İlk Derece Mahkemesi · İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/462 E. 2024/728 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/462
- Karar No
- 2024/728
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/462 Esas KARAR NO : 2024/728 DAVA : İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/05/2022 KARAR TARİHİ : 26/09/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İSTEMİNİN ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ile müvekkili şirket arasında 24.04.2012 tarihinde Acentelik Sözleşmesi imzalanmış olduğunu, davalının acente olduğuna ilişkin inanç gereği kendisine hakediş ödemeleri yapılmış olmasına rağmen, davalının aslında acente olmadığı, işçi olduğu iddiası ile İzmir ... İş Mahkemesi ... E. ... K. sayılı dosyası ile işçilik alacağı davası açtığını, İzmir... İş Mahkemesi ... E. ... K. numaralı dosyasında verilen kararı ile davacının acente değil işçi olduğu ve müvekkilinin işçilik alacak ve tazminatlarından sorumlu tutulması gerektiği yönünde hüküm kurulduğunu, Acentelik gereği bağımsız ve basiretli bir tacir olduğuna inanılan davalıya 24.04.2012 tarihi ile acentelik sözleşmesinin sona erdiği 21.04.2014 tarihleri arasında toplamda 233.716,16 TL hak ediş ödemesi yapıldığını, hak ediş ödemelerinin ticari defter ve kayıtlarının incelendiğinde de görüleceğini, dayanak İcra takibine konu hak ediş ödemelerinin tacirler arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı ödemeler olduğunu, müvekkil şirket ile davalı arasında akdedilen acentelik sözleşmesi doğrultusunda ortaya çıkan ticari ilişkiden kaynaklı yapılan bu ödemelerin, aradaki ticari ilişkiyi reddeden, acentelik sözleşmesinin muvazaalı olduğunu iddia eden davalı yanca taraflarına iade edilmesi gerektiğini, müvekkilinin hak ediş alacaklarının iadesi amacıyla İzmir .... İcra Dairesi... E. İcra takip dosyası ile icra takibi başlatmışsa da davalı tarafın takibe itiraz ettiğini, birebir aynı taleplerle açılan İstanbul ....Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. Sayılı Vildan Kocatepe dosyasında Mahkemece,'' taraflar arasındaki baskın ilişkinin emsal BAM kararında belirlendiği üzerinde acentelik ilişkisi olması ve acentelik ilişkisinin de TTK 4.1a maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan olması nedeniyle görev itirazının reddine' kararı verildiğini, ayrıca taraflar arasında akdedilen Acentelik Sözleşmesinin 43.maddesi gereğince delil sözleşmesi yapılmış olup, uyuşmazlık durumunda... defter ve kayıtlarının yegane delil olduğunun kararlaştırıldığını beyana fazlaya ilişkin talep ve hakları ile ıslah hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL üzerinden itirazın iptali ile takibin devamına, %20’den aşağı olmamak üzere İcra İnkâr tazminatının davalıya tahmiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMASININ ÖZETİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının, müvekkilinin acente olmadığını işçi olduğunu ve İzmir ....İş Mahkemesi kararı ile işçi olduğuna karar verildiğini kabul ederek iş ilişkisini kabul ettiğini, bu nedenle taraflar arasında acente ilişkisi olmadığı ve bir tek hukuki ilişki olduğu düşünülürse ve iş ilişkisi olduğuda kabul edildiğinden davanın İş Mahkemelerinde açılması gerektiğini, zaten acente iddiasının hakediş ödemeleri ile de çeliştiğini, davacının hakediş ödemelerinin şubenin rutin kago giderleri, elektrik, su, benzin, araç, işçilerin maaşı, işyeri kirası v.s giderlerden oluşmakta olduğunu, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin 21.04.2014 tarihinde sona erdiğini, bu nedenle acente akdinden dolayı açılan istirdat davasında İİK 72/7 maddeye göre 1 yıl içinde açılması gerekirken bu süre aşıldıktan sonra açıldığını, bu nedenle zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, davacının icra dosyasına konu olarak talep ettiği hak ediş ödemelerinin şubenin rutin kargo giderleri olduğunu, şube giderlerinin karşılanması için müvekkile gönderilen tutarların iadesinin istenemeyeceğini, bu nedenle davaya konu icra takibine itiraz edildiğini, sunulan emsal mahkeme kararları ile hak ediş ödemelerinin davalıdan talep edilemeyeceğinin açıkça ortaya konulacağını, birebir aynı olan emsal davalarda da görüleceği üzere cari hesap sözleşmesi adı altında tutulan sözleşmede yer alan kalemlerin davacı kargo şirketinin rutin gelirleri olup davalı işçinin ise kargo şirketinin emir ve talimatları doğrultusunda şirketin faaliyetlerini yürütmekte olduğunu, bu nedenle davacı şirket ile müvekkili arasında ticari ilişkiden kaynaklanan cari hesap sözleşmesi değil hukuki/kişisel bağımlılıktan kaynaklanan hizmet sözleşmesi olduğunu, bu sözleşme çerçevesinde müvekkili işçinin iş görme edimini yerine getirtiğini, dolayısıyla müvekkilinin davacı işverene herhangi bir borcu bulunmadığını, İzmir ... İş Mahkemesi ... E, ... K. Sayılı dosyası ve İzmir .... İş Mahkemesi ... E, ... K. YARGITAY ....H.D... ESAS VE ... karar ve 18.05.2017 tarihli onama kararı ile taraflar arasındaki acente akdinin TTK 102 ve 116 ya aykırı ve geçersiz olduğu kesinleşmiş olmakla ve kesinleşmiş karar kesin delil niteliğinde olduğundan ve tüm tarafları bağlayacağından dosyanın görevli olan İş Mahkemesi'ne gönderilmesine, davanın öncelikle görev ve zamanaşımı yönünden reddine, işin esasına girilmesi halinde takibin iptaline, davacının işbu davayı açmakta kötü niyeti bulunduğundan %20 kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. DELİLLER : 1-İzmir .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyası UYAP sistemi üzerinden celp edilerek dosyamız arasına alınan dosyanın incelenmesinde; İstanbul .... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası üzerinden açılan takibe takip borçlusunun icra dairesinin yetkisine yaptığı itirazın kabulü üzerine yetkisizlik kararı ile gönderilen dosya İzmir .... İcra Müdürlüğünün ... Esas numarasına kaydedildiği; takip alacaklısının dosyamız davacısı ... Yurtiçi ve Yurtdışı Taşımacılık A.Ş., takip borçlusunun dosyamız davalısı... olduğu, 2012-2015 yılları arasında ödenen acente hakediş ödeme tutarlarının iadesine ilişkin örnek no 7 ile başlatılan ilamsız takip olduğu takipte 233.716,16-TL alacağın tahsilinin talep edildiği, ödeme emrinin borçluya tebliği üzerine borçlu vekilinin 13/04/2022 tarihli itiraz dilekçesi ile İzmir....İş Mahkemesinin ... Esas ve 03.03.2022 tarihli kararı ile acente akdinin geçersiz ve TTK 102 ve 116 m. açıkça aykırı olduğuna dair mahkemenin hüküm kurduğunu, borcun sebebi olarak gösterilen acente akdinde acente akdinin geçersiz ve aslında hizmet akdi olduğu ve taraflar arasında işçi işveren ilişkisi olması nedeniyle borçlunun müvekkili taraf olmadığını, taraf sıfatı ve husemit itirazında bulunduklarını, müvekkilinin... şube müdürü olarak yıllarca çalıştığını ve izmir ....İş Mahkemesinin ... esas ve... karar ve 30.12.2014 tarihli kararının yargıtay ....HD'nin ... esas ve ... karar ve 18.05.2017 tarihli kesinlişmiş yargı kararı ile acente değil işçi olduğunun kesinleştiğini, zamanşamı ve hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını takibe ve borca ve borcun tamamına ve ferilerine itiraz ettiklerini beyan etmiş, İcra Dairesinin 14/04/2022 tarihli kararı ile borçluya gönderilen ödeme emri tebliğ parçasının dosyaya dönmediğinden itirazın süresi içinde yapılmış olması halinde takibin durdurulmasına süre içinde değil ise aynen devamına dair karar verildiği anlaşılmıştır. 2-İzmir ....İş Mahkemesinin ... E. ... K. sayılı dosyası Mahkememizce bekletici mesele yapılarak kesinleşmesi beklenen ve UYAP sistemi üzerinden celp edilerek dosyamız arasına alınan dosyanın incelenmesinde; davacının dosyamız davalı ..., davalının dosyamız davacısı ... Yurtiçi ve Yurtdışı Taşımacılık A.Ş. olduğu, 28/03/2020 tarihinde açılan davanın taraflar arasında imzalanan acentelik sözleşmesinin muvazaalı olduğundan bahisle kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti alacağı istemine ilişkin olduğu, Mahkemece yapılan yargılama neticesinde 03/03/2022 tarih... esas ... karar sayılı karar ile; "(...)... acentelik sözleşmesi, devir ve cari hesap protokolü ile alt kira sözleşmesi ve tanık beyanlarının birlikte değerlendirilmesinde acente olduğu belirtilen davalının müşterilerini kendisinin belirleyememesi, kendi adına işlem yapamaması, bağımsız bir tacirde bulunması gereken yetkilere sahip olmaması ve teslim alınan kargoya konu malların alıcılarına ulaştırılması gibi müşterilerle sözleşme yapma veya aracılık etmenin ötesinde bir iş üstlenmemesi dikkate alındığında, somut olayda, 6102 sayılı Kanun'un anılan hükmünde belirtilen acente tanımı kapsamına giren bir ilişki bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki ilişkinin temel mantığı; kargo şubesine ait masrafların kargo şirketi tarafından karşılanıp, tüm araç ve gereçlerin şirket tarafından sağlanması, kira ilişkisinin dahi şirket ile kiraya veren arasında kurulmasından sonra alt kira sözleşmesiyle acentelik yapan şahsa kiralanmasından ve işin yürütümü ile ilgili tüm esaslı kararların/talimatların şirket tarafından verilmesinden sonra acente adı altında faaliyet gösteren kişinin ciro artışı yaşandığı taktirde acentelik ücretine hak kazanmasına dayanmaktadır. Bu halde bağımsız bir ticari faaliyetten söz etmek mümkün görülmediğinden taraflar arasındaki acentelik ilişkisinin muvazaalı olduğu ve davacının acente olarak çalıştığı dönemde aslen hizmet akdine tabi biçimde çalışmasını sürdürdüğü kanaatine ulaşılmıştır. Nitekim davacının hizmet akdine tabi çalışmakta iken işveren davalı şirketçe kuruma verilen ayrılış bildirgesi akabinde aynı iş yerinde fiilen aynı işve ve fakat kayden acente olarak faaliyette bulunulmuş olması iş bu kanaati kuvvetlendirmektedir. Açıklanan nedenlerle davacının davalı bünyesinde iki dönem halinde fasılalı biçimde ( 24/10/2005-31/05/2014 tarihleri arasında) 8 yıl 1 ay 4 gün çalıştığı kabul edilmiştir (...) " gerekçesi ile Davanın kabulü ile 1-Taraflar arasındaki acentelik ilişkisinin muvazaalı olduğunun ve davacının başlangıçtan beri davalının hizmet akdine tabi çalışanı olduğunun tespitine, 2-Brüt 26.445,09 TL kıdem tazminatının aktin fesih tarihi olan 31/05/2014 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 3-Brüt 6.057,63 TL ihbar tazminatının 3.000,00 TL sinin dava tarihi olan 28/03/2020 tarihinden bakiye 3.057,63 TL'sinin ıslah tarihi olan 09/11/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 4-Brüt 14.062,36 TL yıllık izin alacağının 5.000,0 TL sinin dava tarihi olan 28/03/2020 tarihinden bakiye 9.062,36 TL'sinin ıslah tarihi olan 09/11/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 5-Talebe konu acente sözleşmesinin teminatı olarak alındığı iddia olunan senedin iptaline ilişkin talep hakkında senede ait bilgi bulunmaması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına," şeklinde hüküm kurulduğu, davalı vekilinin kararı istinaf incelemesine konu etmesi üzerine İzmir BAM ....Hukuk Dairesinin 27/02/2024 tarih ... esas ... karar sayılı ilamı ile;" 1- Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Kabulü ile, İzmir .... İş Mahkemesi'nin ... Esas -... Karar sayılı kararının HMK.353/b-2 maddesi uyarınca ortadan kaldırılmasına, Yeniden Esas Hakkında; 2-"Davanın Kısmen Kabul Kısmen Reddi ile; 1-Taraflar arasındaki acentelik ilişkisinin muvazaalı olduğunun ve davacının başlangıçtan beri davalının hizmet akdine tabi çalışanı olduğunun tespitine, 2-Brüt 26.445,09-TL kıdem tazminatının aktin fesih tarihi olan 31/05/2014 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 3-Brüt 6.057,63-TL ihbar tazminatının, 3.000,00-TL sinin dava tarihi olan 28/03/2020 tarihinden bakiye 3.057,63-TL'sinin ıslah tarihi olan 09/11/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 4-Davacının yıllık izin alacağı talebinin Reddine, 5-Talebe konu acente sözleşmesinin teminatı olarak alındığı iddia olunan senedin iptaline ilişkin talep hakkında senede ait bilgi bulunmaması nedeniyle Karar Verilmesine Yer Olmadığına, " dair karar verildiği, hükmün 27/02/2024 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. 3-20.01.2015 Tarihli Acentelik Sözleşmesi ve Ek Protokolleri ile zeyilnameleri 4-Hakediş ödeme dekontları DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; muvazaalı olduğu kesinleşen Mahkeme kararı ile tespit edilen acentelik sözleşmesi kapsamında davacı tarafından davalıya ödenen hak ediş bedellerinin iadesine ilişkin başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. 6100 sayılı HMK'nın 1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır. HMK'nın 114/1.c maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup, HMK'nın 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK'nın 115. maddesinde ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." düzenlemesi yer almaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde; tacir olan her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nispi ticari dava olarak tanımlandıktan sonra, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar belirlenmiş ve son olarak yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi koşulu ile havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların da ticari dava olduğu kabul edilmiştir. TTK'nın 5. maddesinde "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir" hükmü getirilerek görev hususunun kapsamı düzenlenmiştir. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5/1-a maddesinde; İş mahkemeleri; 5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanuna tabi gemiadamları, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa veya 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklara ilişkin dava ve işlere bakar. Somut uyuşmazlıkta davacı vekili, muvazaalı olduğu kesinleşen Mahkeme kararı ile tespit edilen acentelik sözleşmesi kapsamında davacı tarafından davalıya ödenen hak ediş bedellerinin iadesine ilişkin başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacının işbu davada acente olduğunu ileri sürdüğü davalı tarafından davacı şirket aleyhine işçilik alacaklarının tahsili için İzmir .... İş Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı dosyasında verilen kararda ve bu kararın istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı kararda davalının, davacının işçisi olduğu ve acentelilik ilişkisinin muvaazaalı olduğu tespit edilmiştir. Kesinleşen mahkeme kararında yer alan tespit kapsamında davalının davacının işçisi olduğu ve taraflar arasındaki uyuşmazlığa İş Kanunu hükümlerinin uygulanmasını gerektireceğinden 6102 sayılı TTK'nın 5/1. maddesi yollaması ile 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5/1-a maddesi uyarınca davanın İş Mahkemesinde görülmesi gerekmekte olup, Mahkememizce kamu düzeninden olan ve resen gözetilmesi gereken bu husus dikkate alınarak görevsizlik sebebiyle davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın görev yönünden USULDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, görevli mahkemenin İZMİR İŞ MAHKEMESİ olduğunun tespitine, 2-6100 sayılı HMK nun 20. maddesi uyarınca karar kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşirse kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize başvurularak dava dosyasının görevli Mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi halinde DOSYANIN GÖREVLİ İZMİR İŞ MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3-6100 Sayılı HMK nun 331/2 maddesi uyarınca yargılama giderlerinin görevli Mahkemece gözetilmesine, 4- Dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin belirtilen süre içerisinde talep edilmemesi halinde HMK nın 20. Maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, HMK'nın 345. maddesi uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesince incelenmek üzere istinaf yolu açık olarak verilen karar açıkça okundu, ana çizgileriyle anlatıldı. 26/09/2024 Katip ... e-imzalı Hakim ... e-imzalı