İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/473 E. 2025/821 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/473
Karar No
2025/821
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/473 KARAR NO : 2025/821 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/06/2025 KARAR TARİHİ : 02/10/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; " DAVALI ŞİRKETİN BORCUNUN VARLIĞI SABİT OLMAKLA DAVALI HAKSIZ OLARAK BORCA İTİRAZ ETMİŞ OLDUĞUNDAN BORCA İLİŞKİN İTİRAZ HÜKÜMDEN DÜŞÜRÜLMELİDİR. İşbu dava Müvekkil ile Davalı Şirket arasında 17/01/2025 tarihinde kararlaştırılmış olan sözlü anlaşma uyarınca Müvekkil tarafından Davalı Şirkete kesilen bir(1) adet faturanın ödenmemesi hususuna ilişkindir. Taraflar arasında gerçekleşen anlaşmanın konusu şu şekildedir. Taraflar arasında gerçekleşen anlaşmanın konusu, davalı şirketin işyerinde yapılması gereken acil müdahale kapsamında, elektrik altyapısına ilişkin olarak teknik hizmet sunumudur. Şöyle ki; akşam saatlerinde işyeri aranarak teklif talep edilmiş, tarafımızca teklif sunulmuş, teklif derhal kabul edilmiş ve ertesi gün işin yapılacağı yere gidilerek iş teslim alınmıştır. Müvekkilimiz, kendi uzmanlık alanına giren işi tamamladıktan sonra, ismini ----- olarak beyan eden hanımefendinin sözlü olarak ilave bir elektrik işine yönelik teklif istemesi üzerine tekrar fiyat belirtmiş, kendisinin birini telefonla arayarak onay almasının ardından iş yapılmıştır. Müvekkilimiz tarafından iş, eksiksiz ve istenilen şekilde tamamlanarak ----- Hanım ve yanında bulunan bir beyefendiye teslim edilmiş, işin çok beğenildiği ve memnuniyetle teslim alındığı açıkça belirtilmiştir. Ertesi gün tarafımız yeniden başka bir arıza nedeniyle çağrılmış, yapılan keşif sonrası yeni teklif sunulmuş ancak firma yetkilisi ------ Bey fiyatı yüksek bularak kabul etmemiştir. Bu aşamada daha önce yapılan işin ödemesi gündeme geldiğinde, ----- Bey ödeme konusunda pazarlık yapmak istemiş, bunun mümkün olmadığının belirtilmesi üzerine sinirlenerek işin yapıldığı yere gitmiş ve orada müvekkile karşı sert bir şekilde, işin istediği gibi olmadığını, sökülmesi gerektiğini ifade etmiştir. Müvekkil ise işin ----- Hanım’ın talimatıyla bu şekilde yapıldığını belirtmiş, ancak ----- Bey bu açıklamayı kabul etmeyip ‘Ya şimdi değiştirirsiniz ya da malzemeleri alıp gidersiniz, size ödeme yapmayacağım’ şeklinde beyanlarda bulunmuştur. Bu açık ve keyfi ret davranışı, işin kusurlu olmasından değil; ödeme yükümlülüğünden kaçınma kastıyla sergilenen kötü niyetli bir yaklaşımdır. İş teslim alınmış ve memnuniyet belirtilmiş olmasına rağmen, yalnızca ödeme aşamasında böyle bir tutum sergilenmesi dürüstlük kuralına aykırıdır. Her ne kadar taraflar arasında yazılı bir sözleşme düzenlenmemişse de; Türk Borçlar Kanunu’nun 1. maddesi uyarınca sözlü olarak kurulan hizmet sözleşmeleri de geçerlidir. Müvekkilin teklif sunması, teklifin kabul edilerek işin derhal yaptırılması ve teslim alınması olguları tarafların irade uyuşmasını ve hukuken geçerli bir sözleşmenin varlığını açıkça ortaya koymaktadır. Bu anlaşma uyarınca hazırlanan fatura dilekçemiz ekinde Sayın Mahkemenize sunulmaktadır. (EK 1: Taraflar arasındaki anlaşmaya yönelik ----- görüşmelerinin görüntüleri) (EK 2: Fatura) Taraflar arasında gerçekleşen görüşmelerin tüm süreci yazılı delil başlangıcı niteliğinde olan ------ mesajlarıyla sabittir. Bu belgeler, HMK m.199 kapsamında kesin delil olarak kabul edilmelidir. Faturada da açıkça görüleceği üzere 18/01/2025 tarihinde bir adet fatura düzenlenmiş olup; işbu faturanın hazırlanmış olduğu ve anlaşmanın müvekkilin sorumluluğunda bulunan işlem gerçekleştirilmiş ancak davalı yan tarafından iş karşılığı anlaşılan bedel ödenmemiştir. Tarafların aralarında anlaştığı üzere verilen hizmetin karşılığı olarak Müvekkilimize ödenecek olan bu faturanın tutarının 11.346,00-TL olduğu sabit olmakla birlikte fazlaya ilişkin tüm haklarımız saklıdır. Bu faturanın içeriğini oluşturan hizmeti, yapılmış işi gösteren ayrıntılı açıklamalar işbu dilekçemiz ekinde sunulmaktadır. (EK 3: Fatura Dökümleri) Fatura Davalı Şirket’e gönderildikten sonra Davalı Şirket yetkilileri ile yapılan görüşmelerde çok kere Müvekkilimiz'e ödeme yapılacağı söylenmişse de hiçbir ödeme yapılmamıştır. İşbu Davalı Şirket tarafından çok kere ödeme ertelenmiş olup; bir süre sonra müvekkil görüşebileceği bir muhatap dahi bulamamış; müvekkilin telefonları davalı yanca açılmamış ve kendisiyle görüşülmemiştir. Bunun üzerine davalı ile iletişim kuramayan müvekkil tarafından dava şartı olarak 19/03/2025 tarihinde arabulucuya başvurulmuş; --- Arabuluculuk Bürosunun----- sayılı dosyası ikame edilmiştir. İşbu süreçte de yine dilekçe ekinde sunmuş olduğumuz 09/04/2025 tarihli arabuluculuk son tutanağında da sabit olarak, davalı yan ve vekiline hiçbir suretle ulaşılamamış; toplantıya davalı yanca katılım sağlanmasının akabinde işbu tutanaklar süresi içerisinde imzalanmamış ve iletişim kurulması yine imkansız hale gelmiştir. Bunun üzerine işbu arabuluculuk son tutanağı "(Karşı taraf vekili ilk toplantıya katılmasına rağmen; 10 günü aşkın süredir tutanakları imzalaması gerektiği hususu e-posta, telefon yoluyla bildirilmesine karşın ilk ve son oturum tutanağını imzalamaması nedeniyle; tutanaklar başvurucu vekili ve arabulucu tarafından imzalanmış olup, işbu husus HUAK m.17/2 gereğince şerh düşülmüştür.)" şeklinde şerh düşülerek 21/04/2025 tarihinde kapatılmıştır. Bunun üzerine Davalı Şirket ödeme yapmamış ve arabuluculuk süreci de anlaşamama olarak tamamlanmıştır. DAVALI ŞİRKETİN UZLAŞMADAN UZAK TUTUMU İCRA TAKİBİNE YAPILAN İTİRAZIN İPTALİ İÇİN MAHKEMENİZE BAŞVURMA ZORUNLULUĞUMUZU DOĞURMUŞTUR. Davalı Şirket müvekkil tarafından defaatle ödeme yapılmasının istenmesine ve iletişim kurulmaya çalışılmasına rağmen ödeme yapmamıştır. Bunun üzerine 29/01/2025 tarihinde ---- İcra Dairesinin ------. sayılı dosyasından 11.346,00-TL alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlatılmıştır. Davalı Şirket tarafından 31/01/2025 tarihli dilekçe ile borca itiraz edilmiş olup haklı takibimiz durdurulmuştur. Davalı Şirkete karşı başlatılan takip için itiraz yoluna gidilmesi üzerine tarafımızca borcun ödenmeyeceği ve Davalı şirketin kötü niyetli olduğundan emin olunması ile işbu itirazın iptali davasının açılması zarureti hâsıl olmuştur. DAVALI ŞİRKET ALEYHİNE İCRA İNKAR TAZMİNATINA HÜKMEDİLMELİDİR. Davalı/borçlu şirket, yapmış olduğu bu itirazı ile alacağın elde edilmesini imkânsızlaştırmak, zorlaştırmak, icra takibini sekteye uğratmak amacındadır. Kaldı ki; esasen arabuluculuk sürecinde tutanakları imzalamayarak da süreci geciktirmek ve alacağın tahsilini zorlaştırmak amacı bulunduğu aşikardır. Davalı/borçlu Şirketin ilgili faturalarda belirtilen borcu faiziyle birlikte ödemesi gerekmektedir. İtiraz, takibi uzatmaya yönelik olup kötü niyetlidir. Bu nedenle Sayın Mahkemenizde itirazın iptalini, takibe devam edilmesini ve davalının %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesini talep etme zorunluluğu doğmuştur. Yukarıda izah etmeye çalıştığımız nedenlerle, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkımız saklı kalmak üzere;-- İcra Dairesinin ------ esas sayılı dosyası ile geçilen icra takibine davalı yanca haksız olarak yapılan İTİRAZIN İPTALİ İLE TAKİBİN DEVAMINA, Davalının %20’den az olmamak üzere İCRA İNKÂR TAZMİNATINA mahkûm edilmesine, Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı yana YÜKLETİLMESİNE, Karar verilmesini " şeklinde talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; "Davacı taraf, müvekkil şirket aleyhine-----İcra Müdürlüğü ------ Esas sayılı dosya ile icra takibi başlatmış ve akabinde tarafımızca yapılan itirazlar sonrası işbu davayı açmıştır. Müvekkilim aleyhine başlatılan icra takibini kabul etmediğimiz gibi haksız ve mesnetsiz açılan iş bu davayı da kabul etmek mümkün değildir. Şöyle ki; Müvekkilimin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmamasına rağmen müvekkilim aleyhine icra takibi yapılmıştır. Müvekkilimin aleyhine başlatılan icra takibi haksız ve kötü niyetli bir takip olup, müvekkilimin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmamaktadır. Davacı ------ müvekkil şirkete ait elektrik arıza giderme işi karşılığında anlaşmıştır. İlerleyen süreçte davacı söz konusu işi müvekkil şirketin istediği ölçüde ve doğrultuda yapmayarak ayıplı bir ifa söz konusu olmuştur. Ancak davacı yine de yapılan iş doğruymuş gibi tarafımız aleyhine fatura kesmiş ve icra takibi başlatmıştır. Davacı taraf dilekçesinde her ne kadar dava konusu işi yapmış olduğunu belirtmişse de müvekkil şirketin istediği ölçüde ve doğrultuda yapıp teslim etme durumu söz olmamıştır. Bu durumların mahkemenizce tespiti yapılmasını talep etmekteyiz. Bunun yanında bu eksik ifa ile ilgili olarak davacı tarafa karşı takas defi iddiamızı da bildirmekteyiz. Davacı tarafça da işin yapıldığını gösteren hiçbir belge ve kayıt dosyaya sunulamamıştır. Müvekkilim şirkettin davacı tarafa borcu olmadığı gibi borcu varmış gibi gösterilerek başlatılan ------ İcra Müdürlüğü'nde açılan icra takibinin faiz hesabı da başlı başına yanlıştır. Müvekkilimin alacaklı gözüken davacı tarafa karşı herhangi bir borcu bulunmamasına rağmen aleyhine icra takibi yapılmışsa da hem borç yönünden hem de faiz yönünden bu takibi kabul etmemiz mümkün değildir. Sonuç olarak davacı tarafa karşı müvekkilin herhangi bir borcu ve sorumluluğu yoktur. Bu nedenle söz konusu itirazın iptali davasının reddini talep etmekteyiz. Ayrıca haksız ve kötü niyetli olarak takibe girişen davacının, alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep etmekteyiz. Yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan ve Sayın Mahkemenizin resen tespit edeceği nedenler dolayısıyla, öncelikle müvekkilin herhangi bir borcu bulunmadığından ötürü DAVANIN REDDİNE ve TAKİBİN İPTALİNE, Takibinde haksız ve kötü niyetli olan davacı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, Vekalet ücretinin ve yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini," şeklinde talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava hukuki niteliği itibariyle faturadan kaynaklı alacağın tahsiline ilişkin itirazın iptali davasıdır. HMK.'nun 115/1.maddesi uyarınca dava şartlarının bulunup bulunmadığı davanın her aşamasında resen araştırılır. HMK.nun 114/c maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması dava şartı olarak düzenlenmiştir. 26.06.2012 tarihli 6335 sayılı Yasanın 2.maddesiyle değiştirilen TTK.5. maddesinin 3.fıkrası uyarınca, ticaret mahkemesi ile diğer mahkemeler arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. Ticari davalar TTK.4.maddesinde sayılmıştır. Buna göre her iki tarafın tacir olması halinde davanın konusuna bakılmaksızın dava nispi ticari dava olarak mahkememizin görevi alanında olacaktır. Uyuşmazlığın Türk Ticaret Kanununda düzenlenen bir hususa ilişkin olması veya davanın ticaret mahkemesinde görüleceğine dair açık bir yasal düzenlemenin bulunması halinde mutlak ticari dava söz konusu olup mahkememizin görev alanı içinde kalacaktır. Benzer konuya ilişkin ------ Bölge Adliye Mahkemesi------Hukuk Dairesi'nin ----- esas ve ------ karar sayılı ilamında; "Davacı vekili, müvekkilinin tacir olduğunu ileri sürmektedir. TTK'nın 11. maddesinde ticari işletme, 12. maddesinde tacir ve 15. maddesinde esnaf tanımları yapılmış olup, davacının bu tanımlar kapsamında tacir olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir. Türk Ticaret Kanununun 3. maddesinde, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." düzenlemesi getirilmiştir. TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. 19.02.1986 tarih ve ---- sayılı ------ Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar. Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir." şeklindeki gerekçelerinin ışığı altında davacı ------- Esnaf ve Sanatkarlar Odası Birliğinin yazısına göre davacının esnaf ve sanatkarlar siciline kayıtlı olduğu anlaşılmakla bu haliyle davacının tacir kabul edilemeyeceği değerlendirmeleri ile uyuşmazlığın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Davanın faturaya dayalı olarak açılan alacak istemine ilişkin olduğu, davanın TTK 4. Maddesinde düzenlen mutlak ticari davalardan olmadığı, davacının tacir olmadığı, bu tür davalara bakmakla görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşıldığından mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA, 3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli -----Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere ------ Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA, 5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA, Dair, Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ------ Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf yolu açık olmak davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.

Atıf: İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/473, K. 2025/821, T. 02.10.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-10-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-473-e-2025-821-k-2c7600a5f116