıtay denetimine uygun ve elverişli olarak düzenlenecek rapor tanzim edilmiştir. Davaya konu senetlerin, keşidecisi ...Kozmetik Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, lehtarı ... olan, 16/05/2016 tarih ve 45.400,00-TL bedelli çek ile keşidecisi ...Kozmetik Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, lehtarı ... olan, 19/05/2016 tarih ve 58.750,00-TL bedelli çekler oldukları anlaşılmaktadır. Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan ilişki “kambiyo ilişkisi” ismiyle anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu “kambiyo taahhüdü”nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl /temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. Bu genel açıklamadan sonra hemen belirtelim ki, bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedidir. Bu nedenle bonoyu düzenleyen, asıl borçlu durumundadır (6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 691/1). Bonoda şekil şartları TTK’nın 688. maddesinde sayılmıştır. Bunlar; “Bono” ya da “Emre Muharrer Senet” ibaresi, kayıtsız şartsız bir bedel ödeme vaadi, vade, ödeme yeri, lehtar, keşide yeri ve tarihi, keşidecinin imzasıdır. Zorunlu şartlardan biri eksik olduğu takdirde, senedin bono niteliği kaybolur. Bunlardan vade ve ödeme yeri esaslı şekil şartlarından değildir. Sayılan zorunlu şekil şartlarının yanında seçimlik şartlar da vardır. Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden yada malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konabilir (Poroy,R.: Kıymetli Evrak Hukuku Esasları 11. Bası, İstanbul 1989, s. 237 vd.). Yerleşik Yargıtay içtihatları ve öğretide kabul edildiği üzere, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik “bedel kaydı”dır. Yinelemek gerekirse “bedel kaydı” kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarındandır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehtarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Aslında kambiyo senetleri hukuku yönünden bu kayıtların bir anlamı ve önemi yoktur. Çünkü kambiyo senedinin düzenlenmesiyle, mücerret bir borç ilişkisi yaratılmaktadır. Bu sebeple de karşı edimin elde edilip edilmediğinin önemi de bulunmamaktadır. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehtar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Kişisel defi sebeplerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır. Sözü edilen kayıtlar özellikle ispat hukuku açısından ilgilileri bağlayıcı niteliktedir. Bedel kaydı içeren bononun lehtarı, artık senedin “kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı olduğu” yolundaki soyutluk kuralına dayanamayacaktır. Borç ikrarını içeren bir belge aleyhine kanıt sunulabilir. Ancak; ikrar borcun nedenini içeriyorsa, sadece bu nedenin gerçekleşmediğinin kanıtlanması gerekir (12/4/1933 gün ve 1933/30-6 sayılı YİBK ). Bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu sebeple bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır (HMK’nın m. 191/1, TMK m. 6). Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku bulunmamaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 687. maddesinde: ''Poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def'ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğerki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun. Alacağın temliki yoluyla yapılan devirlere ilişkin hükümler saklıdır.'' hükmü düzenlenmiştir. Davacı vekilinin çeklerde yer alan imza ve yazıların davacı şirket yetkilisine ait olmadığından bahisle imza ve yazılara itiraz ettiği dikkate alınarak imza itirazı bulunması durumunda uygulanacak hususlara yönelik olarak bulunan düzenlemelere değinmekte fayda görülmüştür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 447. maddesinin 2. fıkrası gereğince Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'na yapılan yollamalar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na yapılmış sayılır. Bu hüküm uyarınca Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yürürlük tarihinden sonra icra mahkemesinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 208., 211. ve 217. maddelerine göre imza incelemesi yapılması gerekmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 208. maddesinde; ''Taraflardan biri, kendisi tarafından düzenlendiği iddia edilen bir belgedeki yazı veya imzayı inkâr etmek isterse, sahtelik iddiasında bulunmalıdır; aksi hâlde belge, aleyhine delil olarak kullanılır. Bir belgenin sahteliği iddia edildiğinde, belgenin mahkemeye verildiği tarih yazılıp mühürlenerek, saklanması için mahkemece gerekli tedbirler alınır. Bir belgenin sahteliğini iddia eden kimse, bunu aynı mahkemede ön sorun şeklinde ileri sürebileceği gibi, bu konuda ayrı bir dava da açabilir. Resmî bir senetteki yazı veya imzayı inkâr eden tarafın bu iddiası, ancak ilgili evraka resmiyet kazandıran kişiyi de taraf göstererek açacağı ayrı bir davada incelenip karara bağlanabilir. Asıl davaya bakan hâkim, gerekirse bu konuda imza veya yazıyı inkâr eden tarafa, dava açması için iki haftalık kesin bir süre verir.'' hükmü düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 209. maddesinde; ''Adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz. Resmî senetlerdeki yazı veya imza inkâr edildiğinde, senetteki yazı veya imzanın sahteliği, ancak mahkeme kararıyla sabit olursa, bu senet herhangi bir işleme esas alınamaz. Senede dayanılarak verilmiş olan ihtiyati tedbir, o senet hakkındaki sahtelik iddiasından etkilenmez ve gerektiğinde senet sahibi haklarının korunması için yeni tedbirler talep edebilir.'' hükmüne yer verilmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 211. maddesi ise; ''Bir belgenin sahteliğinin iddia edilmesi durumunda, bu hususta karşı tarafın açıklamaları da dikkate alınarak, aşağıdaki sıra ile inceleme yapılarak öncelikle karar verilir: a)Hâkim, yazı veya imzayı inkâr eden tarafı isticvap ettikten sonra bir kanaat edinememişse, huzurda bu kişiye yazı yazdırıp imza attırmak suretiyle elde ettiği belge ve diğer delilleri değerlendirir. Hâkim, sahtelik konusunda başka bir incelemeye gerek duymadan karar verebilecek durumda ise gerekçesini açıkça belirtmek suretiyle, senedin sahteliği hakkında bir karar verir. İsticvap için mahkemeye davet edilen taraf, belirtilen günde hazır bulunmadığı takdirde, inkâr etmiş olduğu belgedeki yazı veya imzayı ikrar etmiş sayılır; bu husus kendisine çıkartılacak davetiyede ayrıca ihtar edilir. b)(a) bendi hükmüne göre yaptığı incelemeye rağmen, hâkimde sahtelik konusunda kesin bir kanaat oluşmamışsa, bilirkişi incelemesine karar verir. Bilirkişi incelemesinden önce, mevcutsa, o tarafa ait olan karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzalar, ilgili yerlerden getirtilir. Bilirkişi, bu yazı ve imzalarla, o mahkemede elde edilen yazı ve imzaları esas alarak inceleme yapar. Bilirkişi, inceleme için gerekli görürse, kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir.'' hükmünü havidir. Buna göre, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 211/a. maddesine göre yapılan incelemeye rağmen hâkimde sahtelik konusunda kesin bir kanaat oluşmamış ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. ve devamı maddelerine göre çözümü özel veya teknik bilgi gerektirdiğinden bilirkişi incelemesine karar verilir. Aynı Kanun'un 211/b. maddesine göre bilirkişi incelemesinden önce mevcutsa o tarafa ait karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzalar ilgili yerlerden getirilir. Bilirkişi o mahkemede elde edilen yazı ve imzalarla inceleme yapar. Bu husus maddenin gerekçesinde "...Bilirkişi incelemesinde, bu yazı ve imzalarla mahkemece elde edilen yazı ve imzalar esas alınır. Bilirkişi inceleme için gerekli görürse kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir..." şeklinde açıklanmıştır. Bu hükümden anlaşılacağı üzere takibe dayanak senedin sahteliğinin bilirkişi raporu ile ispatlanması gerekir. Bilirkişi incelemesinde kullanılacak belgeler mahkeme veya bilirkişi huzurunda alınan imza örnekleri ve mukayeseye esas belgelerdir. İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Nitekim bu ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarihli ve 2017/12-2692 E., 2019/1003 K. sayılı kararında da benimsenmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 211. maddesinde yer alan ve imza incelemesi konusunda getirilen bu sıraya uyulması zorunludur. Buna göre hâkim imzayı inkâr eden tarafın isticvap edilmesine karar verdiği hâlde, bu davete icabet edilmemesi imzanın ikrar edilmiş sayılması sonucunu doğuracak ve bilirkişi incelemesi yapılmasına ihtiyaç kalmayacaktır. Aynı şekilde inkâr edilen imza ile karşılaştırılan imzanın birbirine benzemediğinin ilk bakışta tespit edilebildiği hâllerde bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek yoktur ( Pekcanıtez, H./ Özekes, M./ Akkan, M./ Korkmaz, H.T.:Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, Cilt II, İstanbul 2017, s. 1795). Diğer taraftan adli bilimler disiplininin bir dalı olan kriminalistiğin özel bir sahası olan adli grafoloji ve belge sahteciliği dalı, el yazısı ve imzaların grafolojik açıdan kişinin samimi yazı ve imzalarının karakteristik yazım özelliklerinin tespitini ve belirlenen karakteristiklerin, araştırılan (incelemeye konu olan) yazı ve imzalarda da var olup olmadığının incelenmesini içerir. Bilirkişi inceleme sonucunda senette borçluya atfen atılı bulunan imzanın borçluya ait olup olmadığına ilişkin bir kanaate ulaşır. Mahkemece bilirkişi raporu yeterli görülür ise bu rapora göre, yeterli görülmez ise ek rapor alarak veya yeniden bilirkişi incelemesi yaptırarak sonucuna göre karar verilir. Yukarıda yer verilen yasa hükümleri çerçevesinde yaptırılacak bilirkişi incelemesine esas teşkil etmek üzere, taraflara ait ıslak imza ve yazı örneklerinin bulunduğu belge asılları celp edilerek, davacı şirket yetkilisi... ile davalı ...'ya ait imza ve yazı örnekleri isticvap ve kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzel kişilerine müzekkere yazılmak suretiyle temin edilerek dosya arasına alınmıştır. Gerekli bilgi ve belgelerin temini akabinde İstanbul Adli Tıp Kurumuna müzekkere yazılarak dosyanın Fizik İhtisas Dairesine tevdi ile dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, keşidecisi ...Kozmetik Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, lehtarı ... olan, 16/05/2016 tarih ve 45.400,00-TL bedelli çek ile keşidecisi ...Kozmetik Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, lehtarı ... olan, 19/05/2016 tarih ve 58.750,00-TL bedelli çek asılları, davacı... ile davalı ...'ya ait ıslak imza ve yazı örneklerinin yer aldığı tutanaklar, ilgili kurumlara müzekkere yazılarak temin edilen davacı... ile davalı ...'ya ait ıslak imza ve yazı örneklerinin bulunduğu belge asılları, İzmir... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyası, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının ... Soruşturma sayılı dosyası, İzmir ... Sulh Ceza Mahkemesinin ... D.İş Esas sayılı dosyası ve sair deliller göz önünde bulundurularak; dava dosyası muhteviyatında yer alan taraflara ait imza ve yazı örneklerini içerir tutanaklar, taraflara ait imza ve yazı örneklerini haiz ilgili kurumlardan getirtilen belge asılları ve dava konusu çekler üzerindeki davacı ...ne ait kaşe üzerinde imza ve yazı örneklerinin karşılaştırılması neticesinde, dava konusu Türkiye Cumhuriyeti... Anonim Şirketi Tekirdağ Şubesine ait keşidecisi ...Kozmetik Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, lehtarı ... olan, 16/05/2016 tarih ve 45.400,00-TL bedelli çek ile keşidecisi ...Kozmetik Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, lehtarı ... olan,...seri numaralı, 19/05/2016 tarih ve 58.750,00-TL bedelliçekteki davacı ...ne ait kaşe üzerinde yer alan imzaların davacı...'e ait olup olmadığı, imzaların davalı...'e ait olup olmadığı, imzaların sayılı isimler dışında başka biri tarafından tanzim edilip edilmediği hususlarının belirlenerek düzenlenecek raporun mahkememize sunulması istenilmiş, İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi 02/08/2023 havale tarihli raporda sonuç olarak, tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından yapılan incelemede; inceleme konusu ... Bankası Anonim Şirketine ai...seri nolu çekin arka yüzünde 1. cirantada ''....'' kaşe izi üzerinde atılı imza ile ... ve...'in mevcut mukayese imzaları arasında ilgi ve irtibat tespit edilemediğini mütalaa etmişlerdir. ... Bankası Anonim Şirketinin 13/10/2023 havale tarihli yazı cevabında, Türkiye Cumhuriyeti ... Anonim Şirketine ait... seri numaralı 16/05/2016 keşide tarihli 58.750,00-TL bedelli çekin 20/05/2016 tarihinde ... tarafından ibraz edildiğini ve çekin ödendiğini mahkememize bildirilmiştir. ... Bankası Anonim Şirketinin 19/10/2023 havale tarihli yazı cevabında, ... seri numaralı 16/05/2016 tarihli 45.400,00-TL tutarlı çekin takas merkezi aracılığı ile ödendiğini ve keşideci firma ...Kozmetik ve Turizm Sanayi Ticaret Limited Şirketinin bankaları nezinde kayıtlı çek hesabında ... seri numaralı çek yaprağının bulunmadığını mahkememize bildirmiştir. .... Bankası Anonim Şirketinin 30/10/2023 havale tarihli yazı cevabında, 16/05/2016 keşide tarihli, ... numaralı çekin ... tarafından Bayramyeri/DENİZLİ şubelerine ibraz edildiğini, 19/04/2016 tarihinde banka kayıtlarına giriş yapıldığını, söz konusu çekin 16/05/2016 tarihinde takas aracılığı ile tahsil edildiğini, çekin bankası tarafından takas ibraz günü bildirilen hesap bakiye bilgisinin 0-TL (sıfır) olduğunun bildirildiğini mahkememize bildirmiştir. Senede karşı mutlak defiler, senet hamili olan herkese karşı ileri sürülebilir. Gerek doktrinde ve gerekse uygulamada “imzanın sahte olması”, “senet metninde sahtekarlık (tahrifat) yapılmış olması”, “borçlunun borçlanma ehliyetinin bulunmaması”, “senette zorunlu şekil koşullarının bulunmaması”, “imza sahibinin temsil yetkisinin bulunmaması”, “senedin zamanaşımına uğramış bulunması” vb. defiler senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup, her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir. Borçlunun hamil/alacaklıya karşı senet metninde imzaya ilişkin iddiası mutlak def’idir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ... Karar sayılı ilamında aynen; "....Senetteki imzanın inkarı halinde, imzanın borçluya ait olduğunu ispat yükü belgeyi elinde bulunduran senet alacaklısına aittir. Yargılama sırasında takibe konu senedin kaybolmuş olduğu tespit edildiğinden davalılar imzanın davacı borçlu şirket yetkilisine ait olduğunu ispatlayamamıştır. İmzada sahtecilik iddiası kambiyo senetlerinde mutlak defi olup, lehdar ve ciro yolu ile hamil olan cirantalara ve son hamile karşı ileri sürülebilir..." ibarelerine yer verilmiştir. Yerleşik Yargıtay içtihatlarından da anlaşılacağı üzere, senet üzerinde sahtecilik iddiasının mutlak defi olarak herkese karşı sürülebileceği, burada ispat yükünün çekteki imzanın davacıya ait olduğunu iddia eden tarafa ait olacağı açık olup, davalı tarafça, senet altındaki imzanın davacıya ait olduğu kanıtlanamamıştır. Sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu hâlde, taraf sıfatı (dava konusu sübjektif hakka ilişkindir. Dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilen (nitelendirilen) kişiler, şeklen (biçimsel açıdan) o davanın taraflarıdır. Ancak mahkemenin taraflar arasında dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatına sahip olmaları gerekir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, bu kişilerden birinin o davada gerçekten davacı veya davalı olmak sıfatı yoksa dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verilemez. Dava sıfat yokluğundan reddedilir. Hemen belirtmek gerekir ki usul kanununda “husumet” olarak ifade edilen bir terim de bulunmamaktadır. Bir subjektif hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bu nedenle, o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı da o hakkın sahibine aittir. Meselâ, bir alacak davasında davacı olma sıfatı o alacağın alacaklısına aittir. Alacak davası, o alacağın alacaklısından başka bir (üçüncü) kişi tarafından açılırsa, dava, davacı sıfatına sahip olmadığından (sıfat yokluğundan) dolayı reddedilir (Kuru, Baki/Arslan, Ramazan/Yılmaz, Ejder: Medeni Usul Hukuku, 22. Baskı, Ankara 2011, s. 234; Yılmaz, Ejder; Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, Ankara 2012, s. 530). Bir subjektif hak kendisinden davalı olarak istenebilecek olan kişi, o hakka uymakla yükümlü (borçlu) olan kişidir (davalı sıfatı). Örneğin bir alacak davasında davalı olma sıfatı o alacağın borçlusuna aittir. Alacak davası, o alacağın borçlusundan başka bir (üçüncü) kişiye karşı açılırsa davalının davalı (borçlu) sıfatına sahip olmadığından (sıfat yokluğundan) dolayı reddedilir. Yukarıdaki açıklamalardan anlaşılacağı üzere, bir subjektif hakkın sahibinin ve o hakka uymakla yükümlü olan kişinin kimler olduğu (yani bir davada, davacı ve davalı sıfatının kimlere ait olduğu) tamamen maddî hukuka göre belirlenir. Bu nedenle, bir kişinin belli bir davada gerçekten davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı hususu, usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu (subjektif) hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunudur. Sıfatın usul hukuku bakımından önemi (usul hukukunu ilgilendiren yönü) şudur: Bir davanın tarafları (veya taraflardan biri) o davada gerçekten (davacı veya davalı olarak) taraf sıfatına sahip değilse mahkeme, dava konusu hakkın esası (mevcut olup olmadığı) hakkında inceleme yapıp karar veremez. Mahkeme, davanın sıfat yokluğundan reddine karar verir. Bu karar, davanın mesmu olmadığına (dinlenemeyeceğine) ilişkin bir karar olmayıp, gene davanın esasına ilişkin bir karardır (taraf olarak gösterilenlerden birinin taraf sıfatının bulunmadığını tespit eden bir karardır). Mahkemenin sıfat yokluğunu kendiliğinden (resen) gözetmesi gerekir. Çünkü sıfat yokluğu, bir defi değil, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olan bir itirazdır. Hâkim, kendisine sunulan dava malzemesinden (davalı veya davacının bildirdikleri vakıalardan, yani dava dosyasından) bir itiraz sebebinin varlığını (sıfat yokluğunu) öğrenirse, bunu kendiliğinden (resen) gözetir. Az yukarıda değinildiği gibi taraf sıfatı, usul hukukuna değil maddî hukuka ilişkin bir sorundur; diğer bütün maddi hukuk sorunlarında olduğu gibi, dava şartı değildir. Taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için (defi değil) bir itirazdır. Diğer bütün itiraz hâllerinde olduğu gibi, sıfat yokluğu da, ancak dava dosyasından anlaşılabildiği ölçüde hâkim tarafından kendiliğinden (resen) gözetilir (Kuru/Arslan/Yılmaz, s. 234- 237). Açıklanan gerekçeler dahilinde davalı ...'nın davaya konu edilen çekler üzerinde herhangi bir imzası ve cirosunun bulunmadığı, çeklerin davalı ... tarafından alındığı ve imzalandığının ispatlanamadığı, bu kapsamda davalı ...'nın iş bu davadaki talepler açısından pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir Arabuluculuk Bürosunun ... Dosya ... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, keşidecisi ...Kozmetik Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, lehtarı ... olan, 16/05/2016 tarih ve 45.400,00-TL bedelli çek ile keşidecisi ...Kozmetik Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, lehtarı ... olan, 19/05/2016 tarih ve 58.750,00-TL bedelli çek asılları, davacı... ile davalı ...'ya ait ıslak imza ve yazı örneklerinin yer aldığı tutanaklar, ilgili kurumlara müzekkere yazılarak temin edilen davacı... ile davalı ...'ya ait ıslak imza ve yazı örneklerinin bulunduğu belge asılları, İzmir.... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyası, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının ...Soruşturma sayılı dosyası, İzmir ... Sulh Ceza Mahkemesinin ...D. İş Esas sayılı dosyası, talimat aracılığıyla tanzim edilen bilişim uzmanı bilirkişinin 27/05/2021 havale tarihli raporu, bilişim uzmanı bilirkişinin 25/08/2021 havale tarihli raporu, Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin 02/08/2023 havale tarihli raporu, ... Bankası Anonim Şirketinin 13/10/2023 havale tarihli yazı cevabı, ... Bankası Anonim Şirketinin 19/10/2023 havale tarihli yazı cevabı,... Bankası Anonim Şirketinin 30/10/2023 havale tarihli yazı cevabı ve sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın davacı şirket yetkilisi tarafından fotokopileri çekilmek üzere davalı ...'na teslim edildiği iddia edilen çeklerden dava konusu edilen keşidecisi ...Kozmetik Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, lehtarı ... olan, 16/05/2016 tarih ve 45.400,00-TL bedelli çek ile keşidecisi ...Kozmetik Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, lehtarı ... olan, 19/05/2016 tarih ve 58.750,00-TL bedelli çekin hiçbir hukuki dayanağı olmaksızın davacı şirket yetkilisinin rızası hilafına davalı ... tarafından ele geçirilerek yine çekler üzerine davacı şirket yetkilisinin bilgisi ve rızası dışında davacı şirketin kaşesi vurularak ve kaşe altına sahte imza atılarak ciro edilmeleri suretiyle tahsil edilmeleri iddiası üzerine tahsil edilen çek bedellerinin davalılardan tahsili taleplerine ilişkin olduğu, davacı vekilinin çeklerde yer alan imza ve yazıların davacı şirket yetkilisine ait olmadığından bahisle imza ve yazılara itiraz etmek suretiyle imza ve yazı itirazında bulunduğu, mahkememizce taraflara ait imza ve yazı örneklerinin celbi akabinde takibe dayanak çekler üzerinde yaptırılan mukayeseli inceleme neticesinde senet üzerinde yer alan imzaların davacı şirket yetkilisine ait olmadığının tespit edildiği, imza itirazının mutlak defilerden olup herkese karşı ileri sürülebileceği, bu kapsamda davalı tarafça senet üzerindeki imzaların davacıya ait olduğunun usulüne uygun deliller vasıtasıyla ispatlanamadığı, davacı şirketin yetkilisi tarafından imzalanmayan çekler dolayısıyla davalı ...ne borçlu olmadığı hususunun sabit olduğu, davalı ...'nın davaya konu edilen çekler üzerinde herhangi bir imzası ve cirosunun bulunmadığı, çeklerin davalı ... tarafından alındığı ve imzalandığının ispatlanamadığı, bu kapsamda davalı ...'nın iş bu davadaki talepler açısından pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı anlaşılmakla, açılan davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Açılan davanın KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE, 1-a)Davalı ... yönünden açılan davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu sebebiyle REDDİNE, b)Davalı ... yönünden açılan davanın KABULÜNE, 104.150,00-TL tutarındaki alacağın 45.400,00-TL'sine 16/05/2016 tarihinden, 58.750,00-TL'sine ise 19/05/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ...nden alınarak ile davacı ...ne verilmesine, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibariyle alınması gereken 7.114,49-TL karar ve ilam harcından, davanın açılışı sırasında peşin olarak yatırılan 2.393,42-TL harcın mahsubu ile bakiye 4.721,07-TL karar ve ilam harcının davalı ...nden tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan 88,50-TL elektronik tebligat, 201,60-TL tebligat, 35,40-TL KEP masrafı, 466,50-TL posta masrafı, 1.000,00-TL bilirkişi ücreti, 5.495,00-TL adli tıp faturası, 2.393,42-TL peşin harç ve 44,40-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 9.724,82-TL yargılama giderinin davalı ...nden alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacının kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 17.900,00-TL nispi vekalet ücretinin davalı ...nden alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı ...'nın kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 17.900,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'na verilmesine, 6-7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun'un 23/14. maddesi gereğince ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00-TL zorunlu arabuluculuk yargılama giderinin davalı ...nden tahsili ile Hazineye irat kaydına, 7-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzlerine karşı, davalılar vekilinin yokluğunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 02/11/2023 Katip ... E imza¸ Hakim ... E imza

Atıf: İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/100, K. 2023/821, T. 02.11.2023, www.arakarar.com/karar/izmir-7-asliye-ticaret-mahkemesi-2019-100-e-2023-821-k-356abe0a9870