İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/591 E. 2024/852 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/591
Karar No
2024/852
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2024/591 Esas KARAR NO :2024/852 DAVA:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:15/09/2022 KARAR TARİHİ:31/12/2024 Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalıya ait ... plakalı kamyon, müvekkili sigorta şirketi tarafından 19/06/2021 başlangıç tarihli ... numaralı ... Sigorta Trafik Sigorta Poliçesi ile sigorta teminatı altına alındığını, sigortalı ... plakalı aracın 23/08/2021 tarihinde, olay yerinden firar ettiği için kimliği bilinmeyen bir sürücü sevk ve idaresinde iken, karıştığı kazada ..., ... plakalı araç ve dava dışı yaya ...'e çarptığını, dosyada mevcut 23/08/2021 tarihli yaralanmalı trafik kazası tespit tutanağına göre, davalı firari sürücü sevk ve idaresindeki ... plakalı sigortalı araçla Bayrampaşa ilçesi ... Sokkata ... istikametine seyin halindeyken aracın ön kısımlarıyla önce yaya ...'e çartığını, duramayarak trafik yoğunluğunda aynı sokakta aynı istikamette seyreden sürücü ... vsevk ve idaresindeki ... plakalı aracın arka kısımlarına çarptığını, yine çarpmanın etkisiyle ... plakalı araç ön kısımlarıyla önünde bulunan ve plakası tespit edilemyeen kaza sonucu kaza yerinden ayrılan aracın kısımlarına çarpması neticesinde ölümlü ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, dava dışı zarar ...'in ölümü ile sonuçlanan kazada .../3 dosya numarası ile kayıtlı destekten yoksun kalma tazminatı ropuru düzenlendiği ve sigortalı kusuruna göre bu tazminat toplam 402.284,08 TL olarak hesaplandığını, müvekkili şirketin 23/11/2021 tarihinde toplam 402.284,08 TL olarak hesaplandığını, müvekkili şirketin toplam 402.284,08 TL yi destekten yoksun kalanların vekili ...'nun hesabına ödediğini, dava dışı zarar gören ... plakalı aracın sigorta şirketi ... Sigorta A.Ş tarafından yaptırılan ekspertiz incelemesi neticesinde 33.538,83 TL hasar tespit edildiğini, hasar bedeli olan 33.538,83 TL müvekkili şirketçe zarar görenin şirketi ... Sigorta A.Ş'ye ödediğini, davalının kaza sırasında kusurlu olduğu, somut olayda müvekkili şirketin davalıya rücu etme şartlarının oluştuğu, alacağın tahsili için ....İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasından icra takibi yaptıklarını, takibin davalının itirazı ile durduğunu, bu davanın konusu olmamakla birlikte, aynı kazadan dolayı zarar gören ... nolu aracın hasarına karşılık müvekkili tarafından yapılan 2.684,75 TL'lik ödeme yapıldığını, yapılan ödemenin .... İcra Müdürlüğünün ... esas nolu dosyası ile davalıdan talep edildiğini, davalının bu dosyaya ödeme yaptığını, dava konusu takibe yurakadı izih edildiği üzere davalı borçlu tüm itirazlarında haksız olduğunu, davanın kabulü ile itirazın iptaline, %20 kötiniyet tazminatına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava ettikleri anlaşıldı. Davalı tarafın cevap dilekçesi sunmadığı görüldü. Mahkememizin 23/01/2024 tarihli ... sayılı ilamı ile; ''Davacının davasının kısmen kabulü ile; davalının ....İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasında yaptığı itirazın 423.004,05 TL asıl alacak, 13.734,80 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 436.738,85 TL üzerinden iptaline asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine,'' karar verilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi'nin 20/09/2024 tarihli 2024/843 Esas ve 2024/1522 Karar sayılı ilamı ile' '' Somut olayda, davacı ... Sigorta A.Ş.'ye ZMSS sigortası bulunan davalı gerçek kişiye ait ruhsat kaydına göre huhusi olan ... plakalı kamyonun karıştığı kaza sebebi ile dava dışı 3. Kişiye ve kasko sigorta şirketine ödenen tazminatın teminat dışı bulunduğunu iddia edilerek davalı sigortalıdan rücuen tahsiline karar verilmesi talep edilmektedir. İlk Derece Mahkemesince esastan davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalının tacir yada esnaf kaydı olup olmadığının araştırılması ve varsa kayıtların getirtilmesi ayrıca davalının işletmesinin bağlı olduğu Vergi Müdürlüğüne müzekkere yazılarak davalının işletmesi bakımından basit usulde vergilendirilenlerden veya işletme hesabı esasına göre deftere tabi tutanlardan veya ticari bilanço esasına defter tutanlardan veyahut vergiden muaf kişilerden olup olmadığı sorularak gelen yazı cevaplarına göre davalının tacir olur olmadığı değerlendirilerek eğer davalı tacir ise davacının da tüzel kişi tacir olması nedeniyle mahkemenin görevli olup olmadığı tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme karar verilmesi doğru olmamıştır. '' gerekçesiyle mahkememiz ilamının kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre dava; zorunlu mali mesuliyet sigortası kapsamında yapılan ödemenin davalı sigortalıdan tahsili amacıyla başlatılan takibe yapılan itirazın iptalinin istemidir. 26/06/2012 tarihli, 6335 sayılı yasa ile değiştirilen TTK 4. maddesinde, Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiği belirtilmiştir. TTK 4. maddesinde; "Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, bu kanunda; Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun mal varlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır" denilmektedir. Anılan maddede, tek tek belirtilen davaların, mutlak ticari dava niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.Ayrıca, mutlak ticari davadan başka, nispi ticari davaların da tanımı yapılmış ve bir davanın nispi ticari dava olarak kabul edilebilmesi için her iki tarafın tacir olması ve aynı zamanda uyuşmazlığın da her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bulunması gerektiği ifade edilmiştir. TTK'nın 3. maddesinde, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir.”, düzenlemesine yer verilmiştir. TTK'nın 11/1 ve 2. maddesinde, "Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.(2) Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir.", düzenlemesine yer verilmiştir. TTK'nın 12/1.maddesinde "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir.", 2 ve 3.fıkrasında ise, "Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur." düzenlemesine yer verilmiştir. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3'üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkar, ister gezici ister sabit bir mekanda bulunsun, Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkar meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Vergi Usûl Kanununun 176. maddesinde, birinci sınıf tüccarların bilanço esasına göre defter tutacakları ve 178. maddesine göre de, birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanların ikinci sınıf tacir sayılacağı ve ikinci sınıf tacirlerin ticari işletme hesabına göre defter tutacakları düzenlemiştir. 28.11.2013 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan ve 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı “Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun”un (TKHK) 2. maddesinde Kanunun kapsamı “bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanunun “tanımlar” başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasının (l) bendinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.” biçiminde tanımlanmıştır. 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 73.maddesinde de Tüketici Mahkemeleri düzenlenmiş ve '' Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir'' denilmiştir. TTK hükümlerine göre, nisbi ticari davanın varlığından söz edilebilmesi için her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bulunması gerekir.Bu iki koşuldan birinin olmaması halinde ortada bir ticari davanın varlığından bahsedilemez. Başka bir deyişle yasada ifade edilen iki koşulun aynı anda gerçekleşmesi zorunludur.Taraflardan birinin tacir olması durumunda ticari işten bahsedilebilirse de, ticari davanın mevcut olduğundan söz edilemez. ... Vergi Dairesinin 05.12.2024 tarihli müzekkere cevabında, davalının faaliyet alanının şehir içi servis taşımacılığı olduğunun, 30/06/2022 tarihinde işi bıraktığının, ödevlinin 2021 takvim yılına ilişkin olarak elektronik ortamda en son vermiş olduğu Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi ekinde 2. Sınıf Tacirlere ilişkin (işletme hesabı) esasına göre verdiği ve en son vermiş olduğu 04-06/2022 dönemi Gelir Geçici Vergi Beyannamesinin 2. Sınıf Tacirlere ilişkin (işletme hesabı) ibraz edildiği ayrıca ödevlinin gerçek usulde vergilendirilip 2. sınıf tacir olarak isletme esasına göre defter tuttuğu bildirilmiş ve ekinde beyannameleri gönderilmiştir. İstanbul Esnaf sanatkarlar Odaları Birliğinin 14.10.2024 tarihli müzekkere cevabına göre davalının 13.07.20212 tarihinden itibaren ...'na kayıt olduğu ve bu kaydının halen devam ettiği bildirilmiştir. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün 09.10.2024 tarihli müzekkere cevabında davalının ticaret sicil kaydının olmadığı bildirilmiştir. Dosya kapsamına göre, işletme esasına göre defter tutan davalının ticaret sicil kaydı bulunmadığı gibi TTK anlamında ticari işletme mahiyetinde olduğuna dair dosya kapsamında bir bilgi ve belge bulunmadığı, VUK 177 maddesi gereğince belirlen limitlerin 2021 yılı itibari ile alış tutarı 300.000 TL, satış tutarı 420.000,00 TL, Yıllık gayrisafi iş hasılatı 150.000,00 TL, İş hasılatının beş katı ile yıllık satış tutarının toplamı 300.000,00 TL olduğu, ... Vergi Dairesinin 05.12.2024 tarihli yazısı ekinde gönderilen beyannamelere göre limitlerin aşılmadığının anlaşıldığı, TTK 4. ve 5. Maddesi ve 6502 sayılı yasanın ilgili maddeleri gereğince davaya bakma görevi Mahkememize ait olmayıp davacı tarafça açılan davanın İstanbul Tüketici Mahkemesi'nde görülmesi gerektiğinden, mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Uyuşmazlığın niteliğine göre dava tarihi nazara alınarak davanın Tüketici Mahkemesinde açılması gerektiği Mahkememizin GÖREVSİZ olduğu anlaşılmakla HMK 114/1 c ve 115/2 maddesi gereğince DAVA ŞARTI YOKLUĞU NEDENİYLE DAVANIN USULDEN REDDİNE, 2- Karar kesinleştiğinde ve kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL NÖBETÇİ TÜKETİCİ MAHKEMESİNE gönderilmesine, 3-Kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği taktirde RESEN, HMK'nun 20.maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine, 4-HMK' nun 331/2 maddesi gereğince görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceği, gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkemenin dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceği ön görüldüğünden yargılama giderleri konusunda bu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına, 5- Dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi halinde gider avansının ilgili mahkeme veznesine aktarılmasına Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek veya başka mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderilecek bir dilekçe ile İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.31/12/2024 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır ¸Bu evrak 5070 sayılı Yasa gereğince elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/591, K. 2024/852, T. 31.12.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-9-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-591-e-2024-852-k-919624cff94c