İlk Derece Mahkemesi · İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/470 E. 2024/1060 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/470
Karar No
2024/1060
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/470 KARAR NO : 2024/1060 DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/05/2019 KARAR TARİHİ : 17/12/2024 Davacı tarafından davalı aleyhine açılan alacak davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA :Davacı vekili sunmuş olduğu dava dilekçesiyle ; Müvekkilinin 05.12.2018 tarihinde... Şirinyer/İzmir Şubesi nezdindeki TR... iban numaralı hesabından ... Bankası Üçkuyular/İzmir şubesinde bulunan TR...iban numaralı hesabına para aktarmak istediğini, ancak kendi hesabına aktaracağı 60.000,00 TL miktarındaki meblağı sehven ... Bankası A.Ş Üçkuyular/İzmir Şubesi nezdindeki TR... iban numaralı... Akıllı Ev Sistemleri San. Tic. Ltd. Şti hesabına gönderdiğini, sehven yollanan paranın sahibi davalı şirket ile müvekkili arasında 2 sene öncesine dayanan alım satıma dayalı ticari ilişkinin mevcut olduğunu, ancak davalı ile müvekkili arasında bu süreçte 60.000,00 TL havale işlemi olduğu tarihte herhangi bir alacak ilişkisinin söz konusu olmadığını, müvekkili şirket tarafından bankaya çektiği ihtarnameye rağmen banka tarafından cevap verilmediğini, sehven yapılan havale işlemi neeniyle müvekkilinin malvarlığında 60.000,00 TL'lik eksilme meydana geldiğinden bahisle davanın kabulüne, dava konusu 60.000,00 TL'nin müvekkilinin hesabından davalının hesabına sehven aktarıldığının tespitine ve sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince müvekkiline talep tarihi olan 07.12.2018 tarihinden itibaren faiziyle iadesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : 1- Mahkememizce yapılan yargılama sırasında davalıya usulüne uygun olarak tebligat çıkartılmış olmasına rağmen davalı tarafça esasa cevap süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulamamıştır. 2-Feri müdahil ...Bankası A.Ş vekili sunmuş olduğu yazılı beyan dilekçesiyle; davacının kendi hesapları arasında havale yapmak suretiyle hareket ederken sehven davalıya havale ettiği toplam 60.000,00 TL'nin sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde taraflarına iadesini talep ettiğini, davacı tarafın beyanlarında açıkça belirttiği üzere kendi talimatı üzerine 3.kişi müvekkili banka tarafından kanunda açıkça belirtildiği üzere havale ödeyicisi sıfatıyla havale işlemi gerçekleştirdiğini, söz konusu talimatın davacı tarafından sehven/hatalı iban numarası belirterek yapılmış olmasının müvekkili bankanın sorumluluğunda bulunmadığını, havale işlemlerinde müşterinin onayının alındığını, davacı tarafından müvekkili bankaya çekilen ihtarnameye de cevap verildiğini, alıcı hesabının üzerinde de haciz blokeleri bulunmakta olduğunu, müvekkili bankanın ayrıca hesaba haciz koyan kurumlardan haciz fek yazısı ve ziyade bir mahkeme kararı olmadıkça bu hesap üzerinde kendi alacakları haricinde işlem yapma yetkisinin bulunmadığından müvekkili bankanın bir sorumluluğunun bulunmadığını bildirmiştir. Dava ; Davacının banka hesabından yine davacıya ait başka bir banka hesabına havale edilmek istenen tutarın yanlışlıkla davalı şirket hesabına havale edildiği iddiasıyla sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince davaya konu meblağın davalıdan tahsiline karar verilmesi istemine ilişkindir. MAHKEMEMİZİN ... KARAR SAYILI KARARININ GEREKÇESİ : "Taraflar arasındaki ihtilaf, davaya konu olan ve davacının dava dilekçesinde belirtilen hesabından davalı şirketin hesabına 05.12.2018 tarihinde sehven havale edildiği bildirilen tutarın davalı şirket açısından sebepsiz zenginleşme oluşturup oluşturmadığı, bu kapsamda davacının davalı şirketin dava dilekçesinde belirtilen banka hesabına sehven gönderildiği bildirilen davaya konu 60.000,00 TL'lik tutarın faizi ile birlikte davacıya iadesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. Mahkememizce yapılan yargılama sırasında havale işleminin yapıldığı tarih itibariyle davacı ile davalı şirket arasında bir ticari ilişkinin bulunup bulunmadığı, davaya konu havalenin davacı tarafça iddia edildiği şekilde sehven davalı şirketin banka hesabına gönderilip gönderilmediğinin tespiti açısından her iki tarafa ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde ve yine dosya kapsamı belgeler ve gerektiğinde banka kayıtları HMK 278/4.maddesi gereğince yerinde incelenmek suretiyle rapor düzenlenmek üzere mali müşavir bilirkişi ve bankacı bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar verilmiş olup, mahkememizce oluşturulan inceleme gün ve saatinde 2017 ve 2018 yılına ait ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmesi için davalı şirkete meşruhatlı davetiye çıkartılmış olmasına rağmen davalı tarafça ticari defter ve kayıtların sunulmadığı, bu nedenle bilirkişi incelemesinin sunulan davacı tarafa ait ticari defter ve kayıtlar ile dosya kapsamı belgeler ve banka kayıtları üzerinde yapıldığı görülmüştür. Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 20.07.2020 tarihli raporun incelenmesinden, davacının 2016, 2017 ve 2018 yılı ticari defter ve kayıtlarının incelendiği, incelenen ticari defterlere göre davacı ile davalı şirket arasında 2016 yılında bir ticari ilişkinin bulunduğu, ticari ilişkiye istinaden davalı şirketin 23.06.2016 tarihinde davacıya... nolu 11.877,60 TL tutarında satış faturası düzenlediği, davalı şirketin düzenlediği ilgili faturanın peşin ödemeli satış olduğu, bu itibarla kapalı fatura düzenlendiği, davacının ilgili fatura bedelini peşin ödediği ve ödeme kaydına da 2016 yılı ticari defterlerinde 23.06.2016 tarihinde ... nolu yevmiye maddesi ile kayıt altına aldığı, davacının davalı şirkete göndermiş olduğu davaya konu 60.000,00 TL EFT'nin davacıya ait ticari defterlerde kaydına rastlanmadığının bildirildiği görülmüştür. Yine alınan bilirkişi raporunda davacının 05.12.2018 tarihinde...Bankası Şirinyer/İzmir Şubesi nezdindeki "TR..." iban nolu kendi hesabından... İnternet Bankacılığı vasıtasıyla davalı şirketin... Bankası Eşrefpaşa/İzmir Şubesi nezdindeki "TR..." iban nolu hesabına 60.000,00 TL EFT yaptığı, ... Bankası tarafından dosyaya gönderilen 10.10.2019 tarihli cevabi yazının incelenmesinden 05.12.2018 tarihinde davacı adına kayıtlı hesaptan yine davacı adına İş Bankası nezdinde kayıtlı "TR..." nolu hesaba 60.000,00 TL tutarda EFT yapıldığı, aynı tarihte davalı şirket adına kayıtlı ... TL numaralı hesaba, davacı adına... Bankası nezdinde kayıtlı hesaptan 60.000,00 TL EFT yapıldığı, davacı tarafından yapılan 60.000,00 TL EFT işleminden sonra hesapta bulunan blokeden dolayı herhangi bir çıkışın görülmediğinin bildirildiği, yazı cevabı ekinde gönderilen davalı şirkete ait hesap ekstrelerinin incelenmesinden 05.12.2018 tarihinde gelen "EFT-...-Virman" açıklamasıyla 60.000,00 TL'nin hesaba kaydedildiği ve hesaptaki 316,44 TL bakiye ile 10.10.2019 tarihi itibariyle hesap bakiyesinin 60.316,44 TL olduğunun tespit edildiği bildirilmiştir. Yine alınan bilirkişi raporunda davaya konu somut olayda havalenin davacı tarafından Cep Şube İnternet Bankacılığı kullanılarak yine kendisinin belirlediği iban numarasına yapılmış olduğundan tüm sorumluluğun davacıya ait olduğu, 3.kişi konumundaki bankanın havale tutarının hesaba geçmesi üzerine, hesap üzerinde hacizlerin bulunması nedeniyle havale tutarının iadesini ancak davalı firmanın talimatı ve ilgili icra dairelerinin iznine bağlı olduğu, bu nedenle 3.kişi konumundaki ... Bankası A.Ş'nin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Davacı vekili tarafından davacının banka hesabından yine davacının başka bir banka hesabına gönderilmek istenirken dava konusu 60.000,00 TL'lik tutarın davalı şirketin hesabına sehven gönderildiğini iddia etmiştir. Dava konusu tutarın davalı şirketin hesabına sehven gönderildiği yönündeki iddianın davacı tarafça ispatlanması gerekmektedir. Davalı tarafça esasa cevap süresi içerisinde davaya karşı cevap dilekçesi sunulmadığından davalının davayı inkar ettiği kabul edilmiştir. Bu kapsamda mahkememizce yapılan yargılama sırasında dava konusu tutarın sehven gönderildiği yönündeki davacı iddiasının yerinde olup olmadığının değerlendirilebilmesi açısından davacı ile davalı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir. Sunulan davacıya ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde yaptırılan bilirkişisi incelemesi neticesinde davalı ile davacı arasında 2016 yılında ticari ilişkinin bulunduğu, havale işleminin yapıldığı tarih itibariyle herhangi bir ticari ilişkinin bulunmadığı ve yine dava konusu tutarın davacıya ait ticari defterlerde kayıtlı olmadığı tespit edilmiş ise de, davaya konu havale edilen tutarın davacı defterlerinde kayıtlı olmaması ve yine havale işleminin yapıldığı tarih itibariyle sunulan davacı tarafa ait ticari defterlerde bir ticari ilişkiye rastlanmamış olmasının tek başına dava konusu tutarın sehven gönderildiği yönündeki iddiayı kanıtlamaya yeter nitelikte olmadığı, yine taraflar arasında daha önceki dönemde 2016 yılında bir ticari ilişkinin davacı defterlerinde kayıtlı olmasının da dava konusu tutarın sehven gönderildiği yönündeki iddiayı kanıtlamak açısından mahkememizce yeterli görülmediği, bu kapsamda dosya kapsamı belgeler ile davacının dava konusu havalenin davalı şirket hesabına sehven gönderildiği yönündeki iddiasını kanıtlayamadığı düşünülmüştür. Davacı tarafça delilleri arasında da açıkça yemin deliline dayanılmadığından kanıtlanamayan davanın reddine" şeklindeki gerekçeyle davanın reddine karar verildiği görülmüştür. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ ...HUKUK DAİRESİ'NİN ...KARAR VE 23.05.2024 TARİHLİ KARARININ GEREKÇESİ : "Dava, bankacılık hizmetinden kaynaklanan sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı tarafından davalı hesabına sehven para gönderilip gönderilmediği, taraflar arasında para havale edilmesini gerektirecek bir ilişki bulunup bulunmadığını, davalının sebepsiz zenginleşip zenginleşmediğinin tespitinden kaynaklanmaktadır. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen ilk derece mahkemesi kararı hakkında 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Dava alacak talebinden kaynaklanmakta olup, yargılama Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatı ile yapılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. Diğer taraftan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Öte yandan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve istinaf incelemesi aşamasında Bölge Adliye Mahkemesince re'sen incelenir. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/4. maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre, yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmeyecektir. Başka bir anlatımla, yargı çevresinde asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde bir ticari uyuşmazlığın çözümü için asliye hukuk mahkemesine genel mahkeme sıfatıyla dava açılması halinde, mahkemece görevsizlik kararı verilmeksizin işin görülmesi gerekir. Buna karşılık, kanun aksi durumu düzenlememiş olduğundan, asliye hukuk mahkemesinin ticari olmayan bir davayı asliye ticaret mahkemesi sıfatıyla görmüş olması açıkça usule aykırılık oluşturmaktadır. Somut olayda; tacir olmayan davacının sebepsiz zenginleşme nedeniyle alacak istemine ilişkin dava açtığı anlaşılmakta olup, bu nevi davaların ticari dava olduğuna ya da asliye ticaret mahkemelerinde görüleceğine ilişkin yasal bir düzenleme bulunmamaktadır Davacı tarafın tacir sıfatı bulunmadığından, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanununun 2. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir. Görev kamu düzeni ile ilgili olup, yargılamanın her safhasında ve re'sen nazara alınmalıdır. Hal böyle olunca, davaya Asliye Ticaret Mahkemesinde bakılması usul ve yasaya aykırı olduğundan davacının istinaf talebi üzerine kamu düzenine göre yapılan inceleme sonucu ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK 353/1-a/3 maddesi gereğince dosyanın Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmek üzere mahkemesine iadesine" şeklindeki gerekçeyle mahkememizin... Karar sayılı kararının kaldırılmasına karar verildiği görülmüştür. Mahkememizce yapılan yargılamada, dava konusu somut olayda, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ...Hukuk Dairesi'nin...Karar sayılı kararı kapsamında, tacir olmayan davacının sebepsiz zenginleşme nedeniyle alacak istemine ilişkin dava açtığı, bu nevi davaların ticari dava olduğuna ya da asliye ticaret mahkemelerinde görüleceğine ilişkin yasal bir düzenleme bulunmadığı, davacı tarafın tacir sıfatı bulunmadığından, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanununun 2. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olduğu.HMK 2.maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli anlaşılmakla, mahkememizin iş bu davada görevli olmaması nedeniyle davanın usulden reddine, görevli mahkemenin İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna karar verme gereği doğmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: İş bu davada mahkememiz görevli bulunmadığından davanın usulden REDDİNE, Görevli mahkemenin İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna, HMK 20.maddesi gereğince, iş bu karar süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşir ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulur ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde talepte bulunulması halinde dosyanın İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Harç ve yargılama giderlerlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda karar verildi. 17/12/2024 Katip ... e-imza Hakim ... e-imza

Atıf: İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/470, K. 2024/1060, T. 17.12.2024, www.arakarar.com/karar/izmir-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-470-e-2024-1060-k-0e94168e3d4a