İlk Derece Mahkemesi · İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/99 E. 2025/29 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/99
Karar No
2025/29
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/99 KARAR NO : 2025/29 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 13/02/2022 KARAR TARİHİ : 14/01/2025 Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi. İDDİA VE TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin bardak kolisi temin etmek için yaptıkları araştırma sonucu karşı taraf ile iletişime geçtiği, davalının sağlam, sorunsuz, ayıpsız ve kullanıma hazır bardak kolisi gönderebileceğini taahhüt ettiği ve birim fiyatı 5,00 TL olmak üzere 4.959 adet TST C bardak kolisini 25.045,00 TL karşılığında müvekkiline gönderdiği, gönderilen ürünlerin davalı tarafça taahhüt edildiği şekilde olmadığı, kullanıma ve satışa hazır olmadığı, sorunsuz kullanılmasının ve satışının imkansız olduğu, 6098 Sayılı TBK'nın 219.maddesi kapsamında ürünlerin ayıplı olduğu, teslimatın ayıplı mal olduğunun karşı tarafa yasal süresi içerisinde bildirildiği, faturaya itiraz edildiği, ihtarname çekildiği, gönderilen ayıplı malın geri alınıp ücretinin iade edilmesinin talep edildiğinden bahisle davalı hakkında icra takibi başlatıldığı, davalının icra takibine haksız olarak itiraz ettiği, bu nedenle davalının itirazının iptaline, takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP VE SAVUNMA: Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmış, davalı davaya cevap vermemiş, davalı vekili duruşmalardaki beyanında davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DAVA: Dava, ticari satıma konu malın ayıplı olduğu iddiası ile ödenen satım bedelinin iadesi amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. DELİLLER: -İzmir...İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı icra takip dosyasının sureti, -Davalının tacir olup olmadığının tespiti amacıyla Hasan Tahsin Vergi Dairesi Müdürlüğü ve İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan yazıya verilen cevabi yazılar, -Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 11.04.2023 tarihli bilirkişi raporu ve ekleri, -Hasan Tahsin Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden getirtilen davalıya ait 2021 yılı Ba kayıtları, -Bilirkişiler ... tarafından düzenlenen 15.09.2023 tarihli bilirkişi raporu, -Bilirkişiler... tarafından düzenlenen 27.02.2024 tarihli bilirkişi ek raporu, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır. İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, İii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-1663 E., 2021/1070 K. sayılı kararında da değinilmiştir. Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince ispat yükü, Kanun’da özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. TBK 219. maddesi uyarınca, satıcı alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini veya alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki yada ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumludur. TBK 223/1.maddesi gereğince alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir durum görür ise bunu uygun bir süre içinde bildirmekle yükümlüdür, TBK 227. maddesi gereğince satıcının, satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hallerde alıcı; satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme seçimlik hakları yanında genel hükümlere göre tazminat talep etme hakkı vardır. Alıcının sözleşmeden dönme hakkını kullanması halinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hakim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinden indirilmesine karar verebilir. Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise, alıcı, ancak sözleşmeden dönme ve satılanın ayıpsız benzeriyle değiştirilmesini talep edebilir. TTK 23/1-c maddesi gereğince, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değil ise alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda TBK 223.maddesinin ikinci fıkrası uygulanır. TBK 223/2.maddesi gereğince alıcı, gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması halinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir, bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının, davalıdan satın aldığı bardak kolilerinin ayıplı olduğundan bahisle satım bedelinin iadesi amacıyla davalı aleyhinde İzmir... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında genel haciz yoluyla ilamsız takip başlattığı, ödeme emrinin davalıya 06.12.2021 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 07.12.2021 tarihinde yasal süresi içerisinde borca ve ferilerine itiraz ettiği, icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verildiği, davacının yasal süresi içerisinde işbu davayı ikame ettiği ve davalının itirazının iptalini talep ettiği, davacının, davalıdan 4.959 adet bardak kolisi satın aldığı, ancak davalıdan aldığı bu malların vadedilen özellikleri taşımadığı ve kendisinin zarara uğradığını, satım bedeli ile bu mala ilişkin yapılan nakliye masraflarının davalı tarafından iadesinin gerektiğini iddia ettiği, davalının davaya cevap vermediği, davacının iddialarını inkar etmiş sayıldığı, taraflar arasında ticari satım ilişkisi olup olmadığı, ilişki var ise davacıya teslim edilen malın ayıplı olup olmadığı, mal ayıplı ise davacının yapmış olduğu ödemenin iadesini talep edip edemeyeceği, talep edebilecek ise talep edebileceği miktarın ne kadar olduğu, takibe yapılan itirazın haksız olup olmadığı hususlarında ihtilaf bulunduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce yapılan araştırmada davalının bilanço usulüne göre defter tuttuğu, tacir sayılan kişilerden olduğu, her iki tarafı tacir olan ve tarafların ticari işletmesini ilgilendiren, ticari satımdan kaynaklanan nispi ticari dava niteliğindeki uyuşmazlıkta mahkememizin görevli olduğu belirlenmiştir. Mahkememizce davacı defter ve kayıtları ile davaya konu malın bulunduğu mahalde keşif suretiyle bilirkişi incelemesi yapılmasının talimat mahkemesinden istenildiği, talimat mahkemesince keşif yapıldığı ve dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişi tarafından düzenlenen 11.04.2023 tarihli raporda; davacı şirketin muhasebe kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucunda davacı şirket tarafından 13.10.2021 tarihli fatura ile 4.959 adet TST C bardak kolisi alındığı, KDV dahil 29.553,10 TL ödeme yapıldığı, alınan maldan muhafaza altına alınmış olanların 2.975 adet olduğu ve KDV dahil tutarının 17.552,50 TL olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirildiği anlaşılmıştır. Yine mahkememizce dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişiden davalıya ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle davaya konu fatura ve ödemelerin davalı defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, ayrıca talimat mahkemesince mahkememize gönderilen numune ürünler üzerinde inceleme yapılmak suretiyle davaya konu ürünlerin ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise ayıbın niteliğinin gizli ya da açık ayıp olup olmadığı, ayıplı ise kaç adet ürünün ayıplı olduğu ve davacının elinde bulundurduğu ayıplı ürün bedelinin ne olduğu, bu kapsamda davacının takip tarihi itibariyle isteminin yerinde olup olmadığı konusunda rapor düzenlenmesinin istenildiği, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 15.09.2023 tarihli raporda; davalıya ait ticari defter ve kayıtlarda takip tarihi itibariyle davacı şirketin davalıya 53,10 TL borçlu olduğunun kaydedildiği, davalı tarafından davacı adına düzenlenen takibe ve davaya konu 13.10.2021 tarihli ve 29.553,10 TL tutarındaki fatura içeriğinin 4.959 adet TST C bardak kolisi + 1 adet klişe baskı olduğu ve %18 KDV dahil 29.553,10 TL tutarında olduğu, fatura karşılığında 15.10.2021 tarihinde davacı tarafından davalıya 31.12.2021 vadeli 29.500,00 TL bedelli çek verildiği, davacı şirketin davalıya 53,10 TL tutarında borçlu kaldığının davalı defterlerinde kaydedildiği, davacı tarafından davalıya çekilen Gaziosmanpaşa ...Noterliği'nin 27.10.2021 tarihli ihtarnamesinde fatura içeriği ürünlerin kullanıma ve satışa hazır olmadığı, ayıplı olduğunun belirtilerek bildirildiği, ihtarnamenin 28.10.2021 tarihinde davalıya tebliğ edildiği, davacı tarafından istenilen ürün ile davalının teslim ettiği ürünlerin arasında ölçülebilir farklılıklar olduğu, davalı tarafından teslim edilen A-C TST bardak kolilerinin C dalga boyları ve kalınlıklarının olması gereken değerlerden düşük olduğu, teslim edilen ürünlerin istenilen üründen daha düşük gramaja ve dolayısıyla daha düşük dayanıma sahip olması sebebiyle ayıplı ürün olarak kabul edilmesinin gerektiği yönünde görüş ve kanaat bildirildiği anlaşılmıştır. Yine mahkememizce dosyanın en son rapor düzenleyen bilirkişi heyetine tevdi edildiği, bilirkişi heyetinden davalı vekilinin itirazları doğrultusunda ve icra takip dosyasında alacak kalemleri için ayrı ayrı hesaplama yapılması konusunda bilirkişi heyetinden ek rapor düzenlenmesinin istenildiği, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 27.02.2024 tarihli ek raporda; davaya konu olan ürünlerin olduğu paketlenmiş, dışı özenle ambalajlanmış numuneler içerisinde bulunan ve üzerinde "Örnek" ibaresi yazan kolinin taraflar arasındaki ticarette örnek ürün olarak kullanılmadığı, sadece davacı tarafından çeşitli kanallardan daha önce veya sonra temin edilen başka bir koli örneği olduğu değerlendirilirse davalının ürettiği ve davacıya gönderdiği ürünler sözleşme kapsamında belirtilen ürünler olup ayıplı/gizli ayıplı olarak değerlendirilmemesi gerektiği, "Örnek" etiketli numunenin dosyadaki mevcut belgeler incelendiğinde taraflar arasında ticarete konu olduğuna dair bir bilgiye rastlanılmamış olsa da, davacı tarafça bu "Örnek" olarak etiketlenen ürünün iki taraf arasındaki ticarette üretim öncesi gösterilen ön üretim numunesi olduğu düşünülerek değerlendirme yapılması durumunda ise; davacı tarafından davalıya çekilen 27.10.2021 tarihli ihtarnamede; ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde bu malın geri alınarak yerine ayıpsız yeni ürünün teslim edilmesini, aksi takdirde dava edileceğinin ihtar edildiği, ihtarnamenin de 28.10.2021 tarihinde davalı işyerine teslim edildiği görüldüğünden 28.10.2021 + 7 gün ilave edildiğinde 05.11.2021 faiz başlama tarihinden, 18.11.2021 takip tarihi arasında 13 günlük faizin hesap edileceği, dava konusu takibin davalının davacıya düzenlediği faturanın mal bedeli 25.045,00 TL + %18 KDV'si 4.508,10 TL + nakliye ücreti 4.071,00 TL + noter masrafı 315,32 TL olmak üzere 33.939,42 TL toplam tutarın tamamının, "Örnek" etiketli ürün davaya konu değilse gönderilen diğer numuneler sözleşme şartlarına uygun özellikte olduğu değerlendirildiğinde davalının davacıya hiçbir borcunun olmayacağı, dava konusu takibin, davalının davacıya düzenlediği faturanın mal bedeli 25.045,00 TL + %18 KDV'si 4.508,10 TL + nakliye ücreti 4.071,00 TL + noter masrafı 315,32 TL olmak üzere 33.939,42 TL toplam tutarın tamamının, "Örnek" etiketli ürün davaya konu ise yani bu kolinin davalı tarafından teklif aşamasında davacıya örnek gönderilen numune üretimi ise davalının davacıya 33.939,42 TL asıl alacak + 220,61 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 34.160,03 TL tutarında borçlu olacağı, dosya içeriğindeki SMMM bilirkişi ... tarafından düzenlenen 11.04.2023 tarihli davacı şirketin resmi defter ve kayıtlarının incelendiği bilirkişi raporunda tespit edilen “Alınan maldan muhafaza altına alınmış olanlarının 2.975 adet olduğu ve KDV dahil tutarının 17.552,50 olduğu hesaplanmıştır.” tespitinin, mahkemece kabul edilmesi halinde yapılan hesaplamada ise; dava konusu takibin, davalının davacıya düzenlediği faturanın ayıplı mal bedeli 14.875,00 TL + %18 KDV'si 2.677,50 TL + nakliye ücreti 4.071,00 TL + noter masrafı 315,32 TL olmak üzere 21.938,82 TL toplam tutarın tamamının, "Örnek" etiketli ürün davaya konu ise yani bu kolinin davalı tarafından teklif aşamasında davacıya örnek gönderilen numune üretimi ise davalının davacıya 21.938,82 TL asıl alacak + 142,60 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 22.081,42 TL borçlu olacağı yönünde görüş ve kanaat bildirildiği anlaşılmıştır. Somut uyuşmazlıkta, davacı ile davalı arasında bardak kolisi satışına ilişkin satım sözleşmesi bulunduğu, davacının davalı tarafından teslim edilen satım konusu malın taahhüt edilen özellikleri taşımadığı, ayıplı olduğu iddiası ile satım bedelinin iadesi isteminde bulunduğu, mahkememizce yapılan taraf defter incelemesinde satım bedelinin ödendiği hususunda taraf defter ve kayıtları arasında bir ihtilaf bulunmadığı, mahkememizce kimya mühendisi bilirkişiden alınan 15/09/2023 ve 27/02/2024 tarihli bilirkişi kök ve ek raporuna göre davacı tarafından sunulan örnek numune esas alınması halinde teslim edilen ürünlerin ayıplı olduğu, ancak bu numune esas alınmayacak ise teslim edilen ürünün ayıplı olmadığı yönünde görüş bildirildiği, taraflar arasında söz konusu numuneye göre üretim yapılacağına dair herhangi bir yazılı delilin bulunmadığı, bu sebeple mahkememizce dava dilekçesinde yemin deliline dayanan davacıya örnek numuneye göre üretim yapılması konusunda davalı ile anlaşılıp anlaşılmadığı hususunda yemin deliline başvurup başvurmayacağının davacı vekiline hatırlatıldığı, bu hususta mahkememizin 09/07/2024 tarihli celse ara kararı doğrultusunda davacı vekiline yemin deliline başvuracak ise yemin metnini hazırlayıp sunmak üzere 2 haftalık kesin süre verildiği, kesin sürenin sonuçlarının ihtar edildiği, mahkememiz ara kararının davacı vekiline 15/07/2024 tarihinde tebliğ edildiği, davacının kendisine tanınan 2 haftalık kesin süre içerisinde yemin deliline başvurmadığı, bunun yasal sonucu olarak davacının yemin deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılması gerektiği, dosya kapsamı ve 27/02/2024 tarihli bilirkişi ek raporuna göre dava konusu malların örnek numuneye göre üretilmesinin davacı tarafından istenildiği ve söz konusu malların ayıplı olduğunun ispat edilemediği, bu nedenle davacının ayıptan kaynaklanan haklarını kullanamayacağı, iddianın ileri sürülüş biçimi, savunmanın kapsamı ve mahkememizce yapılan incelemenin niteliğine göre başkaca araştırma yapılmasına lüzum bulunmadığı, mahkememizce alınan bilirkişi kök ve ek raporlarının usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gerekli 615,40 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 586,32 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 29,08 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA, 3-Mahkememizce bu yargılama nedeniyle yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Davalı kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4. maddesi uyarınca takdir edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ÖDENMESİNE, 5-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara İADESİNE, 6-İzmir Arabuluculuk Bürosu'nun... sayılı arabuluculuk dosyasında suçüstünden karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A. maddesi uyarınca davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 341 vd. Maddeleri uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/01/2025 Katip ... e-imza Hakim ... e-imza

Atıf: İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/99, K. 2025/29, T. 14.01.2025, www.arakarar.com/karar/izmir-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-99-e-2025-29-k-26ad2a4d5f8a