İlk Derece Mahkemesi · İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/255 E. 2025/655 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/255
Karar No
2025/655
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/255 Esas KARAR NO : 2025/655 DAVA : Sigorta (Kaza Sigortası Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 17.03.2025 KARAR TARİHİ : 09.07.2025 Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizde yapılan yargılaması sonunda dava dosyası ve ekleri incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Acente Kodu ..., Poliçe no ... ile 15.05.2024 - 15.05.2025 tarihleri arasında...umaralı poliçe ile...plaka sayılı araç "Genişletilmiş Kasko" sigortası ile sigortalandığını, davacı tarafın aracını Yüzbaşı İbrahim Hakkı cad. Üzerine nizami şekilde park halinde iken 10- 11.06.2024 tarihinde gece vakti tespit edemediğimiz 3. kişiler tarafından aracına çarpması sonucu meddi hasarlı kaza meydana gelmiş, ancak kaza yapan araç tespit edilemediğini, bu nedenle 11.06.2024 günü emniyete şikayette bulunulduğunu, tutanak tutulduğunu, ancak herhangi bir sonuç alınamadığını, hasar bedelinin karşılanması yada onarım yapılması konusunda davalı sigorta şirketi nezdinde ... dosya açıldığnı bu dosyada sigortaya bağlı ekspertiz tarafından gerekli inceleme yapıldığını, davalı sigorta şirketinden hasar bedelinin ödenmesi yada davalı sigorta şirketi tarafından onarımının yapılması talep edildiğini, ancak davacı tarafın talebinin reddedildiğini, bu nedenle yasa gereği zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmuş, ancak anlaşma sağlanamamış olduğunu, davacı tarafın aracını Genişletilmiş Kasko Sigortası kapsamında sigorta ettirdiğinden, 3. kişilerin araca verdiği hasarın giderimi yada hasar bedelinin ödenmesi gerektiğini, ancak herhangi bir hasar bedeli ödenmediği gibi, gerekli tamir yada onarım yapılmadığını, araç halen hasarlı şekilde bulunduğunu, açıklanan nedenlerle davacı tarafın aracının park halinde iken 3. kişiler tarafından çarpma sonucu meydana gelen hasarın ödenmesini talep etmek üzere dava açılmasının zorunluluğunun hasıl olmuş olduğunu, açıklanan ve yargılama ile tespit edilecek nedenlerle, Acente Kodu ..., Poliçe no ... tarihleri arasında... numaralı poliçe ile... plaka sayılı araç "Genişletilmiş Kasko" sigorta poliçesi ile sigortalanmış olması, aracın sigorta kapsamında kaza sonucu hasara uğraması sonucu, tamir ve onarımının gerektiğinden, hasar bedelinin tespiti ile davacı tarafa ödenmesini, hasar bedelinin ödenmesinin mümükün olmaması halinde sigorta kapsamında onarım ve gerekli tamirlerin yapılmasını, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın dava dilekçesindeki taleplerinin haksız olduğunu, davalı sigorta şirketinin açıklanacak gerekçelerle tazminat ödeme yükümlülüğünün doğmamış olduğunu, davacı tarafın davasını açıkça fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak "şimdilik" ibaresiyle kısmi dava olarak ikame ettiğini, belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar olmadığını, yargılamanın sonraki aşamalarda davacı tarafça ıslah yapılması gerekir ise durumunda zaman aşımı hususunda dikkate alınması gerekeceğini, kaza tarihi 10-11.06.2024 tarihi olarak belirtildiğini, bu kapsamda açılan davada zaman aşımı itirazında bulunduklarını, davacı tarafın hasar tazminatı ödenmesi talebi, kazanın beyan edildiği şekilde gerçekleşmediğini, beyan yükümlülüğüne aykırı davranıldığı yönünde oluşan haklı şüphe nedeniyle yapılan teknik incelemelerde meydana gelen hasarın beyanla uyumsuz olması, sigortalının beyan ettiği şekilde hasarın meydana gelemeyeceği görülerek beyan yükümlülüğüne aykırı davranılması gerekçesiyle reddedildiğini, davalı sigorta şirketinin tazminat ödeme borcunun olmadığını, davacı tarafın sigorta poliçesinden haksız menfaat temin etme amacıyla hareket ettiğinden kötü niyetli olduğunu, Sigortalı araç üzerinde yapılan incelemede aracın sol ön kapı sacının aldığı darbe neticesinde yırtıldığı, arka tamponun sol arka kısmında ise çökme şeklinde hasar olduğu görülmüş, aracın sol ön kapı hasarı ile arka tampon hasarının aynı anda meydana gelemeyeceği, aracın park açısı göz önünde bulundurulduğunda hem ön kapıya hem de arka tampona bir aracın zarar verme olasılığının mümkün olmayacağı değerlendirilmiş, mümkün olsa dahi her iki hasarın da aynı oranda ve şekilde hasar germesi gerektiği tespit edilmiş olduğunu, sonuç olarak aracın park edildiği ifade edilen yere göre araçta meydana gelen hasarın beyanla uyuşmadığı anlaşıldığını, olay yerinde kaza ile bağlantılı bir kaza emaresi de bulunmadığını, sigortalı, sigorta tazminatı talep edebilmek adına teminat dahilinde bir kaza meydana gelmiş gibi göstermeye çalışmakta olduğunu, ancak incelemelere göre aracın park ediliş şekline göre araçta meydana gelen hasarların uyumsuz olduğu tespit edildiğini, Kaza ve hasar uyumsuzluğu dikkate alındığında hasar sigortalının beyan ettiği şekilde gerçekleşmemiş olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde harca esas değeri 10.000,00 TL olarak gösterdiğini, hasar bedelinin ödenmesi, mümkün değilse de aracın onarılmasını talep ettiğini, ayrıca araçta ne tutarda bir hasar oluştuğuna ilişkin de bir beyanı olmadığını, tüm bunlar dikkate alındığında aracın onarımının yapılmamış olduğu anlaşıldığından bu savunmalarımızın ispatı bakımından hem olay yerinde hem de araç üzerinde uzman bilirkişiler tarafından keşif yapılması taleplerinin mevcut olduğunu, böylelikle hasar ve beyan arasındaki uyumsuzluk ortaya çıkacağını, oluşan şüpheye ve ardından yapılan incelemelerdeki neticeye göre davalı sigorta şirketinin tazminat ödeme yükümlülüğü doğmadığını, çünkü sigortalı tarafça hasara ilişkin şüpheleri ortadan kaldıracak ispat gerçekleşmemiş olduğunu, hasar doyasında alınan ekspertiz raporunda belirlenen hasar onarım tutarı poliçede yazılı özel şartlar ve Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları hükümlerine göre belirlendiğini, açılan dava davacı tarafın, sigortalı tarafından 14 gün içerisinde poliçe içeriğine itiraz ettiğine ilişkin herhangi bir delil sunulmadığını, bu şartlara süresinde itiraz edilip iptali istenmediğinden, davaya konu sigorta sözleşmesi tüm şartları ile geçerli olarak kabul edilmiş durumda olduğunu, olayda, davalı sigorta şirketi tarafından ibraz edilen poliçenin ve özel şartların geçerli olduğu ve taraflar arasındaki ilişkide bağlayıcı bulunduğu ve uygulanacağı sabit olduğunu, davalı sigorta şirketinin parça tedarik hakkı mevcut olduğundan bu bakımdan sigorta eksperinin belirlediği fiyatlar taraflar açısından belirleyici olduğunu, sigortacı, herhangi bir hasar durumunda aracın sigortalının tercih edeceği serviste onarımını kabul edeceğini, hasar tespiti için eksper görevlendirilmesi durumunda, eksper tarafından belirlenecek hasar tutarı esas alındığını, eksper tarafından tespit edilen hasar tutarına kadar aracın onarımı yaptırılır veya tutar nakden ödendiğini, sigortacının anlaşmalı olmadığı servislerde yapılacak onarımlarda, tedarik edebildiği durumda parça tedarikinin sigortacı tarafından yapılacağı; parçanın, aracın onarımının yapıldığı servis tarafından tedarik edilmesinin sigortacının onayına bağlı olduğu hususunda mutabık kalınmış olduğunu, Hazine Müsteşarlığı tarafından 27.10.2010 tarihinde yayınlanan 2010/38 numaralı ZMMS ve Kasko Sigortası Kapsamında Parça tedarikine İlişkin Sektör Duyurusu da aynı doğrultuda düzenlemeler içerdiğini, buna göre, sigorta şirketinin tedarik hakkının bulunduğu ve bu bağlamda iskontonun da uygulanabileceğini açık Pert Kasko Genel ve Özel Şartlarında hesaplama yöntemi belirlenmiş olduğunu, Bilhassa Genel Şartlar ve Sektör Duyuruları mevzuat hükmünde olduğunu, normlar hiyerarşisine dahil olup, uygulanmama ihtimalinin bulunmadığını, bu hususlara ek olarak davacı tarafından faiz işletilmesi talebinde bulunulmadığından taleple bağlılık kuralı gereğince davalı sigorta şirketi aleyhine faize hükmedilmemesi gerektiğini, açıklanan tüm bu nedenlerden dolayı, haksız ve kötü niyetli olarak açılan davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. KANITLAR: Türkiye Noterler Birliği Başkanlığı'na ait kayıtlardan dava konusu araca ilişkin UYAP sistemi üzerinden bilgiler celp edilmiştir. Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi'nden dava konusu araca ilişkin poliçe ve hasar kaybına ilişkin bilgiler celp edilmiştir. Davalı ... Sigorta Şirketi'nden dava konusu araca ilişkin ilgili bilgi ve belgeler celp edilmiştir. GEREKÇE : Dava; Dava, davacıya ait araçta meydana gelen zararın kendi kasko sigortacısından tahsili amacıyla açılan tazminat davasıdır. Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6502 sayılı Kanunun 2. maddesinde; "Bu Kanun her türlü tüketici işleri ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar." denilmekte, aynı Kanunun 3. maddesinde "Tüketici işlemi; eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere kurulan her türlü sözleşme ve işlemi ifade eder." şeklinde yeniden tanımlanmıştır. 28.11.2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı "Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 2. maddesinde Kanun'un kapsamı "bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar." şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un "tanımlar" başlıklı 3. maddesinin (l) bendinde ise tüketici işlemi; "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder." şeklinde tanımlanmıştır. 6502 sayılı kanunun 73. maddesi ile; tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır, 83. maddesinde de taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir. Somut olayda; Uyap sisteminden çıkartılan ruhsat kaydına göre taraflar arasındaki davaya konu poliçenin konusunu oluşturan aracın kullanım amacının hususi olduğu, trafiğe bu şekilde tescil edildiği belirlenmiştir. Buna göre sigortalanan aracın hususi amaçla kullanılan bir araç olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda yukarıda belirtilen yasa hükümlerine göre, davacı bu davayı sigorta poliçesi akitine karşı açmış olup, sigortalanan aracın hususi olması birlikte değerlendirildiğinde görevli mahkemenin tayininde davacı ile sigortacı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınmalıdır. Davacı ile davalı konumundaki sigorta şirketi arasındaki ilişki 6502 sayılı Kanunun 3/1 maddesi kapsamında kalan tüketici işlemlerinden kaynaklanmakta olup, davacının tazminat davasında Tüketici Mahkemesi görevlidir. Görev hususu HMK.'nın 114/c maddesi uyarına dava şartlarından olup yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınır. Mahkememizce uyuşmazlığın mutlak ve nispi ticari davalar arasına girmediği, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3, 73/1 ve 83/2 maddeleri uyarınca davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi'nin görevli olduğu dikkate alınarak; davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafından açılan iş bu davada Mahkememizin görevli olmadığı, görevli mahkemenin Tüketici Mahkemeleri olduğu anlaşılmakla, HMK.'nın 115/2.maddesi uyarınca davanın usulden REDDİNE, 2- Kararın kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içinde, kanun yoluna başvurulursa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde gönderme talebinde bulunulduğu takdirde dava dosyasının görevli İzmir Tüketici Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-HMK.'nın 331/2. maddesi uyarınca harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, Dair, tarafların yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflar vekillerine tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde verilecek istinaf dilekçesi ile, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde, istinaf kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde karar verildi. 09.07.2025 Katip... ¸E-imza Hakim ... ¸E-imza

Atıf: İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/255, K. 2025/655, T. 09.07.2025, www.arakarar.com/karar/izmir-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-255-e-2025-655-k-d1043b18299b