İlk Derece Mahkemesi · İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/544 E. 2021/3 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2020/544
Karar No
2021/3
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/544 Esas KARAR NO : 2021/3 DAVA : Maddi Tazminat DAVA TARİHİ : 14/10/2020 KARAR TARİHİ : 18/01/2021 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... adına kayıtlı ... plakalı ... marka ... model araç ile 14/10/2019 günü saat 03:45 sularında ... arasında ... bağlı ... köyü yol ayrımında orta refüjdeki bariyere çarpmak sureti ile kaza geçirdiğini, akabinde 14/10/2019 tarihi sabah 08:50 sularında ... numaralı poliçe kapsamında ... Sigorta A.Ş.nin anlaşmalı olduğu yetkili servis olan ...'i aradığını, ... şirketi tarafından 15/10/2019 tarihinde yetkili servise gelinmesi halinde yardımcı olabilecekleri belirtildiğinden belirtilen tarihte müvekkilinin aracını yetkili servise götürdüğünü, ...'de aracın fotoğrafları çekilip gerekli bilgilendirmenin yapılmasının akabinde aracın, eksper tarafından incelenmek üzere tutulduğunu, müvekkilinin bu hususla ilgili danıştığında tutanak bulunmadığından inceleme yapılacağı bilgisi verildiğini, 24/10/2019 tarihinde ... Sigorta ... Hasar Sorumlusunun müvekkilini arayarak mini onarımın kabul edilmesi halinde aracın onarılabileceğinir bildirildiğini, müvekkilinin de poliçede yer aldığı üzere anlaşmalı yetkili servis olan ...'in önerdiği şekilde tamirat talep ettiğini, şayet ... mini onarım ile araçtaki hasarın giderilebileceğini belirtir ise kabul edeceğini söylediğini, 31/10/2019 tarihinde olay yerinde inceleme yapıldığını, müvekkili tarafından beyan formu teslim edildiğini, ancak 07/11/2019 tarihinde müvekkilinin başvurusunun reddedildiğini, gerekçe olarak ise kazanın beyanda belirtilen yer ve zamanda olduğuna dair olumlu kanaat getirilmemiş olduğu gösterildiğini, Turgutlu ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... D.İş sayılı dosyasında yaptırılan tespitte alınan 12/02/2020 tarihli bilirkişi raporunda "Araç üzerindeki sürtünme izleri ile hasarlı kısımların köprü üzerindeki bariyerin yüksekliği ve sürtünme noktalarının 75 cm olduğu ve aynı mesafeye denk geldiği görülmüştür" denilmek sureti ile kazanın belirtilen noktada gerçekleştiği ortaya koyulduğunu, kaza sonrası olay yerinin terk edilmiş olması rizikonun teminat dışında kalması gerekçelerinden biri olmadığını, sigorta şirketi tarafından rizikonun kazanın olduğu yere ilişkin olumlu kanaat getirilememesi sebebi ile teminat dışında kaldığı iddialarının haksız, hukuka aykırı ve mesnetsiz olduğunu, zira kazanın müvekkilinin belirttiği yerde gerçekleştiğini, aksinin ispatı ise sigorta şirketinin yükümlülüğünde olduğunu, Yerleşik Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere; ihbar yükümlülüğünü yerine getiren ve somut delillerle bu hususu ortaya koyabilen müvekkilinin beyanlarının aksini ispatlama külfeti sigorta şirketinde olup sigorta şirketi bu hususları somut deliller ile ortaya koyamadığını, ... numaralı poliçe kapsamında müvekkilinin işbu kaza sebebi ile uğramış olduğu zararı karşılamakla yükümlü olduğunu, açıklanan nedenlerle müvekkili adına kayıtlı ... plakalı ... marka ... model araç ile ... ili ... arasında geçirmiş olduğu kaza sebebi ile uğramış olduğu ve ... numaralı poliçe kapsamında müvekkilin araç tamiri için ödemiş olduğu 22.550,91-TL bedelin temerrüt tarihinde itibaren işletilecek yasal faiz ile birlikte, aracın kullanılamamasından kaynaklı TL bedelin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana yüklenmesine karar verlmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirkete gönderilen dava dilekçesi ekinde zarara ilişkin hiçbir bilgi ve belgenin yer almadığını, dava konusu ... plakalı vasıtanın müvekkili şirkete 26.08.2019-26.08.2020 tarihleri arasında ... numaralı "Kara Araçları Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi" ile sigortalı olduğunu, hasarın müvekkili şirkete ihbarının ardından yapılan ekspertiz incelemesi başlatıldığını, sonrasında olayın araştırılması kararı verilerek araştırma raporu tanzim edildiğini, iş bu araştırma raporu uyarınca; sigortalı araç sürücüsü beyanında (Sigortalı aracın ruhsat sahibi ve sürücüsü): "... Ben ... Şirketinde çalışmaktayım. Kendi üzerime kayıtlı ... Plakalı aracı ben kullanmaktayım. 13 Ekim 2019 tarihinde Ankara'da bulunmaktaydım. Yanımda eşim ile birlikte aynı akşam İzmir'e dönmek için yola çıktık. 14 Ekim 2019 tarihinde yaklaşık saat 03:45 civarında Durasıllıda mola verdikten sonra gece karanlığında yorgunluğun da etkisi ile bir an direksiyon hakimiyetimi kaybederek yolun solunda bulunan bariyerlere aracımın sol yan kısımlarını sürttüm. Hemen direksiyonu toparlayarak az ileride durdum ve hasarıma baktım. Gece karanlık ve etrafta kimse olmadığı için ve bu tip durumlarda ne yapılacağını bilemediğimden kaza yerinde fotoğraf çekmedim. Polisi de aramadım. Onun haricinde başka bir yeri de aramadım. Aracımın yürüyeninde bir problem olmadığı için olay yerinden kendi aracım ile ayrıldım. Ertesi gün aracımı ... Oto Servisine götürerek beyan ile hasar dosyası açtırdım. Aracım halen serviste onarım beklemektedir...." şeklinde beyanda bulunduğunu, Hasar beyanının incelenmesinden; 14.10.2019 tarihinde ... yönetiminde bulunan ... plaka no.lu sigortalı araç ile Manisa, Turgutlu İlçesi, İzmir istikametinde seyir halinde iken direksiyon hakimiyetini kaybetmesi halinde aracın komple sol yanını bariyere sürtmesi sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği beyan yazısı incelemesinde yer aldığını, ... oto servisine gidilerek hasarlı sigortalı araç görülmüş, yapılan incelemede aracın sol yan kısımlarının sürtmeye bağlı hasar olduğu, aracın üzerinde bulunan hasarın yerden yaklaşık 75-77 cm. civarında olduğu, aracın içerisinde özel eşyaların bulunduğu tespit edildiğini, yapılan araştırma sonucunda; sigortalının beyan ile hasar dosyası açtırması, kaza yerini zor bulması ve çok emin olmaması, kaza yerinde fotoğraf çekmemesi, polisi veya başka bir yeri telefon ile aramaması hayatın olağan akışına uygun olmadığı değerlendirilerek olumsuz kanaat oluşmuştur tespitinin yapıldığı, araştırma sonucunda ortaya çıkan hususlar bir arada değerlendirildiğinde; Sigortalının kasko poliçesi özel ve genel şartlarında mevcut bulunan hasar meydana geldiğinde sigortalının yükümlülükleri klozuna tamamen aykırı hareket etmiş olduğunu, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun açılmış bulunan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir. Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a), b), c), d), e) ve f) bentlerinde sayılan davalar” ticari dava olarak adlandırılmıştır. TTK’nun 4. maddesine göre; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticarî nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticarî dava olarak sayılan dava türleri mutlak ticarî davalar, tarafları tacir olan ve tarafların ticarî işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nispi ticari davalardır. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticarî işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur. Dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesi uyarınca, bu hükümde sayılan mutlak ticari davaların yanısıra her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nispi ticari dava sayılır. Anılan Yasa'nın 5/1. maddesi uyarınca, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine ve tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemeleri tüm ticari davalara bakmakla görevlidir. Görev hususu yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilip incelenmelidir. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde “Bu kanun, her türlü tüketici işleri ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar" hükmüne yer verilmiştir. Kanunun m. 3/f.1 -bend (l) ile tüketici işlemi tanımlanmış, bu tanıma göre, Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem olarak açıklanmış, yine (k) bendinde ise tüketici ise ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi olarak düzenlenmiştir. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı kanun kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir. Dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 3. maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde tüketicinin, "Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi"; tüketici işleminin, " Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi" ifade edeceği düzenlenmiş, aynı Kanun'un 73/1 fıkrasında da tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalara bakma görevinin tüketici mahkemelerine ait olduğu hüküm altına alınmıştır. 6502 sayılı Kanuna göre, davacı sigortalı tüketici, taraflar arasında yapılan sigortacılık hizmeti ise; kanunun tanımladığı anlamda tüketici işlemidir. 6502 sayılı Kanunun, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamaların tüketici mahkemelerinde çözümünü öngören 73. maddesi hükmü ile, “Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile diğer kanunlarda düzenleme olması bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun göreve ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceğini” düzenleyen 83/2. maddesinin açık hükmü nedeniyle somut uyuşmazlığa bakma görevi tüketici mahkemelerinin görev alanına girmiştir. Somut olayda dava konusuna göre, dava konusu ... plaka sayılı aracın davalı şirkete 26/08/2019-26/08/2020 tarihleri arasında ... nolu " Kara Araçları Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi " ile sigortalı olması nedeniyle davacının 14/10/2019 tarihinde meydana gelen trafik kazasından dolayı kendisine ait ... plaka sayılı araçta meydana gelen zararına yönelik tazminat isteminin davacı ile davalı arasında tüketici işlemi ve tüketici ilişkisi niteliğinde bulunduğu, Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığına göre, 6502 sayılı yasanın 73. maddesi uyarınca davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi görevli olduğundan, yine aynı kanunun 83/f.2 uyarınca, "Taraflardan birinin tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez." hükmü gereğince dava tarihi itibarıyla yürürlükte olan, 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3, 73/1 ve 83/2. maddeleri uyarınca davaya bakma görevinin tüketici mahkemelerine ait olduğu nazara alındığında, uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği, açılan davada Türk Ticaret Kanununun yukarıda belirtilen hükümleri gereğince taraflar arasındaki uyuşmazlığın konusuna göre görülmekte olan davanın mutlak veya nîspi ticarî dava olarak kabul edilemeyeceği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tüketici işleminden kaynaklandığı kanaatine varıldığından; bu davanın çözümünde, genel mahkeme sıfatıyla görevli ve yetkili mahkeme olan Tüketici Mahkemesi'nin görevli olduğu, Mahkememizin görevli bulunmadığına dair aşağıdaki şekilde hüküm tesisi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre; 1-Davacı tarafından açılan iş bu davada Mahkememizin görevli olmadığı, görevli mahkemenin İzmir Tüketici Mahkemeleri olduğu anlaşılmakla, HMK.nun 115/2.maddesi uyarınca davanın usulden REDDİNE, 2- Kararın kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içinde, kanun yoluna başvurulursa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde gönderme talebinde bulunulduğu takdirde dava dosyasının görevli İzmir Tüketici Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, Aksi takdirde HMK 20/1.maddesi son cümlesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına dair ek karar düzenlenmesine, 3- HMK'nun 331/2.maddesi gereğince; a-Dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi halinde harç ve yargılama giderlerine görevli mahkemece hükmedilmesine, b-Dosyanın görevli mahkemeye gönderilmemesi halinde, 3b hükmüne göre karar verildiğinde talep halinde yargılama giderlerine mahkememizce hükmedilmesine, 4-Sair hususların görevli mahkemede değerlendirilmesine, 5-İş bu kararın taraflara tebliğine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflar vekillerine tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde, mahkememize veya bulunduğu yerde varsa Asliye Ticaret Mahkemesi'ne, yoksa Asliye Hukuk Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde, istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.18/01/2021 Katip ... e-imzalı Hakim ... e-imzalı

Atıf: İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/544, K. 2021/3, T. 18.01.2021, www.arakarar.com/karar/izmir-6-asliye-ticaret-mahkemesi-2020-544-e-2021-3-k-1129513a6fea