İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/61 E. 2025/80 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/61
- Karar No
- 2025/80
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/61 KARAR NO : 2025/80 DAVA : Alacak (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/11/2023 KARAR TARİHİ : 21/01/2025 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 21/01/2025 Davacı tarafından mahkememizde açılan davada yapılan yargılama sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından mahkememize sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkil ...'nun davalı ... ile yaptığı sözlü anlaşma doğrultusunda davalı "... Bulvarı No:52/E Dükkan 14 Esenyurt/İSTANBUL" adresinde bulunan deposunu "...." isim hakkıyla birlikte devretmesi gerekirken müvekkilin yaptığı 14.395 USD'lik tutara rağmen devri gerçekleştirmediğini, müvekkil ile davalı arasındaki sözleşme gereğince üstüne düşen hukuki yükümlüğü olan ödemenin ilk taksitini 09.03.2023 tarihinde 6.500 USD ve ikinci taksitini 05.04.2023 tarihinde 7.895 USD davalıya yaparak yükümlülüklerini yerine getirmiş bulunmasına rağmen davalı tarafından devir işlemi yapılmadığı gibi müvekkil davacının ödediği tutarı da iade etmediğini, bu süreçten sonra müvekkil davalıdan deponun kendisine devretmesini defalarca istemişse de davalı sürekli bir neden öne sürerek devirden kaçındığını, davalıya ihtarnamede kendisine verilen süre içerisinde depo bedelini tarafımıza iade etmediğinden, Büyükçekmece .... İcra Dairesi .... Esas sayılı dosyasında kendisine icra takibi başlatılmış ve davalı da kötü niyetli olarak takibe itiraz ettiğini belirterek icra takibine yapılan itirazın iptaline ve takibin faizi ile birlikte devamına karar verilemesini, haksız ve kötü niyetle icra takibine itiraz eden davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili tarafından mahkememize sunulan cevap dilekçesinde özetle; Davacı ve oğlu ... Mah. .... Bulvarı, No:52/E-14/Esenyurt/İSTANBUL adresinde bulunan müvekkilinin bayiliğini yaptığı ... isimli Bayiyi satın ve devir almak istediklerini müvekkile belirttiğini, müvekkil ile ... arasında yapılan anlaşma uyarınca Bayiliğin 600.000,00 TL karşılığında satılabileceği davacı ve oğluna söylenmiştir. Davacı, bayiyi oğlu adına almak istediğini belirtildiğini, bunun üzerine iş yerinin devrine ilişkin sözleşme imzalandığını, davacı ve oğlu ... ile ortaklı bir şekilde 2/3 hisse ..., 1/3 hissesi ... şekilde bayiyi satın almak istediğini belirtmiştir. Bunun üzerine 600.000 TL karşılığı ... bayinin satılması konusunda taraflar anlaştıklarını, davacı tarafından dava dilekçesi ekinde sunulan ... BAYİLİĞİ ödemesine ilişkin dekontların açıklama kısmında "... depo taksit ... tarafindan Ödemesi" şeklinde açıklamada bulunulması da davacının sözleşme kapsamında yapılan devir ve teslim üzerine ödeme yaptığını ispat ettiğini, satış sözleşmesinin sona erdiğini ve bu sebeple su bayisinin alımı için ödemiş olduğu paraları geri istemiş olup kötüniyetli bir şekilde müvekkil aleyhine icra takibi başlatıldığını belirterek davanın reddi ile takibinde haksız ve kötü niyetli olan davacı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizin .... esas, ... karar sayılı dosyada yargılama yapılmış olup, yapılan yargılama sonunda takip talebi ve ödeme emrinde talep edilen yabancı para alacağının TL karşılığının açıkça belirtilmemesi sebebiyle geçerli bir takibin olmadığı, bu durumun davanın her aşamasında resen gözetilebileceğinden davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin istinaf etmesi üzerine dosya İBAM .... Hukuk Dairesi tarafından incelenmiş olup, dairenin ... esas, ... karar sayılı ilamı ile bozularak mahkememizin ... esasına kaydedilmiştir. Dava; Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak davasıdır. Ticaret Sicil Müdürlüğü cevabi yazısına göre davacının gerçek kişi ticari sicil kaydının olmadığı, Akdeniz Vergi Dairesinin cevabi yazısına göre de davacının mükellefiyet kaydının bulunmadığı anlaşılmıştır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin ... esas, .... karar sayılı ilamında; "Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir. Türk Ticaret Kanununun 3. maddesinde, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." düzenlemesi getirilmiştir. TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. 19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar. Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir. Somut olayda, her ne kadar davacı tarafça cari hesap ve fatura alacağına dayalı olarak ilamsız takip başlatılmış olup, Başkent Vergi Dairesi Müdürlüğünün 27/11/2020 tarihli cevabi yazısından, davalının işletme hesabına göre defter tuttuğu bildirilmiş olup, mahkemelerce usulüne uygun şekilde oda ve sicil kaydı ilişkin yeterli araştırmanının yapılmadığı, vergi müdürlüğünce müzekkere ekinde gönderilen vergi beyannamelerine göre davalıların birinci sınıf tüccar olmasını gerektirecek tutarda alım ve satımının bulunmadığı tespit edilmiş olup, bu haliyle davalıların tacir olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı ve esnaf olarak kabulü gerektiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın da mutlak ticari dava niteliğinde bulunmadığı anlaşılmakla, takibinin cari hesap ekstresine dayalı ilamsız takip olmasına göre uyuşmazlığın, asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir." denmektedir. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; mevcut olayımızda mutlak ticari dava sayılan hallerin olmadığı, Vergi Müdürlüğü'nden gelen yazı cevabına istinaden davacının mükellefiyet kaydının bulunmadığı, ticaret sicil müdürlüğünün cevabi yazasına göre davacının gerçek kişi tacir kaydının olmadığının anlaşıldığı, davacının davasına konu alacağının tarafların ticari işletmesi ile ilgili olmadığı ve uyuşmazlığın da TTK'nın 4/2. maddesinin “a-f” bentlerindeki hususlara ilişkin olmadığı anlaşılmış olup, 6102 sayılı TTK’nın 6335 sayılı Kanunla değişik 5/3. maddesinde ise asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu düzenlemesine istinaden görevli mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu sonuç ve kanaatine varılarak, mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM-Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-HMK'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, görevsizlik nedeniyle davanın usulden REDDİNE, 2- Görevli mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine, HMK. 20 madde gereği süresi içerisinde kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten itibaren, kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ve taraflardan birinin kararı veren mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dava dosyasının görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, aksi halde mahkemece davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına, 3-Yargılama, harç ve giderleri konusunda HMK. 331/2 madde gereğince görevli mahkemece değerlendirme yapılmasına, 4-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra görevli mahkemeye aktarılmasına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/01/2025 Katip ... e imzalıdır Hakim ... e imzalıdır