İlk Derece Mahkemesi · İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/560 E. 2024/972 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/560
- Karar No
- 2024/972
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/560 Esas KARAR NO : 2024/972 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/08/2024 KARAR TARİHİ : 12/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İSTEMİNİN ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin.../İZMİR adresinde bulunan oto tamir- yedek parça işletmesini 09/07/2024 tarihine kadar işlettiğini, müvekkilinin, davalı ...'e işletmesi içerisindeki bir kısım malzeme-eşyaları 2022 yılında sattığını, müvekkilinin satış işleminden sonra 07/04/2022 tarihinde 236.000 TL bedelli ve 08/04/2022 tarihinde 35.400 TL bedelli iki adet fatura kestiğini, davalının, müvekkile eşyaları teslim aldıktan sonra ödeme yapacağını söylemesine rağmen 2022 yılından bu yana herhangi bir ödeme yapmadığını, davalının müvekkilden aldığı malzemelerle sebepsiz zenginleşerek, müvekkil ile olan anlaşmasına uymayacak şekilde bedelsiz şekilde eşyaların zilyeti olduğunu, ödeme alamayan müvekkili tarafından İzmir ....İcra Dairesi ... E. Dosyası ile icra takibi başlatıldığını, borçlu-davalının haksız ve kötüniyetli şekilde takibe itiraz ettiğini beyanla borçlu tarafından yapılan haksız ve kötü niyetli itirazın iptali ile takibin devamına, asıl alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMASININ ÖZETİ: Dava dilekçesi ve ekleri ile tensip zaptının davalı ...'e usulüne uygun davetiye ile tebliğine rağmen davalının dilekçeler aşamasında davaya cevap vermediği anlaşılmış, Mahkememiz 12/12/2024 tarihli celsesinde hazır bulunan davalı," benim davacı tarafla bir alacak verecek ilişkim yoktur. Dükkan bana aittir. Davacı ile harici olarak adi ortaklık yürütüyorduk sonrasında aramızda davacının babasının arabasını yapmamam dolayısıyla anlaşmazlık çıktı." beyanında bulunmuştur. DELİLLER: 1-İzmir ....İcra Dairesinin ... E.sayılı takip dosyası UYAP sistemi üzerinden dosyamız arasına alınan dosyanın incelemesinde; alacaklı ... tarafından borçlu ... aleyhine, 2 adet fatura alacağına ilişkin asıl alacak ve işlemiş faiz olmak üzere toplam 318.751,47-TL takip çıkışı üzerinden başlatılan takip olduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği, borçlunun 10/08/2024 tarihli dilekçesi ile takibe ve borca itiraz ettiği, itiraz üzerine İcra Dairesince takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. 2-İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtları Davacı ve davalının, dava açıldığı tarihte tacir olup olmadıklarının tespiti için İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne müzekkere yazılmış, gelen 10/09/2024 tarihli yazı cevabının incelenmesinde; tarafların tacir kaydının bulunmadığının bildirildiği anlaşılmıştır. 3-Vergi Dairesi Kayıtları i)Mahkememizce, Hasan Tahsin Vergi Dairesi Müdürlüğüne müzekkere yazılarak; davalının hangi usulde defter tutmakla yükümlü olduğu ve dava açılmadan önceki dönemdeki yıllık gayri safi gelirinin bildirilmesi istenilmiş, gelen 17/09/2024 tarihli cevabi yazıda davalının gerçek usule göre vergilendirildiği, işletme hesabı esası usulüne göre defter tuttuğu ve 2022 yılına ait yıllık gayri safi gelirinin 117.421,22-TL, 2023 yılına ait yıllık gayri safi gelirinin 352.001,64-TL olarak beyan edildiği anlaşılmıştır. ii)Mahkememizce, Konak Vergi Dairesi Müdürlüğüne müzekkere yazılarak; davacının hangi usulde defter tutmakla yükümlü olduğu ve dava açılmadan önceki dönemdeki yıllık gayri safi gelirinin bilrilmesi istenilmiş, gelen 28/08/2024 tarihli cevabi yazıda, davacının işletme hesabı esası usulüne göre defter tuttuğu ve 2023 yılına ait yıllık gayri safi gelirinin 59.885,00-TL olarak beyan edildiği anlaşılmıştır. 4-Esnaf ve Sanatkarlar Odası kaydı Davacı ve davalının dava açıldığı tarih ve öncesinde esnaf kaydının olup olmadığının bildirilmesi için Esnaf ve Sanatkarlar odasına müzekkere yazılmış, gelen 28/08/2024 tarihli cevabi yazıda, davacı ve davalının Oto Bakım Servisçiliği Meslek Grubunda halen esnaf kayıtlarının devam ettiği, davacının kayıt tarihinin 26/07/2011, davalının kayıt tarihinin 27/06/2022 olduğunun bildirildiği anlaşılmıştır. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Dava, fatura alacağından bahisle İzmir .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Mahkeme duruşma yapmadan, yani taraflara tebligat yapıp onları dinlemeden dosya üzerinden de görevsizlik kararı verebilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmış ise veya yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip, karara bağlamalıdır. Tacir'in tanımının yapıldığı 6102 sayılı TTK md.12'ye göre, "(1) Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. (2) Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. (3) Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur." Esnaf'ın tanımının yapıldığı TTK m.15'e göre, "(1) İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır. Ancak, tacirlere özgü 20 ve 53 üncü maddeler ile Türk Medenî Kanununun 950 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü bunlara da uygulanır." 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanun'unun 3/1-a maddesinde, ''Esnaf ve sanatkâr: İster gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseleri'' olarak ifade edilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 11/2 hükmü ''Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir.'' şeklindedir. 21/07/2007 tarih 26589 sayılı R.G nin 2007/12362 sayılı Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayicinin ayrımına ilişkin Bakanlar Kurulu kararı : '' a) Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunun tespit edeceği ve Resmî Gazete’de yayımlanacak esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları ile esnaf ve sanatkâr siciline ve dolayısıyla esnaf ve sanatkarlar odalarına kaydedilmeleri, Ancak, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı iken, daha sonraki yıllarda yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı, esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerini aşanların kendileri istemedikçe ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği bünyesindeki odalara kayıt için zorlanmaması, yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerinin altı katını aşanların ise kayıtlarının, esnaf ve sanatkâr sicili marifetiyle ticaret siciline aktarılması, b) 213 sayılı Vergi Usul Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve bu Kararın (a) bendinde belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları ile ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin bünyesindeki odalara kaydedilmeleri, ''şeklindedir. Mahkememizce tarafların tacir araştırması yapılmış olup, yapılan araştırma sonucunda davacı ve davalının ticaret sicili ile ticaret odasında kaydının bulunmadığı, vergi dairesi kayıtlarından işletme hesabı esasına göre defter tuttukları, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun (VUK) 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmaları halinde -esnaf sayılma sınırını aşacakları- ve tacir sayılacakları, buna karşılık somut davada işletme hesabı defteri tutan tarafların incelenen vergi kayıtlarından tespit edileceği üzere VUK md. 177 gereği esnaf sayılma parasal hadlerini aşmadıkları ve bu doğrultuda esnaf sayılmaları gerektiği, halihazırda da Oto Bakım Servisçiliği meslek grubunda esnaf kayıtlarının halen devam ettiği, buna göre ekonomik faaliyetlerinin sermayelerinden ziyade bedenî çalışmalarına dayandığı anlaşılmıştır. Dava TTK'nın 4. maddesinde sayılan hususlardan olmadığı gibi tarafların tacir olmaması nedeni ile dava mutlak ya da nispi ticari dava olarak nitelendirilecek davalardan değildir. Uygulanacak hükümler 6098 sayılı Borçlar Kanunu hükümleridir. Belirtilen nedenlerle mahkememiz görevli olmayıp eldeki davaya bakma görevinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemelerine ait olduğu değerlendirilerek Mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın görev yönünden USULDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, görevli mahkemenin İZMİR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğunun tespitine, 2-6100 sayılı HMK nun 20. maddesi uyarınca karar kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşirse kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize başvurularak dava dosyasının görevli Mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi halinde DOSYANIN GÖREVLİ İZMİR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3-6100 Sayılı HMK nun 331/2 maddesi uyarınca yargılama giderlerinin görevli Mahkemece gözetilmesine, 4- Dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin belirtilen süre içerisinde talep edilmemesi halinde HMK nın 20. Maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine, Dair, davacı vekili ile davalı asilin yüzüne karşı, HMK'nın 345. maddesi uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesince incelenmek üzere istinaf yolu açık olarak verilen karar açıkça okundu, ana çizgileriyle anlatıldı. 12/12/2024 Katip ... e-imzalı Hakim ... e-imzalı