İlk Derece Mahkemesi · İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/657 E. 2020/103 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2015/657
Karar No
2020/103
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2015/657 Esas KARAR NO : 2020/103 DAVA : Ayıplı malın iadesi ile alacak DAVA TARİHİ : 10/06/2015 KARAR TARİHİ : 11/02/2020 Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Ayıplı malın iadesi ile alacak davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA :Davacı vekili dava dilekçesiyle özetle ; Müvekkili 22.10.2012 tarihinde ultra sense 500 m diode lazer epilasyon cihazını davalıdan satın aldığı, müvekkilinin bu cihazı satın alırken satıcıya 10.10.2012 tarihli ... Karşıyaka şubesinden peşinat olarak 16.000,00 TL ödemeyi ...'ın hesabından davalının ... Bankası Sefaköy Şubesine yaptığı, sonrasında 30.11.2012 tarihli 2.000,00 TL bedelli, 31.12.2012 tarihli 2.000,00 TL bedelli, 30.01.2013 tarihli 2.000,00 TL bedelli, 28.02.2013 tarihli 3.000,00 TL bedelli, 29.03.2013 tarihli 3.000,00 TL bedelli, 26.04.2013 tarihli 3.000,00 TL bedelli, 30.05.2013 tarihli 4.100,00 TL bedelli, 30.08.2013 tarihli 4.100,00 TL bedelli, 26.09.2013 tarihli 4.100,00 TL bedelli, 30.10.2013 tarihli 4.100,00 TL bedelli, 29.11.2013 tarihli 4.100,00 TL bedelli, 24.12.2013 tarihli 4.100,00 TL bedelli, 30.01.2014 tarihli 4.100,00 TL bedelli ve 27.02.2014 tarihli 4.100,00 TL bedelli 16 adet toplam 56.000,00 TL bedelli senet verdiği ve bu senetleri vadesinde ödediği, fakat müvekkilinin bu ödemelerini gerçekleştirmesine rağmen aldığı cihazın garanti süresi içerisinde sık sık arızalanması nedeniyle maldan yararlanmasının süreklilik arz etmediğinden dolayı üründen beklediği yararı bir türlü elde edemediği, her onarımda en az bir hafta cihazın serviste kaldığı, bu nedenle aynı arızanın bir türlü giderilememesi, bu nedenle dava konusu...ultra sense 500 m diode lazer adlı epilasyon cihazının defalarca aynı ve değişik arızaları vermesi nedeniyle müvekkilinin cihazdan beklediği yararı elde edememesi ve arızanın süreklilik arz etmesinden dolayı garanti sözleşmesinden kaynaklı ayıplı malın bedeli olan 61.560,00 TL 'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesiyle özetle ; Karşı tarafın ticaret mahkemesinde dava açmış olmakla taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu ve davacının da davalının da tacir olduğunu bilmekte ve kabul etmekte olduğu, dava dilekçesinde talep edilen hususlara emsal gösterilen Yargıtay kararı ise Tüketici Yasası hükümleri çerçevesinde gelişmiş ve ele alınmış olaylar ile ilgili olduğu, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlü olduğu, diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanunu'nun 223. maddesinin ikinci fıkrasının uygulanmasının gerektiği, Borçlar Kanunu'nun "Gözden geçirme ve satıcıya bildirme" başlıklı 223.maddesinin ikinci fıkrasında "Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır." şeklinde açık hüküm bulunmakta olduğu, davacı dava dilekçesinde cihazda ayıp bulunduğunu ileri sürerek akdin feshi ile ödenen bedelin iadesini talep ettiği, tacirlerin tabi olduğu ve yukarıda izah edilmiş olan ayıp konusundaki yasal düzenleme açık olup davacının gerçeğe ve de yasaya aykırı cihazda ayıp bulunduğuna dair taleplerini kabul etmediklerini, cihazda garanti süresi içerisinde cihaz kullanımını engelleyen herhangi bir açık veya gizli ayıp bulunmadığı, cihazın kullanım hatasına bağlı gelişmiş olan arızalar ise garanti süresi içerisinde giderildiği, davacının garanti süresi içerisinde cihaz kullanımının imkansız olduğuna dair beyanlarının asılsız olduğu, cihazda yapılan işlemler nedeniyle cihazın kullanımına engel herhangi bir durum gelişmediği, herhangi bir ihbara dayanmayan ve süresinde ileri sürülmemiş olan cihazda ayıp bulunduğuna dair iddia ile açılan davanın reddine karar verilmesini talep ettiği, davacı cihazı teslim aldıktan yaklaşık 2 yıl 8 ay sonra açtığı davada Tüketici Yasası kapsamında dahi ileri sürülemeyecek nitelikteki hak taleplerinde bulunmakta olduğu, diod cihazı ayrı başlığı ayrı parçalardır davacının iddia ettiği gibi cihazın kendisinde herhangi bir arıza meydana gelmediği, cihazda kullanıcı hatasına bağlı başlık arızaları olduğu, cihazın başlığı cihazdan ayrı olarak alınıp satılabilen ve tükendikçe doldurulan veya değiştirilen bir aparat olduğu, davacı taraf, cihazı kullanma kılavuzuna, sözleşmeye ve yasal düzenlemeye göre kullanmadığı, davacının 15 adet arıza belgesi olduğunu iddia ettiği belgeler içerisinde bulunan Cihaz Eğitim Formunda da davacıya cihazın ehil kişi uzman doktor tarafından kullanılması gerektiği kendisine beyan edildiği, müvekkilinin sözleşme ve yasa kapsamındaki görevlerini yerine getirtiği, bu nedenle açılan davanın reddine karar verilmesini ve yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dava; Davaya konu cihazın kabulden imtinayı gerektirecek derecede imalattan kaynaklı ayıplı olduğu iddiasıyla davaya konu cihazın iadesiyle satış bedelinin davalıdan tahsili istemine ilişkin olduğu görüldü. Yargıtay...Hukuk Dairesi'nin ... Karar ve 18.10.2016 tarihli kararında belirtildiği üzere ; Mülga 6762 Sayılı TTK'nun 1463.maddesine göre ; Bakanlar Kurulu'nca 18.06.2007 tarihinde karalaştırılmıp, 21.07.2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 2007/12362 Sayılı Bakanlar Kurul'u Kararında esnaf-tacir ayrımının nasıl yapılacağı belirlenmiş olup, 6103 Sayılı TTK'nun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10.maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 Sayılı TTK'nun 11.maddesinin 2.fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu Kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden Bakanlar Kurul'u Kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi sureti ile yapılması gerecektir. Mahkememizce yapılan yargılama sırasında İzmir Ticaret Sicil'e müzekkere yazılarak davacının ticaret sicil kaydı var ise gönderilmesi istenilmiş olup, dosyaya gelen 30.10.2019 havale tarihli cevabi yazıda ; davacının ticaret sicil kaydına rastlanmadığı bildirilmiştir. Yine mahkememizde yapılan yargılama sırasında davacının tacir olup olmadığının tespiti açısından Karşıyaka Vergi Dairesi'ne müzekkere yazılarak ilgili kayıtlar istenilmiş olup vergi dairesinden gelen 13.12.2019 tarihli cevabi yazıda davacının işletme hesabına göre defter tuttuğu bildirilmiş olup, 2012 yılı gayri safi hasılatının 8.631,86 TL, 2013 yılı gayri safi hasılatının 45.298,27 TL, 2014 yılı gayri safi hasılatının 39.266,98 TL ve 2015 yılı gayri safi hasılatının ise 16.897,89 TL olduğu bildirilmiş olup, gelen yazı cevabında ilgili yıllara ilişkin gayri safi hasılat tutarlarının incelenmesinden her bir yıl için davacı tutarlarının esnaf ve tacir ayrımında dikkate alınması gereken defter tutma hadlerinin altında kaldığı, bu nedenle aynı zamanda işletme defteri tuttuğu anlaşılan davacının tacir değil, esnaf olarak faaliyetini sürdürdüğünün kabulü gerekmiştir. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5.maddesini değiştiren ve 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6335 Sayılı yasanın 2.maddesi ile "Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usül hükümleri uygulanır " şeklindeki düzenleme ile , artık 01/07/2012 tarihinden sonra açılacak davalarda sözü edilen iki mahkeme arasındaki ilişki görev ilişkisi olup , görevin 6100 Sayılı HMK'nun 137,138 maddeleri gereğince dava şartları arasında sayılmış olması nedeniyle, mahkemenin görevli olup olmadığı yargılamanın her hal ve safhasında talep üzerine veya mahkemece re'sen incelenip gözetilmesi gerekmektedir. Bir davanın veya işin Asliye Ticaret Mahkemesinde görülebilmesi için ; her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan bir uyuşmazlık olması veya uyuşmazlığın 6102 Sayılı T.T.K.'da düzenlenen hususlardan doğan bir uyuşmazlık olması veya TTK'nun 4.maddesinde( b-c-d-e-f) sayılan dava veya işlerden bulunması, yahut özel bir yasal düzenleme ile davanın Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiğinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir. Bu açıklamalara göre; Dava konusu somut olayda davalı taraf tacir ise de, davacının ticaret sicilden ve vergi dairesinden gelen yazı cevapları gereğince tacir olmadığı, esnaf olduğunun kabulünün gerektiği, bu nedenle dava konusu uyuşmazlığın TTK.'nun 4.maddesinde sayılan uyuşmazlıklar arasında yer almadığı, davanın ticaret mahkemelerinde bakılacağına ilişkin açık bir yasal düzenlemenin de bulunmadığı, bu itibarla davanın; ticari bir dava olmaması nedeniyle davaya bakma görevinin mahkememize ait olmayıp, genel hükümlere göre çözülmesi gereken dava olması nedeniyle görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu düşünülmekle, mahkememizin iş davada görevli olmaması nedeniyle davanın usulden reddine, görevli mahkemenin İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verme gereği doğmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: İş bu davada mahkememiz görevli bulunmadığından davanın usulden REDDİNE, Görevli mahkemenin İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna, HMK 20.maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Harç ve yargılama giderlerlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda karar verildi. 11/02/2020 Katip ... E imza Hakim ... E imza

Atıf: İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2015/657, K. 2020/103, T. 11.02.2020, www.arakarar.com/karar/izmir-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2015-657-e-2020-103-k-1eb32f69175b