İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/751 E. 2024/644 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/751
Karar No
2024/644
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/751 KARAR NO : 2024/644 DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 08/11/2023 KARAR TARİHİ : 03/10/2024 Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız -----AsliyeTicaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasında dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ / DAVA/TALEP ; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava dışı ----- maliki bulunduğu ----- plaka sayılı aracın, davacı sigorta şirketi tarafından 06.08.2020-2021 vadeleri arasında ----- numaralı trafik sigorta poliçesi ile sigortalandığını, davacı sigorta şirketine Trafik Sigorta Poliçesi ile sigortalı -----plakalı aracın 15.01.2021 tarihinde, davalı sigorta şirketine trafik sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan ------- plakalı araçla karıştığı kazada ---- yaralandığını ve malul kaldığını, dava konusu kazaya ilişkin olarak -----Asliye Ceza Mahkemesi nezdinde sayılı----- dosya üzerinden yapılan yargılama neticesinde verilen 22.06.2021 tarihli karar ile müvekkil sigorta şirketine Trafik Sigorta Poliçesi ile sigortalı ---- plakalı aracın oluşan kazada etken bir kusurunun bulunmadığını, davalı sigorta şirketine sigortalı ----- plakalı aracın ise asli kusurlu olduğuna karar verildiğini, kaza tespit tutanağına göre ise davacı şirket sigortalısı %25 oranında tali , davalı şirkete sigortalı bulunan ---- plakalı araç %75 oranında asli kusurlu olduğu tespit edildiğini, anılan kaza nedeniyle malul kalan mağdur ------ davacı şirkete başvurarak kalıcı olarak iş göremezlik iddiasında bulunduğunu, sunulan belgeler kapsamında yaptırılan aktüer incelemesine istinaden 9.080,00-TL sürekli iş göremezlik tazminatı mağdur vekili Av. ----- 09.11.2021 tarihinde tediye edildiğini, dava dışı ---- tarafından Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde 27.12.2021 başvuru tarihli ------başvuru sayılı dosyadan davacı şirket aleyhine açılan hakem davası ile, bakiye iş göremezlik tazminatı talebinde bulunulduğunu, yapılan ceza yargılamasında davacı şirket sigortalısı kusursuz, kaza tespit tutanağına göre ise sadece %25 oranında tali kusurlu olmasına rağmen müşterek müteselsil sorumluluk hükümleri gereğince %100 kusur oranı üzerinden 88.420,40-TL bakiye ödenebilir tazminat olduğu belirlendiğini, bahse konu Hakem Heyeti kararı mağdur vekili tarafından ---- İcra Müdürlüğünün ------sayılı dosyasından icra takibine konu edilmiş ve icra emri kapsamında davacı şirket tarafından anılan icra dosyasına 02.08.2022 tarihinde 114.646,00-TL ödeme yapıldığını, 15.01.2021 tarihli kaza nedeniyle davacı şirket sigortalısı %25 tali kusurlu olduğu halde, kazada malul kalan mağdura %100 kusur üzerinden yapılan hesaplama sonucunda toplam 114.646,00-TL tazminat ödemesi yapıldığını, davalı sigorta şirketi ----- plakalı aracın trafik sigortacısı olmakla, meydana gelen hasardan, sigortalı araç sürücüsünün kusuru nispetinde %75 ve poliçe azami teminat limitleri ile sınırlı olarak sorumlu olduğunu, davacı şirket tarafından ödenen 114.646,00-TL hasar tazminatının, davalının sigortalısının %75 lik kusuruna isabet eden 89.408,70-TL’lik kısmının tahsili için rücu başvurusunda bulunulduğunu, ancak davalıdan olumlu bir yanıt alınamadığından işbu tazminatın tahsili amacıyla icra takibi yapılması gerektiğini, yapılan icra takibine ve zorunlu arabuluculuk süreci esnasında yürütülen görüşmelere rağmen, talep edilen hasar bedelinin tahsili mümkün olmadığından, icra takibine karşı haksız ve mesnetsiz itirazının iptaline, takibin devamına ve Sigorta Tahkim Komisyonu kararı ile hüküm altına alınan tazminat ve alacağın likit ve muaccel olduğu sabit olmakla; bakiye ödemeyi reddeden davalının likit ve muaccel olan alacak tutarının %20 sinden az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, dava masrafları ve avukatlık ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP /TALEP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacı tarafından davalı şirket aleyhine Sigorta Tahkim Komisyonu aracılığıyla ------ dosyası ile tazminat talebinde bulunulduğunu, dosya davalı şirket tarafından temyiz edildiğini ve dosyanın temyiz aşamasında olduğunu, dosyanın temyiz aşaması sonuçlanmadığından .---- talebine ilişkin davalı şirketin sorumluluğu bulunmadığını, zira derdest bir dosyaya ilişkin ----- ödeme yapıldığında davalı şirketin dava dışı ----- tazminat ödeme yükümlülüğü devam edeceğinden ve işbu yükümlülüğe ilişkin icra dosyası bulunduğundan davacı tarafından başlatılan icra takibine haklı olarak itiraz edildiğini, dava konusu talep her ne kadar davacı şirket sorumluluğunda bulunmasa da aksi kanaat durumunda, talebe ilişkin öncelikle bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, davalı şirketin talebe ilişkin sorumluluğu bulunmadığından icra inkar tazminatına karar verilmesi hukuka aykırı olacağını, ancak davacı taraf davalı şirketten herhangi bir alacağı olmadığı halde kötü niyetle icra takibi başlatıldığını, bu nedenle davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep ettiklerini, izah edilen re’sen dikkate alınacak sebepler göz önüne alınarak ve fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak koşuluyla, huzurdaki haksız ve mesnetsiz davanın reddine, aksi halde işbu dilekçede izah edilen hususları dikkate alınmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini beyan ve talep etmiştir. ----- Sayılı Dosyası, -----Asliye Ceza Mahkemesinin ---- Esas ---- Karar sayılı dosyası, Sigorta Tahkim Komisyonunun---- sayılı dosyası, -----İcra Dairesinin ----- Esas sayılı dosyası, Yaralanmalı ve Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı, Trafik Tescil Kayıtları, Hasar Dosyası ve ZMMS Poliçeleri Dosyadaki Diğer Bilgi ve Belgeler. İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ, VAKIALAR, DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI: Dava , Davacının 2918 Sayılı KTK'nin 85/1-son, 90, 91/1, 86/1 , 88/1 maddeleri gereğince Karayolları Zorunlu Trafik Sigortası Poliçesi kapsamında gereğince yaralanmalı trafik kazası nedeniyle zarar gören üçüncü kişiye ödenen tazminatın; sigortalısının değişen kusur durum ve oranına bağlı olarak Karayolları Zorunlu Trafik Sigortası Poliçesi kapsamında davalı sigorta şirketinden tahsili için başlattığı ----. İcra Dairesinin ----- Esas sayılı dosyasına davalının yaptığı itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat istemine İlişkindir. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce taraf teşkili sağlanmış, dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak başta zorunlu arabuluculuk dava şartı olmak üzere 6100 sayılı HMK'nin 114 ve 115. maddeleri gereğince dava şartları , harç, sıfat ve hak düşürücü süre de değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiştir. Ön inceleme duruşmasında daha önce arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı değerlendirilerek bu kez sulh teşviki yapılmasına rağmen duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin beyanına göre tarafların sulh yoluyla uyuşmazlığı çözmek istemediklerinin anlaşılması üzerine davaya konu uyuşmazlık belirlenmek suretiyle tahkikata geçilerek tahkikat işlemleri yerine getirilmiş, mevcut ve toplanan deliller incelenip değerlendirilerek tahkikat bitirilmiş ve son duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin son sözleri dinlenip tutanağa yazılmak suretiyle aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere kısaca değinmekte yarar vardır.Davanın yasal dayanağı olan 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; "(Değişik fıkra: 17/07/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:17/07/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. 6102 sayılı TTK'nin 1401. maddesinde sigorta sözleşmesi düzenlenmiştir. 1409. maddede, sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, 1459. maddede, sigortacının sigortalının uğradığı zararı tazmin edeceği, 1461. maddede, sigortacının sorumluluğunun sigorta bedeli ile sınırlı olduğu hususlarına yer verilmiştir.Mal sigortaları türünden olan kasko sigortasının teminat kapsamını belirleyen KSGŞ A/1 maddesine göre de ; gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketli bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile 3. kişilerin kötüniyet ve muziplikle yaptıkları hareketler ve fiil ehliyetine sahip olmayan kişilerin yol açacağı zararlar, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bütünü sigortanın teminatı kapsamındadır.Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir. Bilindiği üzere Haksız fiil ise öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur” aynı Yasa'nın 85/1. Maddesinde“bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiştir. 86/1. Maddesi “işletenin, mücbir sebepten veya zarar görenin ya da üçüncü kişinin ağır kusurundan, zararlı sonucun ileri geldiğini ispat etmesi şartıyla sorumluluktan kurtulacağı" hükümlerini içerdiği, aynı yasanın 88. maddesinde ise “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” düzenlemesi ile motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, ayrıca birden fazla kişinin zararı tazminat ile yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir. Yine TBK'nin 61. maddesinde “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” demekle birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple ya da çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Buna göre, araç işletenin sorumluluğunun dayanağı 2918 sayılı KTK'nin 85. maddesi ve sürücünün sorumluluğu ise TBK'nin 49. maddesidir ve aralarındaki ilişki, aynı zarardan çeşitli nedenlerden dolayı sorumlu olma halidir. Zarar gören, zarar miktarının tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların tamamından, dilerse yalnız birinden isteyebilecektir. 6098 sayılı TBK'nin 61 ve 62. maddelerinde düzenlenen müteselsil sorumluluk esaslarına göre ise; birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır. Müteselsil sorumlulukta, kural olarak borçlulardan her biri 6098 sayılı TBK'nin 162 ve 163. maddelerine göre, borcun tamamından sorumludur. 6098 sayılı TBK'nin 167 maddesi uyarınca, sorumluların iç ilişkide kusur oranına göre, birbirlerine rücu hakları da mevcuttur. 6098 sayılı TBK'nin 168 maddesi uyarınca ise diğerlerine rücu hakkına sahip olan borçlulardan her biri ,tediye ettiği miktar kadar alacaklının haklarına halef olmaktadır. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ise, motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin, zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir sorumluluk sigortası türüdür. Bu sebepledir ki, sigorta şirketinin sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunması halinde sözkonusu olup poliçe limitiyle sınırlıdır. Zira, kanunun emredici hükmü gereği yaptırılan zorunlu trafik sigortalarında sigortacı, işletene düşen hukuki sorumluluğu teminat altına aldığına göre, ancak işletenin sorumlu olduğu oranda zarardan sorumlu olacaktır. İşletene hukuken yükletilemeyen zarardan, onun sorumluluğunu teminat altına alan sigortacının sorumlu tutulması da mümkün değildir. Zira sigorta şirketinin sorumluluğu 2918 Sayılı KTK'nin 86/1 maddesi gereğince işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru oranında poliçe limitiyle sınırlıdır. Kaza tarihinde yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir.Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında,bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir (-----.). 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi,kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim,durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir. Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin taktirine bırakmıştır.Yukarıda yapılan açıklamalar, toplanan deliller ve yapılan yargılamaya göre somut olaya gelince ; davacı sigorta şirketi tarafından---- İcra Dairesi'nin ----- Esas sayılı dosyasından davalı-borçlu sigorta şirketi hakkında yaralanmalı trafik kazası nedeniyle zarar gören üçüncü kişiye ödenen tazminatın; sigortalısının değişen kusur durum ve oranına bağlı olarak Karayolları Zorunlu Trafik Sigortası Poliçesi kapsamında davalı sigorta şirketinden tahsili için icra takibi başlatıldığı ,icra takibe yapılan itiraz üzerine icra takibinin durdurulduğu ve bir senelik yasal hak düşürücü süre içinde işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Bilindiği üzere itirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Öncelikle dosyadaki belgelere göre davacı sigorta şirketi tarafından ZMMS sigortalısı ---- plakalı motosiklet ile davalıya ZMMS sigortalı ---- plakalı kamyonetin ---- ili ----- ilçesinde karıştığı 15/01/2021 tarihli trafik kazası sonucunda davacıya sigortalı motosiklette yolcu olarak bulunan dava dışı----- hukuki süreçler sonucunda maddi tazminat ödediği sabittir. Taraflar arasında tazminat miktarı yönünden esasen bir itilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki itilaf kazadaki kusur dağılımı ve oranlarına ilişkin olduğu açıktır. Mahkememizce incelenen kaza tespit tutanağı ve tahkim kararı ile özellikle olaya ilişkin ----Asliye Ceza Mahkemesinin ---- Esas ----- Karar sayılı dosya ve kesinleşen ilamına göre kazada kusurun kamera kayıtlarına göre bilirkişi raporuyla tespit edildiği ve buna göre davacıya sigortalı motosiklet sürücüsüne herhangi bir kusur atfedilmediği açkça tespit edilmiştir. Mahkememizce de dosyadaki tüm bilgi ve belgeler ve özellikle kaza tespit tutanağı ve mahkeme ilamı birlikte değerlendirildiğinde har halde ve şartta davalıya sigortalı araç sürücüsünün kazada % 75 oranında kusurlu olacağı, işbu davada da zaten % 75 oranı üzerinden mahkememizce denetlendiği üzere doğru olarak hesap yapılmak suretiyle zarar gören üçüncü kişiyle ödenen tazminat rücu edildiğine göre uyuşmazlığın bu şekilde kesin olarak aydınlandığı ve davacının davasını ispat ettiği sonuç ve kanaati hasıl olmuştur. Bir başka anlatımla davalı sigorta şirketi, taleple bağlılık ilkesi nezdinde mahkememizce kabul ve takdir edilen kusur oranı muhevecesinde sigortalısının % 75 kusur durum ve oranına isabet eden zararı yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve sorumluluk ilkeleri gereğince gidermekle yükümlü tutulmuştur. Binaenaleyh, davacının davasının kabulü ile; 2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun 2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçluların ----İcra Dairesinin ----- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali iptali ile icra takibinin asıl alacağa ( 89.408,70 TL) takip tarihinden itibaren yıllık %15,75 ve değişen oranlarda ticari temerrüt faizi uygulanmak suretiyle 95.041,45 TL üzerinden aynen devamına, ( davalı sigorta şirketinin ölüm ve sakatlanma halinde kişi başına 410.000,00 TL poliçe teminat limitiyle sınırlı/sorumlu olması nedeniyle ve kaydıyla) karar verilmiştir. (AY.9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1, 6 ,KTK. 3, 85, 86, 88, 91, 109/1, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesi, TBK, 49, 50/1,51/1, 74/1 117/1,2 TTK,16/1, 1401 vd,1409,1459,1461,1463 1483 vd, HMK, 25, 30,31, 187/1, 190, 198, )2004 Sayılı İİK'nin 67/2 maddesine göre davacının icra inkar tazminatı talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise; Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nın 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Somut olayda davaya konu olayın taraflarının kazaya karışan motorlu araçların sigorta şirketleri olması, uyuşmazlığın temelinin dava dışı sigortalı araç sürücülerinin eyleminden yani haksız fiil niteliğindeki trafik kazasından kaynaklanması ve buna göre uyuşmazlığa konu alacağın varlığı ve miktarının yargılamayı gerektirmesi karşısında alacağın ve varlığı ve miktarının yargılama ve özellikle kusur dağılımına ilişkin yapılan hukuki muhakeme sonucunda belirlenmesi nedeniyle alacağın davalı şirket yönünden likit/muayyen olmadığı sonuç ve kanaatiyle koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. 6100 Sayılı HMK'nın 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince tamamen aleyhinde hüküm verilen davalı taraf sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davanın esastan kabulü ile ; 2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçluların ----İcra Dairesinin ----- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali iptali ile icra takibinin asıl alacağa ( 89.408,70 TL) takip tarihinden itibaren yıllık %15,75 ve değişen oranlarda ticari temerrüt faizi uygulanmak suretiyle 95.041,45 TL üzerinden aynen devamına, ( davalı sigorta şirketinin ölüm ve sakatlanma halinde kişi başına 410.000,00 TL poliçe teminat limitiyle sınırlı/sorumlu olması nedeniyle ve kaydıyla) 2-)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince icra inkar tazminatı talebinin reddine, 3-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 6.492,28 TL karar ve ilam harcından; peşin alınan 1.147,87 TL harcın ve icra dosyasına yatırılan 475,21 TL harcın mahsubuyla bakiye 4.869,20 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 5-)Davacı tarafından yapılan 269,85 TL başvurma harcı, 1.147,87 TL peşin harç, 38,40 TL vekalet harcı, 144,25 TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.600,37 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen 30.000,00 TL nispi/maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-)6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ----- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Atıf: İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/751, K. 2024/644, T. 03.10.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-13-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-751-e-2024-644-k-73cebdf350df