İlk Derece Mahkemesi · İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/174 E. 2024/211 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/174
- Karar No
- 2024/211
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/174 KARAR NO : 2024/211 DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 29/05/2015 KARAR TARİHİ : 15/03/2024 Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonucunda; İDDİA ; Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; dava konusu ... bank ... Şubesi’ne ait ... seri numaralı müvekkiline ait çek yaprağının davalı oğlu olan ...’in müvekkiline ait akaryakıt satış istasyonunda çalıştığı ve müvekkili tarafından verilen vekaletname ile bu istasyonun birtakım işlerini gördüğü yıllarda davalının eline geçtiğini ve onun tarafından kötü niyetli olarak saklandığını, davalının tahmini 2006-2007 yıllarında müvekkilinin yanından ayrıldığını, daha sonrasında bu çekin 28/05/2015 tarihinde davalı tarafından üzeri daktilo ile doldurularak bankaya ibraz edildiğinin öğrenildiğini, davalının 27/05/2015 tarihli ve 2.700.000,00 TL olarak doldurduğunu, çekin üzerinde YTL yazılı olmasının eski tarihli olduğunu gösterdiğinden şüphelenilmesi üzerine müvekkilinin banka tarafından aranarak çekin teyit edilmeye çalışıldığını, müvekkilinin de olaydan bu şekilde haberdar olduğunu, müvekkilinin davalıya dava konusu çek nedeniyle ya da başkaca herhangi bir nedenle borcunun bulunmadığını, davalının Kemalpaşa ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dosyasında davayı kabul ettiğini ve kızı ... lehine yaptığı vasiyetname nedeniyle müvekkiline husumet beslediğini, davalının, evinde kalmış imzalı ancak bunun dışında hiçbir zorunlu yasal unsuru taşımayan üzeri boş çekleri tahrifat yaparak doldurup müvekkili aleyhinde takibe koyduğunu belirterek, müvekkilinin dava konusu 27/05/2015 tarihli 2.700.000,00 TL bedelli çekten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, müvekkili yararına alacağın % 20’sinden az olmamak üzere tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. CEVAP ; Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; müvekkilinin davacıdan takibe ve davaya konu çeke dayalı alacağının bulunduğunu ancak davacının ödeme yapmadığını, davacının İzmir .... Noterliği’nden kızı ...’e genel vekaletname ile tüm taşınmazlarını satış yetkisi verdiğini ve tüm varlığını kızına vasiyet ettiğini, davacının kötü niyetli ve mal kaçırma amacıyla çekin ödeme tarihi ile aynı günde üç adet taşınmazı aynı kişiye birbirine yaklaşık bedellerle satış gösterdiğini, davacının bu çeki ödemeyeceğinin ve mal kaçırma faaliyetinde olduğunun anlaşılması üzerine davacı hakkında İzmir .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasında icra takibi başlattıklarını, bu çeke dayalı olarak başlattıkları takibin kambiyo takibi olduğunu, davacının iddia ettiği gibi yasal şartları bulunmayan çeke banka tarafından karşılıksız kaşesinin vurulmasının ve takibe konulmasının mümkün olmadığını, davacı iddialarını kabul etmediklerini, tahrifatın çekin hangi unsurunda olduğu hususunun açıklanmadığını, davacının bu çeke dayalı temel alacağın bulunmadığı ve çekin bedelsiz kaldığı yönündeki iddiasını ispatla yükümlü olduğunu, müvekkilinin davacıdan alacaklı olduğunu gösterir banka kayıtları ve taşınmaz satışlarına ilişkin tapu kayıtları ve yapılan ödemelere ilişkin belgeler getirtildiğinde davanın haksız olduğunun anlaşılacağını, davacının aynı iddiaları ile müvekkili hakkında Kemalpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “resmi belgede sahtecilik, güveni kötüye kullanma” sebeplerine dayalı olarak yapılan ... sayılı dosyada “kovuşturma yapılmasına yer olmadığına” karar verildiğini belirterek, davanın reddine, müvekkili yararına alacağın % 20’sinden az olmamak üzere tazminatın davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE ; Dava; bedelsizlik hukuki sebebine dayalı menfi tespit davasıdır. Davacı vekili davada; müvekkiline ait çeklerin bilinmeyen bir tarihte davalı tarafça ele geçirilerek üzerilerinin fahiş miktarlar yazılmak suretiyle doldurulduğunu, müvekkili ile davalı arasında bu çeklerin düzenlenmesini gerektirir veya başkaca herhangi bir ticari ilişkinin bulunmadığını, dolayısıyla çeklerin bedelsiz kaldığını ileri sürmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; “davanın konusu olan çeklerin davalı tarafından davacının rızası dışında doldurulup doldurulmadığı, taraflar arasında bu çeklerin düzenlenmesini gerektirir bir ilişkinin bulunup bulunmadığı, çeklerin bedelsiz olup olmadığı ve davacının bu çekler nedeniyle davalıya borcunun bulunup bulunmadığı” konusundadır. Davacının şikayeti üzerine davalı hakkında Kemalpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ... sayılı dosyasında yürütülen soruşturma sonucunda (davalı) şüpheli ... hakkında “hırsızlık, sahtecilik suretiyle dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanma” suçları yönünden “TCK’nın 167/1b maddesi uyarınca bu bölümde yer alan suçların üst soy veya alt soy veya bu derecede bulunan hısımlardan birinin veya evlat edinenin veya evlatlığın zararına işlenmesi halinde ilgili akraba hakkında ceza hükmü uygulanamayacağı” gerekçesiyle “Kovuşturmaya Yer Olmadığına” ilişkin 03/06/2015 tarihli karar verilmiş ve bu karar yapılan itirazın İzmir ... Sulh Ceza Mahkemesi’nin 14/09/2015 tarihli, ... D.İş sayılı kararı ile reddedilerek kesinleşmiştir. Davacı (...) bu soruşturma dosyasındaki ifadesinde; “davalının (...’nun) akaryakıt istasyonunda çalıştığını, kendisi tarafından verilen vekaletnameye dayalı olarak zaman zaman istasyonun işlerini gördüğünü, aralarında güven ve vekalet ilişkisinin bulunduğunu, çeklere bir şekilde davalı tarafından el konulduğunu ve yıllarca kendisinden habersiz saklandığını...” ileri sürmüştür. Taraf vekilleri delil olarak banka kayıtlarına, davacı tarafın borcunun ödenmesine ilişkin belgelere, makbuzlara, Kemalpaşa ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dosyasına, defterlere, tanık deliline dayanmışlar, dosyaya ödeme belgelerini ve delil olarak gösterdikleri diğer belgelerini sunmuşlardır. Tarafların gösterdikleri tanıklar dinlenmiştir. Mahkememizce; "her ne kadar tarafların gösterdikleri tanıklar dinlenmiş ise de; 6100 sayılı HMK'nın 201. maddesi gereğince kural olarak senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve gücünü ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler 2.500,00 TL'den az miktarda olsa bile tanıkla ispat edilemeyecek olup; aynı kanunun 203. maddesinde yazılı yakın akrabalar arasındaki hukuki işlemlerin tanıkla ispat edilebileceği kabul edilmekle birlikte, bu istisnai hüküm yakın akrabalar arasında senet alınmasındaki manevi imkansızlık sebebiyle getirilmiş olduğundan ancak, yakın akrabalar arasındaki bir hukuki işlem senede bağlanmış ise manevi imkansızlıktan söz edilemeyeceği, senedin aksinin tanıkla ispatlanmasının mümkün olmayacağı, somut olayda da; tarafların baba-oğul oldukları, dava konusu 27/05/2015 tarihli ve 2.700.000,00 TL bedelli senetteki imzanın davacıya ait olduğu konusunda herhangi bir uyuşmazlığın bulunmadığı, asıl davada ve birleşen davada davacı vekili dava konusu senedin rıza dışı elden çıktığını ve anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu ileri sürmüş olup, bu iddianın da yazılı delillerle ispatının gerektiği, asıl davada ve birleşen davada davacı tarafça senedin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu yönünde yazılı bir delil sunulmadığı, senedi boş olarak imzalayan davacının, sonucunu öngördüğünün ve peşinen kabul etmiş sayıldığının kabulünün gerektiği, diğer yandan; mahkememizce tarafların gösterdikleri tanıklar dinlenmiş ise de; baba-oğul olan taraflar arasında davamızın konusu olan senet düzenlenmiş olmakla artık HMK'nın 203. maddesi gereğince tanık dinletme olanağının bulunmadığı, kaldı ki dinlenen tanık anlatımlarına göre de asıl davanın konusu senedin davacı tarafından, sahibi olduğu benzin istasyonundan kaynaklanan borçlarını ödeyen davalıya bunun karşılığı olarak verildiği, senedin bedelsiz kalmadığı, davacı tarafın iddialarını yazılı delillerle ispatlayamadığı, dilekçelerinde yemin deliline de dayanmadığı, asıl davanın ispatlanamadığı; birleşen İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas ve ... Karar sayılı davasına gelince; davacı tarafça bu davanın konusu edilen çeklerle ilgili dava değerinin belirtilmediği ve harcın yatırılmadığı" gerekçeleriyle “1-Birleşen İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas ve .../... Karar sayılı davasının HMK’nın 150/5. maddesi gereğince AÇILMAMIŞ SAYILMASINA, 2-... Esas sayılı asıl davanın REDDİNE, 3-2.700.000,00 TL’nin % 20’si oranında tazminatın davacıdan alınarak, davalıya verilmesine” ilişkin 02/03/2018 tarihli, ... Esas ve ... Karar sayılı karar verilmiştir. Mahkememiz kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi’nin 19/11/2020 tarihli, ... Esas ve ... Karar sayılı kararı ile; “uyuşmazlığın, dava ve takip konusu çek ve henüz takıbe konu edilmeyen çeklerin bedelsiz olup olmadığı noktasında toplandığı, asıl davada dava konusu çekte davacının borçlu/keşideci, davalının lehtar olduğu, davacı tarafın dava dilekçesinde vekaletname ile işleri yürüttüğü sırada davalıya verdiği çeklerin doldurulduğunu ve bedelsiz olduğunu iddia ettiği, diğer taraftan davalının, davacının ödenen borçları karşılığı bu çekin alındığını savunduğu, mahkemece davanın reddine karar verildiği; senede karşı ileri sürülen her iddianın, bu bağlamda çekin anlaşmaya aykırı doldurulduğu ve bedelsiz olduğu iddiasının HMK'nın 200. maddesine göre yazılı delille ispatının gerektiği, eldeki davada davacının iddiasını usulüne uygun delillerle ispat edemediği, bu halde davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı; birleşen davada, davacı, boş olarak ancak imzalı elinden çıkan çeklerin fahiş bedeller yazılarak işleme konulması ihtimali ile iadesi için açtığı davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini ve kararın kaldırılması gerektiğini istinaf konusu yapmış ise de, davacının çeklerin keşidecisi olduğu, keşidecinin boş çek yapraklarının kaybettiği iddiası ile iade veya iptal davası açamayacağı gibi, nitekim boş çek yapraklarının TTK’nın 780. maddesi uyarınca çekin zorunlu unsurlarını taşımadığından, çek ve dolayısıyla kıymetli evrak niteliğinde olmadığı, o halde, davacının açtığı davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiği halde, dava değerinin belirtilmesi ve harcın ikmali için süre verilerek reddinin yerinde olmadığı” gerekçeleriyle; “A-I-Davacı vekilinin asıl dava yönünden istinaf talebinin 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE; B-1-Davacı vekilinin birleşen İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... – ... Esas Karar sayılı dava yönünden istinaf talebinin 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b-2 maddesi gereğince ESASTAN KABULÜNE, 2-Birleşen İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... - ... esas karar sayılı kararının KALDIRILMASINA; C-1-Birleşen İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... - ... esas karar sayılı davasının davacının hukuki yararı bulunmadığından reddine” karar verilmiştir. Bu karara karşı asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından Yargıtay nezdinde temyiz yoluna başvurulmuştur. Yargıtay .... Hukuk Dairesi’nin 24/10/2022 tarihli, ... Esas ve ... Karar sayılı kararında; “(1) İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince birleşen davada esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesince verilen birleşen davada verilen kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir. (2) Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesince asıl davada verilen karara yönelik davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. (3) Dava, baba tarafından oğula karşı açılan çeke dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. Yargılamanın devamı sırasında davacının ölmesi ile geriye yasal mirasçısı olarak oğlu davalı ... ve kızı ... kalmıştır. Bu durumda, davalı ... bakımından uyuşmazlık konusu senet tutarının yarısı oranında alacaklı borçlu sıfatı birleştiğinden, bu miktar yönünden karar verilmesine yer olmadığına, bakiyesi için ise davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün temyiz davacı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen birleşen davaya ilişkin kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesince asıl davada verilen karara yönelik davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin asıl davada davalıdan alınarak davacıya verilmesine, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin ise birleşen davada davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden birleşen davaya yönelik-birleşen davada davacıdan alınmasına, 24.10.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.” denmiştir. Mahkememizce usul ve yasaya uygun bulunan bozma kararına uyulmasına karar verilmiştir. Birleşen dava ile ilgili olarak İzmir Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi tarafından verilen 19/11/2020 tarihli, ... Esas ve ... Karar sayılı kararın Yargıtay .... Hukuk Dairesi’nin 24/10/2022 tarihli, ... Esas ve ... Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiş olduğundan, esasa kaydı yapılmamış ve bu nedenle de karar başlığında ve hükümde birleşen davaya yer verilmemiştir. Davacı mirasçı ... vekili 02/05/2023 tarihli dilekçesi ile; davacı muris ...’in sağlığında yapmış olduğu bir vasiyetname ile tüm mal varlığını aktif ve pasifleri ile birlikte kızı müvekkili ...'e vasiyet ettiğini, davalı ... tarafından ise Kemalpaşa ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında vasiyetnamenin iptali ve tenkisi istemli davanın açıldığını, vasiyetnamenin henüz kesinleşmediğini, vasiyetnamenin iptali ve tenkis davasının sonucu murisin mal varlığının pasiflerinden ve dolayısı ile dava konusu çek borcundan hangi miktarda hangi mirasçının sorumlu olduğunu belirleyeceğini belirterek, söz konusu davanın bekletici mesele yapılmasını istemiştir. Kemalpaşa ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ... Esas sayılı davasına konu olan İzmir ... Noterliği’nin 30/12/2014 tarihli ... yevmiye numaralı düzenleme şeklinde vasiyetname incelendiğinde; vasiyet edenin ... olduğu, bu vasiyetname ile birlikte ...’in Türkiye Cumhuriyeti sınırları dahilinde bugüne kadar sahibi ve/veya hissedarı bulunduğu, bugünden sonra sahibi ve/veya hissedarı bulunacağı taşınır ve/veya taşınmazlarını, hakiki ve/veya hükmi şahıslardaki cari alacaklarının tamamını kızı ...’e vasiyet ettiği görülmüştür. İncelenen vasiyetnamede miras bırakan ... tarafından taşınır ve taşınmazlarının yanı sıra gerçek ve tüzel kişilerden olan alacaklarının kızı ...’e vasiyet edilmiş olması, eldeki davanın ise alacak davası olmayıp, borçlu olunmadığının tespiti isteğini içermiş olması nedeniyle sonuca etkili olmayacağından, Kemalpaşa ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı davasının bekletici sorun yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Davacı mirasçısı ... vekili 01/12/2023 tarihli duruşmada; ... terekesine Kemalpaşa Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında tereke temsilcisinin atandığını belirtmiştir. Kemalpaşa Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 18/07/2023 tarihli, ... Esas ve ... Karar sayılı kararı incelendiğinde; muris ...'e ait terekeye mirasçılar arasında paylaşım yapılıncaya kadar ...’ın genel yetkili temsilci olarak atanmasına karar verildiği görülmüştür. Dava dilekçesi ile duruşma gün ve saatini bildirir davetiye muris ... tereke temsilcisi ...’e usulüne uygun olarak tebliğ edilerek, taraf teşkili sağlanmıştır. Toplanan deliller, uyulan bozma kararı ve tüm dosya içeriğine göre; tarafların baba-oğul oldukları, dava konusu 27/05/2015 tarihli ve 2.700.000,00 TL bedelli senetteki imzanın davacıya ait olduğu konusunda herhangi bir uyuşmazlığın bulunmadığı, dava konusu senedin rıza dışı elden çıktığı ve anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının yazılı delillerle ispatının gerektiği, buna ilişkin yazılı delilin davacı tarafça dosyaya sunulmadığı, senedi boş olarak imzalayan davacının, sonucunu öngördüğünün ve peşinen kabul etmiş sayıldığının kabulünün gerektiği, diğer yandan; baba-oğul olan taraflar arasında davamızın konusu olan senet düzenlenmiş olmakla artık HMK'nın 203. maddesi gereğince tanık dinletme olanağının bulunmadığı; senedin davacı tarafından, sahibi olduğu benzin istasyonundan kaynaklanan borçlarını ödeyen davalıya bunun karşılığı olarak verildiği, senedin bedelsiz kalmadığı, davacı tarafın dilekçesinde yemin deliline dayanmadığı; yargılama sırasında davacının öldüğü, geride yasal mirasçıları olarak oğlu davalı ... ile kızı ...’in kaldıkları anlaşıldığından, bu durumda, davalı ... bakımından uyuşmazlık konusu senet tutarının yarısı oranında alacaklı-borçlu sıfatı birleştiğinden, senet bedelinin yarısı olan 1.350.000,00 TL yönünden karar verilmesine yer olmadığına, kalan 1.350.000,00 TL yönünden ise davanın reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM; Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre; 1-27/05/2015 tarihli 2.700.000,00 TL bedelli senetle ilgili menfi tespit davasında; a-Senedin 1.350.000,00 TL’lik kısmı yönünden alacaklı-borçlu sıfatının birleşmesi sebebiyle menfi tespit isteği ile ilgili KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, b-2.700.000,00 TL bedelli senedin 1.350.000,00 TL’lik kısmı yönünden menfi tespit isteğinin REDDİNE, 2-1.350.000,00 TL’nin % 20’si oranında tazminatın davacı terekesinden alınarak, davalıya verilmesine, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın peşin olarak alınan 46.109,25 TL harçtan düşülmesi ile kalan 45.681,65 TL harcın karar kesinleştiğinde isteği halinde davacı tarafa iadesine, 4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerine bırakılmasına, 5-Davalının yapmış olduğu posta-tebligat ücreti olan 63,40 TL'lik yargılama giderinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, 6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre takdir ve tayin edilen 178.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, 7-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayarak artan kısmın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair; davacı mirasçısı ...'in ve vekilinin, tereke temsilcisinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 15/03/2024 Başkan... e-imzalı Üye... e-imzalı Üye... e-imzalı Katip... e-imzalı