İlk Derece Mahkemesi · İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/705 E. 2024/955 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/705
- Karar No
- 2024/955
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/705 KARAR NO : 2024/955 DAVA : Konkordatonun Feshi DAVA TARİHİ : 27/08/2024 KARAR TARİHİ : 21/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan Konkordatonun Feshi davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili Mahkememize verdiği 21/08/2024 tarihli dava dilekçesinde; davacı yanın, ödeme güçlüğü içinde olduğu iddiası ile İzmir...Asliye Ticaret Mahkemesi'nde konkordato istemli dava açtığını, davasının ...K. sayılı ilam ile 10.12.2020 tarihinde kabul ve konkordatosu tasdik edildiğini ancak bu kararın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin 18.03.2021 tarih ve...Karar sayılı ilamı ile usuli bir eksiklik nedeni ile kaldırıldığını, mahkemece bu kere aynı projenin, aynı şartlarla 27.05.2021 tarih ve... sayılı mahkeme kararı ile yeniden tasdik edildiğini, yargılama sırasında firmanın projesi kabul edilmediği ve firmanın davasının reddi talep edildiğini, müvekkili banka alacağının mahkeme kararında 685.376,69 Euro olarak yer aldığını, davalı-firmanın konkordato projesine göre eksik ödeme yapmış olması nedeni ile İzmir..Asliye Ticaret Mahkemesi'nde... K. sayılı ilamı ile dava açılmışsa da davanın "dava tarihi itibarı ile davacı yönünden ödenmeyen taksidin bulunmadığı, bu husus göz önüne alındığında davacı taraf lehine konkordatonun kısmen feshine ilişkin yasal koşulların oluştuğunun belirlenemediği.." gerekçesi ile reddedildiğini, bu kararın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin 19.09.2023 tarih ve...K. Sayılı ilamı ve Yargıtay...Hukuk Dairesi'nin... K. Sayılı ilamı ile onandığını, bunun üzerine bu davanın açıldığını, bu davanın konusu İzmir ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nde ... K. sayılı dosyasında konkordato tasdik kararı verilmiş olmasına rağmen borçlu firma tarafından proje uyarınca ödenen bedellerde bir eksiklik ve dolayısı ile müvekkili banka açısından konkordatonun feshi nedeni olup olmadığı hususunda olduğunu, konkordato yargılaması sırasında sundukları 05.02.2021 tarihli dilekçeleri ile alacağın 685.376,69.-Euro olarak bildirildiği ve mahkeme kararında da bu şekilde yer almış olmasına rağmen hem banka kayıtları hem de mahkeme kararı ile uyuşmayan 3.610.621.-TL'nin 36 eşit taksitte ödenmesinin açıkça konkordato projesine aykırı olduğunu, davalıdan olan Euro alacaklarının doğru tarihte ve doğru kur üzerinden Türk Lirasına çevrilmediğini ancak tüm hakları saklı kalmak kaydı ile 28.01.2021 tarihinde firmaya kendince kabul ettiği 3.610.621.-TL'nin 36 eşit taksitte ödenmesi için gerekli hesap numaraları bildirilmişse de firma konkordato tasdikinden sonra 8 ay boyunca ödeme yapmadığını, alacaklarının daha fazla olduğuna ilişkin her türlü dava ve talep hakkı saklı kalmak üzere; davalı borçlunun aylık ödemesi gereken meblağın 100.295,05 TL olduğunu, davalı borçlunun bankaya teslim ettiği çeklerden gelen ve banka hesabında bulunan toplam meblağın 353.000,00 TL olduğunu, davalı borçlunun ödemelerinin Ocak 2021 tarihinde başladığını, Ocak 2021 taksidi hesapta bekleyen meblağdan tahsil edildiğini, Şubat 2021 taksidinin hesapta bekleyen meblağdan tahsil edildiğini, Mart 2021 taksidinin hesapta bekleyen meblağdan tahsil edildiğini, 5. ve 6.taksitlerin ödenmediğini, 4. Ve 7. Taksitlerin eksik ödendiğini, bu hususun...Asliye Ticaret Mahkemesi'nde...K. Sayılı dosyasından yaptırılan 14.09.2022 havale tarihli kök ve 23.01.2023 tarihli bilirkişi ek raporları ile ortaya çıktığını, İzmir...Asliye Ticaret Mahkemesi'nde... K.sayılı dosyasında mübrez 23.01.2023 tarihli "Ek" bilirkişi raporunda; davalı-borçlunun; “... 19 taksiti tam, 2 taksiti eksik, 3 taksiti de hiç ödenmemiş olduğu..." tespit edildiğini, İİK 308/e maddesi, kendisine karşı konkordato projesi uyarınca ifada bulunulmayan her alacaklının konkordato uyarınca kazanmış olduğu yeni hakları muhafaza etmekle birlikte konkordatoyu tasdik eden mahkemeye başvurarak kendisi hakkında konkordatoyu feshettirebileceğini düzenlendiğini, ilgili madde gereğince mahkeme konkordato kararında müvekkili banka hakkındaki şartları yerine getirmeyen taksitleri eksik ödeyen ya da hiç ödemeyen şirket hakkındaki konkordatonun feshinin talep edildiğini belirtmiş , fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile taksit ödemelerinde 340.000.-TL'lik eksik olması nedeni ile konkordatonun müvekkili banka açısından feshine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili Mahkememize verdiği 30/09/2024 havale tarihli cevap dilekçesinde; eldeki davada, davacı tarafa ödenmeyen bir taksit bulunmadığını, konkordato dosyası kapsamında 31.12.2023 tarihinde tüm projenin tamamlandığı ve proje kapsamında ödenmeyen herhangi bir taksitin kalmadığının kayyım raporu ile tasdik edilip yargılamanın yapıldığı İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... E. Sayılı dava dosyasına ibraz edildiğini, son kayyım raporunda belirtildiği üzere tüm konkordato projesi tamamlandığı ve bu kapsamda mahkemenin 06.05.2024 tarihli vermiş olduğu kesin ve ek kararında; "mevcut durum itibari ile proje uyarınca borçlarının tamamının ödendiği, çekişmeli alacaklar ile ilgili mahkeme kararları doğrultusunda kayyumlukça yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde ödendiği tespitlerinin belirtildiği görülmüştür. Mahkememizce yapılan değerlendirmede, MAHKEMEMİZCE ONAYLANAN KONKORDATO PROJESİ UYARINCA BORÇ ÖDEMESİNİN TAMAMLANDIĞI.. İncelenen tüm dosya kapsamı ile anlaşılmış, kayyımın görevinin sona erdiğine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir." bu karar akabinde mahkeme vermiş olduğu ek ve kesin kararın bir suretini ilan edilmek üzere İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne gönderdiğini, dolayısı ile davacı tarafın, proje kapsamında kendilerine eksik ifada bulunulduğuna ve bu cihette konkordatonun kısmi feshini talep etmeleri hukuken mümkün olmayıp eldeki kesin hüküm gereği alacaklarını alamadıklarını hiçbir surette ne mahkemeye ne de kayyımlığa bildirmeyen davacı tarafın gelinen aşama itibari ile eldeki davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, bu kapsamda HMK madde 114 kapsamında hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddinin talep edildiğini, davacı tarafın eldeki davasının, daha önce tarafları, konusu aynı olan bir davada yargılamaya konu edildiği ve ikame edilen davanın reddedilmesi kapsamında kesinleşen red kararı cihetinde, HMK madde 114 uyarınca "kesin hüküm" dolayısı ile dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesinin talep edildiğini, davacı tarafın dava dilekçesi somut veriden ve hükme esas alınabilecek somut delillerden yoksun olduğunu, Prof. Dr. ...ın "Yeni Konkordato Hukuku'nun Temel İlkeleri " isimli makalesinde ifade edildiği üzere çekişmeli alacağın ödenmediği iddiasında bulunan davacı taraf olup ispat yükü de davacı- alacaklıda olduğunu, davacı tarafın HMK Madde 119/1-f uyarınca iddialarının hangi deliller ile ispatlanacağını açıklama zorunluluğu bulunması gerekmekte ise de davacı taraf kanuni yükümlülüğü yerine getirmediğini, davacı tarafın, dava dilekçesinde ödenmediğini iddia ettiği taksitleri belirttikten sonra sonuç ve talep kısmında 340.000,00 TL eksik taksit ödendiğini ifade ettiğini, bu tutarın taksit miktarı ile tutmadığı gibi davacı tarafın dayanmış olduğu bilirkişi raporları ile de çelişki içerisinde olduğunu, bu hususu ifade etmelerinin sebebinin davacı tarafın ödenmediğini iddia ettiği taksit tutarlarını açıklayamadığı gibi bir de üzerine yanlış açıklamalar yapması olduğunu, ispat yükü kapsamında sorumluluk davacıda olup ödenmediğini ispatlamakta mükellef olduğunu, tüm konkordato dosyası ve konkordato kayyımı tarafından düzenlenen raporlar ve gerçekte o dur ki davacı bankaya ödenmeyen ya da eksik ödenen taksit bulunmadığını, davacı tarafın, dava dilekçesinde çelişkili ifadelerde bulunduğunu, açıkça 8 ay boyunca hiçbir taksit ödemesinin alınmadığını ifade eden davacı taraf, hemen altındaki paragrafta ilk 3 ay taksitinin hesapta bekleyen meblağlardan yapıldığını ifade ettiğini, davacının ikame ettiği ve reddedilen diğer konkordatonun feshi davasında dava tarihi itibari ile ödenmeyen hiçbir taksidin olmadığı kesin hüküm ile tasdik edilmiş olup davacı tarafın daha kendi dava dilekçesinde kesin hükme rağmen taksitlerin ödenmediğini ifade etmesinin hiçbir şekilde izah edilebilir olmadığını, tüm bu uyuşmazlığın ortaya çıkmasının sebebi de bizzat davacı tarafın haksız, kötüniyetli ve hukuka aykırı tutumundan kaynaklandığını, davacı tarafın, konkordata yargılaması sırasında bildirildiği üzere alacak miktarının 685.376,69 EURO olduğununu, konkordato projesinde 3.610.621,00 TL olarak kaydedilen alacak miktarının 36 eşit taksitte ödenmesinin konkordato projesine aykırı olduğunu, alacak miktarının doğru tarihte doğru kur üzerinden Türk Lirasına çevrilmediğini ifade etmiş olup konkordatonun feshi davasında bu hususu da iddia konusu ettiği, davacı tarafın iş bu iddiası ile dava konusunun bir alakası bulunmadığını, İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin...Karar sayılı ve 10.12.2020 tarihli ilamında, gerekse de istinafin kaldırma kararı sonrası tesis edilen İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin...Karar sayılı ve 27.05.2021 tarihli ilamında; davacı yanın alacağı hiçbir zaman Euro cinsinden tespit edilip de, davacının konkordato kapsamında alacaklarını Euro olarak alacağı yönünde bir tespit olmadığını, böyle bir tespitin olması yasal hükümler gereğince mümkün olmadığını, konkordatoya tabi yabancı para alacaklarının Türk lirasina çevrilerek alacak kaydının yapılması gerektiğini, ( MUŞUL, Timuçin İflas ve Konkordato Hukuku s. 453: ..., ...Serhi, m.... ) eğer alacaklı bildirimini yabancı para üzerinden yapmışsa komiserin bunu Türk lirasına çevirerek kayıt etmesi zorunlu olduğunu, (SCHKOMM, Umbach-Spahn/Kessel bach/Exner, Art. 300, N.16.9) konkordato sürecinde yabancı para alacaklarının Türk Lirasına çevrilmesinin asıl nedeni alacak miktarının ve devamında çoğunluk nisabının doğru bir sekilde hesaplanabilmesi olduğunu, bir diğer nedeni ise Konkordato'ya Tabi Alacaklarda Eşitlik İlkesi ve Komiserin Alacaklar Arasında Eşit İşlem Yapma Yükümlülüğü olduğunu, tüm alacaklılar için ortak tarih olarak İİK. M. 299 da öngörülen on beş günlük alacak bildirme süresinde alacaklıların alacağını bildirmesi üzerine alacaklılar toplantısında bu alacaklar esas alınarak sunulacak olan ödeme planına taraflarca kabul iradesinin sunulup sunulmayacağı belli olurken, yabancı para alacaklılarının, konkordatonun tasdik edildiği veya tahsilatların yapıldığı anki kur oranına göre alacağının artacak olması hakkaniyete ve eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, bir nevi diğer alacaklar sabit kalırken yabancı para alacaklarına faiz yürütülmesi gibi bir etki yarattığını, müvekkili şirket tarafindan sunulan konkordato talebinde "Adi ve dövize bağlı tüm borçların faizsiz olarak hiçbir iskonto talep edilmeden ödeneceği" hususu açıkça belirtildiğini, konkordatonun temel amacının tüm alacaklıların eşit bir biçimde işlem görerek alacağından yoksun kalmaması olduğu göz önüne alındığında dünya genelinde görülen salgın hastalık ve ülkemizin son yıllarda içinde bulunduğu zor dönem itibariyle döviz kurundaki aşırı artısın dövize bağlı olmayan diğer alacaklılar ve müvekkili şirket aleyhine mağduriyetlere yol açacağının kabulünün gerektiğini, davacı yanın; konkordatoya yönelik davada müvekkili şirketten alacağının 685.376,69 Euro olduğunu bildirmişse de, davacı yanın bu beyanının tasdik kararına işlenmesi sadece davacı yanın bu şekilde beyan verdigini açıklamak amaçlı olduğunu, konkordato yarglamasıni yürüten mahkeme hiçbir zaman davacı yan alacağı kesin olarak 685.376,69 Euro' dur demediği ve "konkordato projesinde de bu meblağ esas alınacaktır" şeklinde bir belirlemede de asla bulunmadığını, konkordato yargılamasında tasdik edilen husus alacaklıların alacak bildirimlerinde belirtili bedeller değil; konkordato projesi olduğunu, davacı yanın; dayanak yaptığı ilamın özet kısmındaki bir beyan tespitini sanki mahkemece alacak bedeli tam olarak hükme bağlanmış gibi yansıtmanın dürüstlük kuralıyla bağdaşmadığı ve bu yargılamada da mahkemeyi yanıltmaya matuf bir hareket olduğunun muhakkak dikkate alınması gerektiğini, davacı yanın alacağını Euro cinsinden belirtmesi karşısında görevin konkordato komiserine kaldığı ve davacı alacaği o dönemki kur oranına göre konkordato komiseri ALACAKLILAR tarafından hesaplandığını, 08.01.2020 tarihli toplantısına da katılmamış olan davacı yanın konkordato komiserinin nihai komiser raporunda da söz edildiği üzere, müvekkili şirketten toplamda 3.610.621,86 TL alacağı olduğu ve alacaklılar toplantısına katılmayarak komiser tarafından hesaplanan alacağına kayıtsız kalmış olan davacı yanın nihai komiser raporunda tespıt edilen alacak tutarına itiraz etme hakkını kaybettiğini, davacı yan tarafından tasdik yargılamasından önce mahkemeye herhangi bir itiraz dilekçesi de sunulmadığını, bu takdirde ... Katılım A.Ş.'nin kanun yoluna başvurma hakkı olmadığı gibi, alacağının EURO cinsinden olması gerektiğine dayanarak huzurdaki davada olduğu gibi konkordatonun feshini talep etmesinin de mümkün olmadığını, davacı banka ilk tasdik kararı sonrasında bu hususta karara karşı istinaf kanun yoluna dahi başvurmadığını, bu hususta kanun yoluna başvurmuş olsaydı dahi mahkemece bu hususta bir inceleme yapılması da mümkün olmayacağını, davacı tarafın bu bent altındaki iddiaları ancak çekişmeli alacak davası ikame edilerek incelenebilecek iddialar olup davacı banka tarafından müvekkili şirkete karşı herhangi bir çekişmeli alacak davası da ikame edilmediğini, dolayısı ile başka bir davanın konusu oluşturan ve fakat bu yönde bir dava da ikame etmeyen davacının; eldeki dava ile ilgili bulunmayan hususları iş bu davada ileri sürmesinde de hukuki yarar bulunmadığından ve neden ileri sürüldüğü taraflarınca da anlaşılamadığından her halde bu yöndeki iddialarının reddinin talep edildiğini, davacı tarafın, proje kapsamında taksitlerin ödenmediğine dair iddiası hiçbir şekilde gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafın haksız ve kötüniyetli tutumunun bir yansıması olup yapılmak istenen, konkordato kapsamında döviz alacağının döviz cinsinden alınmamasından kaynaklı olarak TMK madde 2'ye aykırı bir şekilde kendilerinin haksız ve hukuka aykırı tutumunu gizlemek sureti ile konkordatoyu feshettirmek ve döviz alacağı almak için yeni arayışlara girmekten ibaret olduğunu, bu kapsamda davacı tarafın, konkordato davasının yargılamasının en başından itibaren mahkemenin de kararlarına muhalefet ettiğini dava dilekçesinde ikrar ederek ve dahi dayanmış olduğu bilirkişi raporları ile de sabit olduğu üzere kötüniyeti ortaya çıktığını, davacı banka dava dilekçesince ifade ve ikrar ettiği üzere ilk 3 taksitin bankada bulunan meblağdan tahsil edildiği açıkça ortada olduğunu, davacı tarafın İzmir ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...K. Sayılı dosyası üzerinden konkordatonun feshine yönelik ikame ettiği davada alınan bilirkişi raporlarında ve bu raporların eklerinde yer alan hesap kayıtlarında davacı bankanın, mahkemece verilen tedbir kararının aksine kendilerine verilen teminat çeklerini tahsil ettiği ve dahi müvekkili şirketin hesaplarına bloke konulduğunu, sonrasında bu blokeleri kaldırarak kullandığı çok net bir şekilde ortaya çıktığını, davacı tarafın, mahkemenin kararına muhalefet ettiğini dava dilekçesinde açıkça ikrar etmesi ve daha önce yapılan konkordatonun feshi yargılamasında alınan bilirkişi raporları ile bu hususun tereddüte yer bırakmayacak şekilde ortaya çıktığını, mahkeme tarafından konkordato yargılaması sırasında 18.01.2019 tarihli tensip zaptının 13 numaralı ara kararı ile özellikle banka alacaklıları için şu hükmü kurduğunu, "13-Takas hakkının kullanılabilmesinin ancak İİK' nin 294. maddesi yollaması ile İİK' nin 200 ve 201. maddesi kapsamında mümkün olduğu, bu kapsamda Konkordato nedeniyle geçici mühletin ilan tarihinden itibaren ALACAKLI BANKAYA GELECEK PARALAR İLE İLGİLİ, İLAN TARİHİNDEN ÖNCE MUACCEL HALE GELMİŞ KREDİ ALACAĞI İÇİN YAPACAKLARI TAKAS UYGULAMALARININ İİK' nin 294. maddesi yollaması ile İİK' nin 200. maddesinin 1, 2 ve 3. fıkrası kapsam ve şartlarında tedbiren DURDURULMASINA, " davacı bankanın dava dilekçesinde mahkemenin vermiş olduğu ara karara muhalefet edecek şekilde davrandığı bizzat kendi beyanları ortada olup bilirkişi raporlarında da davacı bankanın, mahkemenin kararına muhalefet ettiği açıkça tespit edildiğini, davacı bankanın bir önceki konkordatonun feshi yargılamasında celp edilen bir kısım banka kayıtları -ki bu kayıtlar bilirkişi raporlarının ekinde mevcut olup celp edilmeyen pek çok kayıt bulunmaktadır- mahkemenin vermiş olduğu tedbir kararı akabinde müvekkilinin teminat olarak verdiği çekleri tahsil ettiğini, müvekkile ait hesaplara, bu hesaplara gelen nakit tutarlara bloke koyduğunu, bu blokeleri yine tedbir kararına rağmen çözüp kullandığını çok net bir şekilde ortaya koyduğunu, davacı bankanın bizzat kendi banka kayıtlarının, alınan bilirkişi raporlarındaki bir kısım tespitler, dava dilekçesinde ki ikrari beyanlar bu mahkeme kararına muhalif hareket edildiğini gösterdiğini, davacı bankanın bu hususta açıkça cezai ve hukuki sorumluluğu mevcut olup taraflarınca tüm yasal işlemlere girişme hakları saklı bulunduğunu da belirtme zorunluluğu duyduklarını, mahkemeden de davacı tarafın bu hukuka aykırı, haksız ve kötüniyetli tutumu karşısında konkordato yargılamasını yürüten mahkeme olarak, mahkeme kararına muhalif hareket eden gerçek ve tüzel kişiler hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verilmesinin talep edildiğini, davacı bankanın kötüniyetli ve hukuka aykırı tutumu sadece bununla sınırlı olmadığını, müvekkili şirket tarafından konkordato projesi başladıktan sonra davacı bankaya bildirim yapıldığı ve projenin tasdik edildiği ve 36 eşit taksitte ödemelerin yapılacağını, tasdik edilen bedelin 3.610.621,86 TL olduğunu, davacı bankaya sürekli bildirim ve ihtarda bulunulmasına rağmen müvekkili şirket tarafından verilen kambiyo senetleri ve bloke altında bulunan hesaplardaki meblağların bildirilmediği, 18.01.2019 tarih ve sonrasında yapılan ödemeleri şirkete iade etmeleri gerektiğini, aksi halde mahkeme kararına aykırı tutum doğrultusunda suç duyurusunda bulunulacağını belirttiği, davacı banka iş bu bildirime verdiği 28.01.2021 tarihli cevabi yazıda; mahkemece tasdik edilen alacağı kabul etmediklerini, TL üzerinden yapılan tasdikin kabul edilebilir olmadığını belirttiğini, müvekkili şirket tarafından davacı bankaya 01.02.2021 tarihinde yine; bankanın alacağının adi alacak hükmünde olduğunu, sadece asıl alacak miktarının ödeneceği ve bunun da tasdik kararı kapsamında 3.610.621,86 TL olduğunu, davacı bankaya sürekli bildirim ve ihtarda bulunulmasına rağmen müvekkili şirket tarafından verilen kambiyo senetleri ve bloke altında bulunan hesaplardaki meblağların bildirilmediğini, verilen çeklerin vadesi geldikçe tahsil edilmesi ve tüm tedbir kararlarına rağmen çek bedellerini ve bloke nakit tutarlarını uhdelerinde tuttuklarını, davacı taraf, bu çeklerin ve nakit tutarların hiçbir şekilde bildirmediğinden bu bedelin tahminen 582.000 TL olduğu ve bu kapsamda proje kapsamında ödeme yapılmayacağı ve mahsup işleminin gerçekleşeceğinin bildirildiğini, davacı banka ise bu yazı cevabına istinaden verdiği 11.02.2021 tarihli yazı cevabında; Konkordato projesini kabul etmediklerini, TL üzerinden yapılan tasdikin kabul edilebilir olmadığını belirttiklerini, davacı banka'nın Karşıyaka .... Noterliği'nin... yevmiye numaralı 01.03.2021 tarihli ihtarnamesinde projeye aykırı olarak euro cinsinden alacak isteminde bulunduğunu, söz konusu ihtarnameye karşılık Karşıyaka ... Noterliği'nin 11.03.2021 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile konkordato projesinin 3.610.621,86 TL olarak kabul edildiğini, bankanın uhdesinde bulunan bedelleri doğrultusunda taksitlerin bu bedellere mahsup edildiği ifade ettiklerini, davacı bankanın bu ihtarnameye karşılık olarak Karşıyaka ... Noterliği'nin... yevmiye numaralı ve 23.01.2021 tarihli ihtarnamesinde konkordato projesinde kabul edilen alacak miktarının hatalı olduğunu ve nitekim projenin kabul edilmediğini belirttiği ve bu hususta yasal yollara başvurduğunu belirttiğini, bu ihtarnameye karşılık olarak Karşıyaka ... Noterliği'nin 20.04.2021 tarih ve... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile bildirimlerin kabul edilmediğini, davacı banka tarafından tasdik kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmadığı gibi alacağın çekişmeli olduğuna dair çekişmeli alacak davasının da ikame edilmediği bu kapsamda yasal yollara başvurulduğuna dair iddianın da gerçeği yansıtmadığı net bir şekilde ifade edildiğini, görüldüğü üzere davacı taraf kötüniyetini sonuna kadar sürdürerek gerçeğe aykırı beyanlarda bulunmaya ve mahkeme kararına karşı kanun yoluna başvurmadığı dosya kapsamında sabit olmasına rağmen temeli olan hiçbir hukuki gerekçe ileri sürmeden konkordato projesini kabul etmediğini ifade ettiğini, bir önceki konkordato yargılamasında dosya içerisinde bulunan yazılarda ve bu dilekçe ekinde sunulan müvekkili şirketçe hazırlanan bildirim yazılarında ve ihtarnamelerde, Nihai Komiser Raporunda davacı yan alacağı olarak belirtilen meblağın 36 ayda eșit taksitler halinde ödeneceğinin davacı yana özellikle iletildiğini, aynı yazılarda; müvekkili şirket tarafından davacı yanın müvekkiline ait çeklerden gelen tahsilatlari ve bloke edilen diğer ödemeleri uhdesinde tutmasının suç teşkil ettiğini, kendilerine ödeme yapılabilmesi için uhdelerindeki müvekkili şirkete ait meblağın ne kadar olduğunun netleştirilmesi gerektiğini, uhdelerinde bulunan ortalama tespit edilen 582.000 TL bedeline (fazlaya ilişkin tüm haklar saklı tutulmuş olup nitelim davacı tarafın uhdesinde tuttuğu bedelin daha fazla olduğu da tespit edilmiştir) ulaşılıncaya kadar davacı yana konkordatova dayalı olarak taksit ödemesi yapılmayacağını ve taksit bedellerinin davacının haksız sekilde uhdesinde tuttuğu 582.000 TL'den de mahsup edileceğini açıkça belirttiğini, anlaşıldığı üzere; müvekkili şirket baştan beri tasdik edilen konkordato projesinin sınırları dahilinde hareket ettiği ve bu doğrultuda yapacağı ödemeleri netleştirmek adına bildirimde bulunmuş ise de davacı yan, müvekkili adına uhdesinde tuttuğu çek bedellerini ödemediği ve dahi tam olarak ne miktarda uhdesinde para bulundurduğunu açıklamadığını, davacı yan, konkordatonun feshi yargılamasında dahi taraflarına bu yöndeki tüm taleplerine ve celbi gereken belgelere dair gerekli bilgi ve belgeleri mahkeme dosyasına tam olarak sunmaktan sürekli imtina ettiğini, davacı yanın; en başından beri iyiniyete ve dürüstlük kuralına ve dahi mahkemenin kararına tamamen aykırı hareket ettıği gerçeğini bir kenara bırakarak sanki gerçekten müvekkili şirket tarafından proje kapsamında taksit ödemeleri yapılmamış gibi eldeki davayı ikame ettiğini, davacı tarafın bu haksız ve hukuki mesnetten yoksun iddialarına dayalı davanın reddinin talep edildiğini, davacı tarafın mahkemenin ara kararına karşı aykırı tutumu ve müvekkili tarafından verilen çekleri hukuka aykırı bir şekilde tahsil edip hesaptaki nakit tutara bloke koyması sadece ihtarnamelerde de ifade edilmediğini, mahkemede yürütülmekte olan konkordato yargılamasında da defalarca bu hususun dile getirildiğini, konkordato yargılaması sırasında dosyaya sundukları dilekçelerde belirtili hususu aynen mahkemenin dikkatine sunduklarını, mahkemeye yargılama aşamasında defalarca aynı minvalde dilekçeler sunulmuş ise de mahkeme, verilen tedbir kararına uyulacağının kanaati ve temennisi ile yeniden tedbir kararı vermeye gerek görmediği ve taleplerini reddettiğini, mahkemenin vermiş olduğu red kararı neticesinde şu an eldeki dava, mahkemenin önüne gelmek zorunda kaldığını, geçtiğimiz süreçte mahkeme, davacı bankaya bu hususta tedbir kararı vermesi akabinde uhdesinde tuttuğu, bloke koyduğunu, tahsil ettiği çeklere dair gerekli bilgi ve belgeleri isteyip; tahsil edilip bloke tutulan bedellerin müvekkili şirkete iadesine karar vermiş olsa idi yine eldeki davanın görülmesine gerek de bulunmayacağı bu kapsamda geldiğimiz noktada müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını da ve dahi davacı tarafın haksız ve kötüniyetli tutumu doğrultusunda eldeki davanın ikame edildiğini, neticeten proje kapsamında müvekkili şirketin ödemediği bir taksitinin bulunmadığını mahkemenin dikkatine sunduklarını, davacı yanın, müvekkili şirket konkordato süreci içinde olmasına karşın, mahkeme tarafından alınan tedbir kararlarına aykırı olarak müvekkil şirkete verilen çekler nedeniyle ödenen bedelleri ve dahi müvekkil şirket hesabına yatırılan paraları bloke ettiğini, davacı yanın uyguladığı blokaj işlemine dair bilgileri saklı tutması nedeniyle de, bugün itibariyle esasen müvekkili şirkete ait olması gereken nakdi bedellerin ne kadar olduğu halen dahi bilinmediğini, üstelik; davacı yan, uyguladığı bu blokaj sayesinde esasen müvekkili şirkete ait olması gereken paraları kullandığı ve hatta semerelendirerek kar dahi elde ettiğini, davacı bankanın bu blokeleri çözerek kullandığının konkordatonun feshi yargılamasında alınan bilirkişi raporlarında ortaya çıktığını, tüm bu sürecin mahkemenin dikkatine sunulduğunu, mahkemenin ara kararı ile birlikte verdiği tedbir kararının tam aksine hareket eden davacı tarafın, tam da bu hukuka aykırılığa dayanarak ikame ettiği davanın reddine karar verilmesinin talep edildiğini, tüm proje boyunca gerek müvekkili şirket tarafından gerek ise de kayyım tarafından yapılan hiçbir hukuka aykırılık ve ifada eksiklik durumu söz konusu olmadığını, proje kapsamında kayyım raporunun denetim, gözetim ve talimatları doğrultusunda eksiksiz ve hatasız bir şekilde tüm alacaklılar arasındaki "eşitlik ilkesinin" korunarak yapılan ödemelere dair kayyım tarafından hazırlanan raporlarda tüm açıklamalar yapıldığını, 01.04.2021 tarihli denetim kayyımı raporunda konkordato kayyımı, proje kapsamında alacaklılara yapılan ödemelere istinaden projenin 1. Ve 2. Taksitlerinin 100.295,00 TL olduğunu, ancak "bankanın uhdesinde tuttuğu bedelden dolayı ödeme yapılmadığını" beyan ederek ödeme tablosunu ibraz ettiğini, 04.11.2021 tarihli denetim kayyımı raporunda konkordato kayyımı, proje kapsamında gelinen aşamada alacaklarının ödenmediği yönünde kayyımlığa yapılan herhangi bir bildirim bulunmadığını beyan ettiğini, 31.03.2021 tarihli denetim kayyımı raporunda konkordato kayyımı, proje kapsamında davacı bankanın çek bedelleri tutarı ve nakit meblağlar bitene kadar ödemelerin mahsup edildiğini, söz konusu tutar bittikten sonra 7. Taksitin kısmen kalan taksitlerin tam olarak ödendiğini, gelinen aşamada alacaklarının ödenmediği yönünde kayyımlığa yapılan herhangi bir bildirim bulunmadığını beyan ettiğini, denetim Kayyımının, konkordato projesinin bitmesi akabinde tanzim etmiş olduğu 25.03.2024 tarihli raporunda, müvekkil şirketin Ocak 2021 tarihi itibari ile 36 taksit olan projenin tam olarak ödendiğini, konkordato ödemelerini tamamladığını, rapor tarihi itibari ile alacaklarının ödenmediği yönünde kayyımlığa yapılan herhangi bir bildirim bulunmadığını, mevcut durum itibariyle proje uyarınca borçlarının tamamının ödendiğini beyan ettiğini, davacı bankanın, taksitlerini alamadığına dair geldiğimiz noktaya kadar ne kayyımlığa herhangi bir bilgi vermediğini, mahkemeye taksitlerin ödenmediğine dair bir beyan sunmadığını, davacı bankanın, proje başladıktan sonra devam eden konkordato yargılamasında dahi bu hususu dile getirmediği, proje başladıktan sonra ve istinaf bozması sonrasında yeniden yapılan yargılamada ve devamında bu hususta ne istinaf ne de kanun yoluna başvurduğunu, davacı banka daha hangi taksitlerin ödenmediğine dair açıklama yaparken çelişkili ifadelerde bulunduğunu, dava dilekçesinde 8 ay ödeme yapılmadığını ifade etmesi akabinde Ocak, Şubat, Mart aylarının bankada olan tutardan karşılandığını, 5. ve 6. Taksitlerin ödenmediğini, 4. ve 7. Taksitlerin eksik ödendiği belirttiğini, sonuç kısmında ise 340.000,00 TL eksik ödeme yapıldığını ifade ettiğini, buna göre davacı taraf daha ne kadarlık bir taksit tutarının eksik ödendiğini söylemekten imtina ediyorken, bu hususta eldeki davada hiçbir somut delil sunamıyorken fesih iddialarının ve taksitlerin ödenmediği iddialarının kabul edilebilir hiçbir yanı bulunmadığını, bilirkişi raporlarının 12. Ve 13.sayfasında; davacı bankaya konkordato projesi kapsamında yapılan taksit ödemelerinin 2021 Eylül ayından itibaren düzenli ve eksiksiz yapıldığını, 2021 Ağustos ayında 7. Taksit Ödemesi açıklaması ile, 8.132,19 TL tutarında ödeme yapıldığını, 2021 Ocak - Şubat - Mart - Nisan - Haziran - Temmuz aylarında taksit ödemesi yapılmadığını ifade ettiklerini, (Mayıs ayına ait taksit ödemeleri Mahkemenin 27.05.2021 tarihli kararı ile Covid-19 Pandemisinde 'tam kapanma' önlemleri sebebiyle 1 ay ertelenmiştir) davacı bankaya 2021 Ocak-Şubat-Mart-Nisan-Haziran-Temmuz aylarında taksit ödemesi yapılmadığını, (Mayıs ayına ait taksit ödemeleri Mahkemenin 27.05.2021 tarihli kararı ile Covid-19 Pandemisinde 'tam kapanma' önlemleri sebebiyle 1 ay ertelenmiştir), 2021 Ağustos ayında 7.Taksit Ödemesi açıklaması ile, 8.132,19 TL tutarında BAKİYE ödeme yapıldığı akabinde 2021 eylül ayından itibaren davacı bankaya tüm taksit ödemeleri düzenli ve eksiksiz olarak yapıldığını, bunun sebebinin ise; yukarıda da bahsettikleri üzere davacı banka, konkordato dava tarihi olan 14.01.2019 tarihinden itibaren, mahkemenin verdiği tedbir kararlarına rağmen müvekkili şirkete ait çek, senet ve havale bedellerini tahsil ettiği ve işbu çek, senet ve havale bedelleri ile müvekkili şirketin bloke halindeki hesaplarına gelen paraları uhdelerinde tutmuş, iadeden imtina ettiğini, bilirkişiler ise sunulan banka kayıtlarını öyle hatalı incelemişlerdir ki "tahsil" ibaresi olan çeklerin, müvekkil şirkete iade edildiğini ifade ettiğini, proje kapsamında davacı bankanın uhdesinde tuttuğu ortalama belirlenen bedel tutarında taksit ödemesi yapılmamış, mahsuplaşmanın bitmesini müteakip ise 7.taksit ödemesi olarak 8.132,19 TL tutarında bakiye ödeme gerçekleştirilmiş ardından da Eylül ayından itibaren davacı bankaya taksitler eksiksiz ve düzenli olarak ödenmeye devam edildiğini, eğer davacı bankaya taksit ödemeleri en başından yani ilk taksit tarihi olan 2021 ocak ayından itibaren yapılmış olsaydı, davacı banka uhdesinde haksız yere tuttuğu bedel tutarında diğer alacaklılar aleyhine zenginleşmiş olacak ve asıl bu alacaklılar arasında eşitlik ilkesi gereğince müvekkili şirketin rekor çoğunlukla kabul edilen ve tasdiklenen konkordato projesi için sorun oluşturacağını, dava dilekçesinin ekinde yer alan bir diğer raporda, "Davalı firmanın 2021 Ocak ayından bugüne kadar 24 taksit ödemesi gerektiği, davalı firmanın Eylül 2021 'den itibaren Ocak 2023 tarihine kadar 16 taksiti EFT yapmak suretiyle ödediği, ilk 3 taksitin bankada bloke halde duran firma hesabından tahsil edildiği, 4.taksit için 52.114,85 TL'nin firmanın bankada blokede duran hesabından ödendiği, 7.taksit için davalı firmanın 7.132,19 TL dediği, Böylece 19 taksitin tam, iki taksitin eksik, 3 taksitin de ödenmemiş olduğu tespit edilmiştir" görüş ve kanaatine varıldığı ancak bu raporlara yönelik çok açık ve şüpheye yer bırakmayan itirazları bilirkişilerce değerlendirilmeden hali hazırda dava reddedildiğini, söz konusu rapordaki değerlendirmelere karşı sunmuş oldukları itirazlar değerlendirilmiş olsaydı yine eldeki davanın reddedilmiş olacağını, bu tespitlerin kaynağı olan banka kayıtları tamamı ile davacı bankanın seçerek gönderdiği kayıtlar olup davacı banka itirazlarının odağı olan çeklerin dökümlerini hatalı göndermiş ve kayıtlarında müvekkil şirkete ait USD/ EURO hesaplarına dair kayıtları göndermediğini, davacı tarafın dayanak kabul ettiği bilirkişi raporunda sadece tek bir kayıt üzerinde durulmuş olup iş bu kaydı sunduklarını, bu kayıt kapsamında davacı tarafın tedbir kararı sonrasında müvekkiline ait hesaplarda çekleri tahsil edip, hesaplara gelen paraları bloke ettiğini, ardından bu blokeleri çözerek kullandığı açıkça görüldüğü ancak bilirkişilerin, bu kayıtları da yanlış ve hatalı incelediklerini, bu hesap kayıtları dışında; teminat hesabının yani çeklerin girildiği hesap incelenmediğini, müvekkili şirketin EURO/USD hesapları da raporda incelenmediğini, takas sisteminde yer alan ve bloke tutulan çek bedellerinin yer aldığı sistem hiçbir şekilde incelenmediğini, eğer inceleme yapılmış olsa idi bilirkişinin raporda belirttiği çeklerin iade edilmediği; aksine söz konusu çeklerin tahsil edilip davacı bankanın uhdesinde tutulduğu anlaşılacağını, raporda incelenen kredilerin var olduğu hesaplardaki teminatların girildiği hesaplar da incelenmediğini, müvekkil şirketin banka kayıtlarından tespit edebildiğimiz üzere birden fazla hesap üzerinde hareketler mevcut olduğunu, bu para hareketlerinin var olduğu her hesabın ayrı ayrı dökümlerinin alınıp incelenmesi gerektiğini, misalen...olu hesaptan döviz satış ile... numaralı hesaba aktarılmış ama 11 numaralı hesaba ait herhangi bir açıklama raporda bulunmadığını, ayrıca... nolu teminat hesabının dökümü de raporda incelenmediğini, davacı banka tarafından tüm paraların bu hesapta bloke de tutulduğu ayrıca raporda bahsi geçen kredi hesap numaraları sonu...nolu krediler olduğunu, bunların haricinde müvekkilin kullanmış olduğu... nolu krediler de bulunduğunu, söz konusu kredilerin tahsilatından ötürü paralar bu hesaplara da aktarıldığını, son olarak tüm avukat masrafları ihtarname masrafları gibi harcamaları da davacı banka müvekkil şirketin hesabından ayrıca tahsil ettiklerin, bir kısım meblağı da KFG teminatı olarak başkaca bir hesaba aktardıkları ancak bilirkişilerin raporda bu hususları incelemediğini, bilirkişiler tarafından; bahsi geçen görüş ve kanaatlerine esas aldıkları ölçütün davacı bankanın kayıtları olduğunu, raporun tümüne yayılmış bir şekilde ifade edildiği ancak rapordan; banka kayıtlarında var olan hangi hususların incelendiğini, vadeli/vadesiz hangi hesapların incelendiği, incelenen hesaplarda davacı bankanın müvekkil hesabından uhdesine geçirdiği meblağların tutarı ve bu meblağların hangi ad adı altında alındığını, alınan tutarların konkordato projesine uygun olup olmadığı gibi hususların cevabı bulunmadığını, davacı tarafın dayandığı bilirkişi raporunda; zikrettikleri hususları da irdeleyen bir rapor düzenlenmiş olsa idi; davacı bankanın bloke etmiş olduğu müvekkili şirkete ait teminat çeklerinin tutarının borcu fazlasıyla karşıladığı ve bilirkişilerin tespit ettiğinin aksine çeklerin iade edilmediği ayrıca bankacılık uygulamasına göre normalde her açılan kredi için bir hesap ekstresi oluşturulur ve o hesaba ait teminat alınan çekler o ekstrede göründüğünü, işbu ekstreler üzerinde bir inceleme yapılmış olsa idi çeklerin davacı banka uhdesinde bulunduğunu, müvekkili şirketin davacı banka uhdesinde ayrıca takribi 14.000 EUR ve 2.500 USD tutarda döviz içerir hesap bulunduğu ve neticeten konkordatonun feshini gerektirecek bir dava sebebinin bulunmadığı tespit edileceğini, bu kapsamda açıklama yapılacak olur ise; esas olarak aydınlatılması gereken, bilirkişilerin de raporlarında kanaatlerince yanlış tespitlerde bulunduğu çek meselesi olduğunu, ilgili hesaplar incelenmiş olsa idi zaten tespit edilecek olmalarından ötürü ekte birer örneğini sunmuş oldukları ve davacı banka tarafından teslim alındığına ilişkin imza ile kaşesini de içerir, uhdesinde tutmuş olduğunu ifade edip durduğumuz çekler ve toplam tutarları "çek verildi bordroları"na bakıldığında aynen ...Hesap Kodlu... numaralı 24.383,00 TL meblağlı, ...Hesap Kodlu ...numaralı 45.000,00 TL meblağlı,... Hesap Kodl...numaralı 24.383,00 TL meblağlı, ... Hesap Kodlu... numaralı 50.000,00 TL meblağlı, ... Hesap Kodlu ... numaralı 20.610,00 TL meblağlı, ... Hesap Kodlu... ... ve ... numaralı 235.580,00 TL meblağlı olmak üzere, toplam uhdede tutulan çek bedeli: 399.956,00 TL olacağını, bu konuda dilekçe ekinde sunmuş oldukları ve halen davacı banka uhdesine olduğu çeklerin; bilirkişi raporundaki hatalı tespitin aksine taraflarınca bankaya teslim edildiğinin ekteki "çek verildi bordro"larıyla ispat edildiği; buna karşılık davacı banka tarafından müvekkil şirkete iade edilmediği hususlarından dolayı da bilirkişi raporu hatalı tespit içerdiğini, söz konusu çekler de tahsil edildiği, davacı tarafın ayrıca... Hesap Kodlu "...KAT BNK ÇEK TAHSİL DEPO" adlı hesap dökümünden anlaşıldığı üzere 353.180,00 TL virman yaptığı görüldüğünü, bu şekilde davacı bankanın nezdinde tuttuğu toplam meblağ'ın 753.136,00 TL olduğu hatta daha fazla olduğu düşünüldüğünü, müvekkili şirketin davacı banka uhdesinde ayrıca 14.000 EUR ve 2.500 USD tutarda dövizi de bulunduğunu, döviz hesapları da hiçbir şekilde incelenmediğinden davacı bankada müvekkili şirketin ne kadarlık bir malvarlığı olduğu da bilinmediğini, tüm bunlar incelendiğinde müvekkil şirketin konkordato kayyımı tarafından gerçekleştirilen tüm işlemler cihetinde davacı tarafa eksik taksit ödemesi yaptığı gibi bir iddianın kabul edilebilir bir yani bulunmadığını, müvekkili şirketin davacı tarafın mahkeme kararına aykırı olarak uhdesinde tuttuğu çek ve bloke nakit bedellerini mahsup ederek taksit ödemelerini gerçekleştirdiğini, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak emin olunmamasından kaynaklı olarak 7 taksitte bakiye ödeme yapıldığı ve dahi kalan tüm taksitler eksiksiz ödendiği, müvekkili şirketin 7. Taksit sonrasında kalan tüm taksitleri ödediği sabit olup bu kapsamda müvekkilinin herhangi bir artniyeti ya da hukuka aykırı tutumu olsa idi diğer taksitler için de davacı tarafın söylemi gibi ya hiç ödeme yapmadığı ya da eksik yaptığını, eldeki davada olduğu üzere, davacı tarafın kendi hukuka aykırı tutumu dolayısı ile mahsup edilen taksit ödemelerine yönelik, "taksit ödemeleri yapılmadı" iddiasının öne sürülmesi abesle iştigal olduğunu, her ne kadar davacı banka tarafından müvekkili şirkete, tasdiklenen proje nedeniyle yapılandırmaya uymadığından bahisle suçlamalarda bulunulsa da, müvekkili şirketin konkordato şartlarına tamamen uyması, keyfi hiçbir eylem ve davranış içerisinde bulunmaması ve bu doğrultuda alacaklar arasında eşitlik ilkesi gereğince davacı bankaya yapılandırma doğrultusunda ödeme yapmamasının sebebi bir ihmalkarlık veya kusur değil gerçekte müvekkil şirketin üzerine düşen yükümlülüğün gereği olduğunu, konkordato projesinin, konkordato kayyımı tarafından yürütüldüğü ve yargılamaya dair sunulan denetim raporları ile de davacı bankanın tahsil ettiği çeklere ve bankada bloke tutulan nakit bedellere taksitlerin mahsup edildiği; kalan taksitlerin de her ay eksiksiz bir şekilde ödendiği her raporda ifade edilmiş ve somut olarak ortaya konulduğunu, tüm bu açıklanan sebepler ile mahkemenin ek ve kesin kararı, denetim kayyımı raporları, konkordato projesi karşısında davacı bankanın mahkeme kararına aykırı davrandığını açıkça ikrar ederek temelini dayandırdığı soyut ve afaki fesih iddialarının kabul edilebilir bir yanı bulunmadığından davacı tarafın tüm iddialarının kül halinde reddine karar verilmesi ve davanın kötüniyetli bir şekilde açılmasından mütevellit HMK madde 329 uyarınca kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesinin talep edildiğini belirterek, davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine, davanın her halde esastan reddine, kötüniyetli bir şekilde ikame edilen davada hmk madde 329 uyarınca davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmişir. Mahkememizin... Karar sayılı dosyasının UYAP suretinin incelemesinde; davacının ... Makine Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi, davanın Konkordato davası olduğu, Mahkememizce 27/05/2021 tarihinde davacı ... Makine Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi'nin konkordato talebinin kabulü ile konkordatonun İİK 306. Maddesi gereğince tasdikine, davacı borçlunun konkordatoya tabi adi borçlarının tamamını ilk taksidi 2021 yılı Ocak ayından başlamak üzere 36 ayda eşit taksit halinde ödemesine, 2021 yılı 5. ayına ait taksidin ödemesinin ertelenerek 2021 yılı 5. ayına ait ödemenin 37. Taksit olarak yapılmasına karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi... Hukuk Dairesinin... Karar sayılı 25/11/2022 tarihli kararı ile; "1-a- İzmir.... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 27/05/2021 tarih, ... Karar sayılı kararına karşı istinaf talebinde bulunan alacaklılar..A.Ş ile ...A.Ş'nin istinaf hakkı bulunmadığından, alacaklı ... End...A.Ş 'nin istinaf başvurusunun süresinde yapılmadığından istinaf başvurularının HMK'nun 352.maddesi gereğince REDDİNE, b- Davacı ile alacaklılar ... Katılım Bankası A.Ş, ... Elekt ... A.Ş,... Elekt ... A.Ş,...Bankası A.Ş 'nin istinaf başvurularının ise HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE," yönelik olarak temyiz yasa yolu açık olmak üzere karar verildiği, kararın bu kez temyiz edilmesi üzerine Yargıtay... Hukuk Dairesinin ...Karar sayılı 03/10/2022 tarihli kararı ile onanmasına karar verildiği ve kararın 19/10/2022 tarihinde kesinleştiği, Mahkememizin 06/05/2024 tarihli ek kararı ile Mahkememizce onaylanan konkordato projesi uyarınca borç ödeme sürecinin tamamlandığınından bahisle kayyım ...'in görevine son verilmesine karar verildiği belirlenmiştir. Kayyım...Mahkememize verdiği 20/11/2024 havale tarihli raporunda; 340.000 liralık eksik ödemenin 200.590,10 liralık kısmının hiç ödenmediği iddia edilen 5 ve 6. Taksitler olduğu, geriye kalan 139.409,90 liranın ise hangi taksitin ne kadar eksik ödenmesinden kaynaklandığının anlaşılamadığı, diğer taraftan taksitlerin ödenmediğine yönelik alacaklı banka tarafından, kayyımlığa yapılan hiçbir bildirim, ihtar, itiraz ve sair husus bulunmadığı gibi söz konusu taksitlerin ödeme sürelerinden sonra 27.05.2021 tarihinde ve istinaf kararı sonrasında mahkememizce yeniden yapılan yargılamada da taksitlerin ödenmediğine veya kısmi ödendiğine dair itirazları bulunmadığı, mahkeme tarafından tasdik edilen ödeme planına göre ...KATILIM BANKASI A.Ş. alacağı 3.610.621,86 TL ve aylık ödeme tutarları 100.295,05 lira olduğu, mahkemenin 18.01.2019 tarihinde tanzim ettiği tensip zaptının 13 numaralı ara kararı ile bu tarihten itibaren alacaklı bankaların takas uygulamalarını tedbiren durdurduğu, iddiaya konu ödenmeyen taksit tutarlarının bir kısmı davacı bankaya tahsile verilen ve keşide tarihi 18.01.2019 tarihli tedbir kararından sonraki tarih olan 265.456 liralık çeklerin tutarı olduğu, söz konusu çeklerin listesi'nin a.28.02.2019 tarih ve...seri numaralı 24.383,00 TL bedelli çek, b.30.01.2019 tarih ve... seri numaralı 24.383,00 TL bedelli çek, c.06.02.2019 tarih ve... seri numaralı 45.000,00 TL Bedelli çek, d.31.01.2019 tarih ve ...seri numaralı 50.000,00 TL bedelli çek, e.30.01.2019 tarih ve... seri numaralı 7.700,00 TL bedelli çek, f.28.02.2019 tarih ve... seri numaralı 12.910,00 TL bedelli çek, g.23.02.2019 tarih v... seri numaralı 101.080,00 TL bedelli çekler olduğu, alacaklı banka ekstresi incelendiğinde alacaklı banka tarafından 18.01.2019 tarihinden itibaren borçlu şirketin bütün yatan paraları blokede bekletildiği; 18.01.2019-22.01.2019 tarihleri arasında “bloke çözme işlemi” başlıklı pek çok işlem yapıldığı, 22.01.2019 tarihli ... REFERANS NUMARALI 90.061,57 TL tedbir kararına aykırı bir şekilde banka alacağına mahsup edildiği, (arada sayısız bloke işlemi yapılmış) 22.01.2019 tarih ... referans numaralı 70.000,00 TL blokedeki bedelden teminat adı altında kesinti yapıldığı, (arada sayısız bloke işlemi yapılmış) 02.10.2019 tarih... referans numaralı 204.888,00 TL yine bankanın KGF teminatı olarak alındığı, (arada sayısız bloke işlemi yapılmış) 03.10.2019 tarih... referans numarası ile gelen 355.577,00 TL’nin,03.10.2019 tarih ve ... işlemi yapılmış) 03.10.2019 tarih... referans numarası ile gelen 355.577,00 TL’nin,03.10.2019 tarih ve... referans numaralı işlemi ile 353.180,00 TL’si teminat altına alındığı, (arada sayısız bloke işlemi yapılmış) proje başladıktan sonra 23.03.2021 tarih... referans numaralı işlemi ile blokesi çözülen 308.000,00 TL, bankanın 23.03.2021 tarih ... referans numaralı işlemi ile ... no lu krediye KGF teminat tahsilatı olarak alındığı, bu tutarlarda dikkate alındığında borçlu şirketin alacaklı banka tarafından bloke edilen tutarı daha fazla olduğu tahmin edilmesine rağmen banka lehine konkordato projesine zarar vermemek için bulunabilir tutarları dikkate aldığının görüldüğü, konkordato projesi kapsamında tüm taksitlerin ödendiği kanaatinde olunduğu ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir. Toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda davacı tarafça Mahkememizin... Karar sayılı dosyası kapsamında tasdik edilen konkordato projesi doğrultusunda davacı tarafa gerekli ödemelerin yapılmadığından bahisle konkordatonun davacı yönünden kısmen feshine karar verilmesine yönelik olarak davalı hakkında Mahkememize dava açıldığı, davalı tarafından Mahkememizin...Karar dosyasında konkordato davası açıldığı, Mahkememizce 27/05/2021 tarihinde davacı ... Makine Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi'nin konkordato talebinin kabulü ile konkordatonun İİK 306. Maddesi gereğince tasdikine, davacı borçlunun konkordatoya tabi adi borçlarının tamamını ilk taksidi 2021 yılı Ocak ayından başlamak üzere 36 ayda eşit taksit halinde ödemesine, 2021 yılı 5. ayına ait taksidin ödemesinin ertelenerek 2021 yılı 5. ayına ait ödemenin 37. Taksit olarak yapılmasına karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ...Hukuk Dairesinin... Karar sayılı 25/11/2022 tarihli kararı ile; " 1-a- İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 27/05/2021 tarih, ... Karar sayılı kararına karşı istinaf talebinde bulunan alacaklılar ... ..A.Ş ile ... ...A.Ş'nin istinaf hakkı bulunmadığından, alacaklı ... End...A.Ş 'nin istinaf başvurusunun süresinde yapılmadığından istinaf başvurularının HMK'nun 352.maddesi gereğince REDDİNE, b- Davacı ile alacaklılar ... Katılım Bankası A.Ş, ... Elekt ... A.Ş, ...Elekt ... A.Ş,...in istinaf başvurularının ise HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE," yönelik olarak temyiz yasa yolu açık olmak üzere karar verildiği, kararın bu kez temyiz edilmesi üzerine Yargıtay... Hukuk Dairesi ' nin ... Karar sayılı 03/10/2022 tarihli kararı ile onanmasına karar verildiği ve kararın 19/10/2022 tarihinde kesinleştiği, Mahkememizin 06/05/2024 tarihli ek kararı ile Mahkememizce onaylanan konkordato projesi uyarınca borç ödeme sürecinin tamamlandığınından bahisle kayyım ...'in görevine son verilmesine karar verildiği , davacı tarafça dava dilekçesinde ödeme projesine göre müvekkili bankanın alacağının 3.610.621,86-TL olarak kabul edildiği ve bu tutarın 36 eşit taksitte ödeneceğinin tasdik edildiği, firma tarafından 340,000,00 TL eksik ödeme yapıldığı bildirilmiş ise de ; kayyım raporunda da belirtildiği üzere davacı tarafça söz konusu taksitlerin ödenmediğine yönelik kayyımlığa yapılan hiçbir bildirim, ihtar, itiraz ve sair husus bulunmadığı gibi söz konusu taksitlerin ödeme sürelerinden sonra 27.05.2021 tarihinde ve İstinaf kararı sonrasında mahkemece yeniden yapılan yargılamada da taksitlerin ödenmediğine dair itirazların bulunmadığı, bütün alacaklıların, alacaklarına kavuştuğu, davacı bankanın konkordato projesi kapsamında tüm taksitlerinin ödendiği, dava tarihi itibariyle davalının davacıya konkordato projesi kapsamında ödemeleri yerine getirdiği ve dava tarihi itibariyle davacı yönünden ödenmeyen taksidin bulunmadığı bu husus göz önüne alındığında davacı taraf lehine konkordatonun kısmen feshine ilişkin yasal koşulların oluştuğunun belirlenemediği incelenen tüm dosya kapsamıyla anlaşılmış davanın reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davanın REDDİNE, 2-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, Dair tebliğden itibaren 2 hafta içinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar Davacı vekili Av.... ile davalı şirket yetkilisi ....e davalı vekili Av...'ın yüzüne karşı, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 21/11/2024 Başkan ... E-imzalıdır Üye ... E-imzalıdır Üye ... E-imzalıdır Katip... E-imzalıdır